"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

İtirafçı arkadaş mert ol, mertçe mücadele et

GEÇEN gece CNN Türk’e çıkan Latif Erdoğan arkadaş...

Gönlün yıllarca Pensilvanya’da kalmış, birlikte yürümüş, her şeyine evet demişsin...

 

***

 

FETÖ’nün bir dediğini iki etmemişsin...

 

***

 

Sonra nedendir, hangi kavgadan, hangi menfaattendir bilinmez, aranıza kara kedi girmiş...

 

İtirafçı safına geçmişsin...

 

***

 

Kendi vicdanındır, kendi hesabındır, kendi meşrebindir...

 

Beni ilgilendirmez.

 

***

 

Şimdi CNN dayamış mikrofonu önüne, ağzına ne gelirse söylüyorsun...

 

***

 

Tamam, o süfli savcı gibi değilsin. Darbeden sonra topukların poponda koşup itirafçı olmamış, darbeden önce mülteci olmuşsun o saflara...

 

***

 

Ama oldu mu şimdi bir kadın politikacının iffeti ile oynamak...

 

Savunuyor gibi yapıp kalleşçe bel altından vurmak...

 

Üstelik bu topa darbe öncesi girmiş, kamu meydanında iyi bir ahlak dayağı yemişsin...

 

***

 

Şimdi fırsat bu fırsattır deyip tekrar belden aşağı vurmak...

 

***

 

Oldu mu şimdi bu...

 

Bilesin ha... Zor zanaattır itirafçılık...

 

Hakk’a hizmetle, kula kölelik, adaletle menfaat arasındaki çizgi Sırat Köprüsü’nden incedir...

 

***

 

Cehennem de vardır bir tarafında...

 

İTİRAFÇI, İFTİRACI, İHBARCI GİZLİ TANIK, MASKELİ SÜFLİ

 

EY bugünün muktediri... Dünün muktedirinin yaptığını yapma.

 

- Geçmişteki suçunu, dünkü kabahatini bugünün itirafı ile yıkamaya çalışan süfli adama itibar etme...

 

- Kızdığı komşusunu, sevgilisini elinden alan adamı veya kadını, yeteneği ile yenemediği rakibini iftira ile, gammaz ile yok etmeye çalışan pespaye muhbire yüz verme...

 

- Dün birlikte yürüdüğü insanı, ertesi gün satan yeni yandaşın bir gün aynı kolaylıkla seni de satacağını hiç unutma.

 

- Gizli tanık denilen maskeli aşağılığın başaracağı tek şeyin, seni zor durumda bırakmak olacağından hiç şüphe etme...

 

BU KONUDA NURİYE AKMAN İÇİN TANIKLIK ETMEYE HAZIRIM

 

FETÖ soruşturmasında tutuklanan Zaman gazetesi yazarı Nuriye Akman’ın oğlu aradı.

 

Annesine 1995 yılında yaptığı ve Sabah gazetesinde yayınlanan bir Fetullah Gülen mülakatını sormuşlar.

 

Nuriye de o mülakatı almak için Hürriyet gazetesinde çalışırken başvurduğunu ama Sabah’a geçtiğinde kabul ettiklerini söylemiş.

 

Doğru söylüyor.

 

Olay şöyle gelişti:

 

Fetullah Gülen İzmir’deydi ve herkes ondan söz ediyordu.Hürriyet’in genel yayın yönetmeniydim ve Nuriye, pazar mülakatları yapmaya başlamıştı.

 

Bence Türkiye’nin gelmiş geçmiş en başarılı mülakat gazetecilerinden biriydi.

 

Ondan Fetullah Gülen’le mülakat yapmasını istedim. Başvurdu.

 

Ancak Gülen mülakatı kabul ettiği sırada Nuriye, Sabah gazetesine transfer olmuştu.İki gazete arasındaki rekabetin dorukta olduğu günlerdi.

 

Bunu öğrenince apar topar İzmir’e gidip Gülen’le mülakat yaptım. 

 

İki mülakat aynı günlerde yayınlandı...

