"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Erkekliğimi ilk kaybettiğim gün

HAYATIMIN ilk büyük acısını ve ilk büyük korkusunu lise birinci sınıfta yaşadım.

İzmir Namık Kemal Lisesi’nde futbol oynuyorduk ve bir arkadaşımın topu ıskalayan tekmesi parça etkili bir el bombasına dönüşerek hayalarımda patladı.
O zamanlar terbiyeli bir çocuktum ve bacaklarımın arasında sarkan o iki şeyden “Hayalarım” diye söz ediyordum.
Sonraları onlarının adının “t...k” olduğunu öğrenecek ve tabiatıyla hayatımın geri kalan kısmında ve özellikle de ikili mahrem ilişkilerde her organımı gerçek adıyla telaffuz etmenin özgürlüğünü yaşayacaktım.
O günden beri “T”a, “T” diyorum. Her yazıda dedektif titizliği ile dilbilgisi hatası arayan okuyucularıma duyduğum saygıdan dolayı ve onlar da iki tane olduğu için de sonuna “lar” ekini eklemeyi de unutmuyorum.

HAYALARDA PATLAYAN BOMBANIN İLK PARÇA ETKİSİ

Parça tesirli bomba hayalarımda patladığı an ilk etkisi şöyle oldu:
Önce gözlerim karardı. Sonra o karanlık içinde yıldızlar yanıp sönmeye başladı.
Bunu da, o güne kadar hayatım boyunca hiç tatmadığım bir ağrı izledi.
O yaşlarda genellikle ağrılar geçicidir ama hayalarda patlayan parça tesirli bombanın kalıcı etkileri de olabilir.
Mesela “erkekliği kaybetmek...”
Burada bir parantez açıp size teknik bilgi vereyim.
O yaşlarda erkeklik en kıymetli şeylerden biridir. Ama yıllar geçtikçe kıymetlenen tek şey şarap değildir.
Mesela, “erkeklik” dediğimiz şey de, ileriki yaşlarda daha kıymetli hale geliyor.
Bunda şaşılacak bir şey de yok tabii. Azalan ve nadirleşen şeylerin kıymetinin artması sadece sanat ürünleri için geçerli bir ekonomi kanunu değildir.

BABAMA AÇIKLIYORUM ERKEKLİĞİMİ KAYBETTİM

İlk tecrübesini futbolda yaşadığım bu hayat tecrübesini, daha sonra sırasıyla, mahalle kavgaları, ziyarete gelen bebekleri seveceğim derken yediğim tekmeler, en sonra da Tansu’nun fırlattığı çeşitli objeler sayesinde çeşitli defalar tattım.
Hayalarda patlayan parça tesirli objelerin ağrı etkisi, üç ile beş dakika arasında geçer.
Ancak erkekliğinizi kaybettiğiniz korkusu o kadar çabuk geçmez.
O gece babam eve geldiğinde ona bir not gönderdim ve kendisini odada beklediğimi söyledim.
Hep açıksözlü bir çocuk oldum, babam elinde rakı kadehi ile yanıma geldiğinde sıkıntımı en direkt cümleyle anlattım:
“Baba galiba erkekliğimi kaybettim...”
Babam, şehvetini tamamen kaybetmiş sakin bir belagatle söylediğim bu sözlerden hiç etkilenmediğini açıkça belli etti.
Sadece “Göster bakayım” dedi.

BABAM ‘GÖSTER BAKAYIM’ DEDİ VE TEŞHİSİ KOYDU

Tahmin edersiniz, biraz yaşım nedeniyle, daha çok da korku yüzünden iyice küçülen şeyi bulup göstermek çok kolay olmadı.
Babam şöyle bir baktı ve anında teşhis koydu:
“Merak etme hiçbir hasar yok. Gençliğimde futbol oynarken benim de çok başıma geldi.”
Yine de beni rahatlatan şey, babamın bu sözleri değil, ertesi gün bizzat kendi imkanlarımla ve tabii ki elimle yaptığım eksperimental birkaç hareket oldu.
Erkekliğimi kaybettiğim gün, yeniden bulduğum gün oldu.

Bir erkeğin hayatla ilgili en derin felsefi sorusu

NAMIK Kemal Lisesi bahçesinde yaşadığım bu ilk hayat tecrübesi
bende hayatın anlamı
ve anatomi ile ilgili çok felsefi bir soru bıraktı.
“İnsanoğlunun bekasını sağlayan, tabii onun yanında başka şeyler de sağlayan bu kadar kıymetli bir organ, nasıl olur da, bu kadar korumasız bir konumda olabilir.”
Meğer bu soruyu soran bir tek ben değilmişim.
Geçen hafta büyük dikkatle okuduğum bir kitap, kafamdaki bu sorunun cevabını arıyordu.
Affedersiniz, kitabın ilginç
bir adı var. “Penisin şekli neden öyle”.
Yazarı, Jesse Bering adlı Amerikalı bir gay psikiyatr.
Sakın gay dediğime bakıp beni homofobik sanmayın.
Adam kendini böyle tanımlıyor. Hayalarımda patlayan toptan sonra benim sorduğum soruyu yazar şöyle soruyor:
“Doğanın böyle sarkık yerleştirilmiş bir genetik bankaya bu kadar çok yatırım yapması tuhaftır...”
Bunları söylüyor ama onların niye aşağı doğru sarktığı ve bu kadar korumasız olduğunu yeterince açıklayamıyor.
Ama niye içeride değil de dışarıda oluğunu bir tür hava raporu ile açıklıyor.

