"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Bakan ‘İş kazalarının yüzde 98’i önlenebilir’ demişti

ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, çok değil 2 yıl önce iş kazalarının yüzde 98’inin, meslek hastalıklarının da yüzde 100’ünün gerekli tedbirler alındığı takdirde önlenebileceğini söylemişti.

Bu da ilk ağızdan iş kazalarının “mesleğin fıtratı” olmadığını, kader diye işin ucunun bırakılamayacağını, gerekli tedbir alınmadığı için işçi ölümlerinin yaşandığını kabulü anlamına geliyor.
Peki, neden iş kazalarında ve ölümlerde Çin’i bile geride bıraktık.
Soma’daki 301 işçinin ölümü, ardından İstanbul’daki gökdelen inşaatında 10 işçinin ölümü, artık konu ve anlayışın daha kapsamlı ele alınmasını gerektiriyor.
Anlayış derken; gökdelenin sahibinin “işçilerin gerekli tedbirleri uygulamadığı” gibi sudan gerekçesi, sorumluluğu üstünden atma çabasından söz etmiyorum. Tabi ki işçi kendi güvenliğini savsaklamış olabilir ama asıl sorumlu kim?
Siz devlet olarak işçinin sağlığını ve güvenliğini yeterince koruyacak kuralları koydunuz mu, bu kurallara uyumu denetlediniz mi, kurallara uymayan işvereni yeterince ağır cezalarla caydırıcı kıldınız mı, iktidara yakın diye bazı işverenlerin ihmallerini gözardı edip, göstermelik cezalarla geçiştirdiniz mi, ayrım yapmadan gerekli kuralları uygulayıp devlet olarak gerçekten insanınızı düşündüğünüzü ispatladınız mı, önce bu soruların sorulması gerekmiyor mu?
Peki, işverene dönüp senin bunca karları elde etmeni sağlayan işçilerin sağlığı ve güvenliği için yeterince özen gösterdin mi, kuralları işçi istemese de zorla uyguladın mı, fazla çalıştırma yaptırarak emeğini hakkını gasp ettin mi, taşerona topu atıp sorumluluğu üstünden atmaya çalıştın mı, taşeronun kurallara uyup uymadığını denetledin mi, inşaata kural olmasa bile işçinin güvenliğini korumak için gördüğün eksikleri tamamladın mı, ihmalini rüşvet ya da siyasi erk kullanıp örtbas ettin mi diye sorulması gerekmiyor mu?
Bakandan en küçük memuruna, hatta açılan davaları gören hakimlere kadar, bu işle görevli olanlara; uluslararası standartlarda kurallar koydunuz mu, işverenin karı yerine bir insanın hayatını tercih eden kuralları koyduğunuza emin misiniz, koyduğunuz kurallara uyumu samimi olarak denetlediniz mi, üstlerinize ya da siyasi iktidara yaranacağım ya da maddi çıkar için ihmalleri gözardı ettiniz mi, vicdanınız hiç mi sızlamıyor diye sormak gerekmiyor mu?


ADI ÖNEMLİ DEĞİL; BU SİSTEM ÇAĞDIŞI


Bakanı tanıdığım için yukarıdaki sözleri samimi olarak söylediğine, ölümlerden samimi olarak etkilendiğine inanıyorum ama yetmiyor ki.
Bakan da, Soma madeni istisna, yıllardır en çok kaza ve ölümlerin inşaatlarda yaşandığını çok iyi biliyor. Ancak bence genel ekonomik anlayışın karşısında durması mümkün olamıyor. Tabi ki şahsi tercihle işi bırakabilir ama politikacı.
Şunu söylemek istiyorum; Türkiye’deki hakim ekonomik ve siyasi anlayış, aksini söylese de, ölümleri kader olarak görüyor. Ekonomik sistem, insani değerlerden uzak, “ne olursa olsun büyüme” üzerine kurulmuş. Dışarıdan kaynağı al, içeride ülkenin geleceğini kurtaracak değil, kısa vadeli ranta dayalı işlerle çarkı döndür, bunu yaparken hele sana yakınlar işi yapıyorsa daha fazla zengin olabilmeleri için insani değerleri yok sayabilir, çarkı çevirirsin. İnsanları “kader “ diye kandırıp oy almayı da başarıyorsan, bu düzen böyle gider, keyfine bakarsın.
Bunun adına ahbap-çavuş kapitalizmi, vahşi kapitalizm ne derseniz deyin, artık çağdışı kalmış bir sistemdir. Türkiye’nin hukuksuzluk, kuralsızlık, insan haklarını yok sayan bir siyasi ve ekonomik anlayışla uzun süre gitmesi artık zor. Bunu halk görmüyor diyorsanız; herhalde bir gün görecektir diyelim.

X