"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Er meydanının sırtını kündeye getiren kadın

1991 yılında Balıkesir’de doğdu.

Spora beden eğitim dersinde başladı. 

Beden eğitimi öğretmeni onu önce atletizme yönlendirdi.

Üç adım atlama, 100 metre sprinter, gülle atma, cirit atma...

*

Sonra bir gün Mersin’de gülle atma yarışmasına girip dördüncü olduğunda bir güreş antrenörünün dikkatini çekti...

Antrenör hocasıyla konuştu, onu da ikna etti.

*

Geriye ikna edilmesi gereken en önemli kişi kaldı...

O kısmını da sporcunun ağzından dinleyelim:

“Babam benim atletizm yaptığımı zannediyordu, güreş yaptığımı bilmiyordu.”

*

Tabii ki babası önce “Kadın güreş mi yaparmış...” diye itiraz ediyor.

“Ama ben babamı ikna edeceğimi biliyordum. Çünkü pamuk gibi bir insandır...”

Onun o gün aldığı karar, Türk spor tarihinde bir dönüm oluyor... Bu kız, bir süre sonra 72 kiloda Avrupa Kadınlar Güreş Şampiyonu olan Yasemin Adar’dı...

*

İşte önceki akşam bu kadını tanıdım.

Mustafa V. Koç Yılın Sporcusu ödülü Yasemin Adar’a verildi.

Er meydanı denilen güreş minderini kündeye getirip, onun üzerindeki erkek tekelini kırıp atmış bir kadın.

*

Bütün gece onun ekranda gösterilen filminde, minderdeki güreşini izledik. Sonra Caroline Koç’tan ödülünü almak için sahneye geldi.

Minderdeki o kadın gitmiş; yerine, üzerine çok iyi oturmuş güzel elbisesiyle modern bir Türk kadını gelmişti.

Er meydanının sırtını kündeye getiren kadın

BAKIN ONU KİM AYAKTA ALKIŞLADI

- ÖNCEKİ akşam törene davet edilenlerden biri de olimpiyatlarda altın madalya kazanan ilk Müslüman kadın olan Naval Al Mutavekel’di. Yasemin’i ayakta alkışladı ve şu haberi de verdi:

“Son olimpiyatlarda kadın sporcu-erkek sporcu oranı yüzde 49.5’e yüzde 50.5’di. Önümüzdeki olimpiyatlarda bu, yüzde 50-50 olacak.”

SANSÜRSÜZ: SALONDAN AYRILIRKEN İÇİMDEN GEÇENLER

SALONDAN çıkarken, kötü giden birçok şeye rağmen hepimiz bu ülkenin geleceği ile ilgili umudumuzu tazelemiştik.

*

Teşekkürler Koç topluluğu...

Bu yıl da Mustafa’ya yakışacak harika bir tören yaptınız.

Ve teşekkürler jüri üyeleri... Böylesine harika bir Türk kadınını bize daha iyi tanıttınız...

*

Ve son söz...

Bugün Türkiye’de yüzlerce kadın güreş takımı var.

Anneler babalar, 30-40 kilometreden kızlarını antremanlara getiriyorlar.

Yolun başında cesur bir Türk kızı, onu fark eden bir antrenör ve pamuk gibi bir baba vardı...

Yolu açtılar...

30 AĞUSTOS’TA INSTAGRAM’A BUNLARI YAZDI

Er meydanının sırtını kündeye getiren kadın

30 Ağustos’ta Instagram’a bunları yazdı:“Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenlerindir. Başarı ise ‘Başaracağım’ diye başlayarak sonunda ‘Başardım’ diyebilenlerindir. M. Kemal Atatürk 30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun”

ARKADAŞLARININ ADINI NİYE TEK TEK YAZIYORUM

Er meydanının sırtını kündeye getiren kadın

MUSTAFA V. Koç ödülü için hazırlanan video filminde Yasemin Adar’ın arkadaşları da konuşuyor.

Hepsinin adını buraya yazmak istiyorum.

Çünkü hepsi pırıl pırıl... Hiçbir kıskançlık duygusu yok...

Ve harika bir milli takım dayanışma ruhu ile anlatıyorlar.

Er meydanının sırtını kündeye getiren kadın

Sinem Totu... Bediha Gün...

Onun açtığı yoldan güreşe başlayan küçücük iki kız...

Damla Ay... Kübra Yavuz...

Ve milli takımdan arkadaşı Özge Kuzucukdır’ın onun hakkında Muhammed Ali’den aktardığı şu söz:

“Birincilik insanı şampiyon yapar. Ama karakter bir insanı efsane yapar.”

Ve sözünü şöyle tamamlıyor:

“Yasemin işte bu karakteri ile efsane oldu...”

CUMHURBAŞKANI NİYE ABD MEDYASINA YAZIYOR

ŞU son bir haftadır Türkiye’den Amerikan medyasına iki yazı gitti.

Birincisi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Foreign Policy dergisine yazdığı yazıydı. Ana fikri şuydu:

“Doları silah gibi kullanırsanız, bütün dünya ekonomisini sarsarsınız...”

BİR: Adres doğru adresti.

Amerika’nın dış politika konusundaki karar vericileri üzerinde çok etkisi olan saygın bir kurum...

İKİ: Mesaj doğru mesajdı. Akıllıca yazılmış etkili bir mesajdı.

*

İkincisi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünkü Wall Street Journal’da yayınlanan yazısıydı.

Ana fikri şuydu:

“Esad’ın İdlib’e saldırmasına engel olun, yoksa bütün dünyanın başına iş açılır.”

*

BİR: Adres doğru adresti.

Amerikan ekonomisinin ve siyasetinin karar vericileri üzerinde etkisi olan bir gazetede yayınlanmıştı.

İKİ: Mesaj doğru mesajdı. Akıllıca kaleme alınmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tahran zirvesindeki yapıcı tavrını çok güzel gerekçelendirmişti.

*

Şimdi, olayın öteki yüzüne bakalım.

İdlib’de yaklaşan felaketin önlenmesinde Putin mi daha etkili olabilir...

Yoksa Trump mı...

Hepimiz biliyoruz ki Suriye’de bugün borusu en kuvvetli öten lider Putin...

Öyleyse, bir mektubun da Rus medyasına yazılması gerekmez mi?

Gerekmez... Niye...

İki nedenden dolayı...

BİR: Ne bu mektubu yazacak medya var...

İKİ: Ne de bu mesajı aldığında etkili olabilecek bir karar çevresi ve kamuoyu...

Bu iki mektup, Türkiye’nin yürümesi gereken istikameti çok açıkça gösteriyor...

Bizim yerimiz hür medyası, hür kamuoyu, demokrasisi, insan hakları olan coğrafyadır.

*

O nedenle...

Cumhurbaşkanı’nın seçim öncesinden itibaren söylediği “Daha çok adalet, daha çok özgürlük, daha çok demokrasi” şiarının hayata geçirilmesi...

Dört bakanın önceki hafta bir araya gelerek yaptıkları reformları hızlandırmak...

Bence yolumuz budur.

 

 

 

X