Fransa’nın 36 yıllık gözyaşını silen kadın

ÖNCEKİ akşam Louvre Müzesi’nin önündeki piramidin hemen yan tarafında Fransa’nın yeni başkanının konuşmasını izliyorum.

Haberin Devamı

Ama gözüm yanındaki kadında...

Sadece benim değil, oradaki çoğu kadının ve erkeğin gözü de onun üzerinde.

***

Fransa’nın 36 yıllık gözyaşını silen kadınÇevremdekilerin çoğu genç... Onlar ne düşünüyor bilmiyorum ama ben 1970’li yıllarda Fransa’da öğrencilik yaparken seyrettiğim “Mourir d’Aimer” filmini hatırlıyorum.

***

1968 yılının mayıs ayı... Fransızca ve Latince öğretmeni Daniele Guenot 32 yaşındadır.

Sınıfında 17 yaşındaki öğrencisi Gerard Leguen’e âşık olmuştur.

Öğrencinin annesi ile babası şikâyetçi olur ve 32 yaşındaki kadın öğretmen hapse gönderilir.

Daniele Guenot cezaevindeki koğuşunda intihar eder...

Annie Girardot’nun kadın öğretmeni oynadığı bu film Fransa’yı yıllarca ağlatmıştı...

***

Haberin Devamı

Önceki gece Louvre’un bahçesindeki sahnede kendinden 24 yaş küçük kocasının yanında duran kadına bakıyorum...

Daniele’in isminin yerine onunkini, Brigitte’i koyun...

Aynı hikâye...

Ama bu defa mutlu son...

***

Lisede öğrencisine âşık olan ve kocası ile 3 çocuğunu bırakıp öğrencisi ile evlenen kadın şimdi Fransa’nın first lady’si...

O da Fransızca ve Latince öğretmeniydi...

Guy de Maupassant hayranı...

64 yaşında ama karşımda genç ve fotojenik bir kadın duruyor. Kocası ile arasındaki 24 yaş farkı silmiş geçmiş...

***

Dünyanın başka yerlerinde, kendi ülkesinde yoksul insanların çektiği acıların farkında.

“Etrafımda hep ölüm görüyorum” diyecek kadar içinde hissediyor o ıstırapları.

***

Önceki gece Louvre Müzesi’nin bahçesindeki 39 yaşındaki genç adam, Avrupa usulü Trumpizmden, insanlık dışı bir aşırı sağın zaferinden, Avrupa Birliği idealinin çökmesinden korkan Fransızlara umut verdi.

Avrupa yine Avrupa’dır dedirtti...

***

Bu kadın ise 46 yıldır “Aşktan Ölmek” filmine ağlayan kadınların gözyaşını sildi...

Bu çağ artık, yaşsız kadınların çağıdır ve erkekle kadın arasındaki 10 yaş fark efsanesi de silinmiştir ...

O nedenle iyi bakın sahnedeki bu kadına...

Fransa’nın 36 yıllık gözyaşını silen kadın

Haberin Devamı

İKİ İL DIŞINDA BÜTÜN FRANSA HAYIR DEDİ

REFERANDUM değildi.

Yani evet veya hayır oyu atılmadı.

Ama sonuç “aşırı sağ”a, “antidemokratik bir programa”, “İslam karşıtı bir söyleme” hayırdı.

İki küçük şehir dışında, bütün Fransa baştan sona hayır dedi.

POLEMİK

BARİ BU DEFA ÇELME ATMA ERTUĞRUL BEY

GEÇEN perşembe gününden beri Paris’te Fransa cumhurbaşkanlığı seçimini izliyorum.

Geldiğim gün Deniz Baykal’a seslenen bir yazı yazmıştım

O da bana “Bu defa çelme atmayın Ertuğrul Bey” başlıklı bir mektup yazmış.

Hakkımdaki “zarif” nitelemelere de dokunmadan, kelimesi kelimesine yayınlıyorum:

***

“Siz, Hayır oylarının “huzur”, “sükûnet” ve “keyif” için yeterli olduğunu sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz Ertuğrul Bey. O “telaş”, o “hırs” olmazsa o 49 bir sabun köpüğü gibi kaybolur. Zaten o “telaş” ve “hırs” olmasaydı o 49 da olmazdı.

