"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

Bazı gece yarıları uyanırım...

Ülkemde olup biten takılır kafama...

Etrafımdaki nefret, cezaevindeki gazeteciler, aydınlar...

Bu kutuplaşma... Bu öfke...

Hepsi birer hançer olur, saplanır beynimin bir noktasına...

*

Bir kasvet çöker içime...

O kasvet kapkara bir umutsuzluğa dönüşür... Kahreder beni...

*

Öyle gecelerde rahmetli Çetin Altan’ın ölmeden önce son vasiyeti gibi kafama emanet ettiği o cümle gelir aklıma...

“Hayal ettiğim ülke bu değildi...”

*

Sonra o cümle, 70 yaşımda yaşadığım derin hayal kırıklığının hülasası haline gelir...

Felaketim olur...

*

Öyle gecelerde, Fikret Kızılok’un şarkısını dinlerim...

Sırf, “Her gecenin bir sabahı var” diye avunmak için dinlerim.

Hiç olmazsa unuturum biraz...

*

Sonra, aniden öyle bir sabah geliverir ki... Dün işte öyle bir sabahtı...

Bir arkadaşımdan gelen harika bir görüntü ile öyle bir sabaha uyandım.

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

BİR MİLLET BU DANSI AYAKTA ALKIŞLIYOR

Dün sabah, Ankara büromuzdan Uğur Ergan’ın gönderdiği bir retweet’le uyandım.

Çağlar Özdemir, engelli çocuklara dans dersi veren bir öğretmen...

Bir “Gönüllü Çalıkuşu” o...

Öğrencisi Zeynep Uysal engelli bir kızımız.

Tekerlekli sandalyeye mahkûm...

*

 “Hayır mahkûm değilim” diye haykırıyor ve öğretmeniyle okul avlusunda öyle harika bir dans yapıyor ki...

Sevinçten hüngür hüngür ağlıyorsunuz...

*

Ağlıyorsunuz çünkü ta şuranızda hissediyorsunuz ki...

O dans, hayata bağlılıktır, hayatı yaşama sevincidir... Umuttur...

*

O görüntü size bir başka şeyi daha anlatıyor.

Her gün sadece şehitliğin en yüce mertebe olarak yaşatıldığı bir ülkede...

Yaşama tutkusunun, yaşama sevincinin ve hayata asılmanın, her şeye rağmen dans etmenin, hepimize umut vermenin de vatanseverlik olduğunu...

Onu da anlatıyor size...

*

Sevgili Çağlar öğretmenim, sevgili kızımız Zeynep...

İkiniz de bilesiniz ki...

Siz.. Siz ikinizsiniz bizim hasretle beklediğimiz, o her gecelerden birinin sabahı...

Bu dansla, bir okulun avlusunu Bolşoy’a dönüştürdünüz...

Seyirciniz bütün bir millet... Ve o millet sizi ayakta alkışlıyor...

*

Biz hepimiz çok iyi biliyoruz ki Zeynebimizin bacakları engelli olsa da o dimdik ayaktadır...

Ve şunu da çok iyi biliyoruz ki, yepyeni bir Türkiye, okullarının avlusunu hayat dansına açan öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın, engelli bile olsa dimdik, ayakları üzerinde en insani, en medeni, en güzel koreografisini yazacaktır.

*

NOT: Samsun’dan gelen bu harika videoyu internet sitemdeki köşemden izleyebilirsiniz.

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

BİR 68’Lİ OLARAK KÖLN DUVARLARINA GİZLİCE NASIL GRAFFİTİMİ ÇİZDİM

Yirmili yaşlarında 68 Mayıs’ını yaşamış her insanın içinde bir graffiti ateşi yanar.

Yani içindeki muhalefeti şehir duvarlarına çizmek...

*

O yüzden biz 68’liler gizli graffitici Banksy’e hayranızdır. Onun şehir duvarlarına yaptığı çizgiler bizim gönül duvarlarımıza da anında işlenir.

*

Önceki hafta Almanya’nın Bonn şehrindeki binanın kapısından girerken, içimdeki bu Banksy ateşinin yeniden yanacağını aklımdan bile getirmemiştim. Çünkü gittiğim yerin aslında muhalif graffiti ile yakından uzaktan ilişkisi yoktu... O yüzden sürpriz oldu. Ama hikâyeye baştan başlayayım.

BİR TELEKOM ŞİRKETİNİN ŞEHRİN MUHALİF DUVARLARINDA İŞİ NE

Alman Deutsche Telekom şirketi beni Bonn’daki araştırma laboratuvarına davet ettiğinde, doğrusu çok heyecan duymamıştım.

Ayrıca şirket Türkiye’de bir telefon operatörü de değildi...

Ancak içimdeki teknoloji ateşi bana “Kabul et ve git” dedi...

Bonn’daki devasa binanın kapısından girerken anladım ki Deutsche Telekom sadece bir telefon şirketi değil.

