"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Diktatör ne zaman bize çok yararlı olur

Tabii önce bir önceki soruyu soralım.

Diktatör yararlı olur mu?

Olurmuş...

*

 “Muş” diyorum çünkü bu benim fikrim değil.

Cumartesi günü Financial Times’da yiyecek ve içecek yazarı Fuchsia Dunlop’un yazısında okudum.

*

Diyor ki...

“Eğer bir grup arkadaş Çin restoranına gitmişseniz, yemek ısmarlamanın en iyi yolu her şeyi masadaki diktatöre bırakmaktır...”

Yani bırakın yemekleri masanın en diktatör kişisi ısmarlasın...

*

Neden derseniz, onu da şöyle açıklıyor.

“Eğer herkes kendine göre yemek ısmarlamaya kalkarsa...

BİR: Bu çok vakit alır...

İKİ: Masada çok sayıda tavuk, et yemeği olur ama bir Çin mönüsünün inceliklerini ve çeşitliliğini göremezsiniz.

ÜÇ: Neticede masaya bir kaos hâkim olur ve kimse memnun kalmaz...”

İşte bu nedenlerden dolayı, Çin restoranlarında bir masa diktatörü hem uyumu hem çeşitliliği sağlar...

*

Evet Çin restoranları için gerçekten çok iyi bir öneri...

Ancak sakın ola bu yöntemi ülke yönetimleri için uygulamaya kalkmayın...

*

Ülkeler yemek masası değildir ve Çin yemeği masasının kuralları ülke yönetiminde ters işler.

Diktatör ülkesine mutsuzluk, acı, renksizlik ve despotluktan başka hiçbir şey getiremez.

TABİİ Kİ BU TARTIŞMADA NAGEHAN’IN YANINDAYIM

Nagehan Alçı çıktı ve “Katil devlet” dedi ya... Baktım yüklenen yüklenene...

Orada burada, birçok yerde okudum. Argüman hep aynı.

“Aynı lafı Canan Kaftancıoğlu da söyledi. Ama ona hapis cezası verildi. Nagehan Alçı’ya niye verilmiyor...”

*

Arkadaşlar bunu böyle söyleyeceğinize şöyle deseniz...

“Aynı lafı Canan Kaftancıoğlu söyleyince neden ona dava açılıyor... Ona da açmayın...”

*

Bir de şu var...

Bu ülkede artık kadınlar konuşmaya başladı...

Bırakın erkeklerin söyleyemediği doğruları bari onlar söylesin...

*

Ben hem Nagehan Alçı’nın hem Canan Kaftancıoğlu’nun yanındayım...

ŞU 57 YAŞ YİNE ÖNÜME ÇIKTI

GEÇENLERDE Demi Moore’un 57 yaşında verdiği çıplak pozları anlatırken “Galiba 57 yaş kadını üzerine de bir kitap yazmam gerekecek” demiştim.

57 yaş konusu geçen cumartesi günü yine karşıma çıktı.

New York Times gazetesi ünlü şarkıcı ve yazar Patti Smith’le ilgili bir yazı yayınladı.

Patti Smith orada şunu söylüyor:

“Hayatımın en iyi işlerini 57 yaşımdan sonra bugüne kadar yaptım...”

Bir de şunu söylüyor:

“Kendimi yaşımda gibi hissetmeyi seviyorum. Bir başkasını incitmediğim sürece istediğim her şeyi yapabilmeyi seviyorum. İstediğim gibi giyinmeyi de seviyorum”...

Demi Moore, 57 yaşın bedensel ve fiziksel estetiğini anlattı.

Patti Smith de 57 yaş sonrasının insana verdiği özgürlük duygusunu anlatıyor.

İkisini bir araya getirince de harika bir “57 plus psikolojisi” ortaya çıkıyor.

Ben de bunu mutlakta yazmalıyım diyorum.

ARYA SEVENLERE YENİ BİR PARÇA

Jonas Kaufmann: “Wien Wird Bei Nacht Erst Schön”, Adam Fischer, Wiener Philharmoniker.

Geçen cuma platformlara kondu. Büyük bir keyifle dinliyorum.

ROD STEWART SEVENLERE

Rod Stewart 1975 yılında çıkardığı ve o yıllarda hepimizi mest eden “I Don’t Want To Talk About It” şarkısını yeniden cover’ladı.

Arkasında Royal Philarmonic Orchesta çalıyor.

12 Eylül öncesinin terör ve korku dolu gecelerinde hayatımızı epey doldurmuş, hiç bıkmadığım bir şarkıydı...

Çok güzel olmuş.

Yine gecelerimi kurtarmaya devam ediyor.

