"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayın

ÜÇ Batı ülkesinin müdahalesini işittiğim an sırtımda bir ürperti hissettim...

***

Dedim ki...

- “Allahım, inşallah bu operasyon, IŞİD denilen belanın bitini yeniden kanlandırmaz...”

***

Dedim ki...

- “Allahım, inşallah bu operasyon Suriye’yi iyice paramparça edecek bir sonuca yol açmaz...”

***

Dedim ki...

- “Allahım, inşallah bu operasyon giderek tam bir Peşaver haline gelen Suriye sınırımızı ondan da beter bir Afganistan haline getirmez...”

***

Bir de...

Operasyonun başlamasına 24 saat kala Ahmet Davutoğlu’nun yeniden konuşmaya başladığını görünce...

Duama şunu da ekledim:

- “Allahım inşallah bu operasyon Türkiye’nin yeniden Ahmet Davutoğlu’nun derinlik stratejisi politikasına dönüşüne yol açmaz...”

 

KUVVETLİ ŞÜPHE KESİN DELİL SAYILIR MI
TÜRKİYE, ABD, İngiltere, Fransa üçlüsünün Esad rejimine saldırısını “memnuniyetle karşıladığını” açıkladı...

Gerekçesi de şu:

Esad’ın kimyasal silah kullandığı konusunda “kuvvetli şüphe” var...

Yani kesin delil değil, kuvvetli şüphe...

Biz bu ifadeyi son olarak Irak’a müdahaleden hemen önce, Amerikalı yetkililerin ağzından işitmiştik...

Sonradan anlaşıldı ki...

Kimyasal silah yoktu...

O şüphe üzerine yapılan müdahale Irak’ın felaketi olmuştu...

Umarım bu defa aynı olmaz...

 

ŞU İKİ SORUNUN CEVABINI ALINCA KARAR VERECEĞİM;
ŞU iki sorunun cevabı benim için hâlâ meçhul:

- BİR: Doğu Guta’ya zaten bayrak çekmiş olan Esad durup dururken oraya niye kimyasal silah attı?

- İKİ: Rusların ortaya attığı kimyasal silahı, orada Esad karşıtı provokasyonları ile tanınan “Beyaz Berelilerin” attığı iddiası hiç araştırılmayacak mı?

 

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayın

DÜNYANIN EN İSYANKÂR SIRITIŞINI YARATAN ADAM ÖLDÜ
BU dünyada, hepimizi hafızasında bir Jack Nicholson gülüşü vardır...

Daha doğrusu bir “sırıtış”...

***

Hani “Shining” filminde elinde balta ile kapıyı kırıp “Honey I’m home...” derkenki sırıtışı...

Hani “Batman”in “Joker”i olarak sırıtışı...

***

Jack Nicholson’u ilk defa Paris’te, 1970 yılında “Easy Rider” filminde seyretmiştim...

Bugün Trump’ı yaratan Redneck, yani bir anlamda faşist, ırkçı Amerikan kesimine meydan okuyan genç bir avukattı...

Ama o sırıtış henüz ortada yoktu...

***

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayın

Bana göre o efsane sırıtış ilk olarak, 1975’te “Guguk Kuşu” filmi ile ortaya çıktı.

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayınKen Kesey’in “One Flew Over The Cuckoo’s Nest”, “Beat Generation” denilen karşı kültür hareketinin en kuvvetli temsilcilerinden biriydi.

Bu roman bizim nesillerimiz için “müesses nizama” itirazın en önemli eserlerinden biriydi.

***

Çek asıllı yönetmen Milos Forman, işte onun romanından çektiği filmle o gülüşü yarattı.

Akıl hastanesine getirilen McMurphy’yi oynayan Jack Nicholson’un yüzündeki bu sırıtışı, işte o isyanın simgesi haline o getirmişti.

***

Michel Foucault okuduğumuz yıllardı ve akıl hastaneleri de cezaevleri gibi, bizim de gözümüzde, müesses nizamın, yerleşik iktidarın “isyankârları terbiye müesseseleriydi”...

***

Aynı sırıtışı, ondan 5 yıl sonra Staley Kubrick’in “Shining” filminde, yavaş yavaş deliren yazar Jack Torrance’ın yüzünde, işte o baltalı sahnede görmüştük...

***

Ve sonra 1989’daki “Batman” filminde Joker’in yüzüne yerleşmişti...

***

Biz bu sırıtışı çok sevdik.

İşte o ilk sırıtışı yaratan büyük yönetmen Milos Forman, cumayı cumartesiye bağlayan gece, 86 yaşında öldü.

***

“Amadeus” filminde şen şakrak, isyankar Mozart’ı da o yaratıp kafamıza yerleştirmişti.

***

İçindeki isyan 1968 yılında Sovyet tankları, ülkesi Çekoslovakya’daki başkaldırıyı ezerken doğmuştu.

Milos Forman o duyguyu, 7 yıl yıl sonra McMurhpy’nin yüzüne harika bir sırıtış olarak öyle bir yerleştirdi ki...

***

Hiç unutmadık...

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayın

***

Bizim neslimiz bugün durup dururken sırıtıyorsa...

Bilin ki, her defasında aklımıza “Guguk Kuşu”ndaki Jack Nicholson geldiği içindir...

 

AKHİSAR STADINDAKİ İZMİR’İN DAĞLARI NE ANLAMA GELİYOR
ÖNCEKİ akşam Akhisar’da oynanan Akhisarspor-Beşiktaş maçı sosyal medyanın en çok konuşulan konularından biri oldu.

Maç, sonucuyla değil, iki takım taraftarının birlikte ve çok coşkulu söylediği “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” marşı ile konuşuldu.

Akhisar benim annemin, babamın memleketi.

