"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Gölge muhafızlarının 2 no’lu muhtırası

PAZARTESİ sabahı Paris’te bir arkadaşımın telefonu ile uyandım.

“Sana cevap vermişler” dedi.
Anlamadım...
Meğer o “malum”, adı kendinden menkul güya “Sivil Demokrat Platform” var ya...
Hani tam Yolsuzluk Komisyonu’nun kararını açıklayacağı gün bir bildiri yayınlayıp, milletvekillerini tehdit eden, milletin seçtiği vekillere, “Siz koltuğunuzu yukarıdaki gölgeye borçlusunuz” diyecek kadar demokrasi kültüründen nasibini almamış olan o platform...
İşte o platform var ya... Onları eleştirdim diye gazetelere ikinci bir ilan verip bu defa beni hedef göstermiş.
Milletvekillerine haddini ve yerini bildirdi...
Belli ki, şimdi hizaya sokma sırası basına gelmiş...


* * *


Bu arkadaşın kendi parası
veya onu besleyip tetikçi
olarak kullananların parası çok bol olmalı ki babasının malı gibi harcıyor...
Ben böyle kaynağı belli olmayan bir parayla ortaya atılsam, Maliye Bakanlığı müfettişleri daha o gün yakama yapışıp “Nereden buldun” diye hesabını sorardı...
Ama adam milletvekiline bile haddini bildirecek gücü bulduğuna göre Maliye’yi de sindirmiş olmalı ki, bugüne kadar böyle bir şey duymadık.


* * *


Bildiri baştan sona hakaret dolu. Önemli değil. Milletin vekiline ağız dolusu hakaret eden bir adamın bir köşe yazarına hakaret etmesi çok orijinal bir şey değil.
O açıklamayı bana gönderseydi cevap hakkı olarak yayınlardım.
Madem bu arkadaş, “müstemleke valiliği”nden söz ediyor, gelin ben size gerçek bir “müstemleke valisi” olayı anlatayım da görün...


Dört kişinin önünde milletin vekiline ‘Tuzluk’ diyen bir insan

YER CNN Türk binası.
Gün geçen çarşamba... Yani Paris’te bir derginin basılıp 10 gazeteci ve 2 polisin katledildiği gün...
Mirgün Cabas beni programına çağırmış.
Yayına çıkmak için bekleme odasına giriyorum.
Odada tanımadığım 4 kişi daha bekliyor...
“Aksiyon” adını duyunca aklıma o gün gazetelerde gördüğüm Cemaat’e yakın kuruluşların bildirisi geliyor ve “Siz de o bildiriye imza atanlardan mısınız” diye soruyorum.
“Evet o bildiriye imza atanlardan biriyiz” diyor.
Ben de “O bildirinin altına ben de imza atardım. Ama keşke bunları 7 yıl önce söyleseydiniz de bunca insan Silivri zulmünü çekmeseydi” diyorum.
Ses çıkarmıyor.


* * *

O sırada yan tarafta oturan kişi söze giriyor:
“Ben de sizin o çok eleştirdiğiniz öteki bildiriyi yayınlayan ‘Sivil Demokrasi Platformu’nun başkanıyım. Merak etmeyin size de hak ettiğiniz cevabı vereceğiz” diyor.
Sesinde ve yüzünde milletvekillerini nokta gibi gören o bildirinin kibri okunuyor. Cevabını vermeye değil haddimi bildirmeye hazırlanıyormuş gibi bir hali var.
“Milletvekillerini tehdit eden o bildiriyi kim kaleme aldı” diyorum.
Övünerek, “Ben” diyor.
“Milletvekillerine, koltuğunuzu o gölgeye borçlusunuz demenin tarihi sorumluluğunun farkında mısınız” diye soruyorum.
Cevabı şu oluyor:
“Onların hepsi benim milletvekilim değil mi.”
“Hayır sizin değil, milletin vekili onlar”
diyorum.
Cevabı, kanımı donduran şu sözlerle geliyor:
“Biz o tuzlukların kim olduğunu biliyoruz...”


* * *


Evet... Odada 4 kişi var ve karşımda milletin vekiline “Tuzluk” diyecek kadar kendinden geçmiş bir kibir abidesi duruyor.
Milletin vekilini tehdit etme, onu tuzluk gibi görme cüretini ona kim veriyor merak ediyorum.
İşte bu adam, 10 gazetecinin öldürüldüğü gün bunları söylüyor.
Dünyanın öldürülen gazeteciler için ayağa kalktığı günün ertesi sabahı ise bana paralı ilanlarla saldırıyor, hakaret ediyor.
Buyurun müstemleke valiliği zihniyeti kimde varmış görün.

Devletin içinde, Meclis’in üstünde postmodern yeni bir yapılanma mı


MİLLETİN seçtiği vekile “Tuzluk” diyen şahsa sesleniyorum.
Beni, eskiden attığım manşetlerle, şununla bununla suçlayıp hakaret ediyorsun.
Sen beni bırak...
Kamuoyu benim ne olduğumu, kim olduğumu biliyor.
Meclis Komisyonu’nun davetine uyup 4 saat Yüce Meclis’in sorularına cevap verdim.
Şimdi sana soruyorum:
-Sen kimsin, neyin nesisin?
-Milletvekiline “Tuzluk” diye hakaret etme, koltuğunu millete değil de bir “gölge”ye borçlu olduğunu söyleyecek, tehdit edecek gücü ve cüreti nereden alıyorsun...
-Ne olduğunu bilmediğimiz bu platformun parası nereden geliyor... Maliye ve Vakıflar size bunu soruyor mu...
-Başka birinin geçmişte attığı manşet, yazdığı yazı, milletin vekillerine şantaj yapmanın, hakaret etmenin bahanesi olabilir mi.
Evet ülkemiz artık milletvekiline ve basınına haddini bildirme konusunda “Durumdan vazife çıkaran”, kaynağı belli olmayan paralarla yayınladığı muhtıraları milletvekilleri ve gazetecilere karşı Kalaşnikof gibi kullanan sivil bir ‘Gölge Muhafızları Örgütü’nün tehdit ve şantajı altındadır.
Milletvekillerimiz...
Gazeteci arkadaşlarım...
Sayın “Tuzluklar...”
Haddinizi bilin, ayağınızı denk alın...
Gölge komiserlerinin gözü, dili ve şantajları artık ensenizde...
Bunu bir kenara yazın.
Çünkü, devlet içindeki ve Meclis’in üstündeki bu yeni paralel yapılanmayı ve yayınladığı muhtıraları bir gün mutlaka konuşacağız.
“Darbe” kelimesinin çok ucuzladığı bu ülkede, Yüce Meclis’in üzerine düşen bu karanlık postmodern gölge muhtırasının, darbe kelimesinden daha pahalı bir şey olduğunu mutlaka göreceğiz.

X