Diktatör ne zaman bize çok yararlı olur

AKDENİZ’DE BALİNA OLMAZ DİYEN CAHİLE KAPAK OLSUN

BU fotoğraf geçen pazar günü Alaçatı açıklarında çekildi.

Bir Akdeniz balinası ve yavrusu, hem de kıyıya yakın bir yerde keyifle yüzüyordu.

Yıllar önce Marmaris’ten Bodrum’a giderken gördüğüm bir balinayı yazmıştım.

Adı hiç önemli değil, bir cahil de çıkıp, “Akdeniz’de balina mı olur” diye başlayan hakaret dolu bir yazı yazmıştı.

Kendisini bilir... Umarım bu fotoğraf ona kapak olur.

Diktatör ne zaman bize çok yararlı olur

ÖZEL BİR YEMEK ODASINDA KİŞİ BAŞI 2 BİN 500 LİRA VERİR MİSİNİZ

İSTANBUL Raffles Oteli’nin içindeki Rocca Restoran ünlü İspanyol şef Paco Roncero ile anlaştı.

Restoran üç ayrı alanda tadım mönüsü yapıyor.

Bunlardan biri 16 kişilik bir tek masa...

Odanın etrafında 360 derece video gösterisi var.

*

Bu şahane şefin yaptığı 6 aşamalı bir tadım mönüsünü tadıyorsunuz.

Şef sizi resmen entelektüel bir dünya gezisine çıkarıyor.

Fransız, Japon, Peru ve Meksika mutfaklarını geziyorsunuz.

*

Geçen perşembe akşamı 16 kişilik bir grupla bu büyük şefin yemeklerini tattım.

Gözlemlerim şöyle:

Tadım mönülerinden ve Michelin yıldızlı şeflerin artık absürdlüğe kaçan anlayışlarından fena halde sıkılmıştım.

Michelin yıldızını gözümde yine eski yerine koydu.

Bir yemeğin başından sonuna kadar şampanya içilmez sanıyordum.

Bu mönü ve Dom Perignon bu önyargımı da kırdı.

*

Geriye kalıyor en önemli mesele.

Bu büyük şefin tadım mönüleri üç kategoride sunuluyor.

Ana yemek salonunda imza tadımı kişi başına 600 TL.

Yine aynı salonda şarap eşleşmesi ile imza tadımı 850 TL.

16 kişilik tek masa özel odada, sizi olağanüstü bir video şovu ile yemeğini yediğiniz ülkelere götüren Dom Perignon’lu tadım mönüsü kişi başına 2 bin 500 TL.

*

Tabii normal bir insanın “Oooo” diyeceği bir rakam.

Ama parası olan bir insan için değer mi...

Kesinlikle değer...

Diktatör ne zaman bize çok yararlı olur

BOTTURA’DAN SONRA GÖRDÜĞÜM EN İYİ ŞEF

Paco Roncero genç bir İspanyol şef.

1969 doğumlu.

Madrid’deki “Terraza del Casino”nun şefi...

Bir süre moleküler mutfağın en büyük ismi sayılan Ferran Adria ile çalıştı.

O da Bottura gibi kitaplar yazdı...

İki Michelin yıldızı var. Massimo Bottura’nın Modena’daki restoranında yediğim mönü benim için gastronominin zirvesiydi.

Ondan sonra gördüğüm en harika mönüydü.

YENİ KUŞAK ŞEFLER MİCHELİN YILDIZINI YENİDEN TARİF EDİYOR

KOPENHAG’ın Christianshavn bölgesinde, deniz mayınlarının saklandığı eski hangarlardan biri...

Son yıllarda dünyanın en çok konuştuğu 3 Michelin yıldızlı restoranlardan biri işte burada yeniden açıldı.

Noma’dan bahsediyorum. Restoranın artık bir dünya yıldızı haline gelen şefi Rene Redzepi artık burada çalışıyor.

Yeni kuşak şeflerin en önde gelenlerinden biri...

Müslüman bir Arnavut babayla, Danimarkalı bir annenin çocuğu.

Okulda dersleri iyi olmadığı için yüksekokula gidemezsin demişler.

Oysa onlar şimdi yeni bir entelektüel sınıfın mensupları.

TED’de konuşuyorlar. Davos’a davet ediliyorlar. New York Times’da, Guardian’da yazıyorlar. Kitapları var.

Bu yeni nesil şefler, Michelin yıldızlarını yeniden tarif ediyorlar.

Onlar için artık yemek sadece yemek değildir.

Entelektüel bir yolculuktur.

İkinci Noma deneyiminde şimdi yaban otlarına ve çiçeklerine yönelmiş.

X