"Ertan Acar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertan Acar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Ertan Acar

Matrix’e doğru

18 Ocak 2011

Farkında olmadan giderek sanal kişiliklere dönüşüyoruz. E-postalarla, twitlerle, facebook aracılığı ile haberleşiyoruz. Mevcudiyetimizi
bedenlerimiz değil, sanal dünyadaki profillerimize iliştirdiğimiz sırıtan fotoğraflar sergiliyor.

Aynı evde yaşayanlar bile artık birbirlerinin doğum gününü, evlilik ve tanışma yıldönümlerini, bayramlarını Facebook duvarına yazdıkları mesajlarla kutluyor. Herkesin sabah ilk işi ya da gece uyku tutmadığında veya boş kaldıkları her an Facebook’tan birbirini dürtmek, eşin dostun paylaştıklarını beğenmek, twitter’da sanal aşklar kovalamak, 140 karakter ile entellik cakası satmak haline dönüştü. Digital dünya artık her yerde. Öyle ki cep telefonlarına bile sığmış durumda…

“Klavye ishali” olmuş gibiyiz. Web üzerinden tartışıyor, kampanyalar başlatıyor, tavırlar ortaya koyuyor, ahkamlar kesiyor, hayat görüşü şekillendiriyoruz. Giderek sanal kişilikler haline geldik. Farkında mısınız?

Örneğin satın almayı düşündüğü ürün hakkında internetteki yorumları okumadan hareket etmeyen yeni bir müşteri türü oluşmaya başladı. Artık sanal alemde itibarınız yoksa yandınız. Bu yüzden konvansiyonel ya da eski metotlarla iletişim giderek zorlaşıyor. Pek çok marka hedef kitlesi ile eskisi gibi etkili iletişim kuramamaktan şikayetçi.

Nedeni ortada. Yeni dünya düzenine yani Matrix’e giden digital dünyaya entegrasyon sorunları ya da bu konuda markaların mevcut teknolojik alt yapı eksiklikleri…

Yazının devamı...

‘FB.com’a 8.5 milyon dolar

14 Ocak 2011

Haberin başlığını görünce ilk önce ben de; “Tamam. Her halde Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım digital dünyada ses getirecek bir transfere imza attı anlaşılan” dedim.

Ama yanılmışım.

Bugüne kadar Amerikan Tarım Bürosu'na (American Farm Bureau) ait fb.com’u meğer satın alan Fenerbahçe değilmiş.

Satın almayı gerçekleştiren şirket, fb.com’u kurumsal alan adı olarak kullanacakmış.

Amerikan Tarım Bürosu ile alan adının yeni sahibi arasında geçtiğimiz kasım ayından beri de pazarlıklar sürüyormuş. Sonunda fb.com’un sahibi 8.5 milyon dolar karşılığında Amerikan Tarım Bürosu’nu ikna etmiş.

Fb.com’u satın alan şirketin kim olduğunu az çok tahmin etmişsinizdir.

Tabii ki Facebook…

Facebook, fb.com’u satın alınca Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon’un adlarının kısaltmalarını taşıyan internetteki alan adları kimlerde diye bir göz attım.

Yazının devamı...

Muhteşem Hafta

11 Ocak 2011

Aman Allah’ım ne güzel bir haftaydı. Ne yumurta, ne Wikileaks ne de Ergenekon konuştuk. Binlerce tutuklu dururken işledikleri öne sürülen tüyler ürperten cinayetler nedeni ile yargılanan Hizbullah sanıklarının erken tahliyesi bile canımızı sıkamadı…

Peki neler oldu?

Tüm entellerimiz sanat, tarih, kültür ve akademik özgürlüğü tartıştı geçen hafta. Hatta bu tartışmaya halkta katıldı. Herkes kafayı Kanuni’nin haremine taktı. Bilgi Üniversitesi’ndeki bir öğrencinin bitirme tezi için porno film çekmesi ile başlayan skandala ilişkin sosyal medyadaki ortak yorum muhteşemdi: “İzlemeden bir şey söylemek yanlış olur”…

Muhafazakar kesimlere yaranmak isteyenler de “Muhteşem Yüzyıl”a lanetler yağdırdı, pornocu algılanmaktan korkan Bilgi Üniversitesi kariyerlerine bakmadan derhal hocaları ünversiteden kovdu. Tüm bunlardan bunalan halk, biraz keyiflenmek ve stres atmak için “Eyvah Eyvah 2”yi izlemeye koştu.

Yazının devamı...

“I gas”

7 Ocak 2011

Ertan Acar’ı Hürriyet Benim Sayfam veya http://www.facebook.com/ertanacar001 ya da http://www.twitter.com/ertanacar’dan takip edebilirsiniz...

Yazının devamı...

