"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

13 Haziran’da Floransa’da bu adamı hatırlayacağım

EĞER bu dünyada “yeni gazetecilik” diye bir şey varsa...

Aslında dünyanın en tutucu insanları olan gazetecilere “farklı olmanın adaba aykırı bir şey olmadığını” anlatabilecek biri vardıysa...

İşte o kişi Tom Wolfe’du...

*

Siyasetten başka gazetecilik türü bilmeyen, kabul etmeyen bir mesleki “nomanklatura”nın bile kafasına, popüler kültürün aslında siyasetten daha önemli bir şey olduğunu sokan da oydu.

Hippilerin, karşı kültürün, rock’çıların, hatta “Cehennem Melekleri”nin nasıl birer devrim odağı olduğunu Amerikan medyasına öğretenlerden biri de oydu...

*

Gazeteciliğin biraz da pejmürdelik olduğu, sallapatiliğin meslek raconu sayıldığı bir dönemde, bembeyaz bir takım elbise, çizgili gömlekler, renkli kravatlar ve...

Veee ceket cebine özenle yerleştirilmiş mendili, şapkası ve bastonu ile...

Şahane “dandy”mizdi o bizim...

*

Amaaaa “dandy”lik kelimesine öyle bir kavram uydurmuştu ki....

13 Haziran’da Floransa’da bu adamı hatırlayacağım

Hafızamızın taaa en hatırlama bölgesine nakış gibi işlemişti...

“Radikal şık” demişti bu “dandy”liğe...

Yetmişli yıllarda Amerika’nın en radikal kesimi olan “Kara Panterler” için bağış kampanyası düzenlerken onu işte bu radikal şıklığınla yapıyordu.

*

Yirminci yüzyılın en büyük felsefecilerinden olan Ortega y Gasset’ye böyle bir entelektüelin nasıl olup da bir bulvar gazetesinde köşe yazısı yazdığı sorulduğunda ne demişti de benim de kulağıma küpe olmuştu bu laf...

Demişti ki: “Bu gazete bana kamu meydanında bir aristokrat olarak gezme imkânı veriyor...”

*

Tom Wolfe hapishanesinin “malta”sı da hippilerin, rock’çıların, “Cehennem Melekleri”nin, “Black Panther”lerin dünyasıydı...

O işte bu olağanüstü “malta”sında radikal şık bir “dandy” olarak volta atıyordu.

*

Yeni bir gazecilikti bu... Sapına kadar yepyeni bir gazetecilik... Hunter S. Thompson gibi, Truman Capote gibi, kendi şahsiyetini merkeze koyan, kendi hedonizminden nasiplenen, “yeni fiction”ı yeni gazetecilik haline getiren bir kafanın ürünüydü.

*

Bir üniversitede onur payesi aldıktan sonra, tören elbisesiyle uçağa binen, yanındaki yolcu “Kimsin sen, rahip mi” diye sorunca, “Hayır Papa’yım” diyecek kadar hayatla alay edebilen bir insan...

*

İşte bu radikal şıkı, gazeteciliğin bu harika “dandy”si Tom Wolfe’u önceki gün kaybettik.

*

12 Haziran günü erkek giyiminin kalbi sayılan Floransa’da Pitti Uomo fuarına gideceğim inşallah...

Ama o fuarın “dandy” kesimi sayılan “peacock” yani tavus kuşu tiplerinin arasında olacağım...

*

Kendime Tom Wolfe’vari bir elbise diktiriyorum.

İnşallah 12 Haziran günü işte orada bu elbisemi giyeceğim...

Şapkamı takacağım...

Ceketimin cebine mendilimi özenle yerleştireceğim...

Ve beni bunca etkileyen bu harika “radikal şık” adamın şerefine bir kadeh kaldıracağım...

*

İkinci kadehimi de bir başka rol modelim Güneri Cıvaoğlu’na kaldıracağım...

“Güneri Bey haklı çıktınız... Gazeteciler de iyi yaşamaya hakkı olan insanlardır...”

İyi ve özgür yaşamaya...

MALFOY’LA DR. STRANGE AYNI SAHNEDE ŞİİR OKUYOR

13 Haziran’da Floransa’da bu adamı hatırlayacağım

BANA göre ikisi de şahane adamlar...

Biri Jason Isaacs...

Harry Potter filminin Lucius Malfoy’u...

Netflix’in çok sevdiğim OA dizisinin Dr. Hunter Aloysius Percy’si...

Son olarak gülmekten kırıldığım “Stalin’in Ölümü” komedisindeki Mareşal Zhukov...

Ama, burada bizim karşımızda sahnede son derece mütevazı...

Üzerindeki basit tişört ve pantolonu ile sokakta görseniz başınızı çevirmeyeceğiniz bir insan...

Kendini insani işlere vermiş.

Yanındaki ise Benedict Cumberbatch...

Marvel’ın harika filmi Dr. Strange’in kahramanı...

Sherlock Holmes dizisinin kahramanı...

Ve son olarak gişe rekorları kıran “Avengers: Infinity War” filminin kahramanlarından.

Onun üzerinde de basit mi basit bir gömlek...

Jason Isaacs’la birlikte insanın içine işleyen iki şiiri okuyorlar...

Her insana nasip olmaz böyle bir sahne... Bana nasip oldu...

Önceki gün bana bu sahneyi 3 metre uzaktan izleme ve fotoğraflarını çekme imkânı sağladığı için...

Teşekkürler Google...

13 Haziran’da Floransa’da bu adamı hatırlayacağım

GEÇEN HAFTA UZAYDA ÖNEMLİ BİR ŞEY OLDU

EVET geçen hafta astronotlar müthiş bir işi başardılar.

Uzayda Samanyolu’nun 3D, yani üç boyutlu bir haritasını çıkardılar. Yani artık haritaya bakar gibi değil, içinde dolaşır gibi görüyorsunuz.

Bu haritayla birlikte kainattaki 1.3 milyon yıldızla ilgili ayrıntılı bilgiler de veriliyor.

Ama bu bütün galaksinin sadece yüzde birini oluşturuyor.  Bütün bunlar “karanlık madde” dediğimiz şeyin ölçülmesine büyük katkıda bulunacak.

“Tamam” “Devam” mı belagati içinde gürültüye gidebilir...

Bu yazdığımı bir kenara not edin...

Kısa süre sonra çok konuşacağız...

KAMBUR BALİNALAR İNSANDAN ÇOK MU SEVİŞİYOR

KAMBUR balinalarla ilgili iyi haber...

Bu balinalar 19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde o kadar insafsızca avlandı ki, az daha yok oluyorlardı.

Ama dünyanın iyi insanları birleşti ve onlar için bir kurtarma kampanyası yapıldı...

Özellikle Antarktika civarında oluşturulan kurtarma bölgeleri sayesinde kambur balinalar hızla çoğalmaya başladılar. Bu bölgenin özelliği sularının çok soğuk olması ve insanlar tarafından ulaşılmasının zor oluşu...

Dişileri artık çok daha fazla gebe kalıyor ve her defasında daha çok yavru doğuruyor.

Bu arada yeni öğrendiğim bir şey...

Kambur balinaların yaşam süreleri insanınkine çok yakınmış...

NÜKHET’İN BU SÖZLERİ NASIL YORUMLANMALI

- NÜKHET Duru’nun yeni şarkısı “Mavi Düşler”i sevdim...

Ama şu sözler var ya...

“Ah benim canım ah

Benim çok kötü bir huyum var

Kimsenin olamam... Hoşça kal”

Nasıl değerlendirmem lazım
karar veremedim.

 

X