"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Hülya da salaklık testi ile kurtulur mu

ALLAH aşkına şu söylediği lafa bakın:

“Ben şeyciyim... Erkek çalışsın, kadın evde çocuklarını kendi büyütsün, yemeğini yapsın, kocasını karşılasın...”

Hoppalaaa...

*

Kızım sen neycisin...

Sosyal medya Mehmet Aslantuğ'un Hülya Avşar'a bu yanıtını konuşuyor

Hülya da salaklık testi ile kurtulur mu

Hülya Avşar’ı yıllardır tanıyorum...

Ekmeğini taştan çıkaran kadındır...

Ta şu kadarcıktan çalışmaya başlamış...

Bütün aileye bakmış, kimseye müdanası olmayan bir kadın...

*

Önceki sabah ünlü şef Mehmet Gürs’le bir söyleşideydik..

Konusu “gastronomi ve kadın şefler”di...

Yani tam konunun üzerine geldi...

*

Hülya’nın sözlerini o bana gösterdi.

Mehmet de, ben de haklı olarak tepki gösterdik.

*

Hemen telefona sarılıp “Hülya söyler misin, Zehra’nın okul parasını kim ödüyor” demek geldi içimden.

*

Hani Kanuni Sultan Süleyman’a salak diyen Celal Hoca
yöntemi...

Hülya da çıkıp “Bir salaklık denemesi” yaptım desin.

Konferanstan sonra aradı konuştuk.

Şaka yaptım, “Çık sen de Celal Hoca gibi bizi salağa yatır, kurtul” dedim...

Hiç öyle salağa yatar hali yoktu...

Yani “Ben salaklık testi yaptım” deyip zekâmızla bir kere daha dalga geçenlerden olmadı.

*

Diyorum ya seviyorum bu kızı...

O nedenle söylediği bu laflar için ne dedi, onu da yazacağım.

O CIMBIZCI ÇETESİ NE DERSE DESİN SÖZÜMÜN ARKASINDAYIM

HÜLYA bu ne laf’ dedim...

“Sen de mi böyle diyorsun” diye cevap verdi.

Ne diyebilirim Hülya, söylediğin lafın önüne arkasına ne koysan anlamı değiştirmez.

*

Hülya dedi ki:

“Ben bütün bir konuşma yaptım. Kimseye çalışmayın falan demedim. Tam aksine çalışın diyorum. Kendim hâlâ çalışan bir insanım. Zehra’yı da çalışacak bir kadın olarak yetiştiriyorum.”

*

Peki ortadaki o laf ne öyleyse?

Hülya dedi ki:

“Kadının evde yapması gereken şeyler var. Çocuğuna bakacak, evde yemeği yapacak. Bunu iki işi birden beceremiyoruz. Bak bunu ben de beceremedim. Ayrılıklarım bu yüzden oldu. Boşanmaların çoğu bu yüzden oluyor.”

İyi de ortaya koyduğu o cümle ne oluyor?

Hülya dedi ki:

“Ortadan cımbızla çekip almışlar, onun üzerinden TT olma numaraları çekiliyor, sosyal medya infazları yapılıyor...”

*

Yazabilir miyim bunları?

“Yaz ama sakın ‘Hülya lafını geri aldı’ falan deme. Ben söylediğim sözün arkasındayım. Ve o cımbız çetesi ne derse desin, konuşmamın tamamında söylediklerime sadığım ve arkasında duruyorum.”

*

Evet arkadaşlar olay budur.

Ne Hülya bana koskoca profesörlerin uyguladığı salaklık testini uyguladı...

Ne de ben söylediğinden ikna oldum.

Sonunda yine aynı şeyi soruyorum.

Hülya bu ne laf...

‘İYİ HATIRA’ SEYREDERKEN FARK ETTİĞİM 2 HARİKA ŞEY

Hülya da salaklık testi ile kurtulur mu

GEÇEN cuma akşamüzeri çok ilginç bir deney yaşadım...

Resmen, “iyi hatıraları” dijital bir ekranda seyrettim...

*

Şu iki şeyi fark ettim:

- BİR: Meğer en basit bir hatıra bile, beyin nöronlarından başlayan ne kadar karmaşık bir zincirleme işlem sayesinde kaydediliyormuş...

- İKİ: Meğer iyi hatıraların ne kadar estetik bir dansı varmış...

*

Şimdi bu harika deneyimi size de anlatayım.

Bir haftadır çevremde herkes Pilevneli Galerisi’ndeki Refik Anadol sergisini konuşuyor...

*

- Son olarak Çağdaş Ertuna’nın yazısında okudum.

Sergide çekilen görüntüler Instagram’da acayip paylaşılmış.

-Dahası bir haftada 20 binden fazla insan bu sergiyi gezmiş...

*

Cuma akşamüzeri gidip sergiyi gezdim.

Pardon “gezmek” fiili yanlış...

“İçine girdim”, “Parçası oldum” demek daha doğru...

*

Ve diyorum ki...

Sergi cuma gününe kadar açık...

Mutlaka gidin...

Çocuğunuz varsa alıp mutlaka götürün...

Giderek daha kötü hatıraların kâbus gibi her yerimizi kapladığı bir çağda...

İyi hatıraların yarattığı olağanüstü estetik dansı ve yarattığı umudu seyredin.

BİR KASKLA BEYNİN MERKEZİNE SEYAHAT

- SERGİ girişte cam bir fanusun içindeki kaskla başlıyor...

Beyne takılan bir kask ve elektrotları görüyorsunuz...

Bu elektrotlar sayesinde beynin nöronlarıyla iletilen “pozitif hatıralar” kaydediliyor...

Sonra sanatçı Refik Anadol’un kendisinin yazdığı bir algoritma ile
değerlendiriliyor... Bu algoritmadan çıkan sonuçlar, dijital bir ekran üzerinde üç boyutlu hareketler haline getiriliyor...

Sergi işte bu hareketlerden oluşan videolardan oluşuyor...

X