"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Dört yıl seçim yoksa gerçeğe dönme zamanı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 26 Temmuz günü partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında yaptığı konuşmanın bir cümlesini işittiğim an aklımdan şu geçti.

“İleride Türkiye tarihi yeniden yazılırken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu ülkenin bekasına yaptığı katkı nedeniyle hayırla anılacaktır.”

AK Parti’yi veya MHP’yi destekleyen biriyseniz ve bu cümleye itirazınız varsa bile lütfen sabırla şu yazdıklarımı okuyun...

*

Partisi, 23 Haziran seçiminden ezici bir zaferle çıkarken, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı ilk açıklama şu oldu: “Önümüzde çok ciddi sorunlar var, erken seçime gerek yok...”

Arkasından yaptığı ikinci açıklama, Türkiye’nin S-400 politikasına tam destek vermek oldu.

İktidar açısından bu sözlerin anlamı çok açık: “Önünde 4 yıl var. Bu süreç içinde iç politikaya ilgilenmene gerek yok. Cesur ol. Gerçekçi tedbirlerdi al. Dış politikada iç kamuoyuna değil, dışarıya seslen.”

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Temmuz günü partisinin il başkanlarına seslenirken S-400’lerle ilgili şunu söyledi: “Montaj ve eğitim safhalarının ardından Nisan 2020’de bu sistemleri aktif olarak kullanmaya başlayabileceğiz.”

Bu sözlerin anlamı çok açık. Aldığımız S-400’ler 2020 yılı nisan ayına kadar kullanılır hale getirilmeyecek. Yani ABD ve NATO’yla iyi bir pazarlık için önümüzde 9 ay var demektir.

Kamuoyunun S-400 konusunda izlenen politikaya çok güçlü bir desteği var. Ben kendi payıma biraz mesafeliyim. Ama Cumhurbaşkanı’nın sözlerine bakarak şunu ifade edeyim. Akıllı ve gerçekçi diplomasi işte budur... Daha da güzeli, böylesine milli bir konuda, ülkenin en büyük muhalefet partisi ile iktidar partisi arasında böyle milli bir işbirliğinin kurulmuş olmasıdır.

*

Daha önce düşürülen Rus uçağı meselesinde gördüğümüz gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan gerektiğinde pragmatik esneklik gösterme sanatını çok iyi kullanan bir siyasetçi. Önümüzde seçimsiz 4 yıl var. Dış politikada artık iç kamuoyuna kur yapmak yerine, dışarıya karşı gerçekçi bir diplomasinin yürütülmesi için gereğinden bile fazla bir süredir bu.

*

Bütün kalbimle inanıyorum ki, eğer bu milli işbirliği bozulmazsa Türkiye bu sorunun altından kendi menfaatine en uygun biçimde kalkacaktır.

Dört yıl seçim yoksa gerçeğe dönme zamanı

ÇOCUKLUK ARKADAŞIMDAN YENİ ‘BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM’ ŞARKISI

ALİ Kocatepe, benim İzmir Gazi İlkokulu’ndan sınıf arkadaşımdır. İkimiz de gerçek bir Cumhuriyet “Çalıkuşu Feride’si” olan rahmetli Hatice Birkan’ın öğrencisiyiz. Dördüncü sınıfta Ali’yle birlikte bir “Cem Sultan Olayı” piyesi yazmış ve sınıfta sahnelemiştik.

*

Ali Kocatepe eşi Aysun’la birlikte bir şarkı yazıp videosunu çekmiş ve YouTube’a koymuş. Şarkının adı “Bu Memleket Hepimizin”... Çok güzel bir şarkı olmuş. 23 Haziran seçimi bu ülkede insanların artık nasıl bir siyasi üslup ve davranış istediğini, kutuplaşmadan ne kadar mustarip olduğunu açıkça gösterdi.

Ali Kocatepe de, eşi de siyasi görüşlerini sanatlarına yansıtan insanlar değildir. İkisi de ülkesini seven, barışçı, hoşgörülü insandır. O nedenle hepimizin içindeki duyguları anlatan bir şarkı olmuş

*

Yani yeni bir “Bir başkadır benim memleketim” şarkısı diyebilirsiniz.