 

Nuriye çok iyi bir gazetecidir. İyi bir yazardır.

 

Darbe gibi meselelerin içinde olacağına hiç ihtimal vermem. 

 

Ve mülakat konusunda lehine tanıklık etmeye hazırım.

 

BİR GÜN ‘YİNE YANILDIM’ DER MİYİM? DİYEBİLİRİM

 

“ACABA bu musibetten ders alır, barışabilir miyiz” diyorum ya...

 

Emre Kongar Hocam bile “Yürek burkan bir sefalet” diye niteliyor...

 

***

 

Onu bir kenara koyuyorum. Ona ne laf korum, ne laf kondururum.

 

Sözüm köşe rantiyelerine...

 

***

Teşhisi koydular...

 

Bu süreçten demokrasi çıkmaz...

 

***

 

İyi de kardeşim sizinki bir tahmin...

 

Hatta “Keşke o daha da otoriterleşse de, biz de kendi gettomuzda rızkımızı kavgadan, küfürden çıkarmaya devam etsek” temennisi...

 

***

 

İyi de ya önümüzdeki şu gerçek....

 

***

 

- Böylesine kalleş, acımasız bir darbe girişimi yaşamadık mı...

 

- Darbenin başarısızlığa uğramasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cesareti, liderlik başarısı en önemli şey değil miydi...

 

- Pazar günü Yenikapı’da toplanan o muazzam kalabalık bir illüzyon muydu...

 

- Bu insan hâlâ halkın yüzde 50’sini peşinden sürüklemiyor mu...

 

***

 

- Ve hepimiz artık 14 Temmuz gününe dönmemek arzusu ile dolu değil miyiz...

 

***

 

Üç gün önceki bu gerçeği görmeyecek, bir gecede yaşadığımızı, üç günde unutacak...

 

Hiçbir şey olmamış gibi gettolarımıza, bunkerlerimize çekilecek...

 

Ve yine birbirimize ateş etmeye, kelle almaya devam edeceğiz....

 

Öyle mi...

 

***

 

Öyleyse ben yokum...

 

***

 

Bir gün “Yine yanıldım” noktasına gelirsem eğer...

 

Sen de, o da, bu ülke de, hepimiz de hezimete uğramışız demektir...

 

***

 

Küçücük bir umut bile varsa eğer...

 

Ben deneyeceğim...

 

AKLIMIZDAKİ SORUYU SONER SORDU: ERDOĞAN’A GÜVENEBİLİR MİYİZ

 

SONER Yalçın dün köşesinde yazıyor:

 

- “Yenilgicilik” ruh hallerinden kurtulamayanlar diyor ki: ‘Ya Erdoğan bizi kandırırsa?’

 

- Kandırırsa ne olur; mücadelemize kaldığımız yerden devam ederiz!

 

- Ayrıca. Biz kendimize yeni lider, yeni fikir filan aramıyoruz.

 

- Vatanımızı savunuyoruz, hepsi bu.

 

- Barış yapmak isteyenlere elimizi uzatıyoruz, hepsi bu.

 

Evet...

 

- El sıkışıyoruz; aynı yatağa girmiyoruz/nikâh yapmıyoruz yani...” Soner Silivri zulmünü yaşamış bir aydın...

 

Bir süre için bile olsa onun gibi, Ahmet Şık gibi bakamaz mıyız...

 

CUMHURBAŞKANLIĞI SÖZCÜSÜ’NÜN BİR KENARA NOT ALDIĞIM SÖZLERİ

 

CUMHURBAŞKANLIĞI Sözcüsü İbrahim Kalın, 3 Ağustos günü Daily Sabah gazetesinde şunu yazdı:

 

- “Hükümet, muhalefet partileri ile istişare içinde, gelecekte darbe girişimlerini engellemek için yapısal reformlar yapacaktır.”

 

- “Bu önlemler şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin Türkiye’de yönetim ve demokrasinin temel değerler olmasını sağlayacaktır.”

 

Umudumu koruyabilmek için bir kenara yazdım.

 

X