"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Cumhurbaşkanı haklı

İSTİHZALI konuşmuyorum. Şaka da yapmıyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan haklı...
Çünkü Türkiye’de “değişmiş” bir durum var.
* * *
Cumhurbaşkanı’nı halk seçti...
Oyların yüzde 52’sini aldı...
Oysa şu an Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde birinci partinin oy oranı yüzde 40 nokta küsur...
Yani halkın daha yüksek oyuna mazhar “seçilmiş bir lider” var ortada...
* * *
Ama ortada bir başka gerçek daha var...
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası...
Yani ülkeyi yöneten bütün kanunların da anası...
O Anayasa’nın arkasında da halkın yüzde 92’sinin oyu var...
* * *
Basit matematik karşılaştırma...
Yüzde 92 mi büyüktür...
Yoksa yüzde 52 mi...
* * *
Bitmedi, ortada bir başka gerçek daha var.
Son seçimde oy kullananların yüzde 60’ı başkanlık sistemine de hayır dedi...
* * *
O zaman soralım...
Yüzde 60 mı büyüktür, yüzde 52 mi...
* * *
Evet ortada seçilmiş bir Cumhurbaşkanı var...
Ama ona hatırlatalım ki...
BİR: Seçilmeden önce, yetkilerinin ve sorumluluklarının ne olacağını biliyordu.
İKİ: Seçildikten sonra, bu görevi yaparken nelere sadık kalacağı üzerine yemin etti.
Bunlardan biri halkın yüzde 92’sinin oyu ile kabul edilmiş “Anayasa’ya sadık kalmak”tı.
* * *
Özet: Evet onun yüzde 52 oyu var. Ama ondan büyük iki oy daha var.
Yüzde 92’lik Anayasa...
Yüzde 60’lık “başkanlığa hayır vetosu...”
Yani Anayasa ve Yüce Meclis, onun üzerinde...
* * *
Demek ki geriye iki ihtimal kalıyor.
Ya Anayasa ona uydurulacak, ya o Anayasa’ya uyacak...

Desperado için ‘fiili’ kullanma kılavuzu


Eğer elinizde güç ve para varsa...
Bu gücünüze karşı çıkacak bir karşı güç yoksa...
Toplum, polis, yargı, maliye trolleşmiş bir medya terörü ile sindirilmiş veya ikna edilmiş durumdaysa...
Demokrasinin dengeleyici kurumları tamamen bertaraf edilmişse...
Etrafınız sizi uçuracak müritlerle çevriliyse...
Gözünüz karaysa ve kendinizi dünyanın en güçlü muktediri hissediyorsanız...
Veya artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış, umutsuz bir desperadoya dönüşmüşseniz...
Gözünüz, bunun bütün sonuçlarını göğüsleyebilecek kadar kararmışsa...
Hiç mahzuru yok...
“Fiili” kelimesini rahatlıkla kullanabilirsiniz... Hatta korkularınızı, arzularınızı, kendi kendinize yüklediğiniz misyonları fiiliyata bile geçirebilirsiniz.
Desperado psikilojisinin kanunu yoktur...


Ey Türk halkı rahat ol: Tarihinin en elverişli Meclis’ini seçtin

7 Haziran’da ortaya çıkan Meclis, 1982’de yapılan askeri Anayasa’dan kurtulmak için son 30 yılın en elverişli kompozisyonuna sahipti.
Kimse, kaba kuvvetle, oy kudretiyle ötekini alt edebilecek, sadece kendi arzusunu empoze edebilecek bir güce sahip değil.
Son yılların en temsili Meclis’i bu. Kullanılan oyların yüzde 95’ine yakınını temsil ediyor. Yani temsil gücü çok kuvvetli bir anayasa olacaktı.
Kimsenin gücü yetmeyeceği için, herkesin kabullenebileceği bir anayasa olacaktı.
Yani ey halkım, sen Türkiye’yi bu kaostan çıkarabilecek bir Meclis’i seçtin, ama o Meclis ne yazık ki bunun kıymetini bilemedi..

Haddime düşseydi Evren’in savunmasını hatırlatırdım

CUMHURBAŞKANI’na tavsiyede bulunmak haddime düşmez...
Düşseydi, ona sadece şunu söylerdim:
Sayın Cumhurbaşkanı, Rize’deki konuşmanızda telaffuz ettiğiniz o ‘fiili’ kelimesi var ya...
Hani “Sistem fiilen değişmiştir” cümlesindeki ifade...
İşte onu ağzıma alırken iki defa düşünürdüm.
Neden mi...
* * *
“Darbe” kelimesinin tanımı şöyle:
“Cebren ve fiilen Anayasa maddelerinin bazılarının ve veya tamamının yürürlükten kaldırılması...”
Tarifi dikkatle okursanız, şunu fark edeceksiniz.
“Fiilen” ifadesi, hukuki bir durumu anlatmıyor...
Tam aksine, “hukuki olmayan” durumu anlatıyor.
* * *
Elinizde güç varsa...
Bu kelimeyi rahatlıkla kullanabilirsiniz...
Çünkü bu demektir ki, bunun muhtemel sonuçlarını da göze almışsınızdır.
* * *
Mesela, 12 Eylül darbesinin güçlü komutanını hatırlayın. Otuz yıl sonra yargılanırken yaptığı savunmada mealen ne demişti?
Fiil durum vardı ve bu Anayasa’yı ben yaptım. Yani kurucu babayım. Beni yargılayamazsınız...”
Üstelik buna uygun bir anayasa yaptırmış ve onu halkın yüzde 92’sinin oyuyla kabul ettirmişti.
Hatta “Yargılanamaz” maddesi koydurdu.
Ama yargıladılar...
* * *
Güç, çekiç, hatta gürz gibidir.
Sizin elinizdeyse, birinin kafasına geçirebilirsiniz.
Ama başkasının eline geçerse, durum değişebilir.
* * *
Güç başka birinin eline geçerse, yeni “fiili durumun” tarifini de yeni güç yapar.
“Vatan hainliği” de böyle bir kavramdır.
Tarifini hâkim güç yapar.
Diyeceğim, “fiili” kelimesini kullanırken, fiili durum yaratırken, kanunları iplemezken, iki defa düşünmekte yarar var.

X