"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bu nasıl bir kafadır nasıl böyle olmuştur

ORASI bir beldemizin müftülüğü...

Yani binlerce Alman’ın, başka ülke insanının ikinci vatan olarak belleyip gelip yerleştiği yer...

O insanların, kendi ülkesinde çalışıp emekli olduktan sonra gelip hayatının geri kalan kısmını yaşamak için seçtikleri güzel belde...

Bir kısmının mezarı bile orada artık... Orada yatıyorlar...

*

Orası Akdeniz’e bakıyor...

Yani medeniyetler yaratmış bir denize...

*

Denizin öte yanında Kudüs var...

Yahudiliğin doğduğu, Hazreti İsa’nın doğduğu...

Hazreti Muhammed’in Miraç gecesi Burak’ın sırtında gittiği yer...

*

İşte bu beldeye futbol oynamak için gelmiş genç bir Hıristiyan futbolcu trafik kazasında hayatını kaybediyor... Güzel belde arkasından ağlıyor...

Türkiye de ağlıyor o çocuğa, geride bıraktığı eşine, iki aylık yavrusuna... Millet başsağlığı diliyor...

*

İşte o ülkenin, o beldesinin müftülüğü, güya inancın oradaki resmi temsilcisi şu açıklamayı yapıyor:          

“Bir kimse hayattayken iman etmeyip küfür üzere öldükten sonra başkalarının onun için yapacağı dualar geçersiz olur ve ona herhangi bir faydası dokunmaz...” 

*

Adam apaçıkça diyor ki...

“O gâvurdur. Boşuna dua etmeyin, hiçbir işe yaramaz...”

*

Yahu be adam...

Kimsen, neyin nesiysen...

Bu ne biçim bir kafadır...

Amacın nedir, hangi gayeye hizmet etmektesindir...

*

Allahım bu güzelim ülke nasıl, ne zaman, hangi arada bu hale geldi...

Kim soktu bizim din insanlarımızın bile kafasına böyle insanlık dışı bir zihniyeti...

Hepimiz düşünmeliyiz bunu...

 

O BELDENİN ADINI NEDEN VERMEDİM

O müftülüğün bulunduğu ilçenin adını bilerek vermedim. Çünkü o ilçenin vicdanlı insanları tepkilerini gösterdi ve müftülük bu lafları geri aldı. Güzel bir beldemizdir burası. Güzel insanların yaşadığı bir belde.

İsimleri güzel şeylerle anılmaya layıktır. Böyle bir zırvayla o güzel ismin yan yana gelmesine içim elvermedi.

BAŞUCUMDA İRLANDALI BİR RAHİBİN ANNEM İÇİN DUASI ASILI DURUYOR

ANNECİĞİMİN ölümünden 15 gün sonra evime bir zarf geldi...

İçinden bir belge çıktı...

Türkiye’de yaşayan, babası Türk, annesi İrlandalı olan bir arkadaşım göndermiş.

Annemin ölümünden sonra, onun Dublin’de yaşayan annesi bir pazar duasında rahipten annem için de dua etmesini istemiş.

İşte onun belgesiydi...

Saklıyorum onu...

Çünkü bana yukarıda yazdığım müftülüğünki değil, Dublin’deki bu rahibin insanlığı çok daha iyi geliyor.

Bana iyi bir Hıristiyan’ın, Yahudi’nin, Budist’in, ateistin ruhu için de bütün kalbiyle dua edecek Müslümanlar lazım...

Sadece bana mı...

Bütün dünyaya böyle insanlar lazım.

BİRBİRLERİNE BİR ŞEYLER DİYORLAR AMA NE DİYORLAR

ESKİ Başbakan Davutoğlu’nun yaptığı son çıkış o kanatta büyük bir tartışma başlattı.

Dün iktidar kanadında bir yazar, başlarda Davutoğlu’nu desteklediğini ama sonradan onun ne olduğunu anladığını yazıyor. Anladığı şeyi de şu cümleyle ifade etmiş:

“Zâhirinde tevazu görünen bünyenin bâtınında enâniyetin, kibrin yuvalanmış olduğunu ancak başbakan olduğunda anlayabildim.”

