"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Berlusconi bana bunga bunga odasını açınca neler gördüm

YEMİN ediyorum, İtalya’da en merak ettiğim yerlerden biri Berlusconi’nin o meşhur “bunga bunga” partilerini yaptığı villasıydı...

Berlusconi bana bunga bunga odasını açınca neler gördüm

Hani şu genç kızlarla meşhur seks partileri...

Geçen hafta bu amacıma ulaştım...

Hem de yatağımdan...

Berlusconi o evi kimseye açmamıştı...

Meğer güvendiği bir gazeteciye açmış ve bizzat kendisi gezdirmiş.

Gazeteci de bunu bir film yapmış. İşte o filmi seyrettim.

Son zamanlarda bu kadar harika bir komedi seyrettiğimi hatırlamıyorum.

Hadi gelin şimdi ben de bu evi size gezdireyim.

Berlusconi bana bunga bunga odasını açınca neler gördümEVDE ÇALIŞANLAR EŞYALARI ÇALIYORMUŞ

Ben hayatımda bu kadar komik bir ev görmedim...

Düşünebiliyor musunuz, evin bir salonunda bir Rembrandt tablosu var... Biraz ilerisinde ise Berlusconi’yi Süpermen kıyafetinde çizmiş ucuz bir sokak ressamının felaket bir tablosu...

Onun biraz ilerisinde ise Berlusconi’ye gelen hediyeler...

Mesela kafası sallanan bir futbolcu biblosu... Tabii o kafanın Berlusconi’nin kafası olduğunu söylememe gerek yok...

Gazeteciye evi gezdirirken durmadan konuşuyor.

Mesela şunu söylüyor:

“Burada daha bana gönderilen bir sürü hediye vardı. Herhalde evde çalışanlar bazılarını çalmış...”

MUSSOLİNİ’NİN YANINDAKİ ÇIPLAK GENÇ ERKEKLER

Sonra birden faşist Mussolini’yi büyük kahraman gibi yüceltmiş bir tablo...

Oraya gelince gazeteciye “Aman bunu göstermeyin, yanlış anlaşılır” diyor... Aynı anda basın danışmanı da “Bu tür şeyler İtalya’da yasak” diyerek kamerayı engellemeye çalışıyor.

Biraz dikkatle bakınca fark ediyorsunuz ki tablodaki Mussolini fena halde Berlusconi’ye benziyor veya benzetilmiş...

En tuhafı da Mussolini’nin tablosunun hemen yanındaki bir başka tablo...

Tabloda, bir gölün kenarında çırılçıplak üç erkek görünüyor...

Aklınıza ister istemez bir Pasolini filmi geliyor...

HER YER ÜSTÜ ÇIPLAK BERLUSCONİ FOTOĞRAFI

Ev tam bir İtalyan ‘kitsch’ müzesi...

Her salonda Berlusconi’nin üstü çıplak fotoğrafları veya tabloları...

Tabii evi gezerken, eşyalardan çok Berlusconi’nin yüzüne bakıyorsunuz...

Öylesine abartılı bir estetik yapılmış ki Yılmaz Morgül ve Hakan Peker yanında tabiat müzesi gibi kalır.

Bunga bunga partilerinde kırdığı rekorlar var mı bilmiyoruz ama evini gezdirirken kendine ait önemli bir rekorun belgesi olduğunu iddia ettiği bir şeyi gösteriyor.

Amerikan Senatosu’nda konuşma yaptığında, güya “senatoda en çok ayakta alkışlanan kişi rekorunu” kırmış...

Gösterdiği camlatılmış bir belgenin Amerikan Senatosu’nca verilen bir berat olduğu anlaşılıyor ama görüntüyü durdurup yakından incelediysem de öyle bir rekor olduğuna dair bir yazı göremedim.

Berlusconi bana bunga bunga odasını açınca neler gördüm

NİHAYET BUNGA BUNGA SALONUNA GELİYORUZ

EV ziyaretinin sonunda bir salonun kapısına geliyoruz. Berlusconi, kameraya dönüyor ve gülerek “Şimdi size meşhur bunga bunga salonunu gezdireceğim” diyor...

Merakla bekliyoruz... Kapı açılıyor... Kıpkırmızı bir salon... Bir baştan ötekine devasa U şeklinde bir masa... Belki 60 kişilik...

Üzeri sanki birazdan 60 kişilik bir yemek başlayacakmış gibi hazır...

Gülerek “Buyurun, işte o malum meşhur yer burası” diyor...

Berlusconi’nin kendinden 50 yaş küçük kızlarla o meşhur seks partilerini yaptığı salondayız...

Ama salona bakınca ister istemez, “Nerede yapmışlar” diye soruyorsunuz... Bütün olay masanın üzerinde mi geçiyor acaba...

Çünkü o tıklım tıklım İtalyan ‘kitsch’inden geriye bir santimetrekare yer kalmamış...

