"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Birinci fotoğraf: Binali Yıldırım

ÖNÜMDE iki fotoğraf duruyor.

*

Birincisinde, ‘cumhur ittifakı’nın İstanbul adayı Binali Yıldırım ve yanında Elif Uluğ’u görüyoruz.

Birinci fotoğraf: Binali Yıldırım

*

Elif Uluğ, Boğaziçi Üniversitesi öğretim elemanlarından.

Bu fotoğraf, Şalom gazetesinin son sayısında yer aldı.

Ayrıca internet sitesine de kondu.

*

Şalom, Türkiye’nin Yahudi cemaatinin gazetesi.

Binali Yıldırım işte bu gazeteye İstanbul projelerini anlattı.

Benim bilebildiğim kadarı ile bir grup başkanvekili dışında ilk defa AK Partili üst düzey bir yetkili bu gazeteye konuşuyor.

*

Ayrıca daha önce dikkatimi çeken bir başka şey daha olmuştu...

AK Parti, 30 Mart İstanbul belediye seçimi öncesi Şalom’a tam sayfa ilan vermişti.

Her iki hareketi de sevdim.

İKİNCİ FOTOĞRAFTAKİ CÜBBELİ KİME NE DİYOR

ÖNÜMDEKİ ikinci fotoğrafa gelince...

O da Cübbeli Ahmet’in fotoğrafı...

Birinci fotoğraf: Binali Yıldırım

O da Odatv’ye konuşmuş...

Yani bugüne kadar neredeyse düşman gördüğü bir medyaya...

*

Ve diyor ki...

“Vatanı kurtaran Atatürk’e nasıl düşman olacaksın...”

Bir de üçüncü fotoğraf var.

Bir gece önce ‘millet ittifakı’nın İstanbul belediye başkanı adayı Ekrem İmamoğlu, TRT’de canlı yayına çıkarılmış.

“Çıkarılmış” diyorum, çünkü düne kadar TRT’nin yanından geçmemeye özen gösterdiği aday...

Neler oluyor bize... Daha doğrusu medyaya...

Neler oluyor anlatayım...

HANİ O ‘50 ARTI 1’ VAR YA İŞTE O ‘1’ ÇOK KRİTİK

YILLARDIR yazıyorum... 

“Yandaş” kelimesini hiç sevmem ve kullanmamaya özen gösteririm. Çünkü, bir medya kuruluşunun iktidarı destekleme hakkı vardır.

Ben gazetecilik kariyerimi hep “iktidara yakın” bir gazeteci olarak yaptım. O nedenle “İktidar yanlısı gazete” derim. Ama şunu bilelim ki Türkiye’de, şu geçtiğimiz 10 yıldaki anlamıyla “yandaş medya” kavramı hızla anlam kaybetmektedir. Yani artık “yandaşlıkla”, “iktidar yanlılığı” veya “muhaliflik” arasındaki çizgi yükselecektir. Çünkü önümüzde bir gerçek var.

Kutuplaşma ve ittifaklaşma nedeniyle, artık seçilmek için “50 artı 1” gerekmektedir...

Ve işte o “artı 1” var ya...

Medyayı da, siyasetçiyi de bir “makuliyet”, “kucaklaşarak kazanma” çizgisine çekebilir... Ama bize eski günleri hatırlatacak kötü siyaset yollarına da düşürebilir... Umarım ilki olur.

20 GÜN ÖNCE KÜLLİYE’DE BİZE VAAT EDİLEN O MADDE

TAM 20 gün oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Külliye’de “Adalet ve Yargı Reformu”nu açıkladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dahil çok geniş bir kesimden tam destek aldı.

*

Cumhurbaşkanı’nın o gün Külliye’de açıkladığı reform paketinin “birinci bölümü”, “Hak ve Özgürlükler” adını taşıyordu.

O bölümde 8 madde vardı.

Şimdi size o 8 maddenin 7’ncisini aynen yazıyorum:

“Kişisel verilerin korunması kanunu, AB müktesebatı çerçevesinde gözden geçirilecektir...”

*

İstanbul’da bir otelden sızdırılan görüntüler, “kişisel verilerin korunması” denilen şeyin ta kendisidir... Yani, o görüntüleri sızdıranlar kimse...

Evet işte onlar Cumhurbaşkanımızın 20 gün önce Külliye’de bu millete yaptığı vaadi resmen sabote etmişlerdir...

 

SHARON STONE’A SENARYO GEREĞİ YAZILMIŞ

SİNEMA konularında harika bir gönüllü danışmanım vardır.

