"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Adnan Menderes zamanında İstanbul’da yılbaşı

BUYURUN size en güzel yılbaşı yazısı...

***

Kitabın adı “Tutku, Değişim ve Zarafet”(*)...

Hemen altında şu yazıyor:

“1950’li Yıllarda İstanbul...”

Yani Adnan Menderes’in başbakan olduğu yıllar...

Şimdiki muhafazakâr iktidarın, seçimlerinde afişlerine koyduğu bir başbakanın zamanı...

***

1957 yılbaşı gecesi...

Bebek Gazinosu’nda “Yılbaşı Kraliçesi Balosu” var...

Şehirde “Sallan yuvarlan” diye Türkçeleştirilen rock’n roll dansı almış yürümüş...

Öğrenci otobüsünde rock’n roll dansı yapılıyor...

Ve şoförü de dansa katılıyor iyi mi.

Adnan Menderes zamanında İstanbul’da yılbaşı

***

Adnan Menderes’in, Celal Bayar’ın, Demokrat Parti’nin İstanbul’u bu...

***

Güven Gürkan Öztan ile Serdar Korucu’nun bu hafta çıkan kitabından şu çok ilginç bölümü aktarayım:

“Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle, İstanbul’un sadece politik hayatında değil, cemiyet yaşamında da köklü bir değişiklik yaşanır.

Sayısı hızla artan gazinolar artık hem sosyalleşme mecrası hem de yeni eğlence kültürünün popüler adresleridir.

Tek parti döneminin vakur ve saygın balolarının yerini 1950’lerde şehir hayatının dinamizmini yansıtan eğlenceler alır.”

***

İstanbul Adnan Menderes zamanında yaşayan bir şehir haline gelmişti...

***

Bugün yılbaşı...

Muhafazakâr iktidarın yaşayan İstanbul’undan...

Terör gerekçesiyle yılbaşını yasaklayan yeni bir realiteye...

***

Ama hiç umutsuzluğa kapılmayın...

Türkiye yaşayan bir Akdeniz ülkesi... İstanbul yaşayan bir şehir...

1950’lerin muhafazakârı bunu çok iyi biliyordu...

Yeni muhafazakâr da öğrenecek yaşamayı ve yaşatmayı...

---------------

(*) Güven Gürkan Öztan, Serdar Korucu: “Tutku, Değişim ve Zarafet: 1950’li Yıllarda İstanbul”, Doğan kitap, 2017

 

50’LER

CUMHURİYET’İN TERZİSİ KISA ETEĞE NE DİYORDU
KİTABIN en ilginç bölümlerinden biri 1950’lerde patlayan kısa etek tartışması...

Christian Dior 1953 yılında kısa etek trendine geçince, bu moda İstanbul’a da yansır...

İstanbul’da iyi giyinen kadınların öğleden sonra elbisesi, topuktan 30-35 santim, kokteyl elbisesi ise 20-28 santim yüksekliktedir...

Dior etek yüksekliğinin 42 santime çıkmasını önermektedir...

İlk itiraz, “İlk Türk ve Müslüman terzisi” olarak bilinen, bir söylentiye göre Atatürk’ün, “İnkılabı biz yaptık, siz giydirdiniz” dediği Cemal Bürün’den gelir.

“Kısa etek bizim memleket anlayış ve ölçülerine uygun değildir” der...

Ancak asıl gerekçesi daha tatsızdır:

“Kısa etek için son derece ölçülü vücut şarttır. Bizde o kadar ölçülü vücut yoktur.”

 

Adnan Menderes zamanında İstanbul’da yılbaşıMUHAFAZAKÂR İKTİDARIN VALİSİ EMNİYET MÜDÜRÜ VE KISA ETEK
CUMHURİYET’in ilk terzileri kısa eteğe karşıydı...

Peki iktidara gelen muhafazakâr Demokrat Parti’nin valisi ve emniyet müdürü bu konuda ne düşünmektedir?

***

- İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü Fahrettin Kerim Gökay:

“Moda bir cemiyette sanatkâra ve işadamına mevzu yaratan geniş bir ilham kaynağıdır. Onun dediği olur.”

***

- İstanbul Emniyet Müdür Muavini Ahmet Topaloğlu:

“Kısa etek giydi diye bir kadına saldıracak erkek olmayacaktır.”

***

Ahh benim güzel memleketim...

20’nci yüzyıl muhafazakârı var...

Bir de 21’inci yüzyıl muhafazakârı...

 

Adnan Menderes zamanında İstanbul’da yılbaşıEVA PERON İÇİN MEVLİT OKUTULAN İLK CAMİ
'YENİ Türkiye’nin en büyük camisi Çamlıca Tepesi’ne yapılıyor. “Eski Türkiye”nin yani ilk Cumhuriyet’in en büyük camisi 1945’te tek parti hükümeti döneminde yapıldı.

Hem de gayrimüslimlerin en çok oturduğu Şişli’ye...

Yani Taksim’e cami yapmak gibi bir şeydi...

Osmanlı sonrasının ilk büyük camisi ve şimdi “Camileri ahıra çevirdi” iftirası atılan İsmet İnönü döneminde yapılmıştı... 1951 yılının aralık ayında bir işadamı o camide Arjantin Devlet Başkanı Peron’un hasta olan eşi Eva Peron’un şifa bulması için mevlit okutmak istedi.

Bazı hocalar, imamlar itiraz etti.

Ancak dönemin Diyanet İşleri Başkanı son noktayı koydu: “Dinimiz duada ayrılık gözetmez...”