Erkeğin testislerine bakıp hava tahmini yapabilirsiniz

KİTAPTAN öğrendiğime göre, affedersiniz, “akıllı sperm” onu taşıyan erkekten daha “cool” bir arkadaş.
İnsan bedeni 36.5 veya 37 dereceyi severken,
akıllı bir sperm 34 dereceyi tercih ediyor.
Spermler iklim değişikliklerine aşırı tepki gösteren bir özelliğe sahip. İçinde dışarı çıkmak için hep hazır beklediği odanın sıcaklığı 37 dereceye çıktığı takdirde 50 dakika sonra bayılıyorlar. En dayanıklıları ise ancak iki buçuk saat ayakta kalabiliyor. Kitapta yok ama ben soruyorum.
Acaba kadınların “cool” yani serin duruşlu erkekleri beğenmelerinin ardında, akıllı spermin serin havayı sevmesinin etkisi var mıdır...
Kitabın anlattığına göre, testisler, ortam ısısı ayarlayan güneş panelleri gibi hareket ederler. O nedenle basit bir termometre olarak bile görülebilirler. Evet testislerinize bakarak hava tahmini yapabilirsiniz.

Kremaster kasını fitness hocası nezaretinde geliştirebilir misiniz

TESTİSLER Brezilyalı sanatçı Ernesto Neto’nun eserlerindeki gibi, yukarıdan aşağı sarkan varlıklar olmakla birlikte, hep de böyle kalmıyor.
Testisleri yukarı çeken bir kas var ve adı “kremaster”...
Meraklı yanım kitapta şu sorunun cevabını aradı ama bulamadı.
Her türlü tekmeye açık bu çift taşımızı korumak için bu kaslarımızı nasıl kuvvetlendirebiliriz...
Haftada en az 4 gün hoca nezaretinde biseps kaslarımı geliştirmeye uğraşıyorum.
Ağırlığı kaldırırken hoca bana yardımcı oluyor.
Peki kremaster kasını ne yapacağız...
Erkek hocayla çalışsanız tuhaf bir manzara ortaya çıkabilir.
Kadın hoca ile çalışsam, benim için sorun olmayabilir ama hoca ne der bilemem...
İşte bu yüzden kremaster
kasları, gövdemizin en yalnız,
en hüzünlü ve en merhamet
edilecek kaslarıdır.

‘Pazar sevişgeni’ değilseniz neden geceleri sevişirsiniz

EĞER tembel ve sıradan bir ‘pazar sevişgeni’ değilseniz, mutlaka cuma öğleden sonraları sevişirim gibi alelade prensipleriniz yoksa, normal bir insansınız demektir.
Yani benim de bir zamanlar yaptığım gibi, gece sevişmeyi tercih eden insanlardan birisiniz. Hiç düşündünüz mü bu neden böyledir. Kitaptaki açıklama şu:
Gece, sevişmenin mahremiyeti daha kolay sağlanır.
Ava çıkmış alfa erkeği terminatörlere yem olmazsınız.
Spermler, dolayısıyla testisler de geceyi sever.

Erkeği Allah yarattı ama testisleri Darwin’e mi bıraktı

BAZI araştırmacılara
göre, testisler fazla
evrim göstermemiş ve hep aslına sadık kalmışlar.
Bu tezlerini ispatlamak için de şöyle tuhaf bir argüman kullanıyorlar. “Çünkü, eğer evrim geçirselerdi, daha gösterişli ve daha da sarkar hale gelmeleri gerekirdi.
Üstelik kadınların da bu gösterişli testis torbaları ile gezen erkeklere daha çok ilgi göstermeleri beklenirdi.”
Oysa böyle bir şey yok.
Evrim geçirdiğini ileri süren “Testis Darwincileri” ise, daha da tuhaf şöyle bir iddia ortaya atıyorlar: “Testisler, tavus kuşunun tüylerine benzer bir evrim göstermişlerdir.”
Acaba erkek tavusun kuyruğu gibi rengârenk açılan testislerimiz olsaydı nasıl bir şey olurdu...
Fellini’nin ‘Amarcord’ filminde karlar içinde kuyruğunu açan o tavusun yerine rengârenk testislerini açan bir erkeği hayal edebiliyor musunuz...
Ben edemedim.

Futbolcular frikik atılırken neden önlerini kapatırlar

SIRADAN ve sığ bir kafa mutlaka işe şu soru ile başlardı: “Beyin mi daha kıymetli bir organdır, yoksa testisler mi...”
Zeki ve normal bir erkeğin bu soruya vereceği cevap ise çok açıktır: Tabii ki testisler...
Futbolcular da zeki ve çevik insanlar olduğu için mantığın emrettiği bu hareketi yaparlar.
Sanmayın ki hemen birbirinin üstüne gelerek, o iki şeyin üzerine kapanan eller, içgüdüsel bir refleksle hareket eder. Hayır son derece şuurlu bir tercihin sonucudur.
Şimdi top sizde...

Jesse Bering “Penisin şekli neden öyle”, Çev: Bare Kamçez, BigBang, 2014

Erkekliğimi ilk kaybettiğim gün

X