"Erdem Cürgen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdem Cürgen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdem Cürgen

Atanın kızları yeni hikayeye başlarken

Tarihinde Avrupa Şampiyonalarında en büyük başarısı 1963’de 10.luk olan Kadın Milli Voleybol Takımımız 1995’ten sonra bir türlü Avrupa Şampiyonalarına katılamaz. Voleybola yeni yatırımlar yapılır ve 1967’de İzmir’de 11.olduğumuz şampiyonadan sonra 2.kez; 2003 Avrupa Şampiyonası Türkiye’ye alınır, A Milli Takım’ın başına efsane bir isim Deniz Esinduy geçer. Kadroya hem genç, hem tecrübeli yetenekli oyuncular dahil edilir ve güzel bir harman yapılır.

Neslihan, Natalia Hanikoğlu, Aysun Özbek, Esra Gümüş gibi başarılı sporculardan oluşan kadro hazırlıklarına son hız devam ederken; turnuvaya 8 gün kala büyük bir şok yaşarlar. 11 Eylül’ü 12 Eylül’e bağlayan gece Baş Antrenör Deniz Esinduy kalp krizi geçirir ve hayatını kaybeder.

Kalan kısıtlı sürede yeni bir hoca bulmak ve o hocaya takım emanet etmek imkansızdır. Takım Yardımcı Antrenör Reşat Yazıcıoğulları’na teslim edilir. Psikolojileri bozulma noktasına gelmiş, bu büyük şoku yaşayan genç yaştaki kızları toparlar ve 20 Eylül’de Romanya karşısına çıkartır Reşat Hoca; çok rahat bir galibiyetin ardından arka arkaya set dahi kaybetmeden Sırbistan&Karadağ, Rusya ve Slovakya’yı yenerek grupta ilk 2’yi, turnuvada ise yarı finali garantilerler. 5.gün 3-2 kaybedilen Almanya maçına rağmen; yarı final maçı kahvelerde bile izlenir. Türk halkı yıllar sonra Voleybolu bu kızlar ve hocaları sayesinde yeniden keşfetmiştir. Çapraz grubun lideri Hollanda’yı da yarı finalde 3-0 yenen kızlarımız Avrupa Şampiyonası finaline ulaşırlar. Glinka’nın harika performansına karşı koyamaz ve Avrupa Şampiyonluğunu Polonya’ya kaptırırlar.

Turnuva esnasında “Filenin Sultanları” lakabını alan kızlar, 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonasındaki Erkek Basketbol Takımına benzer bir havayı hepimize yaşatırlar ve o günden sonra Türk Milli Kadın Voleybol Takımı Avrupa’da ve Dünya’da söz sahibi olan, tanınan bir takım haline gelir.

Bu jenerasyonun verdiği ilhamla beraber; Eczacıbaşı, Vakıfbank başta olmak üzere kulüpler adeta oyuncu fabrikası gibi çalışıp, parkeye devamlı yetenekli genç oyuncular kazandıracaklardır. Bu takım sadece parkede harika işler yapmakla yetinmez, ahde vefaya da önem verir. Turnuva öncesinde hayatını kaybeden Deniz Esinduy’un ailesine kazanılan ödüllerin %10’u verilir, aile borçlarından kurtarılır.

Reşat Yazıcıoğulları, milli takım mucizesinin yanı sıra aynı günlerde Kocaelispor Kadın Voleybol takımıyla da harikalar yaratmaktadır. Takım Avrupa Şampiyonasındaki başarısının ardından Japonya’da Dünya Şampiyonasına katılır. Dünya Şampiyonasında 15 takım arasında 9.olan kızlar; “Ata’nın Kızları” olarak da anılmaya başlarlar. Dünya Şampiyonasındaki İtalya maçı 10 Kasım gününe denk gelir. Yerel Saat ile 16:05; TSİ 9:05’te Reşat Yazıcıoğulları mola ister; molada hiçbir şey konuşmaz. Bütün teknik heyet ve sporcular Atalarına saygı duruşunda bulunurlar; tam da Türkiye’nin neredeyse her metropolünde sirenler çalarken.

Atanın kızları yeni hikayeye başlarken

Reşat Hoca’dan sonra Filenin Sultanlarında İtalyan Hocaların dönemi başlar; Chiappini, Motta ve Barbolini; Mehmet Bedestenlioğlu’nun birkaç aylık görevi dışında Türk Kadın Voleybolunun yaklaşık 10 yılına damga vururlar.

Motta hocalar arasında en başarılı olanıdır. 2011 Avrupa Şampiyonasında İtalya, Rusya gibi devleri yenerken; yarı finalde turnuvayı şampiyon olarak bitirecek Sırbistan’a Belgrad’da 3-2 kaybeder. 3.lük maçında ise İtalya’yı bir kere daha yenerek Bronz madalyayı kazanır.

