"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bunca alkol bunca kokain 56 yaşında bu popo bu göğüs!

“Bir kadının bedeni 56 yaşında böyle olabilir mi?’

Bu soruyu sormayacağım...

Çünkü olabilir.

Giyinik olarak olabileceğini epeydir biliyoruz.

Ama artık şunu da çok iyi biliyoruz.

Çıplak, hatta çırılçıplak olarak da olabilir.

*

Biliyorum bazı haset erkekler dudak bükecek...

Hafif gülümsemeyle, “Bu yaşta kadının göğsü böyle dimdik olabilir mi diye” mırıldanacaklar.

Bunca alkol bunca kokain 56 yaşında bu popo bu göğüs

Ben de diyeceğim ki...

Yahu Tarantino’nun son filminde 55 yaşındaki Brad Pitt’i görmediniz mi...

Onun göğüs kasları tutuyor da, aynı yaştaki kadının niye tutmasın...

Sadece daha büyük olduğu için mi...

*

Bazıları diyecek ki...

Hadi göğsü anladık da, o yaşta böyle taş gibi popo olur mu...

Kaya gibi olmazsa da sarkmayacak kadar olur...

Ayrıca bugünün spor imkânları, estetik müdahale teknolojilerini de unutmayın...

O teknolojiler parası olan herkese açık...

*

Bence sorulması gereken asıl soru o değil...

Cinsel arzu... O ne durumda...

O arzu olmasa hiçbir erkek veya hiçbir kadın 56’sında bu pozu vermeye uğraşmaz...

Demek ki var...

*

Yine de bütün bu erkek mırıltılarını bir kenara bırakın...

Hepimiz açısından sorulması gereken asıl soru şu:

Bunca alkol, kokain, ihanet, yalnızlık ve kariyer bozgunundan sonra 56 yaşında bir kadın kendini nasıl böyle yeniden inşa edebilir...

Gelin 56 yaşındaki bu kadının geçmişine biraz bakalım.

KAFASINI KİLOSUYLA BOZMUŞ KADININ O POZDAN ÖNCEKİ 56 YILI

DEMI Moore’un hayatını anlattığı kitabı “Inside Out” 24 Eylül günü çıkıyor.

Kitabı merakla bekliyorum.

*

Kitaptan önce bazı dergilere ve New York Times’a konuştu.

“İçinizde halledemediğiniz bir travma ve utancı taşıyorsanız, hiçbir servet, başarı ve şöhret onun yarattığı boşluğu dolduramaz” diyor.

Bunca alkol bunca kokain 56 yaşında bu popo bu göğüs

15 yaşında tecavüze uğramış.

Aynı yaşlarda babası diye bildiği kişinin biyolojik babası olmadığını öğrenmiş.

Her an intihara meyilli bir annenin çocuğu olarak büyümüş.

18 yaşında bir rock müzisyeni ile evlenmiş ve daha o yıl aldatılmış.

Aktör Emilio Estevez’le bir süre birlikte olmuş.

Sonra Bruce Willis’le olan evliliği gelmiş.

*

Bruce Willis işinden başka bir şey düşünmeyen bir erkek.

Ama Demi Moore’un da sinemadan en iyi paraları kazandığı dönemi.

Ne var ki gerisinde çok yıpratıcı bir hayat var.

Aşırı alkol, kokain....

Kilosuyla kafasını bozmuş.

Kendisinden 15 yaş küçük Ashton Kutcher’le evliliği hiç kolay değil.

Her gün orada burada bu yaş farkını diline dolayan ve ona hatırlatan yazılar ve dedikodular.

Dahası beş yıl sonra onun tarafından aldatıldığını öğrenmiş ve boşanmışlar.

*

Sonra kontrolsüz geceler.

Partilerde aşırı içki ve kokainden devrilmeler.

Kariyeri, arkadaş çevresi bitmiş, çocuklarıyla arası bozulmuş...

