"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bilelim ki bu meymenetsiz surat 4.5 yılımıza kastetti

Duyduğumda ürperdim... Aklıma yakın tarihimizin o en karanlık günleri geldi.

İnsanların cayır cayır yakıldığı, evlerinin kapılarına çarpıların konulduğu, hepimizi milletçe kahreden, utandıran olaylar tekrar canlandı kafamda...

*

Ama görüyorum ki bu defa ters tepti...

Kılıçdaroğlu’na saldıran o melun suratlı adamın provokasyonu, üç-beş fanatik dışında kabul görmedi.

Oradan, tarihimizin hepimizin unutmak istediği felaketlerden birini daha imal etmek isteyen karanlık adamlar püskürtüldü.

O meymenetsiz surat aradığını bulamadı, istediğini yapamadı.

*

Ülkemizin aklı başında insanları, ama falan demeden tepkilerini dile getirdiler.

Bu olaya “protesto” diyerek hafifletmeye çalışan Ankara Valisi dışında, devlet gereken refleksi gösterdi.

*

Bu olay apaçık bir terör eylemiydi...

Apaçık bir katliam girişimiydi...

Sadece ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanına değil, hepimize, hepimizin huzuruna yönelik tam teşebbüs bir terör saldırısıydı.

O nedenle bu terör olayına terör deyip soruşturma başlatan savcıyı kutluyorum.

*

Bu olay gösterdi ki...

Cumhurbaşkanı Erdoğan haklıydı...

Bu demiri soğutmak gerekirdi...

Gerekmek fiili de yetmezdi... Şarttı.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan haklıydı...

Bu melun herifleri hayatımızdan atmak, uzaklaştırmak için...

Bir Türkiye ittifakı şarttı...

*

Şimdi hepimize düşen vatan görevi şu...

Kim ki...

Bu kızgın demiri tavında dövmek için durumdan vazife çıkarmaya kalkar...

Kim ki...

Önümüzdeki 4.5 çok kritik ve hayati yılımızı böyle karanlık provokasyonlarla mahvetmeye kalkar...

Vatan hainliği diye bir şey varsa işte o etiketi bu meymenetsiz suratın alnına yapıştırmalıyız.

İKİ KADIN YAZARA HELAL OLSUN DİYORUM

Kadın yazar diye bir ayırımdan hiç haz etmiyorum.
Ama başka bir ifade bulamadım.
İki kadın yazar Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya öylesine dimdik, amasız, bahanesiz karşı çıktı ki...
Habertürk’te Nagehan Alçı...
“Bugün hepimiz Kılıçdaroğlu’yuz” dedi...
Helal olsun...
Yine Habertürk’te Nihal Bengisu Karaca...
Öyle sağlam durdu ki...
İkisine de helal olsun.
Hep diyorum...
Bu ülkeyi kadınlar huzura kavuşturacak...

AKP’Lİ ÇIKMIŞSA NE OLMUŞ YANİ

Bir ülkede mantık sadece bir tarafta tedavülden kalkmaz ki...

Sağduyu sadece bir tarafın karakteri değildir ki...

Şimdi orada burada duyuyorum...

Saldırgan AK Partili çıkmış da “Bak gördün mü” diyen şom ağızlılar yine piyasada...

Bak şom ağızlı, sana bir şey söyleyeyim... Bir ülkenin ufku kararmışsa o karanlığı kapkaranlığa çevirmek isteyen de çıkar ininden...

Bir ülkenin bir yerinde bir yangın başlamışsa elinde benzin kovasıyla koşan karanlık adam da çıkar ortaya...

Hiç unutma, senin mahallenden de çıkar böyle karanlık adamlar...

Yani yarın bir başka şehit cenazesinde CHP’li de çıkabilir... İYİ Partili de çıkabilirdi.

Ne dedi Ömer Çelik...

Önce lanetledi mi... Sonra kesin ihraç talebiyle disipline verildiğini açıkladı mı...

Tamamdır işte...