Dört yıl seçim yoksa gerçeğe dönme zamanı

TEK MASA’DA İKİ AYRI MÜZİK TEZİ

TEK Masa’da Fazıl Say’la uzun bir Wagner sohbeti yaptık. Onun müzik konusundaki bilgisine hayranım ve o kadar güzel anlatıyor ki... Selçuk Yöntem’le de müzik konuştuk. Müziğin 60’lar, 70, 80 ve 90’ları konusunda çok iyi anlaştık. Ama o “2000’lerde müzik öldü” diyen ekolden. Bense “Hiç ölmedi, tam aksine çok canlı yaşıyor” diyenlerdenim.

Tabii ki o gece DJ masasının başına o geçti ve bol bol Bee Gees dinledik. Yooo ondan da şikâyetçi değilim... Ama kafaya taktım. Ona Bruno Mars’ı, The Weeknd’i, Lady Gaga’yı da sevdireceğim.

Dört yıl seçim yoksa gerçeğe dönme zamanı

DÜĞÜNLERDE DE VİZE UYGULAMASI BAŞLADI

GEÇEN cuma sabahı Almanya’nın Bayreuth şehrinde uyandım. Öğleden sonra Berlin’de Sun Express uçağına bindim, 2 saat 27 dakika sonra İzmir’deydim. Oradan Alaçatı’da Stay Otel’e gidip, Ece ve Fazıl Say’ın düğününe katıldım.

*

Çok keyifli bir geceydi. Fazıl’la Ece 25 Ocak’ta Milano Konsolosluğu’nda evlenmişlerdi. Düğünü de 6 ay sonra Alaçatı’da yaptılar.

*

Düğünün başında ilginç bir şey oldu. Fazıl ve Ece sahneye çıktı. Yanlarında Selçuk Yöntem de vardı.

*

Yöntem’in konuşması tam resmi nikâh kıyan belediye başkanı konuşmasıydı. “Fazıl ve Ece yurtdışında evlendi. Oraya gitmek için vizeye ihtiyaç vardı. Dışarıda kıyılan nikâhlara bir de yerli vize gerekir. Onu da burada biz veriyoruz” dedi.

*

Böylece Stay Otel’deki davetli şahitlerin önünde bu evlilik akdi de yapıldı. Anlayacağınız Selçuk Yöntem “sivil evlenme memuru” uygulamasını başlattı.

BİR ‘SCHOOL BUS’LA ‘TEK MASA’YA SEYAHAT

STAY Otel Amerikan filmlerinde gördüğümüz “school bus”lardan (okul otobüsü) birini alıp otelin servis aracı haline getirmiş.

Düğünün ertesi akşamı bu otobüse doluşup Alaçatı’nın yeni gözde mekânı “Tek Masa”ya gittik.

Burayı Kelebek yazarı Onur Baştürk’ün köşesinde okumuştum. Aleyna Tilki orada çaldırdıktan sonra Sezen Aksu’nun “Dört Günlük Bir Şey”i yeniden patlamış. Tek Masa gerçekten farklı bir yer. Hemen yan tarafında da çok güzel bir barı var. Buranın sahibi Haldun Demirhisar aynı zamanda Stay Otel’in de mimarı. Kendini Alaçatı’ya adamış, dört dörtlük bir sanatçı gibi.

Otelin duvarlarında, onun çektiği harika nü fotoğraflar var. Mimarlık ofisi de Tek Masa’nın hemen yan tarafında. Tam benim çalışmak isteyeceğim tarzda harika bir ofis galeri.

Yemekte genç şef Demir Demirhisar’ın yaptığı yemekleri yedik. Özellikle et çok iyiydi ve gerçek anlamda medium pişirilmiş bir et yemenin keyfini çıkardım.

ALAÇATI’DAN SON DAKİKA / FISILTI

Acun’la arasını düzelten Ahmet Hakan hafta sonu Alaçatı’da onun misafiriydi. Kulağıma geldiğine göre teknede ve evde yapılan iki ayrı tavla partisinde Ahmet Hakan, birçok ünlü seyircinin önünde Acun’dan fena bir dayak yemiş.

*

Alaçatı kulislerinde söylenen söz şuydu: “Burası Alaçatı, buradan çıkış yok. Öyle ben patronları yenerim cakası burada sökmez.”

*

Ben anlatılanların yalancısıyım.

X