O mevlit okutuldu...

 

BU DA 60’LAR KİTABI

AY’IN FETHİ YARIŞMASININ JÜRİ ÜYELERİ KİMLERMİŞ
BU hafta önüme gelen ikinci ilginç kitap(*) da Türkiye’de 1960’lı yılları anlatıyor. Hürriyet’in çıkardığı Hafta Sonu gazetesi insanoğlunun Ay’a ayak bastığı 20 Temmuz 1969’dan 11 gün sonra “Ayın Fethi ve Uzay Çağı” konulu bir şiir yarışması düzenlemiş.

Birinciye 2 bin 500 lira ödül verilecekmiş... 3 bin 72 şiir gönderilmiş...

Ön jüri görevini şair Ümit Yaşar Oğuzcan yapmış. Ama sonraki asıl değerlendirme yapan şu jüriye bakar mısınız...

Turgut Uyar, Tarık Buğra, Baki Süha Ediboğlu, Tarık Dursun K., Türkan İldeniz, Tarık Gürcan...

Yarışmayı 26 yaşında bir fabrika işçisi kazanmış...

Ay’ın fethi anlayışından, Kudüs’ün fethi anlayışına geldik...

Tekamül böyle bir şeydir işte...

--------------

(*) Derya Bengi: “Dünya Durmadan Dönüyor: 60’lı Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük”, Yapı Kredi Yayınları, Aralık 2017

 

60’LAR

‘AY’IN FETHİ’NDE BİRİNCİ OLAN ŞİİR
“Eğer Ay’a gidersem

 Altından caddeler yaparım

 Yollara yıldızlar asarım

 Buluttan paytonlar yaparım

 Üstüne bedava yazarım

 Eğer Ay’a gidersem

 Herkese saraylar kurarım

 Herkesi kral yaparım

 Bütün silahları kırarım

 İnsanları kardeş yaparım

 Eğer Ay’a gidersem

 Beni âşık ettiği için

 Şarkıları hapse atarım

 Eğer Ay’a gidersem

 Dünyayı topa tutarım”.

 

Adnan Menderes zamanında İstanbul’da yılbaşıERKİN BABA’NIN EN EFSANE POZU BU MU
'ALTMIŞLARIN Türkiye’si’ kitabından efsane bir fotoğraf. Erkin Koray bu pozda... Yıl 1970 Haziran ayı...

Fotoğrafı Sayıl Eman çekmiş...

Erkin Baba Anadolu’ya açılıyor...

“Ceviz Oynamaya Geldim Odana” adlı Bünyan türküsünü “Mevlânâ Twist” diye plağa okuyor...

Yıl 1966... İlk 45’liğini Melodi Plak’tan çıkarıyor. Arka yüzünde “Bir Eylül Akşamı” adlı şarkısı var.

Girişi, Rolling Stones’un “Paint It Black” adlı şarkısına benziyor...

“Roling Stones bu şarkıyı çıkarmadan 3 ay önce ben bunu Hürriyet’in Altın Mikrofon yarışmasında söyledim ve elendim” diye övünüyor...

Dünyada en devrimci yıllar... Türkiye’de de öyle... Bir de küçük ayrıntı... Erkin Baba’nın önünde ters çevrilmiş duran bas gitar, Paul McCartney’in o yıllarda çaldığı Epiphone...

Gitar çalmayı bilmediğim halde, bende de bir tane var...

 

DIŞARIDAKİ BİZLERDEN İÇERİDEKİLERE İYİ YILLAR
- Sevgili Enis Berberoğlu, ikimiz de kontrtenorcuyuz ama sen Philippe Jaroussky’cisin bense David Daniel’ciyim. Ama bu gece senin için Jaroussky dinleyeceğim.

***

- Sevgili Nazlı Ilıcak içerden yazdığın harika mektup dün geldi. Tansu’yla birlikte okuduk. Ağladık.

***

- Sevgili Şahin Alpay, 12 Eylül askeri döneminde bile Cumhuriyet’in kitap sayfasında neler yaptık birlikte...

Sağlığın için duacıyız.

***

- Sevgili Ahmet Şık, siyasi davaya siyasi savunma yapmayı istemeni bütün dünya anladı.

***

- Sevgili Ali Bulaç, Ahmet Hakan’la yaptığımız umre ziyaretinden önce bize verdiğin derin İslami bilgileri hâlâ unutmadım.

***

- Sevgili Ahmet Turan Alkan, senin gönderdiğin mektubu da aldım. Oğlundan haberlerini de alıyorum...

***

- Sevgili Ahmet ve Mehmet Altan, eski yazılarınıza bakıyorum, ne kadar da farklı düşüncemiz varmış. Ama şimdi anlıyorum ki meğer farklı düşünebilmek ne kadar büyük bir lüksmüş.

***

- Sevgili Mümtazer Türköne, millet dışarıda kurşun atma yeminleri ederken, sen yazdığın yazıdan içeridesin. Ne diyeyim.

***

- Sevgili Cumhuriyetçiler, ne diyeyim arkadaş... Ne diyeyim...

***

Unuttuğum başka arkadaşlar varsa...

Manasız gibi olsa da, hiçbir işe yaramasa da, umutlu olmasam da...

Hepinize iyi bir yıl diliyorum...

***

Biz dışarıdakileri soruyorsanız...

Ehh işte...

 

İYİ YILLAR

HEPİNİZE, hepimize güzel, mutlu, özgür bir 2018 diliyorum.

X