Ali Arıkan...

Dünkü Bob Dylan belgeseli ile ilgili yazım üzerine bir bilgi notu atmış.

Tahmin ettiğim gibi Bob Dylan’ın, Sharon Stone’a yazılması, “Just Like a Woman şarkısını senin için yazdım” demesi falan hep bir senaryoymuş.

Ayrıca filmdeki bazı karakterler de hayaliymiş...

Yani yarı belgesel, yarı kurgusal bir filmmiş...

Böylece Bob Dylan’ın “cool” imajına toz kondurulmamış...

4.5 YIL HAPİS HOCANIN DUVARINA ASILI BELGE

Birinci fotoğraf: Binali Yıldırım

ÖNCEKİ akşam TÜMBİFED (Tüm Bürokratlar ve İşinsanları Federasyonu) ödülleri dağıtıldı.

Medya ödüllerinden biri de bana verildi.

Kendiminkiyle ilgili tabii ki bir şey söylemek istemem ama kırka yakın profesörden oluşan jürinin ödül verdiği isimlerin hepsi bana heyecan verdi.

Ama aralarında ikisi var ki, özellikle vurgulamak istiyordum.

Birincisi Prof. Mehmet Haberal...

Ergenekon kumpası ile hapse giren ve 4.5 yıl yatan dünya çapında bir tıp insanı...

Çıktığı günden beri dikkat ediyorum...

Konuşmalarında ne bir intikamcılık, ne bir rövanşizm var.

Ve ısrarla “Ülkenize güvenin” diyor...

Bir de “Bu ülkeyi kuran insanların fedakârlıklarını unutmayın”.

Törenden sonra sohbet ederken öğrendim.

Ankara’da çalıştığı yere, Kurtuluş Savaşı’na başlarken hakkında çıkarılan idam fermanının bir tıpkıbasımını asmış...

“İşte boynunda bu fermanla yol çıkan insanlar kurdu bu ülkeyi” diyor.

ANTARKTİKA’YA GİDEN TÜRK EKİBİNİN BAŞKANI

Birinci fotoğraf: Binali Yıldırım

ÖDÜL gecesinin benim için en büyük sürprizi, Antarktika’ya giden ilk Türk araştırma grubunun başkanı oldu.

Deniz Bilimleri Ödülü, Antarktika Bilim Heyeti Başkanı İTÜ Deniz Bilimleri öğretim üyesi Doçent Dr. Burcu Özsoy’a verildi.

Antarktika’nın yönetimi 53 ülkeye ait. Bunların 29’u danışman, 24’ü gözlemci ülke.

Türkiye gözlemciler arasında bulunuyor.

Antarktika son yıllarda bütün dünyanın gözünü diktiği bir yer.

Çünkü bugün uzay ve bakteri araştırmalarının en önemlileri için en uygun yer orası.

Ve işte bu kıtada bayrağımızı dalgalandıran ve araştırma üssü kuran ekibin başında da bir kadın öğretim üyesi var.

Ödül töreninde bu sahneyi gururla izledim.

TANİNİ YORUMUYLA FAZIL SAY’IN ‘KUMRU’SU

FAZIL Say’ın kızı için yazdığı “Kumru” onun en sevdiğim parçalardan biri.

Tanini Trio bu besteyi yorumlamış.

Dün müzik arkadaşım Selçuk Ramazanoğlu ile bu konuyu tartıştık.

Ben yorumu beğendim.

Biraz Doğulu caz olmuş...

Ama güzel bir yorum.

O ise “Ben Fazıl Say’ınkini tercih ederim” dedi...

Bense olaya tercih olarak bakmadım...

İkisi çok farklı yorumlar ve ikisini de çok sevdim.

SİLİVRİ’DE EN ÇOK OKUNAN KİTAP NE

MEHMET Altan arada bir yazıyor ve bunları bazı kimselere gönderiyor.

Dünkü yazısının başlığı şuydu: “Hapishanelerde en çok hangi kitap okunur.”

Bilmece gibi bir yazı olmuş.

Girişte en çok okunan kitaptan uzun bölümler vermiş.

Mesela aralarından ikisini size aktarayım:

- “Bir şeyi gizlemek istiyorsan, onu kendinden de gizlemelisin.”

- “Kalabalık bağırıyorsa ben de bağırırım. Güvende olmanın tek yolu bu.”

Yazının en sonunda da kitabın adını veriyor.

George Orwell’in “1984” kitabıymış.

X