"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bugün o kozmik odaya girip şu soruyu sorsam

Bugünlerde gazeteci olarak çok merak ettiğim bir belge var...

Görünmeyen adam olup Türk Hava Kuvvetleri’nin kozmik odasına girsem arayacağım ilk belge o olurdu.

*

Herhalde öyle bir belge vardır diye düşünüyorum.

Hatta kesinlikle vardır diyorum.

Merak ettiğim konu şu:

Batı’nın yeni nesil savaş uçağı F-35’le, Rusya’nın yeni nesil savaş uçağı Su-57 karşılaştırması.

Hareket kabiliyeti, menzili, silah taşıma gücü...

Aklınıza gelebilecek her bakımdan bu iki yeni nesil uçağın avantajları ve dezavantajları nedir görmek isterdim.

Herhalde kozmik odada bu karşılaştırmayı yapan bir rapor vardır...

Mutlaka vardır...

*

Tabii bir de şu sorunun cevabını öğrenmek isterdim:

Acaba Türk Hava Kuvvetleri generalleri, pilotları, mühendisleri, mühimmat uzmanları bu iki uçağı nasıl görüyordur...

Onların karşısına geçip şu soruyu sormayı çok isterdim:

“Komutanım, yarın bir gün semalarda karşınıza bir F-35 uçağı çıktığında, siz hangi uçağın içinde olmak isterdiniz?

Bir Su-57 mi yoksa bir F-35 mi...
*

1980’lerin sonlarından itibaren Silahlı Kuvvetler envanterimize giren F-16’lar 30 yıl boyunca ülke savunmasında başarılı bir performans gösterdi.

Şimdi önümüzdeki 30 yıl semalarımızı hangi tür uçaklara emanet edeceğiz...

*

Bu çok önemli...

Çünkü mesele artık NATO’da kalıp kalmama meselesi haline bile gelebilir.

Bugün o kozmik odaya girip şu soruyu sorsam

GALİBA HAYATIMIN İLK 30 AĞUSTOS YAZISINI YAZDIM

Benim çocukluğumda 30 Ağustos en coşkulu milli bayram değildi.

Çünkü okulların tatil olduğu döneme rastlardı.

Ne 23 Nisan’ın çocuk coşkusu, ne 19 Mayıs’ın genç enerjisi, ne de 29 Ekim’in Cumhuriyet gururu vardı o günde...

*

Benim çocukluğumda 30 Ağustos, daha çok gazetelerin birinci sayfalarında kalan bir bayramdı. 

*

Sonra yıllar geçti ve şu son yıllarda 30 Ağustos’u hepimiz daha büyük bir coşkuyla kutlamaya başladık. Neden diye düşündüm...

*

Fark ettim ki...

Bazıları Atatürk adını tarihten silmek istedikçe, genç nesiller onun adını, tükenmezkalemle, daha büyük harflerle, daha yükseğe yazıyor.

Bazı işgüzar belediye başkanları ve valiler 30 Ağustos’a mikroskopla bakmak istedikçe, yeni nesiller teleskopla bakıyor.

*

Çocukluğumdan beri, Kurtuluş Savaşımız ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna dair kim bilir kaç bayram kutlaması yaşadım...

Ama emin olun, 72 yıllık hayatımın en coşkulu milli bayramlarını şu son 5 yıl içinde yaşadım.

Çünkü bir millet uyanıyor...

Ve milli şuurunu eskisinden daha güçlü biçimde vatanın gönderine çekiyor.

*

Ben de hayatımda ilk defa, ta şuramdan gelerek bir 30 Ağustos yazısı yazıyorum.

*

Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Ve yaşasın Türkiye Cumhuriyeti...

‘KUM GİBİ’ DİSKODA ÇALINIR PİJAMA İLE DİNLENİR Mİ

Ahmet Kaya şarkıları hangi kıyafetle söylenir tartışması devam ediyor.

Söylenmesiyle ilgili bir “kıyafet nizamnamesi” varsa tabiatıyla hangi kıyafetle dinlenebileceğini de tartışmak lazım.

