"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bir erkek lisesi öğrencisi diyor ki

BEN ilkokulu İzmir Gazi İlkokulu’nda, tabii ki karma sistemde okudum.

Öğretmenim rahmetli Hatice Birkan’dı...

Hayatım boyunca “sevgili öğretmenim” olarak kaldı.

*

Bir yanımda bugün Türkiye’nin en iyi müzisyenlerinden biri olan Ali Kocatepe oturuyordu.

Öteki yanımda bugün Türkiye’nin en parlak avukatlarından biri olan Şefika Pekin...

Hep sevgili arkadaşım olarak kaldılar.

Ortaokul ve liseyi İzmir Namık Kemal Lisesi’nde okudum.

Şimdi karma, ama o zamanlar bir erkek lisesiydi...

En iyi arkadaşım, 12 Eylül ara rejiminde sol eylemlerden yargılanan Salih Veyisoğlu’ydu...

Ortaokul ve liseden güzel hatıralarım var...

Bir erkek lisesi öğrencisi diyor ki

*

Ve geldim 70 yaşıma. Kızım karma okulda okudu.

Torunlarım karma okulda okuyor.

Bana “Çocuğumu karma okula mı, tek cinsiyetli okula mı göndereyim” diye sorarsanız...

Kesinlikle ama kesinlikle karma okula gönderin derim.

*

Bir de şunu derim:

Bunun muhafazakârlıkla veya liberallikle hiç ama hiç alakası yok.

Derim ki sadece şunu düşünün...

Bu çocuklar üniversitede birlikte okumayacak mı...

İlerde karma kurumlarda birlikte çalışmayacak mı...

SANATIN İÇİNE TÜKÜRMEM AMA BU HATIRA RESMİNİ DE ÇEKTİRMEM

Bir erkek lisesi öğrencisi diyor ki

HOLLANDALI bir ‘sanatçı’, ‘Cihatçı John’ denilen IŞİD canisinin bir insanın başını kesmeden önce poz verdiği fotoğrafı almış. Kafası kesilen insanın fotoğraftaki kafasını bir de kendi kesmiş, pardon, oyarak çıkarmış... Siz de gidip kafanızı o delikten sokuyor ve Cihatçı John denilen caninin önünde diz çökmüş vaziyette hatıra resmi çektiriyorsunuz, poz veriyorsunuz...

“Bu sanatın içine tüküreyim” lafını etmem...

Ama bu arkadaşın sanat diye yaptığı kanlı delikten kafamı sokup koyun pozu da vermem. Vereni de anlamam...

VAHAP BEN BU HABERİ DAHA BÜYÜK VERİRDİM

HÜRRİYET dün “Gazetecilik ölmedi” dedirtecek iki işe imza attı.

Biri, Reza Zarrab’ın New York’ta ünlü suşi restoranı Nobu’da yemek yerken çekilen görüntüsü.

Öteki de Türk Hava Yolları kabin personelinin yeni kostümleri...

Uğur Cebeci bu haberi öyle büyük bir profesyonellikle yazmış ki hayran oldum. İki haber için de Uğur Cebeci ve Sinem Vural’ı kutluyorum. Tabii bu haberleri değerlendiren Vahap Munyar ve Emre Oral başta olmak üzere bütün yazıişlerindeki arkadaşları da kutluyorum.

“Ben olsam bu Zarrab haberini daha büyük kullanır, üzerine de özel haber yazardım” diye düşündüm.

Öyle yapacaklarmış ama son anda bir başka gazetede de olduğunu öğrenince vazgeçmişler. Ne de olsa Vahap bana göre daha serinkanlı...

UNUTMAYALIM, DO&CO AYNI ZAMANDA BİR TÜRK MARKASI

ATİLLA Doğudan ve Do&Co ile ne kadar övünsek yeridir. Do&Co dünyanın en büyük havayolu şirketlerinden British Airways’in Londra çıkışlı bütün uçuşlarının catering hizmeti ihalesini kazandı. Ayrıca İspanyol Iberia ile onun yan kuruluşu Iberia Express’in catering işlerini de alıyor. Böylece Do&Co bir dünya devi oldu.

Do&Co aslında bir Avusturya şirketi olarak kuruldu.

Ama havacılık âlemindeki asıl şöhretini Türk Hava Yolları ile kurduğu Do&Co ortaklığı ve onun “Uçan Şef” konsepti ile yaptı. Yani THY ile birlikte olağanüstü bir havacılık markası yarattılar. Atilla Doğudan dün Hürriyet’te yayınlanan sözlerinde THY ile ortaklığın yeni havaalanında da devam edeceğini açıkladı. Çok doğru bir karar. Hem THY hem onun adına çok sevindim.

Bir erkek lisesi öğrencisi diyor ki

BEĞENDİM

Bu arada İtalyan tasarımcı Ettore Bilotta’nın hazırladığı yeni kabin personeli giysilerini de çok beğendim.

BU ADAM NOBU’DA YİYECEK PARAYI NEREDEN BULUYOR?

NOBU’da yemek yiyen Reza Zarrab’ın fotoğrafına bakarken önce ağzımdan şu çıktı:

“Yahu bu adam hapiste veya ev hapsinde değil miydi?”

- Ağzımdan çıkan ikinci cümle ise şuydu:

“Vay canına... Adamın hâlâ parası var ve hâlâ Nobu gibi bir restoranda yemek yiyebiliyor...”

- Sonra mantığım devreye girdi ve sordu:

“Amerikan yargısı bu adamı İran’la işbirliği yapmakla suçluyorsa, parasına el koymadı mı?”

- Sonunda şu yargıya vardım:

“Bu adamı Türkiye’ye karşı kullanıp maaşa bağladılar...”

- Ve aklıma gelen son cümle de şuydu:

“Bu karaktersiz herif nasıl oldu da Türkiye’de muteber adam haline geldi...”

 

X