"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök

Yiğidim aslanım nerede yatıyor

23 Aralık 2016

Orhangazi’de yatacak...

 

1999’da depremde kaybettiği anacığının yanında...

 

***

 

- Uzman Çavuşum Ali Sezai...

 

24 yaşındaydı...

 

İki hafta önce nişanlanmıştı...

 

Tokat’tan...

 

***

 

- Hasan Kavuz... O da uzman çavuş... 23 yaşında...

 

Yiğit bir Karadeniz uşağı.

 

Samsun’dan...

 

***

 

- Ökkeş Astsubay Kıdemli Çavuşum...

 

Kahramanmaraş’tan...

 

***

 

- Kırklareli’nden de şehidimiz var...

 

Komando Astsubay Üstçavuş Göktan Özüpek...

 

23 yaşında... 1.5 aylık evliydi...

 

***

 

- Pınar Astsubayım...

 

O da Anadolu delikanlısı... Elazığ’dan.

 

***

 

- Uzman Çavuşum Mehmet Kökkaya...

 

3 yaşındaki kızı Elif, hepinizin ellerinden öper...

 

Kahramanmaraşlı...

 

***

 

- Astsubay Okan Altınparmak...

 

Anadolu’nun orta yerinden...

 

Konya’dan yiğidim.

 

***

 

- Ömercan Astsubayım...

 

Edirne’den Kars’a diyoruz ya...

 

O Kars’tan...

 

***

 

- Burak Boz...

 

27 yaşında...

 

Uzman Çavuş...

 

Konya’nın ikinci şehidi... Hemşehrisiyle omuz omuza çarpışıyordu...

 

***

 

- Uzman Çavuş Oktay Durak...

 

Yozgatlı yiğidim.

 

***

 

- İki adım öteye git...

 

Kayseri’ye.

 

Oradan da şehidin var...

 

Uzman Çavuş Osman Çelik...

 

***

 

- Edirne’den Kars’a dedin ya...

 

Dibine gel şimdi...

 

Tekirdağ’a...

 

Akın Acar Çavuşum... İşte oradan... AKUT’un eski İzmir ekibinden...

 

***

 

- Dur ayrılma Batı’dan... Akdeniz’den de şehidin var...

 

Burdurlu yiğidim Ali Yılmaz Onbaşı...

 

***

 

- Ege’ye gel... İzmir’e...

 

Kıdemli Çavuş Furkan Yavaş...

 

Kordonboyu’nun çocuğu... Kurtuluş Savaşı’ndan ilk kurşunu atan yiğitler diyarından...

 

***

 

- Bursa’ya geç...

 

Uzman Çavuş Ferhat Demir...

 

Üç aylık evliydi...

 

***

 

Yaz bu 16 ismi yan yana, alt alta..

 

Doğu’dan en Batı’ya git, Karadeniz’den Akdeniz’e in...

 

Sonra birleştir o şehirleri...

 

***

 

Arkadaş ne çıkıyor karşına...

 

Türkiye değil mi...

 

Anavatanın...

 

İşte yiğidin aslanın orada yatıyor...

 

***

 

Kendine Müslüman diyen, göğüs göğüse çarpışamayan, kalleş bir güruh tarafından şehit edildiler...

 

Unutma... Unutturma... 

 

ESAD’LA BARIŞABİLEN KENDİ MİLLETİ İLE DE BARIŞABİLİR

 

DÜN Türkiye’de ve dünyada yapılan bütün yorumları okudum.

 

Moskova’da imzalanan anlaşma aynen benim dün yazdığım gibi yorumlanmış.

 

Özeti şudur:

 

***

 

- Türkiye, 5 yıldır sürdürdüğü Suriye politikasını 180 derece değiştirdi.

 

***

 

Yani...

 

- Suriye’de bugüne kadar savunduğu bütün mevzilerden çekildi.

 

***

 

Bu saptamayı asla bir eleştiri olarak yapmıyorum.

 

Tam aksine bütün kalbimle destekleyerek ve bu esnekliği gösterebilen Ankara’yı överek yazıyorum.

 

Doğru olan yapılmıştır.

 

- Esad’ın başta kalması ve Suriye’nin bütünlüğünün korunması, Türkiye’nin çok açık menfaatinedir.

 

***

 

Şimdi gelelim madalyonun asıl yüzüne...

 

Ülkemiz, belki de tarihinin en zor ve en dipte dönemini yaşıyor.

 

Hepimiz şu konuda görüş birliğindeyiz.

 

Bu zorluklar ancak “Türkiye olarak”, yani kutuplaşmaya yol açan faktörleri tek tek ortadan kaldırarak aşılabilir.

 

Hadi daha açık yazalım.

 

Yani iç politikamızdaki bu savaşı bitirmeden, ne içeride ne dışarıda huzurlu olabiliriz.

 

***

 

Bunun ilk adımı şudur:

 

Ankara artık bu kutuplaştırıcı, bölücü, suçlayıcı dili ve siyaseti bir kenara bırakmalıdır.

 

***

 

Bu mümkün mü?

 

Bu konuda bir tek soru soracağım ve kenara çekileceğim.

 

Beş yıldır kanlı bıçaklı olduğu, durmadan “Devireceğiz” diye nutuklar attığı Esed’i bırakıp, yeniden Esad demeye başlayabilen...

 

Yani Esad’la bile barışabilen bir iktidar....

 

Kendi milleti ile niye barışamasın ki...

 

***

 

Kullanılan dile biraz dikkat, küçük bir el uzatma, küçücük bir sevgi ifadesi, Türkiye’nin önünü açabilir.

 

İSLAM DÜNYASINDAKİ DEĞERLİ YALNIZLIĞIMIZI GÖSTEREN ANKET

 

NEYDİ “Stratejik Derinlik” kitabının müellifinin tezi? “Değerli yalnızlık” değil mi...

 

Buyurun size o politikanın bizi Ortadoğu’da, yani Müslüman dünyada getirip bıraktığı ıpıssız yerimiz...

 

***

 

Zogby araştırma şirketi tarafından yapılan ve 6 Arap ülkesiyle Türkiye ve İran’ı kapsayan araştırmanın sonuçları Washington’da düzenlenen panelde kamuoyuyla paylaşıldı.

 

***

 

Araştırmanın sonuçları “Türkiye’ye dönük olumlu algının düşüşe geçtiğini” ortaya koydu.

 

***

 

- Mısır halkının yüzde 67’si Türkiye’ye olumsuz bakıyor.

 

- Suudi Arabistan halkının yüzde 65’i Türkiye’ye olumsuz bakıyor.

 

***

 

- Birleşik Arap Emirlikleri halkının yüzde 59’u Türkiye’ye olumsuz bakıyor.

 

***

 

- Irak halkının yüzde 70’i Türkiye’ye olumsuz bakıyor.

 

***

 

- İran halkının yüzde 64’ü Türkiye’ye olumsuz bakıyor.

 

***

 

- Olumlu bakanların olumsuzlardan fazla olduğu sadece 2 ülke var. Onlar da Ürdün ve Lübnan...

 

Ama oralarda da olumlu bakanların oranında düşüş var...

 

***

 

Şimdi söyler misiniz, bu yalnızlığın nesi değerli...

 

HARUKİ MURAKAMİ’NİN ‘TUHAF KÜTÜPHANE’ KİTABINDAN BİR BÖLÜM

 

"NE tür bir kitap arıyorsunuz acaba küçük bey?”

 

“Osmanlı İmparatorluğu’nda vergi sistemi üzerine” deyiverdim.

 

Yaşlı adamın gözleri parladı. “Öyle mi? Osmanlı İmparatorluğu’nda vergi sistemi üzerine demek. Çok ilginç bir konuymuş.”

 

- Doğan Kitap, Aralık 2016

Yazının devamı...