Araba lastiğinden emniyet kemeri

4 Ocak 2011

Reklamda, otomobil lastiklerini emniyet kemeri gibi bedenlerine giyen ünlüler, güvenli sürüşe dikkat çekerken, kendilerine has tarzları ile büyük sempati topluyor. Reklam filmlerinde her bir ünlü için baba, yeni evli gibi hayli duygusal konseptlerde tek bir mesaj farklı vurgulamalarla verilmiş. Kiminde emniyet kiminde ise Bridgestone kelimesine vurgu yapılmış. Aslında tek bir mesajla verilmek istenen, bilinçaltımıza güzelce kazınmış. Beyaz bir fonda, beyaz ve tonlarında giyinen ünlülerimiz lastiği bir emniyet kemeri gibi “giyerek ya da takarak” emniyet kemeri bilincini de oluşturarak mesaja sosyal bir sos da eklenmiş. Reklam filmlerinde lastik üzerindeki kabartma Bridgestone markasının göze sokulması da cabası.  Trafik kazası gibi negatif bir konuda gezinirken mesajı doğru kurgulamak ve kan ya da parçalanmış araç göstermeden bu işi yapmak çok zor. Bu nedenle sonuç olarak başarılı çalışma Bridgestone reklamları.Film, bana emniyet kemeri kullanımı için aile figürünün kullanıldığı sosyal kampanyaları hatırlattı.Duygusal teması ile Bridgestone’un son reklam filmlerinin kadın izleyicileri erkeklerden daha fazla etkilemesi de olası. Neden mi? Çünkü işin içinde evlilik ve babalık kurumu var. Ancak, filmlerin hepsinde sadece erkek ünlülerin yer alması, özellikle sosyal medyada Bridgestone’un ‘cinsiyet’ ayrımcısı olarak eleştirilmesine de neden olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.Eleştirilerde haklılık payı var. Evet belki kadın sürücüler erkek sürücüler kadar araba lastiği satın almıyor, hatta onlar yerine lastik markası tercihini eşleri ya da hayatlarındaki baba, ağabey, kardeş ya da erkek arkadaş gibi figürler bu tercihi yapıyor olabilir. Ama reklam filminin bir versiyonunda kadın sürücünün de olması, kadın sürücüler açısından daha dikkat çekici olabilirdi. Çünkü trafikte en az erekler kadar iyi araç kullanan, arabasının bakımıyla bizzat ilgilenen kadın sürücülerin de olduğunun unutulmamasında fayda var. Bu gerçeği gördüklerinden midir bilmem? Pazarın diğer aktörlerinden biri olan Continental’in Bridgestone ile eş zamanlı olarak televizyonlarda yayınlanan reklam filminde, karlı havada şarkı söyleyerek keyifle ve güvenle aracını süren kadın figürünün öne çıkartması ise dikkat çekici. 

<ı>Ertan Acar’ı Hürriyet Benim Sayfam veya <ı>http://www.facebook.com/ertanacar001 ya da http://www.twitter.com/ertanacar’dan takip edebilirsiniz...

 

 

Yazının devamı...

Bravo Nokia’ya

31 Aralık 2010

Nokia proje ile ilgili bir basın bülteni göndermiş. Bültende “Dünyanın en iyi kameralı cep telefonunu yaptık dedik, demekle de kalmadık, onunla ilk dizimizi çekmek üzere kolları sıvadık. Yaratıcı tekniklerle Nokia N8’i fonksiyonel bir şekilde kullandık. Çok da eğlendik. Ufuk’un Ahu’ya aşkını, Haydar’ın çapkınlıklarını ve İbrahim’in icatlarını herkesle paylaşmak üzere yeni açtığımız facebook.com/NokiaTurkiye adresinde yayınlamaya başladık” deniyor.
Görünen o ki Nokia, yeni ürününün multimedia özellikleri ile çok iddialı. Nokia genç yönetmen adaylarını N8 ile videolarını çekerek Facebook’taki Nokia Türkiye sayfasına yüklemeye davet ediyor. Yani hedef kitlesini de projenin içine çekiyor.
Nokia N8, Carl Zeiss lense sahip 12 megapiksel kamerası ve Xenon flaşı ile yüksek kaliteli fotoğraf ve HD kalitesinde video çekebiliyor, çekilen görüntüler Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlara doğrudan bağlanıp yüklenebiliyor, evlerdeki sinema sistemine bağlanabiliyor ve bu sayede çekilen videolar büyük ekranda dolby ses sistemiyle de izlenebiliyormuş. Yani telefon tam bir tasarım harikası. Ama lansmanı için hayat geçen halkla ilişkiler projesi en az ürün kadar yenilikçi.
İşin içinde hem sosyal medyayı verimli bir şekilde kullanma ve hedef kitleyi işin içine çekerek sosyal paydaşlık yaklaşımı sergileme hem de haber değeri yaratarak medya ilişkilerinden yararlanma var. Kısacası Nokia bu halkla ilişkiler çalışması ile hedefi 12’den vurmuş…

İletişim sektöründen hizmet satın alanların en büyük beklentisi inovatif yani yenilikçi projelerdir.

Yazının devamı...

