"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

En kolay söylediğimiz ulusal marş hangisidir

BAŞTA Tansu olmak üzere çevremde epey insanı kızdıracağımı biliyorum...

Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstiklal Marşı yorumuna katılıyorum...

*

İstiklal Marşımızın bestesinde müzikal açıdan ciddi bir sorun var...

Hiçbirimiz bu marşı doğru dürüst söyleyemiyoruz...

*

Peki bunun yerine konması gereken marş ne olmalı?

İşte bu konuda farklı düşünüyorum...

*

Mehter Marşı derseniz...

Bana göre hiç değil...

Son derece monoton...

Neredeyse yan yana gelmiş üç-beş notanın tekrarından ibaret bir nakarat...

*

Çocukluğumdan beri en kolay ve en coşkuyla söylediğim marş, “Onuncu Yıl Marşı” oldu...

O marşın 28 Şubat’ın simgesi gibi algılanmasına hep çok üzüldüm.

*

Oysa her 10 yılda bir yeni atılımlar yapması gereken bir toplumun ruhunu en güzel yansıtan marştır...

Yani bugünün son 15 yılında atılan önemli adımları da anlatan bir ruha sahiptir.

*

Tarihi olan bir ülkenin İstiklal Marşı’nı, bütün ülkenin marşı haline getiren ruh, onun arkasındaki tarihsel olaydır...

İstiklal Marşımız bestesindeki arızaya rağmen, böyle bir ruhsal şahlanış döneminin müziğidir..

*

O günün şartlarında doğmuş bir marşı, bugünün şartlarında değiştirirsek...

Emin olalım ki yarının şartlarında ilk değiştirilecek şey o olur...

*

Bir ülkenin İstiklal Marşı ise bu kadar çok oynamaya gelmeyecek bir milli duygunun ifadesidir.

KURAN KURSUNA ZORLA ÖĞRENCİ Mİ GETİRİLECEK

BAŞBAKAN Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın müftülere söylediği sözleri hayretle okudum.

Diyor ki:

“Kuran kursu olmayan hiçbir yer bırakmayacağız...”

Tamam, anlarım...

Kursu açabilirsin...

*

Ama arkasından müftülere diyor ki:

“Ben, ‘öğrenci bulamıyorum, ben şunu yapamıyorum, yok böyle bir mazeret. Öğrenci bulacak... Bulamazsan söyle ben göndereceğim...”

*

İşte bunu hiç anlamadım...

Yani ilçe halkı istemiyor... Çocuğunu Kuran kursuna göndermiyor...

Eee müftü ne yapacak?

Çocukları kolundan tutup zorla Kuran kursuna mı getirtecek...

O yapamazsa devlet devreye girecek ve polis zoruyla gönderecek...

Başbakan yardımcısı herhalde bunu demek istemedi...

O nedenle ne demek istediğini biraz daha açık söylemeli ki anlayalım...

YANİ ŞİMDİ  BU ADAM MI ÜÇ KADINLI ‘NORMAL’ ZAT

ADAM diyor ya...

“Tek kadınla yetinen erkek sapıktır” diye...

Tabiatıyla adamın suratına bakıyorum...

Suratının üzerine bir ton sakal dökmüş...

Herhalde aynaya bakınca bizim görmediğimiz bir şey görüyor ki...

Birden fazla kadının iltifat edip yanına geleceğinden emin sallıyor....

Yahu hangi kadın gelir sana...

Bir tane gelir mi...

Diyeceğim bu suratla, bu hal ve edayla, bu pişmiş mostrayla...

Sen sen ol...

Sapıklığı kabul et...

Bulduğun kadınla yetin...

Böyle hetero numaralarla kendine güldürme milleti...

KOLTUK DEĞNEKSİZ ÜÇ GÜZEL GÜNDEN GERİYE KALAN KORKU

En kolay söylediğimiz ulusal marş hangisidir

AYAK bileğimi kırmamın üzerinden 3 aya yakın zaman geçti...

İki aya yakın yatakta kaldım.

Hafta başında üç günlüğüne Nice, Cannes ve Monaco’daydım...

Güneşli bir Akdeniz ilkbaharı...

Sabahları otelin odasında harika aryalar dinledim...

Türkiye ve onun boğucu gündeminden uzak üç gün öyle iyi geldi ki...

Koltuk değneklerini ilk defa attım...

Her şey geçti ama geriye çok önemli bir sorun kaldı...

Korku...

Ayağımı tekrar kıracağım korkusu...

O nedenle de hâlâ topallar gibi yürüyorum...

Ama doktorum o da geçecek diyor...

‘HER ŞEYİN TEORİSİNİ’ YAPAN ADAMIN ÖLÜM TEORİSİ NEYDİ

En kolay söylediğimiz ulusal marş hangisidir

STEPHEN Hawking hiç bu kadar uzun yaşayacağını tahmin etmiyordu...

Böyle düşünmesi de çok normaldi...

Yirmi bir yaşında başlayan ALS hastalığı ile bu kadar yaşaması neredeyse mucizeydi...

*

2011 yılında Guardian gazetesine verdiği mülakatta bu duygusunu şöyle özetlemişti:

“49 yıl boyunca erken ölüm gerçeği ile yaşadım. Ölümden korkmuyorum ama ölmek için de acelem yok...”

*

“Her şeyin teorisini” yapan insanın ölümün teorisini yapmaması da olmazdı elbet...

Hayatının sonuna doğru vardığı sonuç da şuydu:

“76 yaşıma kadar yaşayacağımı hiç tahmin etmezdim. Ama bu uzun hayat da bana bir şey öğretti... Karadelikler o kadar da kara değilmiş...”

*

Aynı şeyi, sonsuz bir karadelik olarak gördüğümüz ölüm için de söyleyemez miyiz...

-------------

- İLGİLİSİNE NOT: Vanity Fair dergisinin internet sitesi önceki gün bu konuda güzel bir yazı yayınladı.

GÜNÜN SÖZÜ

“SENİ kutsuyorum. Çünkü şeytana anlam katıyorsun...”

(Kral Arthur’un kılıçla ölümcül biçimde yaraladığı kötü amcasına söylediği söz. Her kötü insana uyarlanabilir.)

 

X