Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yağda ezber bozuluyor

BİLİM dünyasında son 1.5 yılda gerçekleşen çalışmalar, doymuş yağlar konusunda ezber bozan bulguların ortaya çıkmasına yol açtı. Buna da, toplam 650 bin tüketiciyi kapsayan, 77 farklı araştırmadan elde edilen sonuçlar yol açtı. Bu analizlerden elde edilen ortak sonuçlarda, doymuş yağların insan sağlığı üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmadığı, aynı zamanda doymamış yağların da olumlu etki oluşturmadığı ortaya çıktı.
Bu sonuçlara bir de Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) ile Avrupa Kardiyoloji Birliği’nin (ECU) yaptığı son değerlendirmeler eklenince, tüm dünyada “yağlarda yaşanan savaşlar artık bitiyor mu?” sorusu tartışılmaya başlandı. Bir anda trans yağ içermeyen margarinler, tüm yağ çeşitleri arasında önemli bir alternatif haline dönüştü.

DOYMUŞ YAĞ AKLANDI MI


Bu tartışmaları da geçtiğimiz aylarda Time Dergisi’nin konuyu “Yağ üzerinde yapılan savaşa son” başlığıyla kapağına taşımasının ardından, geçtiğimiz 12 Ağustos günkü baskısında British Medicine Journal’in de (The BMJ) doymuş yağların kalp hastalıkları ile ilgisinin olmadığını vurgulayan bir araştırmayı yayınlaması ve Kanada McMaster Üniversitesi’nin son yaptığı meta analizlerin sonucunda, asıl riskin sadeci trans yağ asitlerinden kaynaklandığını ortaya koyması, iyice alevlendirdi.
Bilim dünyasında yaşanan tüm bu gelişmeler, üretim tesislerinin teknolojisini tamamen yenileyerek, 2006 yılından itibaren ürünlerini trans yağlardan arındırmayı başaran Türkiye’de ki margarincileri de harekete geçirdi.
Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği uyarınca, 2007 yılından itibaren her 100 gram yağda 1 gramdan az trans yağ içeren ürünlerin ambalajlarında “Trans yağ içermez” ibaresini koyan Türkiye’deki margarin sanayicilerini bünyesinde toplayan MÜMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yurdagül, Türkiye’de genellikle katı görünümde olan yağların doymuş, sıvı görünümünde ki yağların da doymamış yağ olduğu gibi yanlış bir kanının oluştuğuna değinerek, “Oysa doğada bulunan bütün yağlar, hem doymuş hem de doymamış yağ asitlerini içeriyor. Bu ayçiçeği yağında yüzde 11, mısır yağında yüzde 13, soya yağında yüzde 16, zeytinyağında ise yüzde 15-17 doymuş yağ bulunuyor. Bitkisel yağların bir karışımı olan margarinde ise oran kasede yüzde 15, paket margarinde de yüzde 25-30 oranındadır” diyor.
Yurdagül, “Zeytinyağından başka yağ kullanmayın’’ önerilerine de karşı çıkarak, “Bu iddia ne kadar gerçekçi olabilir?” diye soruyor. Yurdagül, “İki gerçeği bilmeli ve ona göre bir değerlendirme yapmalıyız. Türk halkının tamamen zeytinyağı kullanabilmesi için yılda 1 milyon 600 bin ton ürün gerekiyor. Oysa, Türkiye’nin üretimin 150 -200 bin ton seviyesinde. Sızma zeytinyağı ise ayçiçeği yağı ve margarinin en az dört kat daha pahalı bir fiyattan satılıyor. Ayrıca, bir yandan ‘Trans yağ yemeyin, doymuş yağdan kaçının’ denilirken, diğer taraftan da tereyağ, kuyruk ve iç yağ gibi hayvansal yağları öneren uzmanlar da bulunuyor. Son bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki artık yağ üzerinden yapılan tartışmalara bir son verilmesi ve seçim kararının tüketiciye bırakılması gerekiyor” açıklmasını yapıyor.

X