"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Deliha’yı sevmek için 14 neden

GUPSE Özay’ın yazıp başrolünü oynadığı, Hakan Algül’ün yönettiği Deliha filmini iki defa seyrettim.

Deliha’yı sevmek için 14 neden

Bu filmi çok sevmek için 14 neden buldum.


* * *


-Eyyvah Eyvah kadar sıcak bir batı mahallesini anlattığı için.
-Şoför Nebahat’ten beri gördüğüm en harbi mahalle kızı olduğu için.


* * *


-Delikanlılık denen duygu ve tavrın sadece erkeklere ait olmadığını gösterdiği için.
-Ruhu giderek kararan, suratı giderek asılan Türkiye’ye, yeni bir yıla hazırlanırken aydınlık komik bir hikâye anlattığı, içimizdeki kasveti kovduğu için.

Deliha’yı sevmek için 14 neden


* * *


-Mostrası
giderek muhafazakârlaşan ve erkekleşen mahallelere, özgür, kafasına buyruk, tırlak, ama düsüt mü dürüst bir kadın ruhu verdiği için.
-Kafamıza kazınmış harika Keşanlı Ali portresine, harika bir kadın versiyonu eklediği için.
-Ceberutlaşan, kabalaşan, hoyratlaşan, hödükleşen, erkekleşen Türkiye içinde harikulade özgür ve keyifli bir kadın gettosu yarattığı için.
-Mahallede namussuz erkekleri alt edebilecek bir kadının mümkün olabileceğini ispat ettiği için.

Deliha’yı sevmek için 14 neden


* * *


-Erkek gibi yetiştirilmenin, kadın gibi hissetmeye mani olmadığını gösterdiği için.
-Muhafazakâr tahakküme boyun eğmeyen bir mahalle hayatının da insanların ilgisini çekebileceğini, ticari başarı kazanabileceğini gösterdiği için.


* * *


-Bize her gün biraz daha dayatılan muhafazakâr ve başı örtülü ahlaka karşı, başı açık, saf, temiz ve dekolte bir ahlakın da mümkün olduğunu gösterdiği için.
-Muhafazakâr mahalle ayakkabı kutularıyla, sıfırlanamayan dolarlarla, kirlenen sokaklarında giderek daha mahzunlaşırken, başka mahallelerdeki kadınların yoksul neşesinin başı dik biçimde sokaklara taşmasını hikâye ettiği için.

Deliha’yı sevmek için 14 neden

* * *


-Kadınların da çok güzel komedi yazabileceğini ispat ettiği için.
-Gupse Özay ve bütün oyuncuların sıcak, içten, insani oyunları için.
Yani her mahalleye bir Deliha lazım...


* * *


Gidin mutlaka siz de seyredin.
Kafalarındaki Türkiye’yi anaokuluna kadar sokmaya çalışarak Türkiye’yi kendi kasvetine ve gamına ortak etmeye çalışan şu iktidarın kasvetini dağıtmak için gidin...
İnanın çok eğleneceksiniz...