Haberin Devamı

Hatta o tasarının meclisten çıktığı 20 Ocak gecesinin sabahında, parti içinde o zaman önerdiğimiz gibi, biraz daha “telaş” ve “hırs” gösterebilseydik ve Kurultayı çağırıp yeni bir parti yapılanması ile referanduma girebilseydik o 49 bugün 50’nin çok üzerinde olacaktı.

İktidarın, her şey avucunun içinde olduğu halde, referandum sonrasında bile sergilemeye devam ettiği “telaş” ve “hırs”a bakın da biraz ibret alın!

Türkiye bu noktaya adım adım ve göz göre göre geldi. Türkiye’yi bu noktaya taşıyan saldırganlıkların karşısında onlara en büyük desteği veren, işte bu temelsiz, zamansız ve yapay bir huzur ve sükûnet özlemi olmuştur.

Ertuğrul Bey, siz ancak o hırs ve telaş başarıya ulaşırsa, gerçek bir huzur ve sükûnet içinde keyifli olabilirsiniz.

Haberin Devamı

Bilmelisiniz ki referandumdaki o hırslı çalışma, Cumhurbaşkanı adayı olmak için değil, öyle bir Cumhurbaşkanlığı tehlikesini ortadan kaldırmak için yapıldı.

Referandumdan önce 20 Ocak’ta partinin yeniden yapılandırılması önerisi, öyle bir Cumhurbaşkanlığı tehdidinden Türkiye’yi kurtarabilmek için yapıldı.

Şimdi de kitlesel bir ön seçimle belirlenen ve ana muhalefet partisinin etrafında tüm Türkiye’yi seferber etmeyi amaçlayan hırslı mücadele teklifimizin amacı, birilerinin Cumhurbaşkanlığı’nın sefasını sürmesi değil, öyle bir Cumhurbaşkanlığı tehdidini Türkiye’nin önünden kaldırmaktır.

Nasıl olsa kaybedeceğiz, bari 49’un tadını çıkaralım demeyi reddeden, bütün gücüyle bir çıkış öneren insanların hırsına ve telaşına biraz saygı lütfen.

Haberin Devamı

07 Haziran sonrasında Cumhurbaşkanı’nın en kıdemli siyaset adamı olarak benimle görüşme talebini, Dışişleri konutunda görüşerek kabul etmemi bunca gelişmeden sonra sizin, ağır suçlar kapsamında değerlendirmekte olduğunuzu görmek beni çok şaşırttı.

Açık konuşalım. Bütün mücadelelerimde hep siz karşımda oldunuz. Geldiğimiz yer ortada. Bari bu defa limon sıkmaktan vazgeçin. Çünkü bu mücadele benim mücadelem değil, Türkiye’nin mücadelesi. Belki de Türkiye’nin son şansı.

Sevgili Ertuğrul,

İşte yazı bu. Tek kelimesine dokunmadan aynen yayınlamanı bekliyorum. Aslında senin idari maslahatçılığına tepki gösterenlerin başında Tansu’nun geldiğini de söyleyecektim. Neyse başka sefere. 20 Ocak’ta kurultay çağırıp partinin yeniden yapılandırılarak referanduma girmesi önerisini ilk kez paylaşıyorum.

Sana ve Tansu Hanım’a Olcay’dan ve Benden selamlar sevgiler.

Görüşmek umuduyla.

Deniz Baykal”

CEVABIM

DENİZ BEY, FRANSA 39 YAŞINDA BİR İNSANI CUMHURBAŞKANI SEÇTİ

ANLIYORUM ki anlaşmamız mümkün değil.

Anlıyorum ki halkın yüzde 49’unun referandumda hayır demesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok onu telaşlandırmış.

***

Anlıyorum ki nasıl 7 Haziran sonuçlarını kendisi için bir rampa olarak gördüyse, 16 Nisan’ı da kendisi için bir rampa olarak görüyormuş.

***

Mektubunda bana diyor ki:

“Bu defa çelme atma...”

***

Daha önce herhangi bir şeye çelme atmak gibi bir düşüncem olmadığı gibi, bugün de kimseye, herhangi bir şeye çelme atma duygum yok.

***

Ama yazdıklarının arkasındaki niyete baktığım zaman, yazdığım yazıdan, kendisinin yapmak istediği, hayalini kurduğu bir şeye çelme attığım duygusuna kapıldığını anlıyorum.

