"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Enflasyon düşmeyince banka bilançolarıyla faize müdahale

REEL sektörü kurtarmak için KGF’ye Hazine garantisi vererek kredilerin patlamasına neden olan hükümet, şimdi bu nedenle yükselen faiz oranlarını düşürmek için çabalıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) son dönemde bu amaçla, banka bilançolarına ilişkin sürekli düzenleme yapıyor.

Geçen hafta yönetmelik değişikliği yapan BDDK, likidite karşılama oranı hesaplamasında zorunlu karşılıkların yüzde 100’ünün yüksek kaliteli likit varlık sayılmasını kabul etti. Bu yolla bankaların mevduata ihtiyacının azaltılıp faizin indirilmesi amaçlanıyor.

BDDK yine bu aybaşında sermaye yeterliliği hesaplamasındaki KOBİ tanımını değiştirerek, bankaları sermaye yeterlilik hesaplamasında rahatlatmıştı.

BDDK Başkanı Mehmet Akben dün açıklama yaparak, “bankaların ellerini rahatlattıklarını” söylemiş. Faizin ve maliyetlerin aşağı düşmesi açısından birtakım düzenlemeler yaptıklarını belirtip, mevduat faizlerinin zamanla gerilemeye başlayacağını bunun da kredi faizlerine olumlu yansıyacağını kaydetmiş. Akben TL kredi ve KGF destekli kredi büyümesinde son haftalardaki yavaşlamanın da kredi faizlerine olumlu yansıyacağını kaydetmiş.

Mevduat oranlarının zorunlu artışı hükümeti telaşlandırmış, “Reel sektörü kurtaralım derken, kredi faiz oranlarının yeniden artmasına neden olarak reel sektörü yeniden zora soktuğunu” farketmişti. Bakanlar toplantılar yapmış, bankacılar gevşeyecek kredi artışları nedeniyle mevduat faizlerinin biraz aşağı geleceğini, talep ve maliyetler düşmeden bu kredi hacmiyle mevduat faizinin mecburen yüksek olacağını söylemişlerdi. 

Bu düzenlemelere bakıp, “Sorun yok; kredi faizleri öyle ya da böyle düşüyor” diyebilirsiniz. Ancak tüm bunların bedelinin olduğunu unutmayalım...

Faizlerdeki yüksekliğin temel nedeni enflasyonun yüksek olması. Merkez Bankası çift hanedeki enflasyonu, “hiç olmazsa bu seviyede tutalım” diyerek,  fonlama faizlerini yüksek tutuyor. Normal olanı gösterge faizi yüksek tutması ama dolaylı yol denemeye devam ediyor.

BANKALAR NİYE GÜVEN MÜESSESESİ?

Böyle bir ortamda, “Siz reel sektör zor durumda kaldı Hazine garantisi verip kredileri patlatayım” derseniz, böyle sonuçları olacağını da bilmelisiniz.

Yani faizlerin aşağı inmesi için asıl olarak enflasyonun aşağı inmesi gerekiyor. Belli ki bu konuda ciddi bir yol alınamayacak; o nedenle tali yollarla, bazen geçici olduğu biline biline, faizler düşürülmeye çalışılıyor.

Bunun için mevduat üzerindeki vergi yükünün indirilmesi en etkili ikinci çözüm. Ancak mali disiplin de bozulmaya başladı, bütçe açığı büyüyor, o nedenle bu vergi kaybına Maliye razı olmuyor. Geriye yan yollarla maliyeti düşürüp kredi faiz oranlarını indirmek kalıyor. İşte BDDK’nın son düzenlemeleri bu amaca yönelik.

İyi de, şimdi yumuşatılan rasyo düzenlemeleri neden konmuştu, bu kurallarda gevşemenin etkisi olmayacağı düşünülebilir mi? Elbette olacak ama şimdi bankalar karlılıklarını korudukları, Hükümet de faiz artışı frenlendiği için BDDK’nın düzenlemelerinden memnun.

Kimse “Bağımsız olması gereken BDDK’nın görevi bankaların sağlıklı ve ihtiyatlı yapılarını sürdürmek mi, politikacıyı rahatlatmak mı?” diye sormuyor.

“Bankalar güven müessesidir” diye boşa söylenmemiştir. Bankalar halkın tasarruflarını emaneten kullanırlar. O nedenle çok sıkı kurallara tabi olmaları gerekir ki, halkın tasarruflarını fazla kar için tehlikeye atmasınlar. Bedeli yine Hazine yani halk ödemesin..

Yarın bağımlı olduğumuz yabancı sermaye, “Bankalarınızın kuralları gevşedi” diye fon akışından vazgeçerse ne olacak?

X