Anne karnına ‘makul şüpheli’ düşenlere 7 mütevazı tavsiye

-BİR: Dünden itibaren hepiniz, hepimiz birer “makul şüpheliyiz...”
-İKİ: Buna karar verecek kişilerin gözünde, bir bölümümüz, anne ve babamızın hayat tarzı, etnik aidiyeti ve inançları nedeniyle, “ana rahmine makul şüpheli olarak düşmüş vaziyetteyiz...”
-ÜÇ: Ana rahmine böyle düşmeyenler için ise hemen her an, “sonradan olma makul şüpheli” durumuna düşme ihtimali çok yüksektir.
-DÖRT: Sokakta uluorta Saray hakkında atıp tutmayın, ayakkabı kutularından, elbise askılarından, Deniz Fenerlerinden bahsetmeyin.
-BEŞ: Şu tarihi gerçeği hiçbir zaman unutmayın:
Bu ülkede Saray varsa, mutlaka saray jurnalcisi de vardır.
-ALTI: Aynı şeyleri telefonda da konuşmayın.
Şu zamane gerçeğini hiçbir zaman unutmayın.
Bu ülkede makul şüpheli varsa, dünden itibaren devletin bütün kepçekulakları yatak odanızdadır.
-YEDİ: Malınız mülkünüz varsa hemen satıp kurtulun. Bir yolunu bulup paranızı gizli bir yere yerleştirin.
Çünkü dünden itibaren kurulmaya başlanan Yeni Ortadoğu rejimi, her an donunuza kadar her şeyinizi elinizden alabilir. Arkadaşlar...
Welcome to the hell...
Türkiye dünden itibaren, anasının karnına makul şüpheli olarak düşmüş insanlar için bir Gece Yarısı Ekspresi’dir...
Trenin geldiği terminus burasıdır...
Haydi herkes aşağı....

Hayatımda bu kadar çirkin bir şehir ucubesi görmedim

AMAN Allah’ım nedir bu...
Patenti başkasına ait olmasa “Ucube” diyeceğim...
Uzun süredir uçakla Ankara’ya gitmemiştim.
Havaalanından şehre girerken yolun üzerine inşa edilen o tuhaf şeyi görünce gözlerim faltaşı gibi açıldı.
Dünyada yüzlerce şehir kapısı gördüm.
Hayatım boyunca bu kadar çirkinini gerçekten görmedim.
Bizans desen değil, Selçuklu desen değil, Osmanlı desen değil, zaten Cumhuriyet hiç değil...
O güzelim modern havaalanından çıkıp, Türkmenistan şehirlerinin berbat bir taklidine gelmek...
İktidar değişikliğinde, kazma-kürek yıkılacak ilk şehir ucubesi bu olmalı...

Arkadaş, beni ‘dinleme listesi’ne almayan o adamdan şikâyetçiyim

YİRMİ yıldan beri ilk defa içinde adımın olmadığı bir dinleme listesi gördüm.
Bugün olsaydı şöyle düşünürdüm:
-YA beni dinleyip dinleyip, “Bundan bir şey çıkmaz” deyip vazgeçtiler.
-YA artık beni önemli bulmayıp dinlemiyorlar.
-YA sürekli basın kartıyla birlikte sürekli dinlenme kartı aldım, otomatik dinleniyorum o nedenle artık adımı dinleme listelere yazma ihtiyacı bile duymuyorlar.
-YA da profesyonellere el çektirildiği için, fabrikasyon delil ve dinleme listesi yapma işi acemilere kaldı.
Ama dinleme kayıtları 2008 yılına ait...
Bugüne kadar, çağrıldığım her savcılıkta, kim olduğunu bilmediğim için “Beni dinleyen kimse ondan şikâyetçiyim” diyordum.
Bu listeyi görünce de “Beni dinlemeyen o adamdan şikâyetçiyim...” demeye karar verdim.
Yani beni liste dışı bırakıp bu yaştan sonra şerefimle oynamayın...

Bak arkadaş, o pazarlığın sorumluluğu sana ait

TÜRKİYE tarihinin en büyük enerji anlaşmalarından biri, Saray’da kapalı kapılar ardında yapılıyor.
İleride bu anlaşmalarla ilgili geçmişteki ‘Mavi akım’ anlaşması gibi bazı arızalar ortaya çıkarsa, Meclis kimin yakasına yapışacak...
Anayasa’nın 105’inci maddesi şöyle diyor:
“Cumhurbaşkanı’nın, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın, tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, başbakan ve bakanlarca imzalanır: Bu kararlardan başbakan ve ilgili bakanlar sorumludur...”
Yani güvendiği birinin çıkıp Başbakan’a takır takır söylemesi lazım:
“Bak arkadaş, Saray’da yapılan o pazarlığın sorumluluğu senin sırtında...”

X