2017 yılına girerken bir ‘palto’ hikâyesi

22 Aralık 2016

Gazeteci, eşine haber gönderiyor...

 

“Bana bir palto ve bir çift bot getir lütfen...”

 

***

 

Eşi alıp götürüyor...

 

Ancak kapıdan verilen cevap şu:

 

“Kapüşon şartlara uygun değil...”

 

***

 

Bir başkasını götürüyor.

 

Ceket düğmelerine takmış Türk adaleti yine hayır diyor:

 

“Bu düğmeler cezaevi şartnamesine uygun değil...”

 

***

 

Eşi istenen şartları yerine getirmek için Levent’te bir mağazaya giriyor ve daha iki cümle söylemişken, satış elemanı son derece nazik bir sesle sözünü kesiyor:

 

“Cezaevi için mi hanımefendi...”

 

***

 

Arkasından ikinci soru:

 

“Eşiniz gazeteci mi yoksa akademisyen mi...”

 

Evet bu olay, 45 gündür neyle suçlandığını tam olarak bilmeden içeride yatan gazeteci arkadaşımız Kadri Gürsel’in hikâyesidir.

 

***

 

Bu ülkenin yetiştirdiği en bilgili, en nazik, en dürüst gazetecilerinden birinin hikâyesi...

 

FETÖ ile yakından uzaktan hiçbir ilişkisi olmayan, hayatı terör örgütleriyle mücadele ile geçmiş bir demokrat...

 

***

 

Gogol’un “Palto” hikâyesi 1842’de yayınlanmıştı.

 

Bu da 2016 yılının son ayında yazılan bir palto hikâyesi...

 

Ülkemizin 2017 yılına nasıl bir demokrasi sicili ile girdiğini gösteren hazin bir hikâye...

 

HEPİNİZE SELAMLAR İÇERİDEKİ ARKADAŞLAR

 

- Murat Sabuncu, Musa Kart ve Cumhuriyet gazetesinden arkadaşlarımız...

 

- Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ali Bulaç, Şahin Alpay, Mümtazer Türköne, Hüsnü Mahalli... m Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay... Ve tutuklu öteki gazeteciler... Sizi unutmadık...

 

Hepinize selamlar...

 

GÜNÜN ŞARKISI

 

NİALL HORAN: “This Town (Tiesto Remix)”

 

Bu çocuk harika söylüyor. Şarkı çok güzeldi. Yeni çıkan Tiesto Remix’i de yılbaşı için harika bir dans şarkısı olmuş.

 

Bugünden dans etmeye başlayabilirsiniz.

 

 

NİHAYET MAKUL BİR ÇİZGİYE GELİYORUZ

 

 

TÜRKİYE, İran ve Rusya arasında varılan anlaşmanın Türkçesi şöyle:

 

- BİR: “Esed” siyaseti dönemi kapandı.

 

Yani Türkiye, Esad’ı devirme politikasından vazgeçiyor.

 

Akıllıca bir karar...

 

***

 

- İKİ: “Nusra” politikası değişiyor.

 

Türkiye bugüne kadar Nusra’yı meşru muhalefet olarak kabul ediyordu.

 

Önceki günden itibaren bu örgütü de “Ortak mücadele edilecek terör örgütü” listesine alıyor.

 

Bu da akıllı bir karar...

 

***

 

- ÜÇ: Kısaca... Moskova anlaşması, Ahmet Davutoğlu siyasetinin sona erişi anlamına geliyor.

 

***

 

Emin olun Türkiye açısından en makul ve en iyi çizgi bu olacaktır.

 

 

YILBAŞI İÇİN YENİ TÜRK ŞARKILARINDAN SEÇME

 

- Mabel Matiz: “Fena Halde”... Tipik bir Mabel Matiz şarkısı. Artı çok güzel bir ritim. Sözler her zamanki gibi iyi...

 

***

 

- İpek Demir: “Unutuverdim”... “Sana söyleyecek sözlerim vardı/İnan biraz önce tam aklımdaydı/Seni görünce heyecan sardı/Yanına gelince unutuverdim”... Herkesin yüreğinde bir noktaya dokunacak çok sıradan ama harika sözler.

 

- Koliva: “Oy Oy Sevdiğum”... Hepimizin “Türkiye” dediğimiz bir günde, “Ben sana gönül vermem/Sen unutursun çabuk” sözleriyle Karadeniz’e götürüyor...

 

***

 

- Fate Fat: “Sokağın Kafası”... Türk rap’i nedir diye sorarsanız, işte budur. “Bizi kaydetmişler doğarken/Kaybedenler kulübüne” cümlesiyle başlayan damardan bir Türk arabesk rap’i... Genç bir Türk sokağının hikâyesi...

 

- Sinan Akçıl: “Başka Şansın Yok”... Çok güzel bir yılbaşı şarkısı... Mustafa Sandal’ın eski şarkıları tadında. Değişik, harika bir ritim. Ah bir de girişteki o detone konuşma olmasa... Vallahi “Tam işte bu şarkı” diyeceğim.

 

***

 

- Sinan Özen: “Yıkılır İstanbul”... “Vallahi yıkılır İstanbul bu gece/Sen öyle salına salına gelince.” Sinan Özen’in şarkılarını severim. Bunu da çok sevdim.

 

 

 

GÜLEN, ‘CEKETİMİZİ ALIP BU OKULLARI DEVLETE DEVRETMEYE HAZIRIZ’ DEMİŞ

 

 

GEÇEN gün Darbeler Komisyonu raporunu okurken şu ilginç bölüm dikkatimi çekti.

 

***

 

“Komisyonumuzca 15.10.2012’de bilgisine başvurulan Zaman gazetesi imtiyaz sahibi Alaaddin Kaya, (şu an FETÖ davasından tutuklu) asker ve medya ilişkilerine dair yaptığı açıklamada şunları söyledi:

 

‘Dönemin Devlet Bakanı Işılay Saygın Hanımefendi, onunla bir sohbet sırasında Çevik Bir’in kendisinin mahalleden arkadaşı (olduğunu söyledi)... Neticede Işılay Saygın Hanımefendi’yle beraber Genelkurmay’a gittik... O günün şartlarında Sayın Gülen.. biz bu okulları devletimize devredelim, bu olay burada kapansın dediler.

 

Bu anlamda benim Genelkurmay’a gittiğim gün aynı zamanda Hürriyet ‘Gülen okulları devrediyor’ başlığıyla çıktı.

 

Sayın Çevik Bir, ‘Sabahtan beri karargâhın bir numaralı gündem maddesi okulları kaça alacağımızın hesap edilmesidir’ dedi.

 

Ben çok şaşırdım dedim yani bunu vermek isteyenler ceketleriyle beraber verecekler, ben öyle hissediyorum siz bu para işini nereden çıkarttınız, böyle bir şeyi nasıl düşünebilirsiniz. İnanamadı, oturmuşlar uzun uzadıya maddi hesaplar yapmışlar bu okulları kaça alırız filan diye...”

 

***

 

Gülen devlete açıkça “Bu okulları devralın” demiş...

 

Devlet 28 Şubat ortamında bu okulları devralsaydı acaba bugünkü iktidar, onun yanlıları, neler derlerdi...

 

***

 

AKP iktidarının ilk 12 yılında hasret ve bağlılık selamları gönderdiği Gülen’in bu okullarını Milli Eğitim’e geçirseydi iyi olmaz mıydı...

 

***

 

Yani bugün herkes ağzına geleni söylüyor ama o günlere bakınca görüyorsunuz ki...

 

Kimse masum değilmiş...

 

ŞUURSUZ ADAM, YANİ KATİL FETÖ’CÜ ÇIKINCA DEVLET TEMİZE Mİ ÇIKIYOR

 

ADAM hayâsızca saldırıyor Hürriyet’e...