Mesela pijama veya tişörtle “Kum Gibi” dinlenir mi...

Banyoda dinlemek caiz midir?

Mesela Ahmet Hakan, “Arabada giderken camı açık çok yüksek sesle dinlemeyi sevdiğini” yazdı...

Bu doğru bir dinleme biçimi midir?

Ve hazır başlamışken şu meseleyi de aradan çıkaralım.

“Kum Gibi” disko ritminde söylenebilir mi?

*

Nathalie Cardone, Che Guevara’yı anlatan “Hasta Siempre”yi disko ritminde söyledi.

İtalyan Partizanlarının İkinci Dünya Savaşı’nda faşistlere karşı söylediği “Bella Ciao” disko ritminde söylendi.

*

Bu durumda, “Kum Gibi”den de iyi bir disko şarkısı çıkmaz mı yani...

Bugün o kozmik odaya girip şu soruyu sorsam

HARİKA BİR KARE VE ÇOK GÜZEL BİR ESPRİ

Fransa’da yapılan G-7 zirvesinden geriye en çarpıcı kare bu kaldı.

Karede üç kişi görüyoruz.

ABD Başkanı Trump...

Eşi Melania...

Bir de Kanada’nın genç ve yakışıklı başbakanı Trudeau...

Melania’nın genç Kanada Başbakanı’na öyle bir bakışı var ki...

Üzerine bir şey yazmak hiç gerekmiyor.

Sadece bakış da değil... Beden dili de seksi mi seksi... Dudakları Trudeau’yu öptü öpecek... Kocası sol elini sımsıkı tutmayıp biraz gevşetse, genç adama sarıldı sarılacak.

Eh tabiatıyla Başkan Trump’ın yüzü sıkıntılı bir hal almış. Konuşan bir kare bu...

Konuşan ve konuşturan... Ama konuşanlardan en çok, sosyal medyada bu fotoğrafın altına şu yorumu yapan kimse, onu sevdim:

*

Diyor ki: “Bu fotoğraftan sonra Başkan Trump ABD-Kanada sınırına da bir duvar çekse haksız mı olur?”

Eh, ben de bir erkeğim... Bu soruyu bana soruyorsanız eğer cevabım şudur:

Adam sonuna kadar haklı olur.

Bu pozdan sonra o genç adamı bahçe çitinden bile içeri almazsınız...

Bugün o kozmik odaya girip şu soruyu sorsam

MÜSLÜMAN KOMEDYEN HASAN MİNHAJ’IN SAVAŞI

NETFLİX’te çok sevdiğim bir şov var.

Adı “Patriot Act: 101”.

Hint asıllı Müslüman bir Amerikalı komedyen yapıyor.

Amerikan vatandaşlık yasasına göre bazı konuları işliyor.

*

Adı Hasan Minhaj...

Bana göre bütün dünyada Müslümanların en güzel yüzlerinden biri...

Harika bir mizahı var...

Yeri gelince kırmadan, dökmeden, aşağılamadan, Müslümanlarla da dalga geçmesini biliyor.

*

Yeni sezonun ilk programını “opioid”e ayırdı...

“Opioid” morfin gibi ağrı kesici etkisi olan kimyasal bir madde.

Son zamanlarda bütün dünyada yaygın şekilde kullanılıyor ve bağımlılık yaptığı anlaşıldı. Programında bu ilaçların yasaklanması için büyük mücadele veriyor.

*

Ve sonuç da alınmaya başlandı.

Amerikan yargısı geçen hafta Johnson&Johnson grubunun ürettiği bir opioid için 500 milyon dolardan fazla ceza verdi.

Dün de bir başka opioid üreticisi Purdue firmasının 3 milyar dolar ceza ödemesi için devletle pazarlık yaptığı, şirketin sahibi olan Sackler ailesinin ilaç sektöründen tamamen çekileceği açıklandı.

*

Yani, Hasan Minhaj’ın da katıldığı bu opioid karşıtı savaş kazanılıyor.

X