"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Hocam ben bu 'zencili muhabbet'i anlamadım

Haberi dün Odatv’de okudum. Önce olay mahallini anlatayım.

Çünkü olayın geçtiği yerin adı da ilginç...

İhramcızâde İlim Yayma Derneği...

İşte bu derneğin genç ve eğlenceli bir hocası, 15 Temmuz darbesine karışan subaylardan birinin fotoğrafını paylaşmış ve altına şu yorumu yazmış:

“Darbeci komutanların makyajsız hali... (O heybetli görünen komutanların) Bu halleri bir değişik, garip geldi bana...”

Şimdiiii... Gelin yazının altına gelen şu yorumu, bir psikiyatr gözüyle dikkatle okuyalım:

“Bu kâfir hainlerin, vücutlarındaki tüm kılları komple alacaksın ve zencili hapishaneye atacaksın...”

Hocam ben bu zencili muhabbeti anlamadım

Hoppalaaa ilk defa “zencili hapishane” diye bir kavram duyuyorum.

Yazan arkadaş, “zenci” kelimesinin artık ırkçı bir anlam taşıdığının farkında değil.

Ama farkında olduğu veya olmadığı asıl mesele daha farklı...

Belli ki bu yorumu yazan arkadaşın kafasında, ruhunda cinsel bir “zenci fantezisi” var ve kafasındaki o şey neyse şuur altına fena halde işlemiş.

Birincisi bu... Gelelim ikinci meseleye...

Fotoğrafı paylaşan İhramcızâde hocasının bu yoruma tepkisi ne olmuş?

O da bu yorumun altına şunu yazmış:

“Alperen Erdem kardeş, garip fantezilerin var, bence mutlaka sohbetlerime başlamalısın.”

Siz hocanın “zencili hapishane fantezisi” olan birini neden sohbete davet ettiğini anladınız mı?

Muhafazakâr kesimin bu “zencili hapishane muhabbet ve daveti” beni aşıyor...

Yorumu Haydar Dümen hocaya ve psikiyatrlara bırakıyorum...


KADIN KADININ YAPTIĞI DERGİLERİ OKUMAZ MI

DÜN psikiyatri profesörü Ünsal Söylemezoğlu’nun kitabını yazmıştım. “Erkekçe” dergisini çıkaran Hıncal Uluç’un daha sonra “Kadınca” dergisini çıkarınca niye başarılı olamadığını yazıyordu. O iki dergiyi çıkaran ekipten Mehmet Yılmaz aradı ve şunları söyledi:

“Hoca her şeyi birbirine karıştırmış. Birincisi ‘Kadınca’ dergisi, ‘Erkekçe’den önce yayınlandı. İkincisi ‘Kadınca’Hıncal Uluç değil, Duygu Asena yapıyordu. Üçüncüsü ‘Erkekçe’ dergisini de kadınlar çok okuyordu.”

Onun ardından Şadan M. Öymen’den bir teessüf mesajı aldım. O da diyor ki:

“Duygu Asena’nın yaptığı ‘Kadınca’ dergisi 75 bin satıyordu ve Gelişim Yayınları’nın amiral gemisiydi.”

Bir de Duygu Asena’nın yaptığı ile ilgili yorumu var ki onu yarına bıraktım. Galiba şimdi sıra Hıncal Abi’den sıkı bir fırça yemeye geldi.

Hocam ben bu zencili muhabbeti anlamadım

BU KAREYE BAKINCA AKLIMA GELEN 5 ŞEY

MUSTAFA Sandal ve eski eşi Emina Jahoviç geçen gün karşılaşmışlar. Birlikte çekilen fotoğrafa bakınca şunları düşündüm:

BİR: Mustafa Sandal “Emina gel bir merhaba de” derken acaba ne hissediyordu diye sordum.

İKİ: Mustafa çok zayıflamış.

Acaba rejimden mi? Yoksa aşk acısından mı diye düşündüm.

ÜÇ: Uzun sürmüş bir aşk, bir beraberlik ne kadar medeni biterse bitsin, geriye bir hüzün bırakıyor. Onu anladım.

DÖRT: Beraberlikler hiçbir zaman eşit şartlarda bitmiyor.

Bir taraf mutlaka daha çok üzülüyor.

Onu hissettim...

BEŞ: Bir de nedense Mustafa’nın çok sevdiğim, niye Ferda Anıl Yarkın’a verdiğini hâlâ anlamadığım, ama Ferda’nın harika söylediği “Sonuna Kadar” şarkısını hatırladım.

Hocam ben bu zencili muhabbeti anlamadım

O ANNE BU FOTOĞRAFI GÖRÜNCE NE HİSSETTİ

DÜN Posta gazetesinin manşetinde gördüğüm bu bebek fotoğrafına takıldım kaldım.

Bir haftalıkmış... Yol kenarına bırakılmış. Adını Uğur koymuşlar... Nedense bana Vermeer’in “İnci Küpeli Kız” tablosunu hatırlattı... Bebek masumiyetini bu kadar güzel anlatan bir tablo olamaz...

Acaba annesi bu fotoğrafı görünce ne hissetmiştir?

Çocuğu kurtulduğu ve bakıldığı için rahatlamış mıdır?

Yoksa “Çocuğumu nasıl terk ederim” diye kahrolmuş mudur?

Yoksa ikisini birden mi hissetmiştir?

Her insanın ayrı bir hikâyesi var. Dışarıdan yargılamak kolay ama anlamak o kadar kolay değil.

Hocam ben bu zencili muhabbeti anlamadım

KADINLAR BU ŞARKIYI NEDEN ÇOK SEVDİLER

ÇOK sevdiğim iki insan sohbet ediyor.

Soran Lin-Manuel Miranda...

“Hamilton” müzikalini yazan harika adam...

Cevap veren Lady Gaga...

Lin-Manuel soruyor:

“A Star is Born filminde söylediğin ‘Shallow’ şarkısını kadınlar neden bu kadar sevdi?”

Lady Gaga cevap veriyor:

“Çünkü kadınlar dinlenmek istiyor. Seslerinin işitilmesini istiyor...”

Variety dergisinin “Aktörlerle aktörler üzerine” adlı videosunu seyredin...

Lin-Manuel Miranda’nın samimiyeti, Lady Gaga’nın sadeliği çok etkileyici...


ŞARKININ ÜÇ-BEŞ CÜMLESİ

BRADLEY COOPER: “Kadın söyle... Bu modern dünyada mutlu musun?

Yoksa daha fazlasına mı ihtiyacın var?”

LADY GAGA: “Bana bir şey de adamım...

Hâlâ bu boşluğu doldurmaya çabalamaktan bitap düşmedin mi?

Yoksa daha fazlasına mı ihtiyacın var?”


ARKA PLAN ŞARKISI

Anouar Brahem: “The Astounding Eyes Of Rita”.

Evdeyseniz evde...

İşteyseniz işte...

Koyun arkada kendi kendine çalsın... Bir Doğu’yla bir Batı...

Bir kuzeyle bir güney nerede kesişirse...

Hüzünle sükûnet, huzursuzlukla huzur nerede barışırsa...

İşte orada... Bırakın çalıp dursun...

X