"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

'İzin verdik ama keşke sadece dans etselerdi'

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kadın cinayetleri ve dansçı kadınların gözaltına alınması konularındaki yazıma bir mektupla cevap verdi.

Ayrıca mektupta çok önemli istatistik bilgileri de aktardı.

Bu mektubu aktarıyorum:

88 BİN KİŞİ HAKKINDA KORUYUCU TEDBİR ALDIK

Bugünkü yazınızı okudum. Üzülerek ifade ediyorum ki hepimizin hassas meselesi olan yazınızın konusu yanlış bilgiler içermektedir.

2019 yılı 10 Aralık itibariyle

Kadına yönelik şiddet olayı sayısı 173.995’dir.

Kadın cinayeti ise 318 olmuştur.

88 bin 46 kişi hakkında koruyucu tedbir kararı verilmiştir.

İzin verdik ama keşke sadece dans etselerdi

SON 6 YILDAN BERİ OLAY SAYISI İLK DEFA DÜŞTÜ

Olay sayıları yıllar itibariyle şöyle gelişmiştir:

2014: 146 bin 756

2015: 149 bin 213

2016: 162 bin 110

2017: 180 bin 307

2018: 219 bin 801

2019: 173 bin 993

SON 6 YILDA KAÇ KADIN HAYATINI KAYBETTİ

2014: 306

2015: 360

2016: 304

2017: 353

2018: 279

2019: 318

BİZDE ÖLDÜRÜLEN KADIN SAYISI AVRUPA’DAN AZ

Birleşmiş Milletler 2018 yılı raporuna göre dünyada milyon başına düşen kadın cinayeti sayıları da şöyledir:

Dünya ortalaması: 13

Avrupa ortalaması: 7

Türkiye ortalaması: 3.8

KADIN KONUSUNUN KUTUPLAŞTIRILMASI ÇOK SAKINCALI

Söz konusu eyleme izin verilmiştir.

Elbette ki sivil toplum örgütlerinin toplumun bütün kesimlerinin istisnasız herkesin desteğine, işbirliğine, gönül birliğine ihtiyacı vardır.

Ancak bu önemli konunun en önemli sakıncası, siyasallaştırma, kutuplaşma ve ideolojik yoğunluktur. Keşke sadece dans etselerdi. Devlete, polise ve hâkime ‘katil’, ‘tecavüzcü’ demeselerdi.

İzin alınan bu gösteride bu sözlere izin vermemiz mümkün değildir.”

ELBETTE YAPMAMIZ GEREKEN ÇOK İŞ VAR 2020DE YAPACAĞIZ

“Sistem çözer sözlerime gelince...

Evet bu konuda Avrupa Birliği standartlarında yasamız var. Yaptığımız çok iş, attığımız çok adım var.

Peki uygulama konusunda daha yapmamız gerekenler var mı? Elbette var.

2020’de bizi izleyin. Bütün kurumlarımızı ve adımlarımızı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın liderliğinde, 75 maddelik eylem planımızla birlikte milletimizin gönlüne ferahlık verecek, dünyaya da örnek olacak bir mücadeleyi yürüteceğiz inşallah.

NOT: Evet bakanın mektubu böyle.

Bir de yazımda verdiğim, insan hakları ile ilgili araştırma sonucunun tartışmalı olduğunu belirtmiş.

*

Bir de bakanın şu konuda haklı olduğunu söyleyeyim.

66 milyon nüfusu olan Fransa’da bu yıl kadına karşı şiddet olayı sayısı 220 bin.

KEDİLER VE KEDİCİKLERİN TAHLİYELERİNE ÇOK SEVİNDİM

“SÜRPRİZ tahliyeler...”

Dün şöyle bir baktım.

Mahkemenin Adnan Oktar davasında 91 tahliye kararı vermesi gazetecilerin çoğunu şaşırtmış...

Haberleri veriş biçimlerinde “Niye bırakıldı bunlar” gibisinden eleştirel bir şaşkınlık vardı.

Beni de şaşırttı ama bir farkla...

