"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

IŞİD’e ‘DEAŞ’ dedik oturdu peki ‘fıkıh’a ne diyeceğiz

ÜÇ gündür, adına utanmadan arlanmadan, günaha girme korkusunun zerresini taşımadan, “Fıkıh-Der” diyen bir çetenin hikâyesini izliyorum.

Kuran kursunda 30’a yakın çocuğa resmen cinsel taciz ve tecavüzde bulunmuşlar...

*

Önce “Fıkıh” kelimesi ne anlama gelir, bir ona bakalım.

IŞİD’e ‘DEAŞ’ dedik oturdu peki ‘fıkıh’a ne diyeceğiz

- Sözlük anlamı şöyle:

“Bir şeyi bilmek, iyi ve tam anlamak, içyüzünü ve inceliklerini kavramak...”

*

- Bir de İslam’daki daha geniş anlamı var. O da şöyle:

“İslamın fert ve toplum hayatının değişik yönleriyle ilgili şer-i ameli hükümlerini bilmenin ve bu konuyu inceleyen ilim dalının özel adı...”

*

Adamlar kalkmış “Fıkıh-Der” diye bir dernek kurmuş.

Dernek diyorsam adı öyle olduğu için, yoksa bana göre basbayağı bir tecavüz çetesi...

*

Ahmet Hakan dün bu konuda “Ey ehl-i iman ayağa kalk” diyerek herkesi bu adamlara karşı çıkmaya davet etti...

Nedense kimse yerinden kıpırdamadı...

Neden?

*

Acaba aynı klişe savunma mı...

“Bir Müslüman böyle şey yapmaz...”

*

Yapar kardeşim...

Kilisede çocuklara tecavüz eden yasal Katolik rahip yapar da...

Merdiven altındaki yasadışı hoca niye yapmaz...

Sakın kimse bana “Müslüman uçkuruna daha hâkim” demesin...

*

Böyle durumlar mı var, işi otomatiğe bağlamışız...

“Müslüman terörist olmaz, bunlar da Müslüman değil” deriz, ellerimizi yıkar gideriz...

IŞİD’e DEAŞ dedik, DAEŞ dedik, işi hallettik diye huzura kavuşmadık mı...

Fıkıh-Der’e ne deriz onu da bulursak, mesele tamamdır...

Ensar’da halının altına süpürdük, burada da perdenin arkasına saklarız.

‘BADEVİLER’E NE İSİM UYDURALIM

HADİ şimdi hep birlikte Fıkıh-Der’e bir isim uyduralım....

Mesela “Fikir-Der” desek...

Nasılsa tarifinde fikir kelimesi de var...

*

Veya bunların topuna birden “Badö” diyelim...

“Badeviler...”

Belki daha Türkçe tabirle “Badeciler”...

*

DAEŞ diyerek İslam’ı teröristin elinden aldık ya...

Böylece oturduğumuz yerde hiç kıpırdamadan İslam’ı tecavüzcülerin elinden de kurtarmış oluruz...

*

Yok yapamıyorsak...

O zaman “Spotlight” filmindeki gibi bir senarist, bir de yönetmeni bekleriz...

*

Onlar yapar, biz de “Bravo Capitano” diye alkışlarız...

O TEŞEKKÜR BENİ 5 YIL ÖNCE 10 MAYIS’A GÖTÜRDÜ

DÜN Külliye’de yapılan adli yıl açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yargıtay Başkanı ile Barolar Birliği Başkanı’na törene katıldıkları için teşekkür ederken ben de her Türk gibi o günü hatırladım.

10 Mayıs 2014’ü...

*

Danıştay’ın kuruluş yıldönümüydü...

Kürsüde yine Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu var...

Ve dönemin Başbakanı Erdoğan onun yaptığı eleştirilere tepki göstererek salonu terk ediyor...

*

Aradan sadece 5 yıl geçmiş...

Bu defa Erdoğan kürsüden aynı Feyzioğlu’na teşekkür ediyor...

Dün işte o sahneyi hatırladım...

*

Bir de rahmetli Demirel’in aklımdan hiç çıkmayan o sözleri:

“Barışmayı bilmeyenler kavga etmemeli...”

