"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Allahınız, tanrınız, budanız topunuzun belasını versin

Yeni Zelanda...

Güya gelişmiş bir ülke... Herkese insanlık ve insan hakkı dersleri veren Hıristiyan
bir ülke...

*

Onun okulunda okumuş...

O toprakta büyümüş...

Orası ki, “tutunamayanlar”ın kurduğu ülke...

Kendi ülkesinde aradığını bulamayanların, vatanını anavatanı yapamamışların, haymatlos ruhların, göçmenlerin ülkesi...

*

Elinde makineli tüfek, camiyle girmiş önüne gelen masumun üzerine sıkıyor.

“Mortal Kombat” oynar gibi önüne gelen korumasız insanı katlediyor...

*

Niye... Sırf o Müslüman diye...

Sırf kendisi Hıristiyan diye...

*

İğreniyordum bu 21 yüzyıl vahşilerinden...

Artık çaresizce lanetliyorum...

Lanetliyorum bu inanç fanatiklerini, bu itikat barbarlarını....

*

Ve diyorum ki...

Güya Hıristiyanlık adına, camide ibaret eden zavallı Müslüman’ı kalleşçe tarayan, delik eşik eden Hıristiyan...

Tanrın senin belanı versin...

*

Güya Müslümanlık adına Müslüman’ı kesen, Hıristiyan’ı, Yahudi’yi katleden, bombalayan, Ezidi kızına tecavüz edip köle pazarlarında satan aşağılık katil...

Allahın senin de belasını versin...

*

Yahudilik uğruna zavallı Filistinli çocuğu öldüren Yahudi...

Rabbin senin de belanı versin...

*

Güya Buda uğruna Myanmar’da zavallı Müslüman’ı katleden. Vatansız bırakan Budist...

Budan senin de belanı versin.

*

Zira bizim Allahımız, Tanrımız, Rabbimiz, Budamız...

Böyle bir inancın yaratıcısı değildir...

*

Siz o güzelim inançların yaratıcılarına da yapılacak en büyük kötülüğü yapıyorsunuz.

BİR TÜRK MUHAFAZAKÂRININ SOYAĞACI VE İLGİNÇ DURAKLARI

Bir Türk muhafazakârı kimdir?

Bülent Arınç’ın kitabından ilginç bir profil daha aktarıyorum.

Bülent Arınç’ın annesi Giritli bir muhacir. Teyzesi birçok Giritli gibi evde Rumca konuşuyor.

Annesi evlendiği sırada başı açıkmış.

*

Astsubay babası CHP’li... Cumhuriyet gazetesi okuru. Dönemin Demokrat Parti’sini “Vatan Cephesi” gibi uygulamaları nedeniyle çok partizan buluyor.

*

Bülent Arınç lise son sınıfa kadar CHP sempatizanı. İnönü ve Ecevit hayranı.

*

1950’li yıllarda, Egeli ailelerin çoğunun evinde olduğu gibi, Arınç ailesinin evinde de yılbaşı kutlanıyor. Tombala oynanıyor, fırdöndü çevriliyor, yılbaşı bileti alınıyor.

209 VE 210’NCU SAYFADAKİ İLGİNÇ KAVAKÇI AYRINTISI

KİTABIN bu sayfalarında dikkatimi çeken bir bilgi var.

Merve Kavakçı o günlerde Erbakan ve kendisinden Amerikan vatandaşı olduğunu saklamış. O nedenle

Kavakçı’ya öfkelilermiş. Bülent Arınç, “Merve Kavakçı’nın kendisinden helallik istemesini bekliyor”.

Allahınız, tanrınız, budanız topunuzun belasını versin

CENAZE ÇELENGİNDEKİ ÇİÇEĞİ ALMAK NİYE SAYGISIZLIK OLSUN

FOTOĞRAF, İzmir Alsancak Camisi’nde çekilmiş.

Zafer Çika’nın cenazesi...

İki kadın gönderilen çelenklerin üzerindeki çiçekleri alıp yanlarında getirdikleri küçük çekçek arabasına koyuyor.

Bazı internet siteleri “Cenazeye saygısızlık” diye değerlendirmiş.

Anlamadım, niye saygısızlık... Tam aksine sevdim bu hareketi... Cesur buldum.

Bir insanın cenazeye gelmiş çiçeği alıp evinde saksıya koyması, onunla evini renklendirmesi...

Onu bir vazo içinde yaşatmaya devam etmesi...

Ne var bunda... Tansu, annem defnedildikten sonra mezarın üzerini tamamen kırmızı karanfillerle kaplattı... Bir çiçek tarlasına döndü orası... İnsanlar o “ölmüş anneler bahçesinden” çiçek alıp evlerine götürseydi ben ancak mutlu olurdum....

Yani... Bu hareketi saygısızlık olarak görmek, çok klasik, hiç düşünülmeden, anlık tepkiyle söylenmiş bir şey.

BU KALABALIĞI BİR ARAYA GETİREBİLEN İNSAN, 31 MART SONRASININ KIYMETLİSİDİR

Önceki akşam Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın veda yemeğindeydim. Park Otel’in büyük salonu tamamen doluydu.

Gelenlere baktım...

Allahınız, tanrınız, budanız topunuzun belasını versin

Tam, bütün ve eksiksiz bir Türkiye...

İşinsanı ile, sanatçısı, medya mensubu, mimarı, esnafı, akademisyeni, erkeği, kadını, inancı, Türk’ü, Kürt’ü ile çağdaş Türkiye’de kim, ne varsa oradaydı. Türk Ortodoks, Katolik, Süryani, Ermeni ve Musevi cemaatlerinin başkanları ona plaket verdi.

Beyoğlu’nda onun yerine aday gösterilen de oradaydı. Ahmet Misbah ona büyük itibar gösterdi. O da bütün masaları dolaşıp aynı muhabbeti tekrarladı.

Beyoğlu’nun üç dönem kuralı nedeniyle ayrılan belediye başkanı herkesin gönlünü almış, herkesin gönlüne yerleşmiş.

İnsanlar genellikle gidenden çok gelene bakarlar...

Ama bir insan vedasına bu kadar güzel bir Türkiye kalabalığı toplamışsa eğer... O bir veda gecesi değil...

31 Mart sonrasında çok ihtiyacımız olacak olan yeni bir döneme hoş geldin sabahıdır.

AK PARTİ’NİN ‘ÇILGIN TÜRKLER’ KİTABINI OKUMA ZAMANI GELDİ

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, önceki akşam televizyon konuşmasında şunu söyledi:

“IMF bizden borç istedi, 5 milyar Euro. Arkadaşlar sordu, verin dedim. Ama dedi, bugün borç alan yarın talimat alır. Baktılar ki çılgın Türkler geliyor IMF o borcu almadı...”

“Çılgın Türkler” tanımlaması, bir markadır.

Markanın yaratıcısı da rahmetli Turgut Özakman’dır.

Milyona yakın satan kitabı 2000’li yıllara damgasını vurmuştu.

O günlerde muhafazakâr kanat o kavramı hiç sevmez, faşist hatta ırkçı bulurdu.

Hey gidi hayat ve o hayatın olağanüstü akışı...

“Çılgın Türkler” iade-i itibar gördü...

Bu seçimin sloganı haline geldi.

Umarım o gün reddeden AK partililer, bugün Cumhurbaşkanı’nın ağzından telaffuz edilen bu kitabı bir daha okurlar...

Okurlarsa eğer...

Orada bizi tek millet yapacak gerçek şeyler neymiş göreceklerdir..

X