"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Küresel ekonomi nereye, biz nereye?

KÜRESEL ekonomideki gelişmeleri, teknolojideki ilerleme ve buluşları izleyip, aynı zamanda içerideki haberleri okuyunca, sizin de içinize bir sıkıntı çökmüyor mu? Özellikle çocuğu olanlar daha çok kaygılanmıyor mu?

Geçen hafta WSJ’den aktarılan bir haberde ABD’de teknoloji şirketlerinin gelişmesi, diğer alanlara da el atarak ne kadar hızla büyüdükleri anlatılıyordu. Sadece bu haberi okuduğunuzda bile, birçok soru akla geliyor.

Şahsen; ABD’deki eski silah ve petrole dayalı sanayi ve buna bağlı yönetim yapısının değişmek zorunda kalacağını, Trump’un ancak eski sanayinin etkinliği için kısa bir nefes molası olabileceğini, “eskinin  kaybetmesinin kaçınılmaz olduğu”nu düşünüyorum. Yani ne kadar direnilse de, yeni çağın ekonomisinde teknoloji şirketlerinin baskın olacağı aşikar.

SUYUN AKIŞI BELLİ

Bununla birlikte, belki de gelecekte yaşayacakları sıkıntıları gördükleri için, son günlerde birbirlerine giren körfez ülkelerinin zayıflayacağı, mevcut yönetimlerin kalamayacağı artık açık değil mi? ABD’ye diyet borcu ödemek için yaptıkları silah anlaşmaları daha ne kadar ABD’deki eski sanayileri ve körfez ülkelerinin buna bağlı hükümdarlıklarını koruyabilir ki? Dökme suyla değirmenin dönmeyeceği artık açık değil mi?

Teknoloji şirketlerinin bu kadar büyümesi, 40-50 yıl sonrasını tahayyül ettiğinizde, size de yeni bir dünya düzenine, hatta “tek dünya devleti”ne doğru gidildiğinin işaretleri gibi gelmiyor mu?

Teknolojik gelişimin demokratik bir kültür üzerinde yeşerdiği ve yaşaması için bu iklimin devamını geliştirip koruması gerekeceğini de düşünüyorum. Bunun gelişmiş ülkeler üzerinden, özellikle ABD ve AB üzerinden, Türkiye’deki ekonomik ve siyasi yapının değiştirilip derinleştirilmesini de sağlayacağını, bizim üzerimizden Afrika ve sisteme dahil edilecek Asya ülkelerine doğru genişlemek zorunda kalınacağını tahmin ediyorum. Yani suyun akışı belli; bu akışı tüm ülke yönetimlerinin görüp, bizimki başta olmak üzere, bu suyun akışına karşı durmadan, suyun akışına uyumlu hareket etmeleri gerekiyor. Bu akışı göremeyen veya gördükleri halde kişisel nedenlerle direnenlerin, hem kendilerine hem halklarına kötülük etmiş olacakları açık değil mi?

HÂLÂ FAİZ MÜDAHALESİ KONUŞUYORUZ

Bu saydıklarım uzaktan görünen, henüz netleştirilemeyen büyük tabloya ait. Ama hayat devam ediyor ve günlük kaygılarla hareket etmek durumundayız. Ancak unutmayalım; tablonun tümünü görmeye çalışırsak detayları daha doğru okuyabiliriz.

Günlük gelişmelere baktığımızda; Fed’e bağlı bir küresel ekonomi trendi var; bizim gibi ülkeler buna göre yön buluyor. Fed’in yavaşlasa da faizleri artırmaya devam edeceği, likiditeyi sıkacağı, normalleşmenin başladığı kesin. Bu da kapitalizmin yine kendini yenilemesini sağlayan 2008 krizi için ödenecek bedelde, ABD ve AB gibi ülkelerin sürecin sonuna geldiğini, artık sıranın bizim gibi ülkelere geldiğini gösteriyor. Yani sermaye artık kendi ülkesine dönecek, bizim gibi kaynak sıkıntısı çeken ülkeler bunun bedelini ulusal paralarıyla, yani fakirleşerek ödemek zorunda kalacak.

Bu genel gidişat içinde büyük tabloyu göremeyen yönetimlere sahip ülke halkları daha fazla bedel ödemek zorunda kalacak, daha fazla fakirleşecekler.

Teknoloji devrimine hiç katkınız yoksa, bunu becerecek insan gücü eğitiminde hep gerilemeye devam ediyorsanız, demokrasiden uzaklaşıp hem geleceği yaratan iklimi yaratmıyor, hem uluslararası doğrudan yabancı sermaye çekemiyorsanız, küresel gelişmeleri ancak seyretmek zorunda kalırsınız.

Dünyadaki gidişata uygun davranmak yerine, örneğin hala “faize müdahale”yi konuşuyorsak,  baştan kaybettiğimizi görelim.

X