Sadece “kibir” kelimesini anladım ama arkadaşın ne anladığını ben peki iyi anlamadım.

ŞANSLI BİR KADIN NESLİ VE BAHTSIZ ERKEKLER AHVADI

Bu nasıl bir kafadır nasıl böyle olmuştur

GÜNLERDİR Madonna’nın yeni şarkısı “Medellin”i dinliyorum.

Maluma ile birlikte söylediği şarkı, bana onun “La Isla Bonita”yı söylediği yılları hatırlattı. Tabii şarkıya biraz hiphop hava da vermiş. Geçen hafta Hürriyet Pazar’da Ceren Şehirlioğlu’nun Beyonce ve Madonna üzerine yazdığı çok güzel yazıyı okudum.

Beyonce’nin “Homecoming” filmi ile Madonna’nın bu şarkısının aynı zamanda yayınlanması üzerine yazmış.

Bu nasıl bir kafadır nasıl böyle olmuştur

İkisi de tam zamanında kafa tutmayı bilen kadınlar...

Ceren bir kadın olarak ve haklı olarak şöyle diyor: “Onlarla aynı devri paylaştığımız için şanslı nesilleriz...”

Haklı...

HARİKA BİR PROGRAM VE HARİKA BİR TRİO

Bu nasıl bir kafadır nasıl böyle olmuştur

MFÖ’nün Fuat Güner’inin müzisyenliği yanında çok güzel bir işi daha var.

TRT 2’ye harika bir program yapıyor. Programın adı “Aramızda Müzik Var”.

Dünyanın bazı şehirlerine gidiyor ve oranın ünlü müzisyenleri ile buluşup birlikte çalıyor, mülakatlar yapıyor.

Geçen pazar gecesi sabaha karşı Bükreş’ten yaptığı programın tekrarını izledim.

Büyük pan flüt sanatçısı Gheorghe Zamfir’le birlikte, onun en sevdiğim parçası “Einsamer Hirte”yi çaldılar.

O pan flütte, Fuat Güner gitarda, harika bir programdı.

Bir de piyanist vardı ama adı söylenmedi. Programı izlerken düşündüm. Dünyanın hâlâ kamusal televizyonlara ihtiyacı var.

Gerçekten kamusal kalabilen, iktidarın borazanı haline gelmemiş alanlar yaratabildikleri zaman işte böyle harika programlar ile halkın televizyonu olabiliyorlar.

Teşekkürler Fuat...

Teşekkürler TRT 2...

GHEORGHE ZAMFİR’İN KAÇ KÖPEĞİ, KAÇ KEDİSİ VAR

GHEORGHE Zamfir’i ilk defa Paris’te öğrenciyken dinledim.

O günden beri hiç eksilmeyen bir keyifle dinliyorum.

Pan flütü bir dünya enstrümanı haline getiren büyük sanatçıdır.

Fuat Güner’in programında onun çok güzel bir insani yanını daha öğrendim.

“Tabiatta hareket eden her şeyi büyük tutkuyla seviyorum” diyor.

“Tabiatta yaralı bir canlı görürsem kahroluyorum” diyor...

Bugüne kadar 38 köpeği olmuş.

Çoğu yaşlılıktan ölmüş.

Ayrıca 5 de kedisi olmuş.

Zaten pan flütün sesinde yaralı bir hayvanın hüznü de vardır...

Balkan dediğimiz dağların neşesi de...

ESKİŞEHİR’DE BİR MÜZİK DÜKKÂNI

Bu nasıl bir kafadır nasıl böyle olmuştur

GHEORGHE Zamfir programda “Türkiye’de yıllardır Aydın Yavaş’la birlikte çalışıyoruz” dedi.

Programı izledikten sonra Aydın Yavaş’ı araştırdım... Aydın Yavaş Eskişehirli bir müzisyen. Orada “Evrensel Müzik Merkezi” adlı bir müzik dükkânı var. Çocuklara pan flüt dersleri veriyor. YouTube’da harika performanslarını dinledim.

Böylesine güzel bir Türk sanatçısını Gheorghe Zamfir’den öğrendiğim için doğrusu biraz da utandım.

X