Online reklamın yıldızı giderek parlıyor

28 Aralık 2010

Bu beklenti tüm dünyada yaygınlaşmış olsa gerek, online reklamcılığın reklam pastalarından aldığı dilim giderek büyüyor. Sadece Amerika’da 2010’da yapılan online reklam harcamaları yaklaşık yüzde 14’lük artışla 25.8 milyar dolarlara yükselmiş durumda.

www.omddijitalblog.com’da yer alan bir haber analize göre; reklam satın alma harcamalarının tavan yaptığı ABD’de bile reklam harcamaları 2010 yılında online ve basılı gazetelerin toplamında yaklaşık yüzde 6.6'lık bir düşüşle, 45.7 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşecekmiş.

Buna göre; basılı gazete reklam harcamalarının yılı düşüşle, yaklaşık 22.8 milyar dolar seviyesinde kapatması beklenirken, online reklam harcamalarının yüzde 13.9’luk artışla 25.8 milyar dolarlara yükselmesi bekleniyor. 2011’de de gazete ile internet arasındaki harcama farkının artacağı yönünde tahminler var. Buna göre, toplam reklam harcaması, basılı ve online mecraların toplamında 44.6 milyar dolar civarlarına düşecek ve basılı gazeteler için yapılan reklam harcaması 21.4 milyar dolarlara inecek. Fakat öngörüye göre; 2011’de online reklam harcamaları ise 28.5 milyar dolarlara tırmanacak.

Ekonomik kriz döneminde tüm reklam bütçeleri düşmesine rağmen online gazete reklam kullanımının arttığı gözlenmiş. ABD’de 2010 yılında da online gazete reklam harcamaları da daha Aralık ayı verileri netleşmeden tüm gazete harcamalarının yaklaşık yüzde 11.7'sini oluşturmuş. Bu oranın 2011’de yüzde 13'e yükselmesi bekleniyor.

2006 yılından beri Amerika'da basılı gazete harcamaları neredeyse yarı yarıya düşmüş durumda. Buna karşın total online reklam harcamalarının 2014’e kadar 40 milyar doları geçmesi bekleniyor.

Rakamlar sadece ABD’de değil Avrupa’da da aynı paralelliği sergiliyor. O nedenle online reklamcılığın gidişatını gösteren medya satın alma sonuçları, bizlere fikir vermesi açısından çok önemli.

Online reklamcılığın önünde bir tek televizyon mu kalacak, yoksa televizyon mecrası, online mecralar ile ortak noktalarda birleşmeyi mi seçecek? Bunu bekleyip göreceğiz.

Web TV’lerin de yaygınlaşmaya başlaması, gazetelerin online yayınlar karşısında yaşadığı sorunları mevcut karasal ya da uydu üzerinden yayın yapan TV kanallarının da internet karşısında yaşayacağının işareti.

Yazının devamı...

AVM gençliği

24 Aralık 2010

Buna göre genç nüfus alışveriş için tercihini alışveriş merkezlerinden (AVM) ve markalardan yana kullanıyor.

Gerçekleştirilen Yeni Nesil Gençlik Araştırması ya da diğer adıyla  "Harçlık Pazarı Araştırması" sayıları 15 milyonu bulan lise ve üniversite çağındaki gençlerin tüketim alışkanlıkları, hayat görüşleri ve izledikleri trendleri anlamak açısından önem taşıyor.

Araştırmaya göre, gençler en çok spor giyim ve elektronik eşya alışverişlerini AVM'lerden yaparken günlük giyim, ayakkabı ve çanta alışverişi için pasajları tercih ediyorlarmış. Üniversiteli, liseli ve çalışan gençler arasında cep telefonu denince Nokia, spor giyimde d Adidas ve Nike öne çıkan markalar. Kozmetikte ise gençlerin favori markası Avon.

Öte yandan araştırmadan elde edilen bulgulara göre liseli gençler arasında markanın reklamı ve reklamda rol olan yüzün güvenilir olması çok önemli. Çünkü alışveriş tercihlerinde bu büyük rol oynuyor. Üniversite öğrencileri ve çalışan gençler ise reklamları daha çok önemsiyor.

Yine araştırmadan çıkan bir başka sonuca göre ekonomik bağımsızlığını eline almış çalışan gençler giyimlerinde marka giysileri tercih ediyor ve çevresindekilerin marka tercihlerini daha çok dikkate alıyor.

Youth Republic’in Synovate ile birlikte gerçekleştirdiği bu araştırmanın sonuçlarını doğru okumakta fayda var. Çünkü 10-20 yıl sonrasının ana müşteri profilini şimdiden analiz etmek için ipuçları içeriyor.

BMW’den çarpıcı reklam

Almanya'da sinemalarda ön gösterime sunulan BMW'nin son reklamı büyük tartışma yarattı. Reklam filmi insanların Güneş'e bakıp ardından gözlerini kapatmalarıyla oluşan fenomeni kullanıyor. Hani Güneş'e çıplak gözle doğrudan baktığınızda ve ardından gözünüzü kapattığınızda bir görüntü oluşur ve birkaç saniye kalır ya işte ondan söz ediyorum.

Yazının devamı...