SADECE KATILMADI, BİR DE ‘CUMHURBAŞKANIM’ DEDİ

BEN Metin Feyzioğlu’nun dünkü açılışa katılmasının doğru bir karar olduğuna inanıyorum.Üstelik sadece iğreti bir katılma değildi.

*

- “Cumhurbaşkanım” diye hitap etti.

- Hazırlanan adalet reformu paketine aktif ve içten bir destek verdi.

- Bunun için Adalet Bakanı’na ve Cumhurbaşkanı’na teşekkür etti.

- Tabii bu arada insan haklarına, gerçek adalete ait görüşlerini açıkça söyledi.

*

Şunu artık hepimiz öğrenmiş olmalıyız.

- Kutuplaşma siyaseti artık oy getirmiyor.

- Türkiye’nin meseleleri, kavgayla çözülecek noktayı geçti.

- Uzlaşma tek taraflı olmaz iki taraf da elini uzatmalı.

KENARA YAZDIĞIM EN ÖNEMLİ CÜMLE

CUMHURBAŞKANI’nın özellikle şu cümlesini not ettim: “Biz bu reform belgesiyle (yargı reformu) aynı zamanda (Avrupa Birliği’ne) üyelik yükümlülüklerimize olan bağlılığımızı da göstermiş olduk”.

Umarım bu reform, hapiste bulunan bütün aydınlar, gazeteciler ve sanatçıların kurtuluşuna ve Türkiye’nin üzerindeki bu ayıbın kaldırılışına da kapıyı açar.

MAGAZİN KONSEYİ ÖMÜR’ÜN ŞORTUNU KONUŞMAYACAK MI

IŞİD’e ‘DEAŞ’ dedik oturdu peki ‘fıkıh’a ne diyeceğiz

KELEBEK’in her hafta merakla beklediğim Magazin Konseyi’ni bu hafta daha da merakla bekliyordum.

Acaba konsey Ömür Gedik’in kısa şort manifestosunu konuşacak mı?

Tabii Onur Baştürk’ün “İvana Sert ‘Kum Gibi’yi söylemesin” meselesini de...

Ana tartışma konusu da şu olmalıydı:

Magazin yazarları kıyafet ve müzik zaptiyesi olmalı mı?

Maalesef iki sorum da cevapsız kaldı. Bu konulara hiç girmediler...

Dün Kelebek’te kullanılan fotoğraf çok anlamlıydı.

Aslında Cengiz, öteki ikisini parmağı ile gösteriyor...

Ama parmağının işaret ettiği soruyu sormuyor...

Keşke beni “KKÜ” (konuk konsey üyesi) sıfatıyla çağırsaydınız da ben sorsaydım...

‘KÜÇÜLME HIZINDA KÜÇÜLME’ KÖTÜ HABER Mİ, İYİ HABER Mİ

DÜN açıklanan verilerden sonra Türkiye’nin son üç çeyrekteki performansı şöyle:

- 2018’in 4’üncü çeyreği: Eksi 3

- 2019’un 1’inci çeyreği: Eksi 2.6

- 2019’un 2’inci çeyreği: Eksi 1.5

- KÖTÜ HABER: Ekonomi son 3 çeyrektir küçülüyor.

- İYİ HABER: Küçülmedeki küçülme, ekonominin düzelme yoluna girdiğini gösteriyor.

Yani dün açıklanan rakamlardan, muhalefete de iktidara da ekmek var.

BİR MÜSLÜMAN VİVALDİ DİNLERKEN NE HİSSEDER

AMAZON’un “Goliath” dizinin kötü karakteri, bütün sahnelerde, harika aryalar dinliyor.

En hoşuma gideni Vivaldi’nin “Nisi Dominus, RV 608: Cum dederit dilectis suis” oldu...

Lynne McMurtry söylüyor. Arcadia Ensemble çalıyor. Yöneten Kevin Mallon...

Albümün ismi “Vivaldi: Sacred Music: Magnificat Nisi Dominus Kyrie”.

Kolayca anlayabileceğiniz gibi dinsel bir müzik. Albümün tamamı harika...

Çalışırken, dinlenirken... Gece, sabah... Her yerde, her zaman...

Müslüman’a da çok iyi gelir, ateiste de...

Tabii deiste de...

Diye düşünüyorum.

X