 

Neymiş, Rus Büyükelçi’yi öldüren katil haberinde hiç FETÖ’cü kelimesi geçmiyormuş...

 

Koskoca Almanya, aradan 48 saat geçmiş, hâlâ katil için “IŞİD’ci militan” diye açıklama yapmıyor... Ama bizim arkadaş, daha katil cesedin başında elinde silah dolaşırken teşhis etmiş...

 

Tamam adam FETÖ’cü...

 

Eee ne oldu şimdi...

 

Desteklediğin iktidar, onun istihbaratı, polisi, elini yıkayıp attı mı sorumluluğu üzerinden yani...

 

Sen onu bunu bırak da şu soruyu niye sormuyorsun...

 

Nasıl oluyor da bu adam hâlâ o polisin içinde... Nasıl oluyor da 8 defa Cumhurbaşkanı’nın korumasını yapmış...

 

Yazının devamı...

Yine 'Ne mutlu Türküm' diyebilme zamanıdır

21 Aralık 2016

“Türküm doğruyum” demenin faşistlik...

“Türk övün, çalış, güven” demenin ırkçılık olduğuna bile inandırmışlardı bizi...

“Ne mutlu Türküm diyene” demek haram edilmişti dilimize...

Dün, Avrupa ile Asya’yı demiryolu ile suyun altından bağlamıştık...

Bugün, lastik tekerlekle geçiyoruz aynı Boğaz’ın altından...

Önceki gün, Körfez’in bir ucunu ötekine bağlamış, İstanbul-İzmir arasını 4 saate indirmiştik...

Yarın, üçüncü havalimanımız, Avrupa’nın yıldızı olarak yükselecek...

Öbür gün Çanakkale Boğazı’nı geçeceğiz inşallah...

Arkadaş bağır, haykır, “Türküm, doğruyum” diye hançereni patlat...

“Nu mutlu Türküm diyene” lafından utanma artık...

Türk gibi ol...

“Övün, çalış, güven...”

Ama şunu sormayı da ihmal etme sakın...

“Arkadaş... Ne oldu bize...” Neler oldu...

“Kim soktu bu nifakı aramıza...”

“Kim, hangi hain el sapladı bu bıçağı yüreğimize...”

“Kim, hangi iblis açtı bu kan davasını aramızda...”

Dün, bir Türk bayrağı seli altında Avrasya tünelini açtık...

Hayırlı olsun...

Hepimize hayırlı olsun... 

Kararı alanlara, yapanlara, emek verenlere, bitirenlere binlerce selam olsun...

O tünelden hepimiz geçeceğiz...

Bak... İstanbul’da katledilen polisimiz, Kayseri’de katledilen askerimizin arkasında tek yürek olmayı öğrendik.

Bugün tasada birleşmeyi yeniden becerebilen yüreklerimiz, elbet bir gün sevinçte de birleşmeyi öğrenecek...

Aramızdaki o gönül tünellerini de açacağız inşallah...


YANİ BU ADAMLARLA MI MİLLİ SEFERBERLİK OLACAK
BAŞKENTİMİZİN ortasında, güvenliği bize emanet bir büyükelçiyi, herkesin gözü önünde kalleşçe vuran bu adam gerçekten kimdir...

Gelin tanıyalım...

Öyle bir adam ki...

Daha bir hafta önce otuzdan fazla arkadaşı, PKK tarafından katledilmiş...

Ama onun umurunda değil...

Daha 3 gün önce 14 Mehmetçik, Kayseri’nin ortasında kalleşçe katledilmiş...

Hiç umursamamış...

Ne zaman ki Halep düşmüş... Silah arkadaşını kaybettiğinde bile buz gibi kalmış yüreğine ateş işte o zaman düşmüş...

İşaretparmağı yukarıda, ağzında yarım yamalak bir Arapça bağırıyor:

“Biz cihada biat ederiz...”

Belli ki kalbi İstanbul’da atmıyor...

Kayseri desen, oraya tamamen Fransız...

Kıblesi Halep. Kalbi orada çarpıyor...

Ve ülkesinin en kritik anında, en kritik müttefikinin buradaki adamına sıkıyor...

Bu kafayla mı milli seferberlik ilan edeceğiz...

Hani nerede milli olan tarafı bunun...

Hani nerede ölen gencecik polisimiz için, kalleşçe bombalanan Mehmetçiğimiz için atacak tek yürek...

Yani o yürek, duygusal emrini Halep’ten alarak mı nefer yazılacak milli seferberliğe...


UYUYAN FETÖ'CÜ UYANIK UYANIKLAR İSE HORLUYOR
“17-25 Aralık milattır” dedin...

“Tamam” dedik...

Ama katil, 17-25 Aralık’tan sonra göreve başlamış...

Bu nasıl iştir...

Hadi o gün atladın...

Araya 15 Temmuz girdi...

Polisten binlerce adam atıldı...

Ama bu adam hâlâ polisin içinde...

Hâlâ devlet büyüklerinin dibine kadar girebiliyor.

Hâlâ büyükelçilerin arkasında seri katil edasıyla poz vermeyi başarıyor...

Arkadaş bu nasıl iş...

Bu nasıl uyuyan bir FETÖ’cüdür de...

O uyanıkken, uyanık olması gerekenler de horul horul uyuyormuş...


OTOPSİDE BİR RUS ADLİ TABİP VARSA EĞER
RUS Büyükelçi’nin otopsisi için bedenine neşter değmeden bekleniyorsa eğer...

Beklenen kişi, bir Rus adli tabibiyse...

Büyükelçi’nin vurulması olayı artık bir “international case” demektir...

Yani “uluslararası vaka”...

Bu demektir ki, “Yapan FETÖ’cü” deyip dosyayı kapatmak mümkün olmayacaktır...


20'NCİ YILA HARİKA BİR MOR VE ÖTESİ
MOR ve Ötesi, Zorlu Center’da 20’nci yılını kutlamaya hazırlanırken harika bir şarkı çıkardı.



Adı “Melekler Ölmez”...

Çok sevdim. Her nakaratın arkasından gelen arkadaki çok zarif gitar uyarlaması müthiş...

İyi çocuklar bunlar... Hâlâ çok iyiler...


BİLİNÇALTIM HEPİMİZE HAYIRLI OLSUN
SON zamanlarda çok sık “Rüya günlükleri” lafını okuyor, işitiyordum...

Rüya günlüğü tutmak hiç de fena bir fikir değil diye düşünürken, dün masamda bir kitap/defter buldum.

Figen Midilli’nin hazırladığı “Rüya ve Hayal Günlüğü”...

Hem kitap hem defter şeklinde.



Son üç yıldır başucumda bir “sinema günlüğü” defterim vardı...

Oraya yazdıklarımı, sadece bazı arkadaşlarımla paylaştığım özel bir kitap haline getirmiştim.

Şimdi bir de rüya günlüğü tutmaya başlıyorum...

Bilinçaltım çok zengin...

Ve çook korkutucudur...

Hepimize hayırlı olsun...

Yazının devamı...

Şuna iman edin: Bu bir parantez ve kapanacaktır

20 Aralık 2016


“Yaşadığımız bu kâbus, bu alçakça terör nedir?”

 

* * * 

 

Zülfü Livaneli geçen cumartesi günü Marka Konferansı’nda çok açık bir ifade ile şunu söyledi:

 

“Yaşadığımız dönem bir parantezdir...”

 

* * * 

 

Zülfü Livaneli kimdir?

 

* * * 

 

Şunları diyen adamdır...

 

- “Benim hayatım boyunca bir sürü felaketi yaşadık.”

 

- “27 Mayıs’ta seçilmiş başbakan asıldı...”

 

- “12 Mart’ta sıkıntılı şeyler yaşadık...”

 

- “12 Eylül askeri diktasını yaşadık...”

