"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Cumhurbaşkanı bir ters köşe yapamaz mı

REFERANDUM’da halkın yüzde 51’i “Evet” demiş...

Veya yüzde 51’i “Hayır” demiş...

Neticede bir askeri darbe anayasasına yüzde 65, ötekine yüzde 92 “Evet” demiş halk, bu defa tam ortasından bölünmüş olacak...

Yani ilk sivil anayasa girişimimiz, böyle ortasından bölünmüş iki millet yaratacak...

Ve biz de bununla, “Demokrasinin zaferi” diye övüneceğiz...

***

“Evet” veya “Hayır”...

Yüzde 50’miz birine, öteki yüzde 50’miz birine sevinebilir veya üzülebilir...

Benim kurduğum hayal hepimizin sevineceği bir sonuç...

Halkın en az yüzde 90’ının “Evet” diyeceği bir gönül referandumu...

***

Dünya artık eski dünya değil...

Bir yanda Trump... Müslüman dünyaya diş biliyor...

Öte yanda Hıristiyan’a, Yahudi’ye, hatta Müslüman’a diş bileyen Müslüman...

***

İnsanların içi kararmış... En gelişmiş ülkede bile bir umutsuzluk, geleceğe güvensizlik...

Üçüncü dünya savaşından bahsedenler var...

***

Diyorum ki... Dünyanın bir ekleme ihtiyacı var...

Hıristiyan’la Müslüman’ı, Yahudi ile Müslüman’ı, Hindu ile Budist ile ateist ile Müslüman’ı birbirine eklemleyecek, birbiriyle barıştıracak pozitif bir güç...

***

Var mı Türkiye’den başka yapabilecek bir ülke bunu?

Daha doğrusu, var mıydı?

Bütün kalbimle söylüyorum...

10 yıl önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişiliğinde bunu görüyor ve umutlanıyordum...

Bugün hâlâ aynı hayali kuruyorum, kendi kendime mırıldanıyorum:

Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan da böyle bir hayal kuramaz mı?

Türkiye’yi, bütün dünyayı, cakası giderek artan otoriter siyasi eliti ters köşeye yatıracak ve kendini dünyanın en önemli lideri haline getirecek bir hayal...

***

Bir gece sihirli bir değnek...

Ülkemize değiyor...

Bir gecede Allah’ın sevgili kulları oluyoruz...

İç barış için adımlar atılıyor...

Birbirimize elimizi uzatıyoruz... Kürt sorunu için yeniden umutlanıyoruz...

Adaletsizlik, vicdansızlık bir gecede yok oluyor...

Hepimiz içimizdeki öfkeli insanı kovuyoruz...

Sabahında bütün kötü kalpli troller kaçacak delik, sığınacak ülke arıyor...

***

Biliyorum, sizin yüzünüzde o alaycı gülümseme, barbar trollerin yüzünde ise o büyük korku...

Yine o aynı terane...

“Geç bunları anam babam... Geç bunları... Hepsi hayal.”

***

Biliyorum da...

Cihana değer bir hayal değil mi?...

AHMET KEKEÇ KARDEŞİM İŞTE REFERANDUM OYUM

“Evet...” demiştim.

1987 yılındaki “Siyasi hakların iadesi” referandumunda, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş, Deniz Baykal gibi siyasetçilerin 12 Eylül’de getirilen siyasi yasaklarının kaldırılması oylanmıştı.

Özal “Yasaklar devam etsin” anlamına gelen “Hayır” oyunu savunuyordu.

Bense yasakların kaldırılmasına “Evet” demiştim.

O referandumda siyasi haklarını elde eden insanlar arasından, 1 cumhurbaşkanı, 2 başbakan, bir başbakan yardımcısı çıkmıştı...

Hayatım boyunca rahmetli Özal’la ters düştüğüm üç-beş konudan en önemlisi buydu...

Fehmi Koru haklı... Özal’ın gerileme dönemi o referandumla başlamıştı.

BUGÜNÜN ‘EVET’İ YARININ TEMİNATI MI

12 Eylül 2010 referandumunda...

- Nazlı Ilıcak “Evet” demişti...

7 aydır hakkında iddianame bile yazılmadan içeride...

- Ahmet Turan Alkan “Evet” oyu vermişti...

7 aydır, hakkında iddianame bile yazılmadan içeride...

- Ali Bulaç “Evet” demişti...

7 aydır hakkında iddianame bile yazılmadan içeride...

- Şahin Alpay “Evet” demişti...

