Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Valiz kilidini kırma bedelini kim ödeyecek?

HAVA yolu şirketleri ile yolcular arasında yaşanan sorunların başında kaybolan ya da hasar gören bagajlar geliyor.

Uluslararası Havayolları Birliği’nin yaptığı araştırmalara göre, bir yılda kaybolan ya da hasar gören valiz sayısı, 30 milyon adedin altına düşmüyor. Sadece bu tip valizler yüzünden havayolu şirketlerinin uğradığı zarar, 2 milyar doları buluyor. Bu 2 milyar doları da, yolculara ödenen tazminatlar, valizlerin bulunması için oluşturulan takip sistemleri ve bulunan valizlerin yeniden sahiplerine ulaştırması için yapılan harcamalar oluşturuyor. Şimdi bu sorunlara bir yenisi daha eklendi. Bu da, geçtiğimiz haziran ayında Milli Sivil Havacılık Güvenlik Toplantısı’nda kilitli valizlerle ilgili alınan karardan kaynaklanıyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün geçtiğimiz kasım ayından itibaren uygulamaya konulduğunu açıkladığı bu karar uyarınca, güvenlik birimleri bundan böyle gerek duyduğu taktirde uçak altı bagaja verilen yolcu valizlerinin kilitlerini kırıp, açacak ve içinde yer alan eşyaları yolcu gözetiminde olmadan inceleyebilecek.  


AMERİKA’DA KIRMADAN YAPILIYOR


Oysa, daha önce valiz uçağa yüklenmeden önce yolcu anons edilerek, valizinin başına getiriliyor, kilidi açtırılıp, yolcunun gözü önünde gerekli kontroller yapılarak, işlem gerçekleştiriliyordu. Şimdi bu işlemden zaman kaybına yol açtığı gerekçesiyle vaz geçiliyor ve şüpheli bagajlar yetkililer tarafından sadece kameraların önünde zorlanarak kilidi kırılıp, açılabiliyor. Hasarlı valizi teslim alan yolcu, bu işlemden ancak kontrolü yapan yetkilinin valizin içine koyduğu notu okuyunca haberdar olabiliyor. Bu işlem, Amerika’da TSA diye adlandırılan Transpotation Security Administration yani Ulaştırma Güvenlik İdaresi tarafından yapılıyor. Ancak, bu da Amerika’da bagajlarda tek bir kilit sisteminin uygulanması ve şifre çözücü kilit anahtarının sadece TSA’da bulunması sayesinde oluyor. TSA kilitleri denilen bu sistemde yolcu valizini istediği şifreyi koyarak kilitleyip, bagaja veriyor. Şayet bagaja verilen bu valizden şüphelenilmişse yetkililerin elinde bulunan şifre çözücü anahtarla valiz açılıp, hiç bir zarar vermeden inceleme yapılabiliyor. Türkiye’de ise böyle bir şifre çözen anahtar uygulaması yok. Şüphelenilen çantaların kilitleri zorla kırılıp, açılıyor. 


YASAYA GÖRE SORUMLU BELLİ


Peki, Türkiye’de uygulanacak bu işlem sırasında valizlerde oluşacak hasar ve bu hasar yüzünden oluşacak zararların sorumluluğunu kim üstlenecek?  İşte o zaman havayolu şirketleri ile düzenlemeler devreye girecek. Bu da, Türkiye’de Türk Sivil Havacılık Kanunu’yla belirleniyor. Yasanın 121’nci maddesine göre, tescil ettirilmiş bagaj ve ya yükün kaybı ya da zarara uğraması halinde, zarara sebebiyet veren olay, havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş ise zarardan taşıyıcı sorumlu tutuluyor. Varşova Anlaşması’na göre de, hasarlı valiz ve kayıp eşya için kilo başına 20 dolar ödeme yapan havayolu şirketlerinin valiz başına üstlendiği tazminat bedeli en fazla 400 dolar oluyor. Ancak, bu bedel, dava açıldığı taktirde, mahkemeler tarafından maddi zararın yanı sıra manevi zararlar da göz önüne alındığı için 6 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.   


ŞAHSİ MALA ZARAR VERME


Kendinden kaynaklanan hasar ve zararları bile tazmin etmemek için her türlü yola başvurmaktan çekinmeyen havayolu şirketleri, kendilerinden kaynaklanmayan bu zararları üstlenmeye yanaşacak mı? Kilidi kırılmış, hasarlı valizi teslim edilen yabancı yolculara bu durum, nasıl açıklanacak? Uygulamadan nasibini alacak yabancı hava yolu şirketlerinin tutumu ne olacak? Yolcuların şahsi mallarına zarar verme sorumluluğundan sadece “Şüpelendik” diyerek, sıyrılmak mümkün olacak mı?Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, “Valizinizi kilitlemeyin, kırarım” demek yerine, Amerika’da ki gibi uygulamaları inceleyip, benzer çözümler geliştirmesi ya da tercihi yolculara bırakması gerekmez mi? Tüm bu yanıt arayan sorular, mağduriyetlerin başlamasıyla birlikte sadece hava yolu şirketlerinin değil, aynı zamanda kararı alan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün ve yetkili emniyet birimlerinin de başını ağrıtacağa benziyor. 

X