Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Evet bu bir teşekkür ilanı...

Haberin Devamı

Aslında bütün gazetelere, internet sitelerine vermek isterdim bu ilanı...

Çünkü arkasında öylesine güzel bir Türkiye hikâyesi var ki...

İmkânlarım bu kadarına el verdi. Köşemde yayınlıyorum.

“Üç beş iyi insan” dedim...

Bu yazı iyi insanlara ve onların çalıştığı kurumlara teşekkürdür...

Ama aynı zamanda, bu ülkede hep birlikte yarattığımız bir “hayvan sevgisi ve saygısı” hikâyesidir...

***

Hikâyemiz geçen yaz haziran ayında Beykoz’daki evimizin bahçesine, kül rengi hamile bir kedinin gelmesiyle başladı.

Bahçeye koyduğumuz mamaları yiyerek ortadan kayboluyordu...

Sonra bir gün onu evimizin kuytu bir yerinde gördük.

Gizlice eve girmiş ve doğurmuştu.

Beş yavrusu olmuştu...

İlk izlenimim şuydu:

Hayatımda bu kadar çirkin kedi yavrusu hiç görmemiştim.

Beşinin de Batman gibi dik ve başlarıyla orantısız kulakları vardı.

***

Haberin Devamı

Üçünü çok iyi, sevgi dolu insanlar aldı.

Bugün üçü de mutlu...

İkisi ise bizde kaldı ve anneleriyle birlikte eve yerleşti.

Kalan iki kardeşten biri, sadece göğüs kısmı beyaz olan simsiyah bir kediydi.

Bir yaşına geldiğinde gözümde dünyanın en güzel kedisi olmuştu...

***

Evin fırlamasıydı...

Bütün gün evimizin ve komşu evin damlarında geziyor, sonra gece karanlık çöktüğünde en üst pencereye gelip vurarak içeri giriyordu.

Adı “Karam”dı...

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

***

Karam bundan bir ay önce bir akşam eve gelmedi.

Önce sabah gelir diye pek endişelenmedik.

Ancak ertesi gün de gelmeyince torunum Zeynep durumu Beykoz Konakları yönetimine bildirdi.

Onlar da site sakinlerine e-mail yoluyla kedimizi gören olup olmadığını sordu.

***

Ertesi gün site sakinlerinden bir hanımefendi, torunumu arayarak evinin önünde bir aracın böyle siyah bir kediye çarptığını bildirdi.

Çarpan aracın sahibi kimse, yaralı kediyi bırakıp gitmiş.

Bu iyi insan hemen Beykoz Belediyesi’ne haber verip, kedinin yaralı olduğunu bildirmiş.

Biraz sonra Beykoz Belediyesi’nden bir hayvan ambulansı gelip kedimizi alıp götürmüş.

Haberin Devamı

Olayın buraya kadarki kısmı böyle...

Bireysel insanları ilgilendiren bir hikâye.

Ancak ondan sonraki kısmı daha da etkileyici...

***

Kedimizin ayağında ağır bir kırık varmış.

Dolayısıyla uzmanlaşmış bir yerde müdahale gerekiyormuş.

Bu konuda uzmanlaşmış yerlerden birisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı “Kısırkaya Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Bahçeli Yaşam Alanı”ymış.

Beykoz Belediyesi kedimizi bir ambulansla, Avrupa yakasındaki işte bu merkeze göndermiş.

***

Torunum Zeynep kedimiz için arama çalışmalarına devam etti ve sonunda onun izini Kısırkaya’daki bu merkezde buldu.

Beykoz Belediyesi yetkilileri, yaralı kedimizi aldıklarında fotoğraflarını çekip dosyasına koymuşlar.

Haberin Devamı

Zeynep, Kısırkaya’daki yetkiliyle konuştu ve onun kedimiz olduğu konusunda anlaşmaya vardılar.

Ayağı kırıkmış, ameliyat geçirmiş.

***

Ancak uymaları gereken bir kural varmış.

Yaralı kediyi Beykoz Belediyesi’nden yollamışlardı, kedi iyileştikten sonra yine Beykoz Belediyesi’ne gönderilecek ve biz buradan alacaktık...

Kedimiz Kısırkaya’daki ameliyattan sonra Beykoz Belediyesi’nin yeni açılan bakımevine getirildi.

Torunum Zeynep gidip orada kedimizi ziyaret etti.

Çok iyi bakılmıştı.

Ama ayağına takılan metal çivilerin çıkarılması için yeniden bir müdahale gerekiyormuş.

O da yapılınca kedimiz eve gelecek...

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

***

Geleyim bu hikâyenin beni en çok etkileyen, ağlatan yanına...

Haberin Devamı

Kedimize henüz çip taktırmadığımız için, yaralı olarak bulunduğunda sahibinin olup olmadığı bilinmiyordu.

O nedenle kayıtlara “sahipsiz bir sokak hayvanı” olarak geçmiş.

İyi insanlarımız, başta kedimizi görüp belediyeye haber veren komşumuz, AKP’li Beykoz Belediyesi, CHP’li Büyükşehir Belediyesi, bütün bu çabayı işte böyle “sahipsiz bir sokak kedisi” sayılan, yani kimsesiz bir canlı için yaptı...

O nedenle teşekkürüm ve minnetim daha da büyük bu insanlara...

***

Bundan 20 yıl önce Hürriyet’te açtığımız ilk hayvan sayfasına rahmetli Bekir Coşkun’un köpeği “Pako”nun adını vermiştik.

Türkiye’nin hayvansever insanları son 20 yılda öyle büyük bir mücadele verdiler ki...

Haberin Devamı

Bugün bütün dünyada hepimizi gururlandıracak bir imajımız oldu...