 

- “Cezaevlerinde yattım...”

 

* * * 

 

Devam ediyor:

 

- “Türkiye çok şey atlattı... Hepsi geçiyor... Laiklik ve demokrasi devam edecektir...

 

Bu kaos günlerinden de çıkacağız...”

 

* * *

 

Bence de böyle kaotik bir parantezin sonsuza kadar açık kalması mümkün değil...

 

Bence de bu bir parantezdir ve mutlaka kapanacaktır...

 

Ama ne kadar açık kalacaktır?

 

Onu bilemiyorum...

 

* * * 

 

Yine de umudunuzu kaybetmeyin. Vatanınıza güvenmeye, onu savunmaya devam edin.

 

Bu kâbus, bu alçakça dönem bir parantezdir.

 

Ve mutlaka kapanacaktır.

 

 

ACABA 2016 YILINDA NİYE EN ÇOK BU ŞARKIYI DİNLEDİM

 

SPOTIFY algoritmasının benim hakkımda çıkardığı verilere göre 2016 yılında en çok İtalyan şarkıcı Amedeo Minghi’nin eski bir şarkısı olan “Cantare D’amore”u dinlemişim.

Dün şarkıyı bir kere daha dinledim.

 

-  Gerçekten güzel bir müzik.

 

- Adı “Aşk şarkısı”.

 

- Biraz hüzün var.

 

- Ama insana mutluluk veren bir yanı da var.

 

- Bir de umut... Umut veriyor şarkı...

 

Bilinçaltı algoritmam, bu yıl da “aşk”, “hüzün”, “umut” ve “coşku” demiş...

 

Demek ki hâlâ yaşıyorum...

 

Sizin için bilmem ama benim için çok iyi haber...

 

 

MİLLET BİRLİĞE KOŞUYOR ANKARA DA KOŞACAK MI


İLK umut verici cümle Trabzon’dan geldi:

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Trabzon’da dedi ki:

 

“Onlar teröre koştukça benim milletim birliğe koşacaktır...”

 

* * * 

 

Aynı gün bana umut veren ilk işaret Diyarbakır’dan geldi...

 

Binlerce insan Türk bayrağı altında birlik için yürüdü.

 

Çukurca’dan geldi aynı işaret...

 

* * *

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün “Gün kardeş olma günüdür” demişti.

 

Arkasından “Gün Türkiye olma günüdür” demişti...

 

* * * 

 

Bütün bunları alt alta yazdım.

 

Epeydir ilk defa umutlandım...

 

* * * 

 

Lakin o derin şüphe var ya...

 

Kafamdan bir türlü atamadığım o habis tümör...

 

Allah kahretsin yine bırakmadı yakamı...

 

* * * 

 

Sordum kendi kendime...

 

Millet birliğe koşacak da...

 

Ankara da koşacak mı onunla birlikte...

 

* * *

 

O bölücü, parçalayıcı, iğneleyici, suçlayıcı, aşağılayıcı dil de susacak mı...

 

Adalet, demokrasi, eşitlik, kardeşlik Ankara’nın da dili olacak mı...

 

TROLLER FEHMİ ABİ’NİN SİTESİNİ DE ÇÖKERTTİ

 

ESKİ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Londra’daki öğrencilik yıllarından arkadaşı Fehmi Koru’nun yeni yayına başlayan “Ocak Medya” adlı sitesini Twitter hesabından kutladı ya...

 

Site anında trollerin saldırısına uğradı ve çökertildi...

 

Buyurun bir “Yeni Türkiye gerçeği” ile daha karşı karşıyayız...

 

 

KADİR BEY KAPATTIĞINIZ KAPIYI BAKIN KİMLER AÇTI

 

 

KADİR Topbaş Bey... O günü hatırladınız mı...

 

 

 

Bir cümle yüzünden İstanbul’un konser salonlarını Sıla’ya dar ettiğiniz günü...

 

 

 

Bak geçen pazar günü Hürriyet Ekonomi sayfasında Spotify’da 2016 yılında en çok hangi şarkıcıların dinlendiğini yazdım.

 

 

 

En çok dinlenen 5 şarkıcı arasında tek Türk var...

 

 

 

O da Sıla...

 

 

 

Sizin kapattığınız kapıları bakın kimler açmış...

 

 

 

Ha bu arada Zülfü Livaneli’yi anma gecesinde çektiğim kısa bir Sıla görüntüsünü anlatayım.

 

 

 

Instagram’a koyduğum o küçücük video, kendi hesabımda görmediğim bir destek rekoru kırdı.

 

 

 

20 bin kişi beğendi o küçücük görüntüyü...

 

 

KAYSERİLİ KARDEŞİM BU ADAMA SEN MANİ OL

 


KAYSERİ’de, önünde yabancı bayrak asılı otele yapılan saldırıyı seyrederken mahvoldum...

 

Kayseri, Konya ve Gaziantep benim gözümde hep çok özel bir yere sahip şehirler...

 

Türk muhafazakârlığının yaratıcı, yapıcı, uygar şehirleridir bunlar...

 

Ona saldıran adama sesleneceğim ama ne diyeyim ki, gözü dönmüş o insana...

 

Kardeşim kapıda asılı o yabancı bayrak, o otele yabancılar da geliyor demek...

 

Milyarlarca dolar ihracat yapan şehir orası...

 

Her gün yüzlerce alıcı geliyor oraya dünyanın dört bir yanından...

 

Kapadokya’ya gelen turist de oradan geçiyor...

 

Kayserili kardeşim...

 

Sen ki o şehri yaratan insansın...

 

Sen mani ol bu adamlara...

 

 

YILBAŞI GECESİ İÇİN FERDİ ÖZBEĞEN ŞARKILARI

 

CENK Eren, Ferdi Özbeğen’in şarkılarını yeniden yorumladı.


Şarkılara bakıyorum da, galiba, Ümit Besen ve Ferdi Özbeğen’i dinlediğimiz günler yakın tarihimizin en romantik dönemlerinden biriymiş.

 

* * * 

 

“O Günler”: Bu şarkıyı hep çok sevdim. Biraz nostalji dozu yüklüdür ama iyi geliyor. Cenk Eren de güzel söylemiş.

 

* * *

 

- “Büklüm Büklüm”: Türk müziğinin hiç şüphesiz en romantik 10 şarkısından biri. Bu şarkıyı kimse Ferdi Özbeğen kadar güzel söyleyemedi.

 

* * *

 

- “Kandil”: Çok çok güzel bir şarkı. Ama en iyisi Zeki Müren’di...

 

* * *

 

- “Dilek Taşı”: Bu şarkıyı ne zaman dinlesem, 1970’lerin arabeskine giderim. Tabii o zaman da Gülden Karaböcek yorumu... Çay bahçeleri, yazlık sinemalar ve minibüsler... Masum yıllar.

 

* * * 

 

- “Söyleyemedim” ve “Seninle Aşkımız Eski Bir Roman”: Cenk Eren çok güzel söylemiş.

 

Tam Türk ailesi türü bir yılbaşı gecesi için harika bir CD...

 

Yazının devamı...

Onca hamaset ve klasik laf arasındaki iki cümle

17 Aralık 2016


Üç gündür kafamda bu iki kelime çınlıyor...

 

Bir tarafım dudak büküyor... Bir tarafım koşa koşa nefer yazılmaya gidiyor...

 

* * *

 

Dün Kayseri’deki bombadan sonra, resmi şahısların yaptığı açıklamalara baktım.

 

Yapması gerekeni yapamayıp da söylenecek sözü de kalmamış insanların tek çaresi...

 

Hamaset...

 

Sadece klasik laflar...

 

* * *

 

Sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yazılı açıklaması geldi.

 

İki cümleye takıldım:

 

* * * 

 

“Gün kardeş olma günüdür” dedi...

