"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Beyaz’ı nasıl bilirim

“NASIL biliriz” demek daha doğru...

Çünkü hepimiz biliriz Beyaz’ı...

Hepimiz bilir, pek çoğumuz severiz.
Biz ilgisiz kalmışsak bile, mutlaka onu seven, çok seven bir annemiz, yakınımız çıkmıştır.


* * *


Adındaki Beyaz’ı terör denen belayla asla kirletmez...
Siyasetin üstündedir...
Öyle bel üstünde falan değil, düpedüz üstündedir.
O yüzden siyasetin karanlık, arkadan dolanmacı, sokuşturmacı bel altında da hiç işi yoktur.


* * *


İşte bu yüzden 20 yıldır gözü gibi baktığı ‘Beyaz Show’unu, PKK terör örgütünün gri arenası haline getirmez.


* * *


Bu ülkenin on binlerce polisinden birinin oğludur. Bizlerle her sohbetinde, “polis babasıyla nasıl iftihar ettiğini” göğsünü gere gere anlatır.
O yüzden, vatanı için çarpışan, can veren polisinin, askerinin moralini etkileyecek bir şeyi asla yapmaz...


* * *


Programa telefonla bağlanan kadına gelince...
“Canım ne var söylediklerinde” diyebilirsiniz...
O zaman niye kendini öğretmen diye tanıttın derler... Niye saklandın, sakladın kimliğini...
Niye şu soruyu soracağım deyip de ‘Beyaz Show’u bir korsan gösteri mekânına çevirmeye kalktın.


* * *


Hepimiz biliriz ki, sadece söylenen söz değildir önemli olan.
Söyleyen ve arkasındaki amaç da önemlidir.
O yüzden, o masum gibi görünen sözlerin arkasındaki amacın o kadar da masum olmadığı bellidir...


* * *


Beyaz, pazar akşamı Kanal D’de konuşurken samimiydi.
Gerçekten üzülmüştü...
Onu dinlerken bir kere daha anladım.
PKK terör örgütü, elindeki kanlı silahı bırakmadığı, ağababalar, dinozorlar Kandil’de oturup, şehirlerde, kasabalarda çocukları hendeklere sokmaktan vazgeçmediği sürece...
Bu ülkede ne Kürtlere, ne Türklere huzur olacak.


* * *


PKK, kanlı eylemleri, hendekleri, özerklik saçmalıkları ile 7 Haziran’ı mahvetti...
Şimdi ‘Beyaz Show’a, üç metrekare kalmış eğlence kantonlarımıza da hendek kazmaya çalışıyor.
Olayın özeti budur...

 


YENİ ŞAFAK'TAKİ ARKADAŞLARA

 


-ÖZEL timci olduğu söylenen, yüzünü kapatmış kişinin, Beyaz’a tehditler savurmasına imkân vermek... Gerçekten onaylıyor musunuz bunu... Hoşunuza gidiyor mu... Madem doğru bir şey söylüyor, neden yüzünü kapatıp bütün arkadaşlarını da bu tehdide ortak ediyor? İçişleri Bakanı Efkan Ala da tasvip ediyor mu bunu... Gerçekten merak ediyorum...

 


Sessizce doğup,devrimci bir gümbürtüyle ölmek

 


“13 Ocak 1947 günü New York’tan kalkan Pan Am uçağı önce Londra’ya, oradan da İstanbul’a indi. Bu, Amerika ile Türkiye arasındaki ilk ticari uçuştu...
Ondan 5 gün önce İngiltere’nin Essex şehrinde bir çocuk doğdu.
Adı David Bowie’ydi...”


* * *


“Bir Beyaz Türk’ün Hafıza Defteri” adlı kitabımın ikinci yazısı bu cümleyle başlıyordu.
Çünkü ben de David Bowie’den tam 3 ay sonra doğmuştum.


* * *


O çocuk doğduğunda kimse onun sadece müzik değil, aynı zamanda moda ve cinsellik anlayışını radikal biçimde değiştirecek insanlardan biri olacağını aklından bile geçirmemişti.


* * *


David Bowie önceki gün öldü.
Ölümünden 5 gün önce çıkardığı yeni CD’nin Lazarus şarkısının klibi, bir hastane yatağında başlıyor.
Lazarus, İncil’e göre Hazreti İsa’nın mucize ile ölümden sonra tekrar hayata döndürdüğü kişi.


* * *


Şarkı, “Göklere bak, artık özgürüm” cümlesiyle başlıyor.
“Özgürlük” kelimesi, hiç bu kadar hüzün vermedi bana...
Özgürlük denen şeyi, şu fani dünyada kaybedip de öteki dünyada bulabilmeyi hayal etmek, nedir bu diye düşündüm...
Hayattan umudu kesmek...
Çaresizlik mi yani...


* * *


David Bowie sessizce doğdu, hastalığını sessizce yaşadı, ölüme sessizce hazırlandı...
Space Oddity’sinde karadeliği geçti...
Görüntüsü, “olay ufkunda” sonsuza kadar asılı kalacak...


* * *


Yeni CD’sindeki Blackstar şarkısının klibini izleyin...
Devrimci bir insanın, kendi ölüm hazırlığını nasıl, hüzünlü ama olağanüstü estetik bir ayine çevirebildiğini göreceksiniz...

 

 

45 yaşında bir kadın genel yayın yönetmeni bu sayfayı hangi duyguyla hazırlar

 

Beyaz’ı nasıl bilirim

 

DÜN İngiliz medyasının bu ölümü nasıl vereceğini merak ettim. Guardian’ın web sitesi, bütün gün boyunca sadece David Bowie’nin fotoğrafı ve ölüm haberi ile açılıyordu.
Guardian gazetesinin genel yayın yönetmeni Katharine Viner 1971 doğumlu.
Yani David Bowie’nin 1969’daki büyük çıkışından 2 yıl sonra doğmuş.
Arada kaç nesil var...
Belli ki David Bowie, 68 yaşındaki bana ne ifade ediyorsa, 45 yaşıdaki bu kadına da aynı şeyi fazlasıyla ifade ediyor.
Müziğin Andy Warhol’uydu...

X