Kapısının önündeki yaralı hayvana sahip çıkan komşular, site yöneticileri, o hayvanın anında yardımına koşan belediyecilerimiz, parti ayrımı yapmadan aralarında böyle güzel işbirlikleri yapan belediye kurumlarımız...

Ve kedilerini adım adım takip eden torunlarımız...

***

Kedimizin adı Karam...

Kapkara bir kedi.

Hani “Aramıza kara kedi girdi” lafı var ya...

O laf doğru değil...

Aramıza yaralı bir kara kedi girdi.

Ve hepimiz böyle el ele koştuk...

Biz bu ülkeyiz işte...

YANINDA ANNESİ OLUNCA DERGİ 18 YAŞ KURALINI ÇİĞNEYEBİLİR Mİ

İkisini aynı karede yan yana ilk defa görüyorum. Zaten ilk defa birlikte kamera karşısına geçmişler.

İtalyan Vogue dergisi Temmuz-Ağustos ayında kapağına Monica Belluci ile kızı Deva Cassel’in yan yana çekilmiş bir fotoğrafını koydu.

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Bu harika fotoğrafı kim çekmiş diye merak ettim.

Tabii ki Paolo Roversi çekmiş. Hani 2019 Pirelli takvimleri için o harika Romeo ve Jülyet fotoğraflarını çeken fotoğrafçı.

Deva Cassel’i daha önce Dolce Gabbana için çektiği videoda çok sevmiştim.

Ama Paolo Roversi’nin gözünden çok daha güzel olmuş. Bir kız annesine bu kadar benzer olup da onu bu kadar güzel geçebilir mi...

Bir de şu merakımı çekti.

Vogue, Condé Nast grubu dergilerden biri.

Bildiğim kadarı ile grup 18 yaşından küçük kızları kapak yapmama kuralı koymuştu.

Deva Cassel 2004 doğumlu. Yani 17 yaşında...

Acaba yanında annesi var diye mi bu kuralı aştılar...

MUTASYONA UĞRAYAMAMIŞ BİR FRANK GEHRY VARYANTI

Frank Owen Gehry Toronto doğumlu 92 yaşında devrimci bir mimar.

Onun Bilbao’da yaptığı Guggenheim Müzesi’ni gezerken kendi kendime şunu demiştim:

“Bu binanın kendisi bir sanat eseri. İçine sanat eseri koymaya bile gerek yok...”

Daha sonra Paris’te Boulogne Ormanı içine yaptığı Louis Vuitton binasını gördüm...

Ormanın içinden çıkan başka dünyaya ait bir sanat abidesiydi...

Keza, Prag’ın merkezindeki “Dans Eden Ev”...

Hepsini hayranlıkla izledim...

***

Ancak son olarak Fransa’nın Arles şehrinde yaptığı “Luma Arles Tower” için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

Gehry yine Gehry ama bina o şehrin ortasında hiç olmamış.

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

***

Gehry modern mimarinin en yararlı virüsü...

Ama bu virüsün artık farklı bir tarza dönüşeceği şekilde mutasyona uğramış bir varyantına ihtiyaç var.

92 yaşındaki Gehry bunu yapabilir mi bilmiyorum...

Ama hiç olmazsa, o ekolden gelenlerin, onun atölyesinden çıkan genç mimarların bunu düşünmesinde yarar var.

Çünkü mutasyona uğrayamayan bu sanat giderek kendi kendinin en kötü replikalarını üretir hale geliyor.

BAK SEN, BU KÜKREYEN FARE AVRUPA İMPARATORLUĞU İSTEMİYORMUŞ

Macaristan’ın başında bir lider var ki...

Allaahhhhh... Sadece Avrupa’yı değil, kâinatı bile o yaratmış.

Avrupa tarihinin en sıradan popülist liderlerinden biri.

Ama o güzelim Macaristan’ı öyle bir kendine benzetti ki...

Ne demokrasi kaldı, ne insan hakları... Ne de medya...

***

Şimdi milletin gözünü boyamak için Avrupa Birliği’ne bayrak açtı.

Bild gazetesine tam sayfa ilan vermiş.

Ve Avrupa’nın büyük ülkelerine karşı manifesto yayınlamış...

“Biz bir Avrupa İmparatorluğu istemiyoruz” diyor...

Dikkatle okudum.

Kodlarını çözdüm.

Avrupa İmparatorluğu istemiyor ama bakın asıl istediği ne...

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

ASIL İSTEDİĞİ FAŞİST ULUS DEVLETLER KONFEDERASYONU

- Adam resmen şunu demeye getiriyor:

“Kardeşim benim işlerime karışma. Ben istediğimi alır hapse atarım, istediğimi ülkeden kovarım, istediğimin malının üzerine çökerim.”

-  Adam resmen demeye getiriyor ki...

“Benim ülkemde basın özgürlüğü falan yok deme. Sana ne arkadaş... İstediğime yazdırırım, istediğime çizdiririm.”

- Yine demek istiyor ki:

“Orada, Brüksel’de bir araya gelip, kendi ülkemizde seçimle iş başına gelen insanların elini kolunu bağlayacak kanunlar çıkarma.”

İyi de arkadaş...

***

Sen orayı herkesin istediği dükkân açacağı bir AVM mi sandın... Orası bir medeniyet, demokrasi, insan hakları coğrafyası...

Avrupa Birliği’ne girerken bütün bunları kabul etmedin mi?

***

Dilinin altındaki asıl bakla sakın şu olmasın:

“Ben Avrupa demokrasi imparatorluğu değil, benimki gibi faşist ulus devletler konfederasyonu istiyorum...”

Yazarın Tüm Yazıları