"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bir hayalet gemi kalkar bu limandan

GEMİNİN adı ‘SCF Byrranga’...

4 Ağustos günü itibariyle, ABD’nin Teksas eyaleti sahillerinden 60 mil açıkta demirlemiş vaziyette bekliyor.
Durumu kritik...
Teksas’ta bir mahkeme, geminin içindeki yüke el konması kararı almış.
Bu demektir ki, gemi Amerikan karasularına girdiği anda, içindeki yüke el konulacak.

* * *

Tankerin içinde bir milyon varil ham petrol var.
Biliyorsunuz, bir süredir Ceyhan limanından petrol yükleyip ayrılan tankerlere taktım.
İyi bir tanker trafik uzmanı oldum.
Bulundukları yerleri uzmanlaşmış internet sitelerinden izliyorum.
SCF Byrranga, Ceyhan’dan aldığı ham petrolle Teksas’a gelmişti.
İçindeki ham petrol Kuzey Irak’tan pompalanmıştı.
Ancak merkezi Irak hükümeti, Teksas’ta açtığı davayla geminin yüküne el konması kararı çıkarınca, SCF Byrranga da hayalet gemiye dönüştü.
Petrolü alacak bir liman bulamadıkları için, açık sularda demirli bekliyor.

* * *

Bu arada 22 Temmuz’daki yazımda Ceyhan’dan hareket ettiğini söylediğim United Emblem isimli ikinci tankerin izini de yakaladım.
Tanker şu sıra Singapur açıklarında dolaşıyor.
Ama onun da çok ilginç bir durumu var.
Singapur’a giderken o da içindeki ham petrolü, bir başka gemiye nakletmiş.
İşin daha da esrarengiz bir yanı var.
Washington Post gazetesinin 4 Ağustos tarihli sayısına göre, yükü alan yeni geminin adı tespit edilememiş.

* * *

Bu size bir şey hatırlattı mı?
Geçen ay İsrail’in ucuz fiyata kapattığı Kuzey Irak petrolü taşıyan bir başka tanker de, Malta açıklarında yükünü başka bir gemiye nakletmişti.
Böylece İsrail’e satılan petrol Türkiye’den gitmemiş oluyordu.

* * *

Ceyhan’ın hayalet gemileri hikâyesi devam ediyor.
Son istihbarat da şu.
Geçen cuma günü Ceyhan’dan beşinci hayalet tanker demir aldı.
Tankerin adı Kamari...
Peki bu hayalet geminin rotası ne?
Şimdi sıkı durun...
Mısır’ın Port Said limanı...
Yani İsrail’den sonra Mısır’a da ucuz Kuzey Irak petrol seyrüseferi başladı.
İster misiniz altıncı geminin rotası da Suriye olsun...

* * *

Hayalet gemileri izlemeye devam.

Sabah’taki arkadaşlar sağ olsun epey şey öğrendik

SON 24 saatte, Sabah gazetesindeki arkadaşlar sayesinde hayatımıza, anamıza, babamıza, ecdadımıza ait epey şey öğrendik.
Mesela:
- Mehmet Barlas’ın dünkü yazısı sayesinde “cahil bir taşralı” olduğumuzu öğrendik.
Doğru, İzmir’in Kahramanlar semtinde, bir matbaa işçisinin çocuğu olarak doğdum.
Babam ilkokul 2’den ayrılma bir çocuktu.
Annem ise ilkokula bile gidememiş, okuma-yazmayı kendi kendine öğrenmişti.
Doğru, rahmetli babam, onun, samimi olarak saygı duyduğum babası Cemil Sait Barlas gibi Almanya’da Heidelberg Hukuk Fakültesi gibi çok güzel bir okulu bitirmemişti.
Hayatım hep devlet okullarında geçti.
Devlet bursuyla yurtdışında doktora yaptım.
Eeee, insan taşrada doğunca tabiatıyla cahil kalmaya mahkûmdur...
Haklı, ben taşralı bir cahilim...
Üstelik sonradan
görmeyim.

* * *

- Sabah Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak sayesinde ecdadımızın cibiliyetini bir güzel öğrendik.
Biliyorsunuz, 30 yıldan beri, devletin bütün kurum ve kuruluşları bendenizin telefonlarını dinliyor ve zaman zaman da hatırlatıyor.
Savcılıktan bir açtırdılar ki, bundan 17 yıl önce, yani 28 Şubat’ta dinlendiğimiz ortaya çıktı.
Arkasından “Paralel Yapı” dedikleri kişilerin Selam-Tehvid Örgütü’nün üyesi olduğum iddiası ile telefonlarımın dinlendiği ortaya çıktı. (Başbakan Tayyip Erdoğan’la aynı terör örgütü üyesi olmam iddiasıyla)

* * *

Yine savcılığa çağrıldım ve “mağdur” olarak ifadem alındı.
Önüme konulan tape, Akşam gazetesinin eski yazarı Hüsnü Mahalli ile yaptığım bir telefon konuşmasının bir bölümüydü.
Ama öyle bir bölümünü kesmişler ki, ben dahi ne konuştuğumuzu anlamadım.
Oysa konuşmayı hatırlıyorum.
Suriye Devlet başkanı Beşar Esad’la bir mülakat için, başka bazı gazetecilerle birlikte bana da davet yapılmıştı.
Davetin koordinasyonunu o sağlıyordu.
Konuşmanın içeriğinde hiçbir suç unsuru yoktu. Savcı benim dışımda biri Radikal, biri Yeni Şafak, öteki Posta gazetesinden üç gazetecinin daha adını verdi. Onların da aynı yolla mağdur edildiğini söyledi.
O arkadaşların ikisinin bölgeyi çok iyi bilen iyi gazeteciler olduğunu, ben de ilgiyle okuduğumu söyledim.
Savcı bana karşı son derece nazik davrandı ve işin vahametini anlattı.
Neticede kısa bir ifade tutanağı tutuldu ve ayrıldım.

* * *

Dün, Sabah gazetesini açınca, orada benimle ilgili tapenin verildiğini gördüm.
Sağ olsunlar, dinlenen telefonumun numarasını bile gizleme ihtiyacı duymamışlar.
Sabah saat 6’dan itibaren telefonum çalmaya başladı.
Bir kısmı, annemin, rahmetli babamın, ecdadımın hatırını, cibiliyetini olabilecek en ‘zarif’ ifadelerle sordular.
Bir kısmı, sırf rahatsız etmek için, telefonu çaldırıp kapattı. Bir kısmı, galiz bir küfürle yetindi.
Bir kısmı ise “Pardon yanlış numara çevirmişim” numarasına yattı.

* * *

Ne diyeyim... “Paralel yapının zulmü”nü ortaya koymak için, o olaydan mağdur olarak ifadesi alınmış bir insanı bile bile mağdur etmenin herhalde makul bir izahı vardır...
Ben yine de onlar için şu samimi dilekte bulunacağım...
İnşallah Allah onların telefonlarını delik deşik ettirmez...
İnşallah bir gazete ev adreslerini, telefon numaralarını vermeye kalkmaz...
Yine de teşekkürler.
Sayelerinde, artık eleğe dönmüş olan telefon numaramızı değiştirme zahmetine katlanacağız...

X