Hollanda’da tarih yazan Türk

.

Haberin Devamı

Türkiye’de en çok okunan haberlere bakarsak, futbol haberleri mutlaka en üst sıralardadır. Ailemizde konuştuğumuz konular arasında da, arkadaş sohbetlerinde de hep futbol önceliklidir. Ancak ülkemizde futbol en üst düzeyde bile çıkmaza girmiş durumda. Tüm takımlarımız borç içinde yüzüyor, altyapılar iflas etmiş durumda, birbirini yüceltmek yerine birbirini aşağıya çeken bir rekabet ortamı var. Kupa yarı final maçını bile tamamlayamamış bir futbol dünyasını yaşıyoruz.

Türkiye’deki futbol dünyası hakkında kara kara düşünürken önüme mükemmel bir haber geldi. Bir grup Türk’ün yönettiği ve bir Türk’ün aynı zamanda İsviçre merkezli Football Business Academy’de yüksek lisans programında (www.the-fba.com) Financial Strategy in Football dersi veren Işıtan Gün’ün Başkanı olduğu Fortuna Sittard bulunduğu ligde şampiyon olarak Hollanda 1. Lig’ine çıktı.

Haberin Devamı

Hollanda’da tarih yazan TürkFortuna Sittard, Hollanda’nın ilk profesyonel kulübü. Tarihi 1900’lerin başına dayanıyor. Tarihinde Mark van Bommel, Kevin Hofland, Fernando Ricksen gibi uluslararası yıldızları altyapısından çıkarmış bir kulüp. Işıtan Gün, kulübe 2016 yazında geldi. Son 15 yıldır kulübün bir defa 7.liği bir defa da 8.liği vardı. Kalan bütün sezonları 15. veya daha altta bitirmiş. 1.5 yıl içinde 16 yıldan sonra Türklerin yönetiminde tekrar 1. Lige çıktı. Hollanda’da yabancı sahibi olan 3. Kulübü, diğerleri ADO Den Haag ve Vitesse. Dünyada bir Türk’e ait olan en üst düzey spor kuruluşu. Bu tarihi başarının ardından şehir meydanında çok büyük kutlamalar yapıldı ve Işıtan Bey’den içinde Papa, Hollanda Kralı, başbakanların imzalarının olduğu şehrin özel anı defterini imzalamasını istediler.

Bu eşi benzeri görülmemiş başarı için hemen Işıtan Bey’i tebrik ettim ve başarısı hakkında birkaç soru sordum ve aşağıdaki notlar oluştu. Bence bu cevaplar ülkemize ışık olacak. Bir Türk gidip Hollanda’da bunu başarıyorsa, neden Türkiye’de de yapılmasın?

HİYERARŞİ YOK
Yönetim: Doğru yönetim ilkelerini özetlemek tabii ki zor, ama bunun idari, sportif ve mali ayakları var. Her 3 alanda da doğru yapıyı kurup doğru aksiyon almak gerekiyor. Sportif anlamda doğru yatırımları yapmak gerekiyor, bu da uluslararası boyutta bir ağ ve deneyim gerektiriyor. Fortuna Sittard’da bu işlerimizi Ogan Tarhan yönetim kurulu danışmanı olarak yönetiyor. Kadro planlaması, altyapıdaki yeteneklerin değerlendirilmesi, gelen/giden oyunculara ilişkin kararları, kulübün bütçesi çerçevesinde Teknik ekiple o yönetiyor. Mali anlamda, futbolda ayakta kalmanın en önemli faktörü, bütçe disiplini. Anlık kararlara sapmadan bütçemiz içinde hareket etmek, buna dikkat ediyoruz. İdari anlamda ise kısaca “adama göre iş” değil “işe göre adam” prensibiyle hareket ediyoruz, çok genç ve şevkle çalışan bir ekibimiz var. Herkes kendini değil, kulübü düşünüyor, birinci kriterimiz bu. Bu anlayışı benimsemeyen arkadaşlarla devam etmiyoruz, mevcut olanlar da zaten uyum sağlayamıyor. Karar mekanizmaları kesin çizgilerle belli ancak sıkı bir hiyerarşi yok, herkes fikrini özgürce ifade ediyor.

