"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Aydın Bey’in de imza atacağına eminim

HEM Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar’dan, hem de hükümet Ankara’dan aynı işareti verdi.

Türkiye yüzünü yeniden Avrupa Birliği’ne döndürüyormuş.


* * *


Bütün kalbimle yazıyorum.
Son günlerde beni heyecanlandıran en önemli haber bu oldu.
Ve altına bütün samimiyetimi ve şahsiyetimi koyarak yazıyorum.
Cumhurbaşkanı’nın ve Başbakan’ın bu yolda atacağı bütün adımlara kendi adıma en büyük desteği vereceğim.
Elimden geldiğince Avrupa’da bunun mücadelesini vereceğim.


* * *


Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, sizin çocuklarınızın geleceğinin de en büyük teminat altında olacağı coğrafya orasıdır.
Cumhurbaşkanı 60’ına geldi. Başbakan 50’lerinde...
Eğer gözümüz arkada gitmek istemiyorsak, eğer çocuklarımıza gerçekten demokratik bir ülkede huzur içinde bir arada yaşama imkânı sağlamak istiyorsak, tek istikametimiz orasıdır.
Bugün bunca kutuplaşma, bunca kavga, bunca felaket içinde hepimizi iç huzuru içinde birleştirecek olan tek hedef ve ideal budur.


* * *


Kendi payıma şunları içtenlikle söylemek istiyorum.
Eski kırgınlıklar, çalıştığım kuruma yapılan haksızlıklar, eşimin dostumun endişeleri hiç mi hiç önemli değil.
Artık gözümüzü dikiz aynasından kaldırıp, ileri bakma zamanı geldi.
Bu uğurda yapılacak ne varsa, ülkem adına yapmaya hazırım.
Yeter ki, istikametimiz, dünyanın bu en demokratik coğrafyası olsun.


* * *


Son bir söz...
Kendisiyle bu konuyu tek kelime konuşmadım ama eminim.
Bu söylediklerimin altına Aydın Doğan da imzasını atacaktır.
Nereden mi biliyorum...
Çünkü 1990’lı yıllarda Türkiye Gümrük Birliği Anlaşması’nı imzalarken ve 2000’li yıllarda Erdoğan ve Gül ele gele verip Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerini başlattığı günlerde çevremdeki en heyecanlı insanlardan biri oydu.
Bana verdiği ender talimatlardan biriydi bu.
Türkiye’nin AB üyeliğini var gücümüzle desteklemek.

Bak sen şu İhvan biraderin cüretine


ADAM ülkesinde yapılan seçimlerin ilk turunda yüzde 24 küsur oy almış.
Sonra ülkesindeki öteki insanlar “Aman eski rejim gelmesin” diye onu desteklemişler ve o da zar zor yüzde 50’yi geçmiş.
Sonra hiç çekinmeden, utanmadan, sanki bütün ülke arkasındaymış gibi, kimseyi iplemeden bir “İhvan anayasası” yapmış.
Müslüman Biraderler’in Mursi’sinden bahsediyorum.
Devrilince de bas bas bağırıyor.
Şu yüzsüzlüge bir bakın yahu...
Katar bile adamları istemiyor ülkesinde.
Ama onlar burunlarından kıl aldırmıyor. İltica etmek için kendilerine ülkelerden ülke beğenmiyorlar.
Yetmiyormuş gibi bir de şart koşuyorlar.
“Biz sadece gidecek bir ülke değil, bize Sisi rejimiyle rahat mücadele etme imkânı veren bir ülke arıyoruz...”
Biz daha bu patavatsız cümleyi düşünürken, adamlar pat burada.
Şimdi Türkiye’de bir muhatap bulsam soracağım.
Arkadaş, sen bu adamlara oturma izni verirken, siyasi mücadelelerine de izin verdin mi...
Bu şartları kabul ederek verdiysen diyeceğim ki...
Yeter artık Türkiye’yi dünyadaki bütün “Müslüman Biraderler’in” taarruz üssü haline getirme gayretkeşliğiniz...
Bilin ki, önümüzdeki 10 yılda bu işten başımız çok ağrıyacak.
Siz geçip gideceksiniz, bu millet bunun bedelini ödeyecek.

Vallahi ‘Nifak sokuyor’ derler diye sormuyorum

ARKADAŞ, bir Türk vatandaşı olarak itirazım var...
Şikâyetimi bildirmek için muhatap arıyorum.
İçimden haykırmak geliyor.
Yahu yetmedi mi Suriye meselesinden yediğimiz dayak.
Hâlâ görmüyor muyuz oraya buraya elimizi, dilimizi burnumuzu sokup, önüne gelenin eline silah verince başımıza nelerin geldiğini.
Şimdi bir de “İhvan” meselesini mi sarıyorsunuz başımıza...
Ne işi var el âlemin iç siyasetindeki taraflardan birinin bizim evimizde...
Evet arkadaş, şikâyetim var.
İstemiyorum ülkemin artık Ortadoğu’nun bu pis işlerine daha da bulaşmasını...


* * *


Peki ama şikâyetimi kime anlatacağım... Koskoca Başbakan koskoca gazetecilerin önünde diyor ki:
“Arkadaş muhatap benim... Gel bana sor, benim yakama yapış...”
İyi de bu sözleri okuduğum günün akşamı, Katar’dan daha yüksek tonda bir başka ses geliyor.
Orada da koskoca Cumhurbaşkanı toplamış etrafına koskoca gazetecileri diyor ki:
“İhvan kardeşlerim memleketimize gelecekse, bakarız, gelsin...”
Ve biz daha Başbakan ne der bile diyemeden adamlar pat memleketimizde...


* * *


İtirazım var, diyeceğim ki:
“Arkadaş Suriye muhalefetinden çektiğimiz yetti. Başımıza bir de İhvan belasını çıkarmayın...”
Ama gel de söyle...
Önce muhatabın kim bulamazsın...
Birini muhatap kabul etsen öteki sinirlenir.
Sonra ikisi birden üstüne çullanır.
Arkasından da o Tecavüzcü Coşkun troll’ler başlar.
“Aramıza fitne sokuyorlar...”


* * *


İşte o yüzden arkadaş ben bu topa girmem.
Aklımda, vicdanımda, kursağımda bir soru varsa, sorarsam namerdim.
Tavsiyem, siz de sormayın.
Andıççı troll’ler, ondan da beter köşe troll’leri ne annenizi bırakır, ne rahmetli babanızı, ne sülaleniz kalır, ne ecdadınız...
Yeni Türkiye’nin troll ahlakı budur.


Milli Eğitim Bakanlığı’ndan ‘Sünni eğitim bakanlığı’na

İMAM hatip okulu inadı Türk eğitim sistemini altüst ediyor.
Okullarda tam bir keşmekeş yaşanıyor.
Şu manzaraya bir bakın.
Okulun bir katı imam hatip okulu, öteki katı normal lise.
İmam hatip okullarının sınıftaki öğrenci sayısı 25, normal okulunki 50.
İnsanlar çocuklarını imam hatibe göndermeye zorlanıyor.
Malum ya emir yüksek yerden geldi.
“Dindar ve kindar nesil yetiştirilecek...”
Bu ülke bunun bedelini de çok ağır ödeyecek.

X