Bulgaristan’dan göç ettikten sonra oraya yerleştiler.

İlçenin belediyesi AKP’nin elinde.

2015 seçimlerinde partilerin aldığı oy oranları şöyle:

AKP yüzde 41.1

CHP yüzde 36.9

MHP yüzde 16.4

HDP yüzde 2.4

Referandumda ise yüzde 57.1Hayır’, yüzde 42.9 ‘Evet’ çıktı...

Bundan iki sonuç çıkarıyorum:

- BİR: Tavandaki AKP-MHP güç birliği, Manisa’da olduğu gibi Akhisar’da da tabanda gerçekleşmemiş.

- İKİ: AKP ve MHP’nin bu ilçede başarılı olması için aday ve zihniyet siyasetlerini farklı uygulaması gerekecek.

 

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayınAYRILIK GİYİMİNE KÖTÜ MÜZİĞİNE İYİ GELMİŞ
BU haftanın yeni şarkısı Zayn’ın “Let Me”si.

Hürriyet’in stil yazarı Başak Dizer Tatlıtuğ, dün Hürriyet Cumartesi’de son yılların büyük starlarından Zayn’ın Gigi Hadid’den ayrıldıktan sonra giyim tarzında düşüş olduğunu yazdı.

Diyor ki, “Bu gömleğin üzerine bir ceket giyseydi daha iyi olurdu”.

Aynı fikirdeyim...

Ama Zayn’ın geçen hafta çıkan şarkısı “Let Me” için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Harika bir şarkı...

Yani güzel kadından ayrılık giyimine kötü yansımış, ama galiba müziğini olumlu etkilemiş.

 

EN ÇOK HANGİ BÖLGEDEN ENGELLİ TABLOSU GELDİ
GEÇEN cuma günümü Bağcılar Belediyesi’nin engelliler arasında düzenlediği “Bu tuval senin” resim yarışmasının jüri değerlendirmesi ile geçirdim.

Ahmet Güneştekin, Demet Sabancı Çetindoğan, Fatoş Altınbaş Sarıgül, Fatih Altaylı ve ben jüri üyesiydik. Türkiye’nin her yerinden 700’e yakın çalışma geldi.

En yüksek sayıda çalışma Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Ege Bölgesi’ndendi.

İstanbul’da sadece 3 çalışma vardı. En az Karadeniz Bölgesi’nden çalışma yollandı.

Ahmet Güneştekin’in önerisi ile bunu bir yarışma olmaktan çıkarıp teşvik edici bir platform haline getirdik.

Yani birinci, ikinci falan gibi bir derecelendirme yapmayıp, 50 çalışmayı ayırdık.

Tahminimin ve beklentimin çok üstünde bir kalite vardı.

Engelli insanların sanat tutkusu ve dünyayı algılama biçimleri beni altüst etti...

Bağcılar belediyesi bu 50 engelliyi, refakatçileri ile birlikte İstanbul’a getirtecek ve bir tören düzenlenecek. Ayrıca bunlar sergilenecek...

Üç yıldan fazla bir süredir Bağcılar Belediyesi’nin bütün Türkiye için örnek haline gelen Engelliler Sarayı’nın çeşitli faaliyetlerine gönüllü olarak katılıyorum. Bu yarışma beni çok şaşırttı...

 

KIRK SEKİZ SAATTİR BU TABLOYA BAKIYORUM
KIRK sekiz saattir Aydın’dan 45 yaşında, paranoid şizofreni teşhisi konmuş bir engellinin “Korkuyorum” adlı bu tablosunu seyrediyorum. Tablodaki anne ve çocuğun el ele tutuşuşu ve üzerindeki şu yazı:

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayın

“Bırakma beni insanlar kötü

Bırakma beni korkuyorum...”

Bir de 9 yaşında İzmirli zihinsel engelli bir çocuğun yaptığı “Ahtapot Savaşı” adlı çalışmanın ayrıntılarına takıldım...

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayın

Üçüncüsü ise Batmanlı 21 yaşında spastik bir çocuğun “Mat İstikrar” adlı çalışmasıydı.

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayın

İsimlerini vermiyorum, çünkü dediğim gibi, sıralama yapmadık, bunlar seçtiğimiz 50 tablodan üçü... Hepsinin ayrı ve çok etkileyici birer hikâyesi var.

Ama biz onların hayat hikâyelerinden çok, çalışmalarının bize anlattıklarına bakarak bir değerlendirme yaptık.

Hâlâ etkisindeyim.

 

‘Derinlikçi’ Ahmet Bey siz lütfen karışmayınBİR BAKIN BU ÇOCUK BÜYÜDÜ VE KİM OLDU
GEÇEN hafta çarşamba akşamı Sarıyer Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde “Oktay Ekşiye saygı” gecesi düzenlendi.

Ben de kısa bir konuşma yaptım...

Tam bir Mesudiye gecesiydi...

İstanbul’da bir rakama göre 250 bin, bir rakama göre 1 milyon Mesudiyeli yaşıyormuş. Oktay Bey ile Mesudiyeli arkadaşları 27 yıldan bu yana Karadeniz’in bu güzel kasabasında harika bir demokrasi kurultayı düzenliyorlar.

Dünyada eşi az görülmüş bir yerel demokrasi ve kalkınma hareketi bu. Mesudiye gerçek anlamda Atatürkçü bir kasaba...

İlçeden çok aydın insan yetişmiş...

Geceyi izlerken sanki “Mesudiye dağlarında çiçekler açar” şarkısı dinler gibiydik...

Bir de Oktay Ekşi’nin çocukluk günlerinde çekilmiş bu fotoğrafını çok sevdim.

Hiç der misiniz bu çocuk büyüyecek ve Oktay Ekşi olacak diye...

X