7 aydır hakkında iddianame bile yazılmadan içeride...

- Mümtazer Türköne “Evet” demişti...

7 aydır hakkında iddianame bile yazılmadan içeride...

Yani diyeceğim, bugünün “Evet’i” yarının teminatı değil...

ÖSO İLE İLGİLİ O KÜÇÜCÜK CÜMLENİN BÜYÜK ANLAMI

HÜRRİYET Yazarı Deniz Zeyrek’in dün yaptığı El Bab analizinin sonunda şöyle bir cümle var.

ÖSO’nun IŞİD’e karşı zafer kazanabileceğini yazıyor ve arkasından şunu ekliyor:

“Yeter ki ÖSO içindeki gruplar, zaman zaman TSK komutanlarını da kızdıran dağınıklıklarına son versinler...”

Bu utangaç cümlenin anlamı ne, size anlatayım. Orada bütün işi Türk ordusunun kahraman subay ve erleri yapıyor...

ÖSO diye bir şeyin kendisi yok sadece ismi var... O da ancak diplomatik bir amaca hizmet ediyor.

Hepimiz bilelim...

KIRMIZI HALIYA 250 GRAM KALDI

BUGÜN Los Angeles’tayım...

Allah kısmet ederse, pazar gecesini pazartesiye bağlayan gece dünyanın en önemli müzik ödülü sayılan ‘Grammy Ödülleri’nin kırmızı halısında yürüyeceğim.

Günlerden beri rejim yapıyorum.

Son 500 gram kalmıştı ancak iki günlük Kıbrıs ziyareti makarayı geri sardı.

Osman Müftüğlu’nun koçluğunda, önceki sabah itibariyle hedefe 650 gram kalmıştı.

Dün sabahı 250 gramla açtım.

Grammy sabahı hedefim, kırmızı halıya tam 78 kilo olarak çıkmak.

Kırmızı halıda ‘Türk Milli Takımı’nı gururla temsil edeceğim.

KIRMIZI HALIDAKİ TÜRK MİLLİ TAKIMI

PAZAR gecesi Grammy töreninin kırmızı halısında, benim dışımda Mustafa ve Emina Sandal ile Burcu Esmersoy da olacak.

Bu iki güzel kadının gölgesinde kalmamak için elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı bir ters köşe yapamaz mıHÜRRİYET KİTAP-SANAT SAYESİNDE CAZ KEŞFİ

ÖĞRENMENİN yaşı da yok, zamanı ve yeri de...

“Hürriyet Kitap-Sanat’ın” ikinci sayısında, Sevin Okyay’ın yazısı sayesinde harika bir İtalyan caz sanatçısını keşfettim.

Enrico Rava...

Dün sabahtan beri onu dinliyorum...

Özellikle Mina’nın efsane şarkısı “Il Cielo in una Stanza” yorumunu çok sevdim...

Bu arada YouTube’da Mina’nın bu şarkısının klibini seyrettim.

Bir kadın bir şarkıyı yüzüyle bu kadar mı güzel söyleyebilir...

Çok teşekkürler Sevin...

BİR CÜMLE

“YÜKSEK edebiyat bize alçak geliyor...”

Raskol’un Baltası Yayınevi manifestosu

HOCAM BULMUŞ KAFAYI SALLIYOR DA SALLIYOR

HOCAMIN kafa iyi... Kurudan mıdır, yaştan mıdır bilmem, bulmuş kafayı, işte sallıyor...

“Bu son savaştır, kazanacağız...”

Vay be... Biz referandumda oy atacağız sanıyorduk, meğer o kurşun atacakmış...

Belli ki terfi falan bekliyor...

Belli ki mahallesinde “Evetçi” bir yaranma koşusu başlamış...

Arkadaş kararlı... İpi ilk o göğüsleyecek...

Kendinden geçmiş, unutmuş devletin memuru olduğunu...

Partili Cumhurbaşkanı olacak ya...

Daha şimdiden takmış parti kartını göğsüne... Ahali de tırsmış çıkaramıyor sesini... Diyemiyor ki...

“Huu hocam hayrola... Ne savaşıdır bu, neyin savaşı?

Kim kime silah çekmiş, kim kimin ülkesini fethedecek?

Kim kimi denize döküyor?”

Bak hocam...

Topla efradını, o son savaşını veredur mahallendeki seksek oynayan çocukların yanı başında....

Ve bil ki... Evet de çıksa hayır da çıksa biz buradayız...

X