 

* * *

 

Bir de şunu söyledi:

 

“Gün Türkiye olma günüdür...”

 

* * * 

 

Bu iki cümlenin mantıklı yorumu şudur:

 

“Kardeş değilmişiz ki, kardeş olalım diyoruz...”

 

“Demek ki hep birlikte Türkiye değilmişiz...”

 

Ki Türkiye olma özlemini dile getiriyoruz...

 

Tespit doğrudur...

 

* * * 

 

Bu ülkede milyonlarca insanın kalbi kırık...

 

Bugünlerinden, geleceklerinden endişeliler...

 

Bir sabah evlerinden alınıp götürülmekten, evine, bankadaki hesabına, işine el konulmasından korkuyor.

 

* * * 

 

Kendilerini kardeş gibi hissedemiyorlar.

 

Bu Türkiye’nin kendilerine dar edildiği duygusunu taşıyorlar.

 

Mutsuzlar... Karamsarlar... Umutsuzlar...

 

* * * 

 

Teşhis ve tespit doğruysa... Cumhurbaşkanı’nın çağrısı da doğrudur.

 

Yani gün gerçekten kardeşlik günüdür...

 

Gün “Yeniden Türkiye olma günüdür...”

 

* * * 

 

Öyleyse nereden başlayacağız...

 

* * *

 

Önce kullandığımız şu bölücü, bölüştürücü, dışlayıcı dilden... Sonra yerle bir olmuş yargıdan, adaletten, demokrasiden...

 

* * * 

 

Milli seferberlik ruhu, hepimizi bu cephede gönüllü yazılmaya götürecek bir şahlanış olacaksa eğer...

 

* * * 

 

Doğrudur Sayın Cumhurbaşkanı...

 

Önce kardeş olmalıyız... Kardeş kabul edilmeliyiz...

 

Sonra yeniden Türkiye olmalıyız...

 

BU SÖZLERİ PARTİLER ÜSTÜ BAŞKAN OLARAK SÖYLEMEK

 

CUMHURBAŞKANI Erdoğan, bu iki cümleyi, “partiler üstü Cumhurbaşkanı” olarak söyledi.


Bilmeliyiz ki, yarın bu sözleri cebinde parti kartı taşıyan başkan olarak söylediği zaman, anlamı bugünkünden farklı olacaktır.

 

GRİP YATAĞINI DETOKS OTELİ ZANNEDEN BİR SAFIN BAŞINA GELENLER

 

GRİP olunca içkiyi kestim ya, her kilo uyanığı gibi ben de hasta yatağımı detoks merkezine çevirebileceğimi zannettim.

 

İşte başıma gelen.

 

* * * 

 

Arkadaş kıdemli bir kilo uyanığı konuşuyor. Dinle...

 

BİR: Bil ki, gripte içkiyi kestin ve kilo verdin diye gerçekten inceldiğini sanma.

 

* * *

 

İKİ: Bil ki, kilo kaybetsen bile, belin kenarındaki o lanet periferik aynen duruyor.

 

* * * 

 

ÜÇ: Spor yapmazsan, gerçekten diyete devam etmezsen, o slim fit elbiseleri unut.

 

KULAKTAN FIŞKIRAN EGO ARKA CEPTE DURUR MU

 

TOYGAN Avanoğlu Kelebek’te diyor ki:

“Egom yok dersem yalan söylemiş olurum, ama egom arka cebimde diyebilirsiniz..”

 

Benim bildiğim ego cıva gibi bir şeydir. Kulaktan fışkırır.

 

Ama arka cepte duruyorsa, daha tehlikeli.

 

Sustalı bıçak gibi, her an çekip vurabilirsiniz birini...

 

 

DEMEK Kİ BU YIL BOL BOL HORMONLU GIDA YİYECEĞİZ


BURCU Güneş, Sözcü gazetesinin cumartesi ekinde diyor ki: “Dışlamıyorum ama elektronik müzik hormonlu gıda gibidir...”

 

Hormonlu müzik sevmeyenlere kötü haberim var.

 

Bugün Hürriyet Ekonomi’deki sayfamda bu yıl ve gelecek yıl yükselen müzik trendlerinin ne olduğunu yazdım.

 

“Ambient fusion” ve “Witch House...”

 

Yani ikisi de damardan elektronik... Yükselen öteki tarzlar da öyle...

 

Hormona hazır olun...

 

İKİ DÜĞMELİ CEKET KİMİN ÖNÜNDE İLİKLENİR, KİMİN ÖNÜNDE AÇILIR

 


DOĞAN Holding Ankara Temsilcisi Barbaros Muratoğlu’nun tutuklanma gerekçeleri arasında, fotoğrafta Gülen’in iki sağında durmak ve ceketin iki düğmesini iliklemek, örgütle bağ konusunda işaret gibi gösterilince, gözler iki düğmeli ceketlere çevrildi.

 

- Genellikle en riskli cekettir. Göbeği kapatmaz, tam aksine olmayan göbeği bile çıkarır.

 

- Düğmelerin ikisini kimin önünde ilikleyeceğine, kimin önünde açacağına çok dikkat edeceksin.

 

- Dünün muktediri önünde iliklersen, bugünün muktediri önünde zor duruma düşersin.

 

Çünkü, Yeni Türkiye içtihadına göre, bir kişinin yanında iki düğmeyi birden iliklemek, o kişiye örgüt bağı ile bağlı olmanın delilidir.

 

Ama makbul kişi önünde iliklemezsen bu defa da saygısızlıktan muamele görürsün.

 

ÜÇ DÜĞMELİ CEKETİN HANGİ DÜĞMESİ İLİKLENİRSE RİSKSİZ

 

- Genellikle iki düğmeli cekete göre daha az risklidir. Yine de dikkat edilmesi gereken hususları var.

 

- Makbul olmayan bir kişinin önünde düğmelerin üçünü birden iliklersen, örgütsel bağlılık delili olarak görülebilir.

 

- Üstten ikisini veya alttan ikisini iliklemen halinde, snop kişiler tarafından gülümseme ile karşılaşırsın.

 

- En iyisi ve hukuken en az risklisi sadece ortadaki düğmeyi iliklemektir.

 

KRUVAZE CEKET HUKUKEN EN AZ RİSKLİ ÇÖZÜM

 

- Yeniden yükselişe geçen kruvaze ceket birçok bakımdan iyidir.

 

- Göbeği en etkili şekilde kapatan ceket türüdür.

 

- Ucu ceketin kapanan kısmında kaldığı için, kravat boyunu ayarlama stresini kaldırır.

 

- Her halükârda düğmeleri iliklendiği için, hukukçular tarafından FETÖ örgütüne bağlılık delili olarak kullanılamaz.

 

 

GÜLEN’İN YANINDA POZ VERİRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

 

- Sağ tarafı en riskli bölgedir. Fetullah Gülen’in hemen sağında ve ondan bir sonraki sırada asla durma. Çünkü FETÖ üyelerinin en kuvvetli delili sayılabilir.

 

- Ellerini önde ve namaz kılar gibi hafif yukarıda bağlı tutarsan, iliklenmiş iki düğme ile birlikte, kesin illiyet bağı delili haline dönüşebilir.

 

- Elleri Ankara bürokrasisi usulü tam erkeklik organı üzerinde birbirine bağlarsan daha az riskli olabilir.

 

- En risksiz hareket ellerin iki tarafta aşağı bırakılmasıdır.

 

 

Yazının devamı...

Salonda, arenada, rafta, kulaklıkta, 2016'nın kral ve kraliçeleri

17 Aralık 2016

 

9.5 milyar rakamı ne ifade ediyor?

 

İki konser salonunda biletleri satışa çıktığı gün tükenen 3 Türk kimler?