Aynı zamanda devasa bir araştırma ve günlük hayata ait çözümler üretme şirketi.

Zaten beni asıl davet eden Türkiye’de de faaliyeti bulunan T-Systems şirketiydi.

Bonn’a onun genel müdürü Sinan Kılıçoğlu ile birlikte gittik.

Şirketin Bonn’da T-Gallery adlı bir bölümü var.

Burada insanın günlük hayatını köklü biçimde değiştirecek yenilikler tasarlanıyor ve üretiliyor.

İşte orada bir gün geçirecektim.

Kapıdan girdim ve bir insanın evinden başlayarak, gelecekte yeni teknolojilerle hayatını hasıl değiştirebileceğini yaşayarak, deneyerek, dinleyerek gördüm.

Ve bunların hepsinin merkezinde, akıllı bir telefon ve ona altyapı hizmeti veren operatörler var.

Şimdi T-Gallery’nin gen uzmanlarından Markus Reuter’le bu hayali kasabayı ve evleri gezmeye başlıyoruz.

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

EVİNİZİN ANAHTARINI TESLİMATA GELENE VERMEYE HAZIR MISINIZ

T-GALLERY aslında bir ev ve birkaç sokaktan oluşuyor.

Önce evin kapısından başlıyorsunuz. Günlük hayatımızın alışveriş gerçeği artık internetten ısmarlanan ürünlere kayıyor. En sık rastlanan sorun, lojistik firması evinize geliyor ama siz evde yoksunuz ve ürünü bırakamıyor.

T-Systems işte buna çözüm üretiyor.

Cep telefonunuzdan evinizin kapısını açıyorsunuz, görevli kişi geliyor ve evin belli bir yerine kadar girip ürünü bırakıyor ve takip ediyorsunuz.

Veya kapılara eski posta kutuları yerine özel şifrelerle açılacak özel bölmeler tasarlanıyor.

BUZDOLABINDAKİ ÜRÜNLERİN KALORİLERİ DİJİTAL EKRANINIZDA

MUTFAK her yanıyla bir dijital yönetim merkezi haline gelmiş.

Buzdolabının üzerindeki magnetler dijital hale gelmiş.

Yemek yaptığınız masanın üzerindeki ayna aynı zamanda bir ekran. Yaptığınız yemeğe koyacağınız buzdolabındaki ürünlerin kullanım tarihlerinden kalorilerine kadar her şey o ekrana çağrılabiliyor.

Jamie Oliver’in bir yemek tarifini isterseniz, anında ekranınızdan bulabilirsiniz.

Mutfaktaki bütün araçlar merkezi bir yönetim sistemine bağlı.

Spotify, Apple Music ve istediğiniz her tür müziği o ekrandan tuşlayabilir veya sesli olarak çalabilirsiniz.

 

CEP TELEFONU ŞARJ EDEN BANKLAR

T-SYSTEMS aynı zamanda akıllı telefonunuzu şarj edecek banklar tasarlamış.

Yani siz otururken, hemen elinizin yanına kablosuz şarj sistemleri yerleştirilmiş.

Bunun gibi günlük hayatımızı kolaylaştıracak, şehir hayatını zenginleştirecek, yerel yönetimleri renklendirecek çok sayıda buluşu ve tasarımı denedim.

NARSİST BİR KÖŞE YAZARI DUVARA HANGİ GRAFFİTİYİ ÇİZER

Sıra şehir sokaklarını gezmeye geldi.

Artık şehirlerin en vazgeçilmez dekorlarından biri duvar resimleri.

Birçok şehirde bu sokak sanatı haline dönüşmüş. Ancak bu sanat bazen şehir kirliliğine de dönüşüyor.

T-Systems’in genç araştırmacıları buna da dijital bir çözüm bulmuşlar. Dijital graffiti...

Orada bir duvar vardı... Bana graffiti imkânı tanıdılar. Ehh övünmek gibi olmasın serde biraz narsistlik de var ya...

Duvara ne çizersiniz...

Tabii ki kendi görüntümü... Ama buna yorum da getirdim tabii.

Sonunda bir projeksiyon sistemi ile ekran haline getirilen duvarda, kendi graffitimi hayranlıkla seyrettim. Şimdi bunun en keskin ve yaratıcı tasarımlarını planlıyorum.

ŞEHRE HAVA TEMİZLEYEN YEŞİL DİJİTAL DUVARLAR

En çok ilgimi çeken uygulamalardan biri de hava temizleyen çözümler oldu.

Üçe üç bir duvar düşünün. Üzerine doğal malzemeden küçük çime benzeyen yeşil toplar yerleştiriliyor. Bunların her biri bir ağaç kadar karbondioksit absorbe ediyormuş. Bu panel duvarın arkasında iki tane vantilatör var. Şehirde bir bankın kenarına yerleştiriliyor. Öteki tarafa temiz hava veriyor.

 

X