Bekliyorsunuz ki gazeteci sorsun...

“Kızları alan nereye gidiyordu?”

Ama sormuyor... O sormayınca biz de öğrenemiyoruz. Öğrenebildiğimiz şeylerden biri Sicilya mafyasının bir tetikçisini evine kâhya yapması...

Filmin başında “Birçok gazeteci mülakat istedi ama vermedim. Şimdi bu gazeteci arkadaşıma güvendim ve konuşuyorum” diyor...

Ama günlerce süren mülakatın sonunda biraz kavgalı ayrılıyorlar.

Belki de bu yüzden, güvendiği gazeteci koyma dediği Mussolini tablosunu da filme koymuş.

Peki Netflix’te seyrettiğim filmin adını merak etmediniz mi...

Tahmin edin?

“My Way”...

Yani Frank Sinatra’nın o meşhur şarkısı...

Belli ki kendine ziyadesiyle hayran...

Tarzına ve yaptıklarına ise daha da hayran...

Berlusconi bana bunga bunga odasını açınca neler gördümİTALYAN İMAM HATİBİNE GİDERKEN ONA VERİLEN GÖREV

BU arada küçük bir ayrıntı daha...

Küçükken ailesi onu bir Katolik okuluna vermiş...

İmam hatip yani... Çok iyi hatip olduğu için, okula ziyaretçi gelince konuşmaları o yaparmış...

O nedenle “Senden iyi kardinal olur” diyorlarmış...

Yıllar sonra başbakan olunca, bir konuşmasını dinleyen halası ise şunu söylemiş:

“Biz sana kardinal olursun diyorduk ama senden
çok iyi papa olurmuş”
...

Papa olsaydı acaba kendine Vatikan ismi olarak neyi alırdı?

“Papa Bunga Bunga II”...

KENDİ AĞZINDAN BUNGA BUNGA

BERLUSCONI filminde bunga bunga adının nereden geldiğini şöyle anlatıyor:

“Avustralya’da bir kabile varmış. İtalya’nın bu kabile ile arası bozulunca, İtalya kralı oraya iki temsilci göndermiş. Ama kabile reisi bu iki temsilciyi esir alıp, ağaca bağlayıp önce birine sormuş:

‘Hangisini istersin? Bunga bunga mı ölüm mü?’

Temsilci ‘Bunga bunga’ deyince kabilenin erkek üyeleri sırayla adama tecavüz etmişler.

Sonra reis ikinci temsilciye de aynı şeyi sormuş.

‘Bunga bunga mı ölüm mü?’

İkinci temsilci onuruna daha düşkün ve cesur biriymiş. Arkadaşına yapılanı görünce, göğsünü gere gere ‘Ölümü tercih ediyorum’ demiş...

Bunun üzerine reis emir vermiş:

‘Alın bunu önce bunga bunga sonra öldürün’...”

Evet...

İtalyanın eski başbakanı Milano civarındaki Arcore’deki villasında düzenlediği seks partilerine, bu hikâyeden esinlenerek “Bunga bunga” adını vermiş...

Ama küçük bir değişiklikle...

“Önce bunga bunga, sonra başbakanlıkta memleket meseleleri...”

Berlusconi bana bunga bunga odasını açınca neler gördümKARENİNA DERSLERİ

SİZCE BU KADIN ALDATILAN YENGESİNE İYİLİK Mİ ETTİ

OTUZ yıl sonra 1013 sayfalık Anna Karenina’yı yeniden okudum ya...

Kitapta en takıldığım bölüm, iki kadın arasında aldatma üzerine geçen şu diyalog oldu.

Anna Karenina’nın abisi, çapkın bir Rus aristokratıdır ve karısını evdeki mürebbiye ile aldatmaktadır.

Anna, abisinin eşini teskin etmek için gelir ve aralarında şu konuşma geçer:

- Yenge Dolli: “Gönlünü kaptırmayı anlarım ama beni sinsice planlar kurarak aldatmasını... Hem de kiminle... Onunla yaşarken benim kocam olmayı sürdürmesini... Korkunç bir şey bu, sen anlamazsın...”

- Anna Karenina: “Dolliciğim anlıyorum seni ama üzme kendini. Gururun öylesine incinmiş ki, birçok şeyi yanlış görüyorsun. Onu iyi tanıyorum, kardeşimdir. Yapar ama bin pişman olmuştur şimdi.”

- Dolli: “Ne yapmalıyım Anna yardım et bana...”

- Anna: “Yüreğindeki sevginin onu bağışlamaya
yetip yetmeyeceğini sen bilirsin. Onu bağışlayacak kadar seviyorsan bağışla...”

- Dolli: “Hayır.”

- Anna: “Bu tip erkekler ihanet etmesine ederler ama aile yuvaları, karıları kutsaldır onlar için. Bu kadınları küçük görürler aslında.”

- Dolli: “Ya yinelerse bu tür gönül kaptırmaları?”