 

20 Kasım günü 44 bin 900 kişi neredeydi?

 

Sıla’ya konser salonları kapanırken, nerenin kapıları sonuna kadar açıldı?

 

10 Aralık günü bombaların patlamasından hemen önce, Vodafone Arena’nın kapısından kaç kişi geçmişti?

 

2016 yılında konser salonlarında, futbol arenalarında, kulaklıklarında enlerimiz neydi? Neler seyrettik, hangi konserlerin biletleri için kuyruğa girdik, hangi maçlara koştuk.

 

İşte size bir Türkiye eğlence atlası.

 

Haritaya bakın, bir fikir sahibi olacaksınız.

 

 

BÖLÜM 1

 

SALONLARDA  DURUM NEYDİ

 

1- 2016’DA BABYLON’DA EN HIZLI SOLD OUT (KAPALI GİŞE) OLAN 5 KONSER

 

Babylon yöneticisi Cem Yegül’ün verdiği bilgiye göre, şu 5 konserin biletleri satışa çıktığı gün bitti.

 

1) Oscar and The Wolf

 

2) Athena

 

3) Selda Bağcan

 

4) Stavroz

 

5) Nouvelle Vague


2- 2016’DA ZORLU CENTER’DA EN HIZLI SOLD OUT OLAN 5 KONSER
 

 

Zorlu Performans Sanatları Merkezi Yöneticisi Murat Abbas’ın verdiği bilgiye göre biletleri satışa çıktığı gün tükenen 5 konser.

 

1) Patti Smith

 

2) Damien Rice

 

3) Şebnem Ferah

 

4) Athena

 

5) Moderat

 


 

BÖLÜM 2

 

3- KULAKLARIMIZDA HANGİ MÜZİKLER VARDI


Spotify Türkiye listesine göre Türkiye’de en çok dinlenen erkek sanatçı Drake.SPOTIFY’DA EN ÇOK DİNLENEN 5 SANATÇI İÇİNDEKİ TEK TÜRK KİM

Aynı listeye göre en çok dinlenen kadın sanatçı ise Sia.

 

Spotify ilk 5’e giren tek Türk sanatçısı ise Sıla.


Spotify üzerinden 2016 yılında hem dünyada hem Türkiye’de en çok müzik dinlenen gün ise 11 Kasım Cuma oldu. 

 

4- EN FAZLA MÜZİĞİ HANGİ GÜN DİNLEDİK

Drake üst üste ikinci kez, dünyanın en çok dinlenen sanatçısı oldu.

 

Drake Spotify üzerinden toplam 4.7 milyar kez dinlendi. Böylece geçen yıl 1.8 milyar olan dinlenme sayısını üçe katladı.

 

Drake, Spotify’da 8.9 milyar dinlenme rakamı ile tüm zamanların en çok dinlenen sanatçısı oldu.

 


5- DÜNYADA EN ÇOK DİNLENEN 5 SANATÇI

 

1- Drake

2) Justin Bieber

3) Rihanna

4) Twenty One Pilots

5) Kanye West

 


 

6- TÜRKİYE’DE EN ÇOK DİNLENEN 5 SANATÇI


1) Sia

2) Rihanna

3) Sıla

4) Coldplay

5) Drake

 



7- EN ÇOK DİNLENEN 5 TÜRK ŞARKICISI

1) Sıla

2) Sezen Aksu

3) Teoman

4) Model

5) Duman

 


8- TÜRKİYE’DE EN ÇOK DİNLENEN 5 KADIN SANATÇI

1) Sia

2) Rihanna

3) Sıla

4) Sezen Aksu

5) Model



9- TÜRKİYE’DE EN ÇOK DİNLENEN 5 ERKEK SANATÇI

1) Coldplay

2) Drake

3) Teoman

4) Twenty One Pilots

5) Calvin Harris



10- DÜNYADA EN ÇOK DİNLENEN 5 ŞARKI

 

1)    One Dance (feat. WizKid and Kyla) – Drake

  

2)     I Took A Pill in Ibiza – Seeb Remix – Mike Posner

 

3) Don’t Let Me Down (feat. Daya) – The Chainsmokers

 

4)     Work (feat. Drake) – Rihanna

 

5) Cheap Thrills – Sia

 


11- TÜRKİYE’DE EN ÇOK DİNLENEN 5 ŞARKI

 

1) Cheap Thrills–Sia

 

2) One Dance–Drake

 

3) Don’t Let Me Down–The Chainsmokers

 

4) Günah Benim–Eypio Burak King

 

5) Faded–Alan Walker


12- DÜNYADA EN ÇOK DİNLENEN 5 ALBÜM
 

 

1) Views–Drake (Spotify üzerinden 2.5 milyar kez dilendi)

 

2) Purpose–Justin Bieber

 

3) Anti–Rihanna

 

4) Blurryface–Twenty One Pilots

 

5) Beauty Behind The Madness–The Weeknd

 


13- TÜRKİYE’DE EN ÇOK DİNLENEN
5 ALBÜM 

 

1) Anti–Rihanna

 

2) This is Acting (Deluxe Version)–Sia

 

3) Views–Drake

 

4) Purpose–Justin Bieber

 


14- 2016’DA DÜNYADA
MÜZİK TÜRÜNE GÖRE EN ÇOK KİM DİNLENDİ 

 
Klasik Rock: The Beatles

 

Klasik Müzik: Wolfgang Amadeus Mozart

 

Country (Yeni): Luke Bryan

 

Country (Eski): Johnny Cash

 

Elektro Dans Müziği (EDM): The Chainsmokers

 

Hip Hop: Drake

 

Caz: Nina Simone

 

Latin: Enrique Iglesias

 

Metal: Metallica

 

New Age: Enya

 

Pop: Drake

 

R&B: Rihanna

 

Reggae: Bob Marley & The Wailers

 

Reggaeton: Enrique Iglesias

 

Rock: Red Hot Chili Peppers

 

Soul: Michael Jackson

 


15- 2016’DA YÜKSELEN
 MÜZİK TÜRLERİ

 

1) Ambient Fusion

 

2) Witch House

 

3) Indie Emo

 

4) Underground Latin Hip Hop

 

5) Baile Funk

 

6) Dangdut

 

7) Hoerspiel

 

8) Speed Garage

 

9) Brazilian Gospel

 

10) World Meditation

 

 

BÖLÜM 3


ARENALARDA KAÇ KİŞİYDİK


16 - 2016-17 FENERBAHÇE’NİN 
EN İYİ GİŞE YAPAN 5 MAÇI


1) 20 Kasım: Galatasaray derbisi-44.900 kişi

2) 3 Aralık: Beşiktaş derbisi-43.205 kişi

3) 3 Kasım: Manchester maçı-35.351 kişi

4) 11 Eylül: Bursaspor maçı-22.335 kişi

5) 16 Ekim: Alanyaspor maçı-19.000 kişi

 


 

17- 2016-17 BEŞİKTAŞ’IN EN İ GİŞE YAPAN 5 MAÇI


1) 24 Eylül: Galatasaray maçı-37.413 kişi

2) 23 Kasım: Benfica maçı-36.071 kişi

3) 1 Kasım: Napoli maçı-35.586 kişi

4) 28 Eylül: Dinamo Kiev maçı-33.957 kişi

5) 10 Aralık: Bursaspor maçı-32.221 kişi

 


 

18- 2016-17 GALATASARAY’IN EN İ GİŞE YAPAN 5 MAÇI 

1) 22 Ekim: Trabzon maçı-43.071 kişi
 

 

2) 2  Ekim: Antalyaspor maçı-40.812 kişi

 

3) 17 Eylül: Rizespor maçı-32.720 kişi

 

4) 4 Kasım: Başakşehir maçı-20.686 kişi

 

5) 25 Kasım: Bursaspor maçı-15.292 kişi

 

BÖLÜM 4


RAFLARDAKİ YARIŞI KİM ÖNDE KOŞUYOR


19- ÜÇ BÜYÜK YAYINEVİNİN 2016’DA EN
ÇOK SATAN KİTABI
 

DOĞAN KİTAP: Elif Şafak- Havva’nın Üç Kızı

EVEREST: Ayşe Kulin-Kanadı Kırık Kuşlar

DESTEK: Kahraman Tazeoğlu-Aşkla Kal


 

 

Yazının devamı...

