"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Cem Küçük'ün indirilme nedeni şuymuş

CUMHURBAŞKANI ve Başbakan’ın kullandığı A330’un mürettebatında yokum.

Ama elimde değil, orada olup biteni herkesten daha iyi izliyorum.

Mesela Cem Küçük Suudi Arabistan seyahatinde niye son anda A330 mürettebat envanterinden düştü çok merak ediyordum.


Öğrendim...


* * *


Olay, Cem Küçük’ün Samsun’da eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le ilgili sözlerine bağlandı.


Güya 17 Aralık’tan sonra Erdoğan, Adalet Bakanı’nı çağırıp bazı kişileri görevden almasını, HSYK’da değişiklik yapmasını söylemiş ama o kabul etmemiş.


* * *


Bu, bana uçaktan indirilmek için ikna edici bir gerekçe gibi görünmedi.


Aynı konuşmada söylediği öteki söze takıldım.


* * *


Cem Küçük o konuşmasında, adını vererek AKP’li 4 bakanın rüşvet aldığını söyledi.


Bu bile, küçük fırça ile geçiştirilebilecek gibiydi. Fırça atılır, uçağa binerdi.


O nedenle daha önemli başka bir şey olmalıydı.


Biraz araştırınca, bambaşka bir şey öğrendim.


* * *


Meğer Suudi Arabistan uçağında hepimizin gözünden kaçan bir başka yolcu daha varmış...


Cem Küçük’ün rüşvet almakla suçladığı Egemen Bağış...


Anlayacağınız Küçük, iki-üç gün sonra bineceği A330’un tam mürettebat listesine bakmadan baltayı taşa vurmuş.


* * *


Manzara gözünüzün önüne geliyor mu...


Cumhurbaşkanı’nın uçağına alıp umreye götürdüğü eski bir bakanını daha 2 gün önce rüşvet almakla suçlamış.


Karşılaşsalar çok tatsız olaylar çıkabilir, büyük bir umre kazası olabilirdi. Siz Cumhurbaşkanı olsanız alır mıydınız onu uçağa...

 

 

Eminim Ahmet Hakan’ın içinden harika bir atışma geçiyordur

 


PAZAR günü, Hürriyet’in ilgiyle izlediğim kulis köşesinde çok ilginç bir şey öğrendim. Cumhurbaşkanı’nın Basın Sözcüsü İbrahim Kalın meğer iyi bir bağlama üstadıymış.


Tabii Hürriyet’in genel yayın yönetmeni Sedat Ergin gibi bir enstrüman üstadı olunca ilginç ayrıntılar okuyorsunuz.


- Arif Sağ için “Hocam” diyormuş.


- Her saz çalan gibi Neşet Ertaş hayranıymış.


- Hem şelpe (parmakla) hem de tezene (mızrapla) tekniği ile çalıyormuş.


Bu kulisi okurken gözümün önüne Ahmet Hakan geldi...


‘Tarafsız Bölge’de bir İbrahim Kalın-Selahattin Demirtaş atışması nasıl olurdu...


Âşık geleneğinin reytingi yüksek bir örneğini izlerdik.


Eminim, barış sürecini yeniden başlatmak için de harika bir ilk adım atılabilirdi.

 

 


Diktatörler niye kendilerine führer, duce denmesini severler

 

 

BİR önerim var.

 

Başkanlık tartışmasına, büyük kanallarda bir filmi göstererek başlayalım.


Hitler’in iktidara gelişini anlatan “Rise of Evil”, yani Türkçe adıyla “Kötülüğün Yükselişi” filmi...


* * *


Film, Hitler’in ilk sahneye çıkışı ile başlıyor, kendini “führer” ilan ettiği, yani iktidarı ele geçirdiği gün bitiyor.


O gün yaptığı ilk iş, seçilmiş parlamentonun elindeki “kanun çıkarma” yetkisini üzerine almasıdır.


* * *


- Diktatörlerin en sevdiği 3 kavram şudur:


Halk: Çünkü Meclis’i dikkate almayıp, hep halkla direkt teması dile getirirler.


Hain: Çünkü kime hain denileceği yetki ve hakkını sadece kendilerinde görürler.


Adalet: Çünkü adaletin ne olduğuna kendileri karar verirler ve en adil kişinin kendileri olduğuna inanırlar.


* * *


- Diktatörler, kendileri için uydurulmuş özel ve yüceltici bir lakapla anılmayı severler.


Bu bazen “milli şef”tir...” Bazen “führer”, “başbuğ”, “caudillo”, “il duce” gibi lakaplardır.


* * *


- Hitler, parlamenter sistemin ürünüdür.


Ama onu kendi halkı ve dünyanın başına bela haline getiren, parlamenter sistem değil, elinde topladığı aşırı güçle, bu sistemi yozlaştırarak, kendini zorla, kontrolsüz bir “führer” haline getirmesidir.

 

Yani kendisinin çok güçlü, parlamentonun ise çok güçsüz oluşudur.


* * *


O nedenle, anayasa tartışmasına, başkanlıktan değil, kuvvetler ayrımı, hak ve özgürlükler, iktidar sahiplerinin yetkileri ve sorumlulukları, iktidarın demokratik yoldan denetimi gibi konulardan başlamak yararlı olur.


O zaman başkanlık tartışmasını, “Tayyip Erdoğan” merkezli olmaktan çıkarıp gerçekten Türkiye’ye en yararlı sistem arayışına çevirebiliriz.

 

 


Yeni ‘milli karaoke’  şarkımız bu olabilir

 

BENİM için 2015’in son sürprizi Birol Namoğlu’nun (Gripin) yeni şarkısı “Muhtemel Aşk” oldu...


Biraz abartı olur mu bilmiyorum ama Türk rock müziğinin son yıllardaki en güzel şarkısı bu.


Police’in ilk yıllardaki klasik ve sağlam altyapısına benziyor.


Biraz da Erkin Koray havası...


Duman’ın “Senden Daha Güzel” şarkısı bir başladı mı hiçbirimiz duramayız.


Milli karaokemizdir bu şarkı...


“Muhtemel Aşk” da böyle bir şarkı...

 


Kâhtalı Mıçı mı Kâhtalı Miçe mi

 

- KÂHTALI Mıçı, Yalçın Bayer aracılığı ile bana selam söylemiş. Bir arkadaşım “Ne alaka” diye sordu... 1990’ların başında gazeteye gidip gelirken Bağcılar’da duvarlarda onun afişlerini görürdüm ve Hürriyet Pazar ekibine mülakat yapmalarını söyledim. Yerel bir sanatçıydı, bir anda popüler oldu. Bu selam çok sıcak geldi bana... Yalnız bir merakımı hâlâ gideremedim. Adı Kâhtalı Mıçı mı, yoksa “Kâhtalı Miçe” mi... Onu da aydınlatırsa sevinirim...

Benden de sana selam Kâhtalı kardeşim...

 

X