- Anna : “Bence yinelemez... Anladığım kadarıyla...”

- Dolli: “Peki sen bağışlar mıydın?”

- Anna: “Bilmiyorum, bir şey söyleyemem... (Ancak kısa bir süre düşündükten sonra şöyle devam eder) Söyleyebilirim, evet söyleyebilirim. Bağışlardım.”

- Dolli: “Öyle olacak kuşkusuz... Bağışlamak... Başka türlüsü olmaz ki... Bağışlayacaksan büsbütün bağışlayacaksın...”

Şimdi size bir soru...

- Anna Karenina yengesine iyilik mi etmiştir yoksa kötülük mü?

- Bu sözleri inanarak mı söylemiştir, yoksa ileride kendisi aldatan bir kadın olacağı için, planlı bir şekilde, kendi kocası için de bir çıkış yolu olacak ahlaki bir içtihat mı yaratmıştır?

BUGÜN BU İKİ KADINDAN HANGİSİNE ÂŞIK OLURDUM

BEN cesur kadınları severim, hayranlık duyarım.

Ama ikinci okuyuşta kafama en çok takılan şey şu en klasik soruydu:

Acaba Madam Bovary’ye mi yoksa Anna Karenina’ya mı âşık olurdum?

Galiba Anna Karenina...

YATAKTA OLSAM BİLE MEYDANI RAHMİ VE GÜNERİ BEY’E BIRAKMAM

Rahmi Koç orada... Güneri Cıvaoğlu orada...

Floransa’daki Pitti Uomo erkek giyim fuarını geziyorlar... Duydum ki Brooks Brothers’ın kuruluş yıldönümünü kutlamışlar...

Bense yataktayım.... Ama meydanı bu iki kurda bırakmayacağım. Orada sağlam bir gözlemcim var...

Milimetric’in sahibi Kaan Gökalp’ten 2018’in erkek trendlerini aldım.

İşte size yataktan bir “Güneri Cıvaoğlu’nu atlatma” haberi...

ERKEK ARKADAŞ BİL Kİ GİYİMİN KANUNU YENİDEN YAZILIYOR

- KURU TEMİZLEMEYE SON: Kumaş üreticileri ve tasarımcılar, hafif ve buruşmaz kumaşa yöneliyor. Çamaşır makinesine atılacak ve neredeyse sıfır ütüyle giyilecek takım elbise trendi hızla yayılıyor.

***

- OMURGASIZ CEKETLER DÖNEMİ: Vatka ve tela kullanımı azalıyor. ‘Unstructured’ denilen tarzda ‘omurgasız’ ceketler ön planda.

***

- JARSENİN YÜKSELİŞİ: Rahatlık ön plana çıkınca esneme özelliği olan jarse türünde kumaşlar çok revaçta.

***

- PANTOLONDA ASTAR DEVRİMİ: Pantolonun kalıbı ve kumaşı kadar kullanılan astarın deseni, düğmesi, fermuarına da her zamankinden fazla özen gösteriliyor.

ADIMSAYARLAR AYAKKABI MODASINI ALTÜST EDİYOR

EVLE İŞYERİ ARASI DEVRİMİ: Sağlık tutkusu, bileğimizdeki dijital adımsayar ve nabız ölçerler, evle işyeri arasındaki yolun giyim raconunu değiştiriyor.

Klasik çizgisi olan birçok İngiliz ve İtalyan ayakkabı firması üretiminin en az yarısını daha spor modellere ayırıyor artık. Taba, lacivert, kahverengi, bordo ve kiremit tonlarında sneaker modeller yükselişte.

Berlusconi bana bunga bunga odasını açınca neler gördüm

KAŞKOL PİTTİ’DE BAŞROLÜ KRUVAZE PALTOYA BIRAKTI

- TORBA CEP VE KRUVAZE: Son yılların Pitti’lerinde kaşkol başroldeydi. Bu yılın başrol oyuncusu türlü renk ve modelde paltolardı. Torba cepli,
iri yakalı kruvaze paltolar çok dikkat çekiciydi. Paltolardaki tekdüzelik ve sıkıcılık en nihayet kırıldı. Soğuktan korunmak için bir örtünme aracı olmaktan çıktı, tüketicinin kendini ifade ettiği bir aksesuvara dönüştü.

- FLANEL, TÜVİT VE KAŞMİRDE PATLAMA: Desenli, flanel, tüvit kumaşlar revaçta. Kaşmir kazak, ceket ve palto tasarımları resmen patladı bu yıl.

ÇORAPTA DİNOZORLAR BUZUL ÇAĞININ SONU

ÇORAP RENGİNDE AHENK YIKILDI: Eskiden bir kural vardı çorabın rengi ya ayakkabı ya da pantolonla aynı olmalı diye. Bu kural yıkıldı artık. Çorap ile kıyafetler renklendiriliyor. Paçalar da giderek kısalınca daha görünür olmasının da etkisi var tabii.

X