Bunca alkol bunca kokain 56 yaşında bu popo bu göğüs

İHANETE UĞRAMIŞ BİR VÜCUT NASIL ÇIPLAK POZA HAZIRLANIR

BİR beden, böylesine kötü kullanılmış, ihanet edilmiş bir beden 56 yaşında nasıl böyle taş gibi kalabilir...

Önce Rehab’a gitmiş. Travmaları için psikologlarla çalışmış.

Alkol ve kokain bağımlığından kurtulmak için doktorlarla çalışmış.

Sonra yavaş yavaş kızlarıyla barışmış ve birlikte olmuş.

Zen...

Yoga...

Ve tabii genetik miras...

Demi Moore sadece kadınlar için değil, erkekler için de umut verici bir hikâye...

O nedenle kitabı merakla bekliyorum...

BAĞIMSIZ BİR GAZETE İÇİN KİM İMZA ATAR

FRANSA ve dünyanın çeşitli yerlerinden 500 aydın, gazeteci, yazar ve sanatçı ortak bir açıklamayı imzalamışlar.

Bu 500 kişi Le Monde gazetesini yayınlayan medya grubunun bağımsız kalmasını istiyorlar.

Kimler imzalamış diye merak ettim.

Tabii ki yaşayan Fransız aydınlarının en büyüklerinden biri olan Edgar Morin var... Jacques Attali orada...

Jurgen Habermas, Elisabeth Badinter gibi felsefeciler, Isabelle Huppert, Jane Birkin gibi oyuncular.

Lech Walesa gibi siyasetçiler...

Renzo Piano gibi mimarlar

Ve Türkiye’den de iki isim görüyorum...

Ahmet ve Mehmet Altan...

Cezaevinden imza veren tek kişi tabii ki Ahmet Altan...

Hep diyorum ya...

İktidarlar için içerideki ve sürgündeki aydın, özgür aydından daha tehlikelidir...

Çünkü dünyada o sesi tecrit edecek cezaevi duvarı henüz inşa edilmedi...

Bunca alkol bunca kokain 56 yaşında bu popo bu göğüs

12 EYLÜL’DE TUTUKSUZ YARGILANDI 3.5 AY YATTI

Arkadaşım Nahit Duru demokrasinin bu ülkedeki sessiz kahramanlarından biriydi.

12 Eylül’ün en sert günlerinde, aydın geçinenlerin tam siper olduğu karanlık anlarında, Bülent Ecevit’in yanında Arayış dergisini yöneten sessiz gazeteciydi.

*

O ve etrafındaki üç-beş kişiyle
52 hafta direndi.

Ben de hayatım boyunca o küçük grubun içinde olmanın gururunu yaşadım.

Şahin Mengü, Haluk Gerger, Tanju Polatkan, Oruç Aruoba, Şükrü Sina Güler...

Ve başımızda hepimiz adına sorumlulukları yüklenen, bu uğurda hapse giren Nahit Duru...

Benim imzasız yazdığım bir yazıdan dolayı hapis yattı...

*

Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim.

O acımasız askeri darbe döneminde bile yattığı hapis sadece 3.5 aydı...

Tutuksuz yargılanmış 3.5 aya mahkûm olmuştu.

3 TEMMUZ DARBESİNİN SESSİZ DİRENİŞÇİSİ

12 Eylül dönemi bitti...

Nahit Duru gazeteciliğine devam etti. Ama hep sessiz bir gazetecilikti onunki...

*

Sonra Ergenekon, Odatv darbelerinden sonraki üçüncü FETÖ darbesi geldi.

3 Temmuz günü bu ülkenin en büyük futbol topluluğunu yok etmek için o malum darbe yapıldı.

*

Nahit Fenerbahçeliydi...

Ankara’daki Fenerbahçeliler Derneği’ni kuran kişiydi.

İkinci demokrasi direnişini 3 Temmuz’da yaptı...

*

Sevgili arkadaşımı önceki gün kaybettik...

Ey bu ülkenin demokrasi direnişçileri...

Ey Fenerbahçeliler bilin ki...

Sessiz ama büyük bir yoldaşımızı kaybettik...

*

Ruhu şad olsun...