Bütçe: Hollanda ligindeki kulüplerin ortalama bütçesi 20 milyon Euro seviyesinde. Buradaki lisans mevzuatı çerçevesinde zaten denk bütçe mecburiyeti var, gelir gider arasında uyumsuzluk varsa Federasyon bunun yönetim/kulüp sahipleri tarafından karşılanmasını şart koşuyor. Her sezon öncesi bütçe Federasyona sunuluyor, ciddi bir süreçte her varsayım dahil sorgulanıyor ve ancak ondan sonra onaylanıyor. Sezon içinde ise bütçe ile fiili sonuçlar arasındaki farka göre kulüpler puanlanıyor. Çok sıkı bir takip süreci var.

Gelecek planları: Gelecek planları- sportif anlamda Hollanda birinci liginde kalıcı bir kulüp olmak. Kulüp büyük geçmişine rağmen adeta üzerine ölü toprağı serpilmiş gibiydi. İlk etapta bunu canlandırmayı hedefliyorduk ve bunu başardık. Öte yandan akademimizi daha da geliştirerek Avrupa’daki en iyi altyapılardan biri olmayı hedefliyoruz ancak bu zaman alacak bir süreç, sabırlı hareket ediyoruz. Mali anlamda sürdürülebilir bir yapıda organik büyümeyi tesis etmek istiyoruz. Şu anda Avrupa’daki kulüplerin %50’sinden fazlası kar ediyor. Özellikle spor ekonomisinin büyümesi ve 2011 sonrası mevzuat değişiklikleri sayesinde futbol çok istikrarlı ve karlı bir sektör olarak kendini ispat etmiş durumda. Maalesef Türkiye’deki algı bunun aksi yönde, ama gerçek bu.

Türkiye’de yönetim: Şu anda böyle bir planım yok. Dernek yapısından kaynaklanan karar alma süreçleri mevcut haliyle kaldığı sürece, kulüplerin mali ve idari anlamda istikrarlı başarıya ulaşmaları bana göre çok zor. Oysa ki inanılmaz bir potansiyel var ve bizler ne yazık ki bunu değerlendiremiyoruz. Maalesef büyük liglerdeki kulüplerle aramızdaki fark da giderek açılıyor. Barcelona yakın dönemde 1 milyar Euro ciro hedeflediğini ilan etti, ve yakalayacak da. Diğer uçta ise, yılda 25-30 milyon Euro oyuncu bütçeleriyle başarılı olan bir Ajax modeli var. Hollanda her yıl 60 milyon Euro üzerinde oyuncu transferinden net girdi sağlıyor. Futbolun endüstri haline gelişini 20 yıl olarak kabul ederseniz, bu dönem içinde 1-1.5 milyar Euro cari fazla vermiş Hollanda futbolu. Türkiye’de 3 büyüklerin toplam borcunu Euro cinsinden hesaplayın, hemen hemen aynı tutarla karşılaşacaksınız. Demek ki mesele, yapıda ve stratejide. Doğru bir strateji oluşturup ona göre hareket etmek şart. Strateji oluşturmanın birinci koşulu da kendini tanımak ve sorunların önceliğinin belirlenmesidir. Türk futbolunda öncelik olarak görülen, algılanan, tartışılan konular bu anlayışla ne kadar örtüşüyor, bilemiyorum.

ALTYAPI SİSTEMİ FARKLI
Futbolcu eğitimi/seçimi: Burada kulüp altyapılarının sistemi çok farklı. Fortuna Sittard’da 12 yaşından itibaren futbolcu olma yolunda ilerlemek isteyen bir genç, okul kararını da buna göre vermek zorunda. Bunu yaptıktan sonra haftada 3 gün sabah erken ilk idmanını yapıyor, sonra okuluna gidiyor, okul sonrası ikinci idmanı yapıyor, haftasonu da bir maç oynuyor. Bazı günler ise tek idman var. Yani haftada en az 7 idman ve 1 maç oynuyor çocuk, 12 yaşından itibaren. Her yıl yeteneği değerlendiriliyor, önümüzdeki sezon devam edip etmemesine ailesi, hocaları, pedagoglar birlikte karar veriyor. Bu doğal filtreleme sistemi sonunda zaten olgunluk dönemine geldiğinde temelleri çok sağlam oluyor, hem fiziksel, hem mental anlamda.

Yazarın Tüm Yazıları