Motta, Olimpiyat elemelerinde başarılı olarak takımı 2012 Londra Olimpiyatlarına götürür; Atanın Kızları, Brezilya ve ABD gibi olimpiyat finali oynayacak 2 takımın da bulunduğu ölüm grubundan, Sırbistan ve Kore maçlarını kazansa da çıkamaz.

2012 yılının sonları yaklaşırken Kadın Voleybol Takımımız ve Motta iyi bir kimya yakalamıştır. Fakat Erol Karabıyık federasyonunun; özellikle Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımını forma gibi sudan bir sebeple Şampiyonlar Ligine göndermemesi üzerine koltuğu sallanır ve seçimleri Özkan Mutlugil; Erol Karabıyık’a karşı 19 oy farkla kazanır.

İlk icraat olarak da tıkır tıkır işlemeye başlayan Motta’yı ve sistemini bozup Barbolini’yi göreve getirir. O günden sonra Kadın Milli Takımımızda bir düşüş başlar, önlenemeyen düşüş 3 yıl sonra Barbolini’nin kovulup 28 yaşında eski bir voleybolcu olan ve hayatında hiç Baş Antrenörlük tecrübesi yaşamamış (Barbolini’nin yardımcısıyken takımın başında çıktığı Avrupa Ligi maçları hariç) Ferhat Akbaş’ın milli takımın en tepesine getirilmesiyle sonlanır.

Ferhat Akbaş döneminin nasıl sonlanacağı, büyük bir kura şansına sahip olduğumuz ve 4.bitirebildiğimiz 2015 Avrupa Şampiyonasında kendisini belli etmiştir. Hala Rio 2016 Olimpiyatları için umut varken ve bir değişim gerekliliği ortadayken maalesef bu yapılmamış ve Ferhat Akbaş ile Olimpiyat Elemelerine gidilmiştir. Ankara’da yapılan Avrupa Kıtası Olimpiyat Elemelerinde de Ferhat Akbaş cephesinde değişen pek bir şey maalesef olmaz. Sosyal medyada; genç kızların sevgilisi olması, takım elbisenin kendisine çok yakışması, hatta tableti Vakıfbank’ta yardımcılığını yaptığı Guidetti’den daha çok kullanması maalesef biz voleybol severleri mutlu etmesi için yeterli olmaz. Kendi sahamızdaki Avrupa Kıtası Olimpiyat Elemesinde 1.olup direkt olimpiyata gitme şansımız varken, 2 ve 3.sırayı da kaçıran Filenin Sultanları Dünya Olimpiyat Elemesine katılma şansını da kaybeder.

Kadın Voleybol Milli Takımının beklentinin altında kalması ve Ferhat Akbaş inadı Özkan Mutlugil federasyonunun sonu olur. 2016 Kasım sonundaki seçimde aday bile olamaz ve Mehmet Akif Üstündağ dönemi başlar.

Mehmet Akif Üstündağ, Kadın Milli Takımımızın başında belki de en çok görmek istediğimiz isim olan Guidetti ile anlaşır. Filenin Sultanlarından beklenti büyüktür, fakat Avrupa Şampiyonası öncesi yapılan uzun tatil ve yaşanan sakatlıklar turnuva öncesi bazı soru işaretlerine sebep olur.

İşte o soru işaretlerine cevap verme zamanı geldi çattı. Azerbaycan ve Gürcistan’ın beraber yapacakları Avrupa Şampiyonası Cuma günü başlıyor. Milli Takımımız ilk maçını son 2 Avrupa Şampiyonasının Altın madalyalı takımı Rusya’ya karşı Cumartesi akşamı Bakü’de yapacak. Gruptaki diğer rakiplerimiz Bulgaristan ve Ukrayna ise sıralamada geride bırakabileceğimiz takımlar gibi gözüküyor. Grup liderlerinin direkt çeyrek finalist olacağı turnuvada gruplarını 2 ve 3.sırada bitiren takımlar çapraz olarak eşleşecekler.

Kalbimiz gözbebeğimiz Filenin Sultanları ile beraber olacak. Bu şampiyonada alınacak bir madalya, 2019’da ev sahipliği yapacağımız Avrupa Şampiyonasında kürsünün en üstüne çıkıp Altın madalyayı alacağımızın bir göstergesi olabilir. Oradan sonra sıra 2020 Tokyo Olimpiyatlarına gelecek, yani bu uzun, heyecanlı yolculuğun başlangıcı bu turnuva olabilir. Geçtiğimiz günlerde 23 Yaş Altı Dünya Şampiyonasında Slovenya’yı eze eze yenerek Dünya Şampiyonu olan genç kızlarımızı da görünce, kim oynarsa oynasın bu takıma olan inancımız gün geçtikçe artıyor. Atanın Kızlarını kürsüde altın madalyayla göreceğimiz günleri iple çekiyoruz.

 

X