Bunca alkol bunca kokain 56 yaşında bu popo bu göğüs

‘TRANSFORMER’LARIN KASIM SAVAŞI DÜN SABAHA KARŞI BAŞLADI

Haber cumayı cumartesiye bağlayan gece 00.30 civarında ajanslara düştü. Disney grubunun CEO’su Bob Iger, Apple Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa etmişti.

*

İlk bakışta sadece medya dünyasının ve borsa çevrelerinin ilgileneceği bir haber gibi duruyor. Oysa bütün dünyada milyonlarca insanı ilgilendiren bir haber.

Çünkü bu, kasım ayında başlayacak olan büyük bir savaşın ilk işareti.

*

İki şirket kasım ayında Netflix ve Amazon’un karşısına kendi film ve TV streaming platformları ile giriyorlar. Apple 1 Kasım günü “Apple Plus” adı altında kendi streaming platformunu yayına sokuyor.

Disney Plus ise 12 Kasım günü başlıyor.

*

Bu savaşın iki cephesinde dünya ekonomisinin iki dev ismi bulunuyor.

Disney’in CEO’su
Bob Iger...

Ve Apple’ın CEO’su
Tim Cook...

*

Aslında ikisi çok iyi dost. Bob Iger Disney CEO’luğu yanı sıra 2006 yılından beri Apple’ın yönetim kurulu üyesiydi.

Ancak iki şirket streaming alanında büyük bir ihtimalle kırıcı ve acıtıcı bir rekabete gireceği için bir çıkar çatışması doğacak. Bu nedenle Bob Iger önceki gece itibariyle 8 yıldır üyesi bulunduğu Apple Board’undan ayrıldı.

HANGİSİ OPTİMUS PRİME, HANGİSİ MEGATRON OLACAK

İKİSİ dost, ama bu mücadele tam anlamıyla bir “Transformer’lar savaşı” olacak...

Şimdilik bu savaşta kim Optimus Prime, kim Megatron, kim Bumblebee belli değil...

Savaş şimdiden fena başladı.

*

Piyasaya ilk giren Netflix ABD’de ayda 14 dolar abonelik ücreti alıyordu.

Apple rekabet edebilmek için pazara 9.99 dolarla gireceğini açıklamıştı.

Önce Disney Plus’un 12 Kasım’da yayına gireceğini açıkladı. Ama asıl sürpriz alınacak ücretteydi.

Disney Plus abonelerinden ayda sadece 6.99 dolar alacaktı.

*

Apple CEO’su Tim Cook’un karşı atağı gecikmedi.

Apple platformun açılışını 1 Kasım’a çekti ve yeni abonelik fiyatını açıkladı:

4.99 dolar...

Bu açıklamadan 48 saat sonra Bob Iger çok nazik bir mektupla Apple Yönetim Kurulu’na veda ediyordu.

*

Bilelim ki savaş kanlı geçecek...

Ve bu makineler savaşının kazananı insanlar olacak...

Yani biz sinema hastaları...

Netflix’ten sıkıldığımız an ötekiler hazır...

KİMİN ELİNDE NE SİLAH VAR

TIM COOK: Dünyanın en değerli şirketi Apple’ın CEO’su...

Yönettiği şirketin değeri
1 trilyon dolar.

Şirketin elinde birikmiş büyük bir nakit var.

İçerik için 6 milyar dolar ayırdığı söyleniyor.

Steven Spielberg, M. Night Shyamalan gibi dev yönetmenlerle anlaşması var.

Bir teknoloji şirketi olması nedeniyle dijital alanda güçlü bir bilgi birikimine sahip.

*

BOB IGER: CEO’su olduğu Disney’in değeri 130 milyar dolar civarında.

Şu an dünyanın en başarılı film ve TV şovu yapımcısı.

Elinde Marvel, Disney, Pixar ve Star Wars gibi çok kuvvetli içerik sağlayıcısı şirketler var.

Sadece bu yıl gösterime çıkan 5 filminin her biri 1 milyar doların üzerinde gişe hasılatı yaptı.

 

X