Ben sevindim...

Hâkimlerin tahliye gerekçesi ne?

Üzerlerine atılı suça ilişkin kanundaki azami tutukluluk süresinin dolması...”

Bence bu insanların bugüne kadar tutuklu yargılanmaları bile yanlıştı.

Buna şaşıracağımıza öteki davalardaki insanların niye hâlâ tutuklu yargılandığına şaşırsak daha doğru olmaz mı...

RAHMİ ABİ KAYNAĞI SATMADI AMA KAYNAK ANINDA SATTI

GEÇTİĞİMİZ haftalarda “Saraydan CHP’li kaçırma” vodvilini sahneye koyan “kaynak”, Ahmet Hakan’ın programına çıkarak “Ben olsam verdiğim bu habere güvenmezdim” deyivermiş.

Demek ki geldiğimiz noktada olayın üç cümlelik özeti şu:

Rahmi Abi kaynağını satmadı...

Gazetesi Sözcü, Rahmi Abi’yi satmadı...

Ama “Çok güvenilir kaynak” anında hem Rahmi Abi’yi hem de onun gazetesini sattı...

İzin verdik ama keşke sadece dans etselerdi

OPERA KRAMPON GİYİP YEŞİL SAHALARA ÇIKIYOR

PARİS’te en dikkatimi çeken olaylardan biri Le Figaro gazetesinde gördüğüm opera ilanıydı. 55 bin kişilik Stade de France’da önümüzdeki yıl 19 Eylül akşamı Carmen operası sahnelenecekmiş.

Biletleri şimdiden satışa çıkmış.

Bizet’nin en sevilen eserini çok sevdiğim tenor Roberto Alagna seslendirecekmiş.

Ona mezzosoprano Beatrice Uria-Monzon ve soprano Aleksandra Kurzak eşlik edecekmiş.

Sahnede 300 sanatçı yer alacakmış. 500 kostüm kullanılacakmış.

Bunun için 60 metrelik özel bir sahne ve dijital duvar yapılıyormuş.

Sahneye koyan Charles Roubaud...

Müzik yönetmeni Giorgio Croci...

Orchestre national d’Île-de-France eşlik ediyor.

Tam bir süper prodüksiyon...

O statta daha önce de “Aida” operası sergilenmişti.

Ama aradan 17 yıl geçti.

Yani bugünün teknolojisi ile çok görkemli bir şey olacağa benziyor.

İki yıl önce aynı yerde olağanüstü bir Coldplay konseri izlemiştim.

Bu da kaçmaz...

ROBERTO ALAGNA DENİNCE

ROBERTO Alagna’nın Türkiye’deki en büyük dostu Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan’dır...

Alagna denince benim aklıma onun opera parçalarından önce “Malena” gelir...

Bu harika Sicilya şarkısını dinlemeye hiçbir zaman doyamam...

İzin verdik ama keşke sadece dans etselerdi

LE PEN, ALAİN DELON’UN ANNESİNE FENA ASILMIŞ

BU Paris seyahatimin en eğlenceli yanlarından biri, Fransız aşırı sağının eski lideri Le Pen’in hatıralarını alıp okumamdı.

Birçok Fransız’ın “Faşist” dediği liderin ünlü kişilerle ilgili görüşleri, sözleri çok eğlenceliydi.

Alain Delon’u o 10 yaşındayken bir plajda tanımış. “Annesi çok güzel kadındı” diyor...

Yıllar sonra Alain Delon onun hakkında ileri geri konuşurken annesi “Dikkatli konuş o senin baban olabilirdi” demiş...

Le Pen, Alain Delon’la hâlâ çok iyi arkadaşmış. “Çok harbi adamdır” diyor.

Johnny Hallyday’e ise kızıyor.

“Bolşevik değildi ama Komünist Partisi’nin festivallerinde şarkı söylerdi. Bizimkilere ise hiç gelmezdi” diyor.

Bir faşistin kitabı eğlenceli olur mu diyeceksiniz...

Ben eğlendim vallahi...

X