***

Deniz Bey...

Kafanızdaki amaç neyse, bilin ki o bir hayal...

Dolayısıyla benim bir hayale çelme atmam da o kadar hayal...

***

Ben 70 yaşındayım...
Sizse 80...

***

İkimiz de hırslarımızı dengeleme yaşına girdik...

Yani Allah ikimize de akıl fikir versin derim...

Ve Deniz Bey...

Yaşlı Fransa, önceki gün 39 yaşındaki bir insanı Cumhurbaşkanı seçti...

Hem de ele geçirmeye çalıştığı bir partisi falan da yoktu...

İKTİDAR KALEMŞAHI KARDEŞİM GEL AYDIN BEY’LE BİR TAVLA AT DA SANA NE OLDUĞUNU ANLATSIN

İKTİDAR medyasının bazı kalemşahları, kendi içlerindeki kanlı bıçaklı kavgayı unutturmak için yine aynı teraneleri yazmaya başladılar.

Neymiş, Aydın Doğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nu indirmeye karar vermiş.

Neymiş, Deniz Baykal’ı pompalıyormuş...

Neymiş, Selin Sayek Böke’yi CHP genel başkanı yapmak için kolları sıvamış...

***

Yahu sizin işiniz gücünüz
yok mu...

Eğer yoksa sizi alıp bir cumartesi Aydın Bey’le yemeğe götüreyim, bakın bakalım orada neler konuşuluyor.

Ha söyleyeyim... Eğlenceli bir cumartesi geçirirsiniz. Hele hele tavla oynamayı da biliyorsanız, onunla oynar, sonra tavlayı koltuğunuzun altına alıp gidersiniz.

CHP konusunu siz açarsanız, o kapatır, “Sen tavlanla ilgilen” der...

***

Bak kalemşah kardeşim...

Bir... Aydın Bey gazetecidir. Gazetesini de o değil, gazetelerinin başındakiler yapar.

İki... CHP’nin başına kim geçecekmiş, ne onun işidir, ne de onunla ilgilenir.

Üç... Elbette bir vatandaş olarak fikirleri vardır, ama çok iyi bilir ki CHP’yi onun fikirleri değil, CHP’liler ve ona oy verenler yönetir.

Yahu arkadaş, madem CHP’de “Kılıçaroğlu’nu indirmeye çalışanlar”dan söz ediyorsunuz, hadi ben de size şunu hatırlatayım.

***

Yahu, CHP’yi asıl karıştırmaya, Kılıçdaroğlu’nu asıl hedef almayan çalışan sizler değil misiniz...

Referandum kampanyasında sizin mahalle değil miydi ona en çok hakaret eden...

Belli ki bu yüzde 49 sizin moralinizi fena halde bozmuş, mostranızı darmadağın etmiş ki şimdi o bloka saldırmaya başlamışsınız.

HÜRRİYET AYDIN DOĞAN’IN GAZETESİ DEĞİL Mİ BE ADAM

YAHU siz benim yazılarımı hiç okumuyor musunuz? Kaç yıldır “Kılıçdaroğlu gibi sakin liderleri özlüyorum” diye yazıyorum...

Kaç gündür Deniz Baykal’la tartışıyorum.

Yahu be adam, bu gazete de Aydın Doğan’ın değil mi...

Hay Aydın Doğan kadar taş düşsün başınıza yahu...

TROL KAFALI ADAM... AYDIN BEY’LE DEĞİL GEL BİZİMLE UĞRAŞ

BAK kardeşim, senin o trol kafanın anlamadığı şey şu.

Bu gazetede Kılıçdaroğlu’na da yer vardır, Selin Sayek Böke’ye de yer vardır, Deniz Baykal’a da yer vardır, Muharrem İnce’ye de yer vardır.

İlkemiz şudur:

Ne derlerse yayınlarız, ama ne düşünüyorsak da yazarız...

Ne diye Aydın Bey’le uğraşıyorsun...

Ben senin saçmalıkların yüzünden patronunla uğraşıyor muyum...

Gel benimle uğraş, Ahmet’le, Mehmet’le, Akif’le, Abdulkadir’le uğraş...

Bize sor...

Fransa’nın 36 yıllık gözyaşını silen kadın

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Yazarın Tüm Yazıları