FETÖ herkesi işte bu adam gibi kafaya aldı

16 Aralık 2016

***

 

- Himmet paraları nasıl mı toplandı?

 

***

 

- Fetullah Gülen o kimsenin tek kelime anlamadığı konuşmaları yaparken, onca insan nasıl kendinden geçti, kendini yerlere attı, eteğine yüz sürdü?

 

***

 

- NBA yıldızı basketbolcu Enes nasıl böylesine gözü kör bir mürit haline geldi?

 

***

 

- Birçoğumuzun komedyen diye seyredip, kahkahadan yerlere düştüğümüz Cübbeliler, Adnan Hocalar onca insan tarafından nasıl mı ciddi ciddi izlendi, izleniyor?

 

***

 

- Süleymancılar, aileleri, çocuklarını o tabutluk gibi yurtlara göndermeye nasıl ikna etti?

 

***

 

Suriye’de o kafa kesen vahşiler dünyada binlerce Müslüman gencini nasıl bu insanlık dışı cinayetlere ortak hale getirdi?

 

***

 

Bütün bu soruların cevabını öğrenmek mi istiyorsunuz?

 

Şu sıralar Digitürk belgesel filmleri arasındaki Scientologie belgeselini seyredin...

 

***

 

Dişleri fena halde bozuk, saçları fena halde kınalı, ağzından çıkan her lafı deli saçması olan bir şaklabanın, Tom Cruise ve John Travolta gibi ünlüleri bile nasıl kafaya aldığını hayretlerle izleyeceksiniz.

 

Uzayla ilgili hurafeleri, kainatın oluşumu ile ilgili safsataları insanlara nasıl gerçek diye yutturduğunu dilinizi yutarak seyredeceksiniz.

 

***

 

En başta da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu filmi izlemesini öneririm.

 

***

 

Ben hâlâ şaşkınım...

 

 

15 TEMMUZ EN BÜYÜK SIRRIYLA KAPATILIYOR

 

15 Temmuz Darbe Komisyonu ne işe yaradı diye sorarsanız cevabım şu:

 

Hiçbir işe yaramadı...

 

Hangi gerçeği ortaya çıkardı diye sorarsanız cevabım, “Hiçbir olayı aydınlatmadı”.

 

O gün öğleden sonra saat 14.45’te gelen ihbardan sonra neler yaşandığına dair tek kelime bilgi elde edemedi.

 

Sanki gizli bir el, Darbe Komisyonu’nun bir adım daha ileri gitmesine engel oldu.

 

Bu komisyon Meclis tarihine, bugüne kadar oluşturulmuş en anlamsız, en yetkisiz komisyon olarak geçti.

 

Ve hepimizin kafasında “Olayı aydınlatma” değil “Gerçekleri karartma” komisyonu olarak kalacak.

 

4 TEMEL SORUDA SURİYE GERÇEĞİ

 

- SORU: Suriye’nin geleceği konusunda en kuvvetli aktörler kimlerdir?

 

1- Putin

 

2- Esad

 

3- İran

 

4- YPG ve Kürtler

 

***

 

- SORU: Suriye konusunda kimlerin eli kuvvetli değil?

 

1- AB

 

2- ABD

 

3- Türkiye

 

4- BM

 

***

 

- SORU: Bir sınır ülkesi olan Türkiye’nin eli nasıl kuvvetlenir?

 

1- Esad konusunda daha esnek bir politikaya geçerek.

 

2- İran ve Rusya ile daha sağlam bir anlayış birliğiyle hareket ederek.

 

3- Batı ile ilişkilerini sağlamlaştırarak.

 

***

 

- SORU: Ortadoğu’da çöken Türk dış politikası nasıl yörüngesine oturtulur?

 

1- Duyguları bir kenara bırakıp, Türkiye’nin menfaati doğrultusunda hareket ederek.

 

2- Ortadoğu’da iflas etmiş olan “Müslüman Kardeşler” eksenli politikadan vazgeçerek.

 

3- Demokrasiye dönerek, adalet duygusunu yeniden inşa ederek, “milli seferberlik” duygusunu, bir gönül seferberliği üzerine oturtarak.

 

KAMUOYU BASKISINA DİRENEBİLEN HÂKİMLER

 

TURGUTLU’da hamile kadına saldıran o adam hepimizin tepkisini çekti.

 

Lanetledik o adamı.

 

O adam yakalandı...

 

Tipi tam da saldıracak tipti yani...

 

Hepimiz tamam mutlaka budur dedik.

 

Sonra hâkim serbest bırakınca hepimiz hâkime yüklendik.

 

Çünkü hafızamız, böyle olaylarda saldıran erkekte hafifletici neden arayan örneklerle doluydu.

 

Ama hâkim hiç etkilenmedi...

 

Çünkü elindeki deliller, saldırganın o olmadığını gösteriyordu.

 

Büyük bir ihtimalle evindeki eşinden gelen baskıya bile direndi.

 

Sonunda haklı çıktı.

 

Saldırgan gerçekten o değildi ve asıl saldırgan sonradan yakalandı.

 

Bir kere daha gördük ki, adil davranabilen, hukukun ve vicdanının sesini dinleyebilen hâkimler herkesin en büyük güvencesidir.

 

GRİP YATAĞIMDA HAYAL ETTİKLERİM

 

 

-  Bir kadeh Japon viskisinin ilk yudumu.

 

 

 

- Trüflü harika bir makarnayı kilo alma korkusu olmadan yemek.

 

 

 

- Sıcak bir yerde, turkuaz ve durgun bir deniz kenarında yatıp müzik dinlemek.

 

 

 

- Dante’nin “İnferno”sunu 10 yıl önceki keyfimle ve coşkumla okuyacağım bir ruh haline girebilmek.

 

 

 

- Rolling Stones’un yeni CD’si “Blue and Lonesome”ı stüdyo ortamında çok yüksek sesle dinlemek.

 

EN ÇOK DİNLEDİĞİM KLASİK PARÇALAR

 

- 2016 yılında klasik müzik olarak en çok aryalar dinlemişim.

 

- Cecilia Bartoli: Mozart, Laudate Dominium, Vesperae Solonnes de Confessore in C.K 339

 

- Bizet: İnci Avcıları, Act 1: Je Crois Entendre

 

- Vivaldi: Nulla in Mundo Pax R 630 (Emma Kirkby)

 

- Puccini: O Mio Babbino Cara, Gianni Schiacchi (Maria Callas)

 

- Andrew Lloyd Webber: Pie Jesu (Anna Netrebko)

 

- Leo Delibes: Flower Duet: Lakme (Katherine Jenkins)

 

- Umberto Giordano: Fedora: Act: 2:Amor ti Vieta) (Russel Watson)

 

- Verdi: Nabucco: Act 3: Va, Pensiero (Russell Watson)

 

- Puccini: Turandot: Act 3: Nessun Dorma

 

- Handel: Belzhazzar: Arioso: “O Sacred Oracles of Truth (William Christie)

 

Yazının devamı...

Bugünün yüzde 20’si yarının yüzde 80’idir

16 Aralık 2016

Davaya müdahil olarak katılan bir mağdur, bana ve Divan’a 24 Ağustos 2010 günkü yazımı okudu.

 

***

 

Yazının başlığı şuydu:

 

“Fetullah Hoca’ya iletilmesi ricasıyla...”