Yani bundan kendine iş çıkarmaya kalkma...

Hep birlikte geri püskürttük bu melaneti ya...

Önemli olan budur.

Bilelim ki bu meymenetsiz surat 4.5 yılımıza kastetti

İZMİR ASANSÖR’DEN BİR 23 NİSAN KARESİ

Benim için 23 Nisan böyle bir fotoğraftır İzmir’den bana kalan.

Şortlarımızla, beyaz fanilalarımızla acemi danslar yaptığımız günlerdir.

Büyük Atatürk’ün hepimize armağan ettiği hiç bitmeyen çocukluk hatırasıdır.

Dün kuzenim Ebru bana kızı Lavinya ve arkadaşı Kristina’nın İzmir’in Asansör’ünde çekilen bu fotoğrafını gönderdi. Harika bir çocukluk, tabii ki bizimkilerden çok daha güzel bir koreografi. Asansör’ün yukarısında bu bayram.

Alt tarafta Dario Moreno Sokağı’ndan gelen Levanten şarkılar, Sezen Aksu şarkıları...

İzmir’im bir 23 Nisan’ını daha kutluyor.

Çocukların ve biz eski çocukların neşe ve medeniyet bayramını...

Hepimize kutlu olsun.

Ve sen büyük Atatürk...

Sonsuza kadar bu milleti millet yapan meşalemiz olarak hep aydınlat bizi...

Bilelim ki bu meymenetsiz surat 4.5 yılımıza kastetti

YENİ BİR SANAT ‘MESEN’İNİN DOĞUŞU

Geçen pazar günü gazetelerde Ahmet Güneştekin’in Viyana’da açacağı sergiyle ilgili haberleri okudum.

Güneştekin yine büyük bir dış başarıya imza atmış.

Ağustos ayında Viyana’da Bank Austria Kunstforum’da sergisi açılacakmış.

*

Burası modern sanatta en prestijli mekânlardan biri.

Daha önce Schiele, Kokoschka, Turner, Van Gogh, Cezanne, Picasso, Miro, Chagall gibi dev sanatçıların eserlerinin sergilendiği bir müze.

Aynı zamanda Guggenheim ve Londra Kraliyet Akademisi gibi dünyaca önemli kuruluşların sergi ortağı.

*

Bu haberlerde kullanılan bir fotoğrafı dikkatimi çekti.

Fotoğrafta Ahmet Güneştekin ve yanında Haydar Aliyev Kültür Merkezi Başküratörü Emin Mammadov vardı.

Karede bir üçüncü kişi daha vardı ve onu tanımıyordum. Merak edip okuduğumda arkasından yeni bir sanat sponsorunun doğuşunun hikâyesi çıktı.

FOTOĞRAFTAKİ 3’ÜNCÜ KİŞİ MEĞER KİMMİŞ

Güneştekin’in sergisinin sponsoru DAAX Corporation adlı bir kuruluşmuş.

DAAX 20 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nde kurulmuş bir şirketmiş.

Daha çok sanatı mimari ile birleştiren projeler gerçekleştiriyormuş.

Mesela Bakü Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nin projesini ve inşaatını gerçekleştiren şirket buymuş.

Projesini ünlü mimar Zaha Hadid’in yaptığı bu bina Wallpaper dergisinden ödül kazanmıştı.

DAAX şimdi de yine bir Zaha Hadid projesi olan Bağdat Merkez Bankası inşaatını yapıyormuş. Fotoğraftaki üçüncü kişi, işte bu sanat meseni şirketin sahibi Hasan Gozal adlı bir işinsanıymış....

Bugüne kadar pek ortaya çıkmayan birisiymiş.

Doğubayazıt’ta doğup büyümüş... Ankara Bilkent Üniversitesi mezunu.

Petrol, turizm, lojistik, sigorta, sağlık ve yenilenebilir enerji alanlarında çalışıyormuş.

Konuştuğum bazı sanat insanları, “Onun adını sanat alanında ileride daha çok işiteceksiniz” diyor.

X