 

Yazı Hanefi Avcı’nın “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabını yayınladıktan sonra tutuklanması ile ilgiliydi.

 

***

 

O gün demişim ki:

 

“Eğer bu iddialar doğruysa, bu kitap en geç üç-beş yıl sonra ağır bir iddianame olarak önünüze konur...”

 

***

 

Bu yazıyı okudu ve sordu:

 

“Böyle bir kehanette nasıl bulundunuz...”

 

***

 

Cevabı basit...

 

Öğrendiğim hukuk bilgisi ve vicdanımın sesi böyle demişti.

 

***

 

Dün T24 sitesi 14 Mart 2012 tarihinde yazdığım bir yazıyı tekrar yayınladı.

 

***

 

Odatv davasında tutuklu Ahmet Şık’ın serbest bırakılmasından sonra yazdığım yazıda şunu demişim:

 

“Şu cümleyi bir kenara yazın.

 

Çünkü yakın veya en geç orta gelecekte, bu cümlenin bir iddianame haline geldiğini görebilirsiniz.

 

Cümle aynen şöyle (Ahmet Şık’ın):

 

‘Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcı ve hâkimler bu cezaevine girecek’...”

 

***

 

Peki ben böyle demişim de ne olmuş.

 

Ertesi gün o, davaları savunan köşe yazarı bir meslektaşım başlığı şu olan bir yazı yayınlamış:

 

“Ertuğrul Özkök, Fetullah Hoca’yı hapse attırmak istiyor.”

 

***

 

Yazı devam ediyor:

 

“Bu emniyetçileri, savcıları, hâkimleri, ‘Fetullahçı suç örgütü olarak’ görüyor Ertuğrul Özkök... Bu suç örgütünün bir numaralısı olarak haliyle Fetullah Gülen’i görüyor. Ucu Fetullah Gülen’e uzanacak çok büyük bir operasyonun hayallerini kuruyor...”

 

***

 

Ben hiçbir isim vermemiştim. Ama o kendine göre “Benim içeri attırmaya çalıştığım” kişilerin bir listesini de vermiş:

 

“Soruşturmayı yürüten Ali Fuat Yılmazer, Tufan Ergüder, Mutlu Ekizoğlu, Hüseyin Çapkın gibi emniyet müdürleri.

 

Zekeriya Öz, Cihan Kansız, Fikret Seçen, Turan Çolakkadı gibi savcılar...”

 

***

 

Arkasından da şu teşhisi yapıyor:

 

“Bu sadece Özkök’ün değil yüzde 20’lik çıldırmış bir kesimin hayali...”

 

***

 

Kim mi bu köşe yazarı...

 

Adını vermeyeceğim... Hiçbir husumetimin bulunmadığı, zaman zaman sohbet ettiğim bir insan.

 

O gün “Zamanın Ruhu” bazı insanlar için böyle çalışıyordu.

 

Ayrıca, hepimizin mazisinde böyle yanılgılar var.

 

***

 

Söylemek istediğim tek şey şu: Bugün ülkemizin tartışma meydanında “makul akıl” azınlıkta kaldı.

 

Ama geldiğimiz noktaya bakın.

 

Ben, o gün ne demişim; o, o gün ne demiş, kimleri savunmuş.

 

***

 

Şu iki yazı gösteriyor ki...

 

Bazen “yüzde 20” diye küçümsediğimiz, aşağıladığımız, trollerin önüne yem diye attığımız düşünceler, yarının yüzde 80 çoğunluğu haline gelebilir.

 

***

 

Bugün de olaya böyle bakarsak, belki ülkemiz için en iyisini yapmış oluruz.

 

BEL ALTI VURUŞ DÖNEMİ YENİDEN AÇILIYOR MU

 

SİLİVRİ mezalimi döneminin simgeleri şunlardı:

 

- Önce suçlu yaratıp, sonra ona uygun suç uydurmak.

 

- Sahte delil üretmek.

 

- İnsanlar hakkında itibar linçleri düzenlemek.

 

- Polis-savcı-hâkim üçlüsünün kurduğu kutsal ittifak.

 

- Trolleşmiş bir basın.

 

- Ve her türlü muhalefeti, Silivri torbasına atıp sindirmek, yok etmek isteyen bir anlayış.

 

O dönemin en kötü, en kalleş silahı ise “özel hayatı” deşifre ederek itibar soykırımları yapmaktı.

 

Evlere konan videolar, özel konuşmaları trolleşmiş medyanın önüne atmak.

 

İsmail Saymaz’ın hesaplarının hack’lenmesi yeterince alarme olmuş beynime şunu sokuyor:

 

Silivri mezaliminin en kalleş, en vicdansız, en gayriinsani uygulaması yeniden başlıyor.

 

Bir bu eksikti... O da geldi.

 

Bilelim ki bu satır herkesi doğrayacaktır.

 

BİR SİLİVRİ MAZLUMUNA İLK HAK İADESİ

 

BU cumartesi akşamı Ankara ATO Congresium’da beni çok mutlu edecek bir tören düzenlenecek.

 

“2016 Necip Hablemitoğlu Toplumsal Duyarlılık Ödülleri” verilecek.

 

Ödül alacaklardan biri Türk ordusunun kahraman deniz subayı Yarbay Ali Tatar olacak... Bütün tarihi boyunca Türk ordusuna karşı düzenlenmiş en vicdansız komplonun kurbanı subayımız.

 

Kendisini alıp götürmeye gelen kumpasçılara “Bir dakika” deyip, bu uydurma suçlarla yaşamak yerine ölümü tercih eden aslanımız... Ödülünü kardeşi alacak...

 

Bu olay, karanlık Silivri döneminde itibarı yok edilmeye çalışılan insanlarımız hakkında ilk itibar iadesi töreni.

 

Ama bunu asıl devletin yapmasını bekliyorum. Ahmet Kaya’yı, bizzat Cumhurbaşkanı’nın eliyle verdiği ödülle onurlandıran Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kahraman ve milliyetçi bir subayından da bunu esirgememeli.

 

Sayın Devlet Bahçeli bunu bizzat Cumhurbaşkanı’na götürmeli diye düşünüyorum.

 

KARANLIK GÜNLERDE AYDINLIK GELEN İŞLER

 

MÜZİKLERİ Aykut Gürel yazdı...

 

Şiirleri Selçuk Yöntem okudu... Ortaya harika bir CD çıktı. Adı “Aşk İçin Önsöz...”

 

Geçen akşam Pera Palas’ta tanıtımı vardı, grip yüzünden gidemedim ve çok üzüldüm.

 

Ama dün bütün gün dinledim. Her şeyin insani olmaktan çıktığı şu karanlık aralık ayında öyle iyi geliyor ki...

 

Güzel bir müzik, harika icra ve Selçuk’un sesinden Nâzım, Neruda, Haydar Ergülen, Metin Altıok, Özdemir Asaf...

 

Şu kahrolası Ortadoğu coğrafyasında bile hâlâ biraz insanlık var be...

 

 

2016’DA EN ÇOK DİNLEDİĞİM 10 ŞARKI

 

SPOTIFY her kullanıcısına, o yıl en çok hangi şarkıları dinlediğinin listesini çıkarıyor.

 

Benimki şöyle:

 

- Amedeo Minghi: “Cantare d’Amore”

 

- Jonas Blue: “Fast Car”

 

- Redondo: “Every Single Piece”

 

- Kings of Leon: “Muchacho”

 

- Kygo: “Here For You”

 

- Carly Simon: “Moonlight Serenade”

 

- Yirmi7: ‘Muhtemel Aşk”

 

- Koop: “I See A Different You”

 

- LP: “Lost On You”

 

- Beyazıt Öztürk Duet Versiyon: “Bağdat”

Yazının devamı...