"Eray Görgülü" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Eray Görgülü" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Eray Görgülü

Arı yoksa hayat yok

Hacettepe Üniversitesi yarın sıradışı bir etkinliğe imza atıyor. “7’den 70’e Arı Yoksa Hayat Yok” adlı programda gün boyu meyve ve bal ikramı yapılacak, arıcılığın önemi vatandaşa ‘ballı türküler’le anlatılacak. Genelde topluma uzak kalmakla eleştirilen bilim insanlarının ballı türkülerle arıcılığı anlatacağı bu ilginç etkinlik öncesinde Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Aslı Özkırım’la konuştuk.

Arı yoksa hayat yok

Ankara’da bir ilki gerçekleştirerek arının ve arıcılığın önemini eğlenceli bir şekilde anlatacaksınız. Nasıl bir etkinlik olacak?

Bilim insanları olarak bizim bir görevimiz de bilimi topluma aktarmak. Toplum nezdinde bazen bilimsel konular sıkıcı olabiliyor. Bunun için de kültürümüzü kullanmayı hedefledik. Çocuklarla başlayacak, Türkiye Polifonik Korolar Derneği Minikler ve Çocuk Korosu doğayla ilgili mini bir konser verecek. Yediğimiz meyve ve sebzelerin tozlaşmasını sağlayan arıların hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğu konusunda farkındalık yaratmak istiyoruz. Aynı zamanda tüm Hacettepe’de, bal ikramı yapılacak. Diğer yandan Rektörlük Türk Halk Müziği Korosu içinde bal, arı ve petek kelimeleri geçen türkülerin yer aldığı ‘Ballı Türküler’ konseri verecek.
Tarihimizde ve kültürümüzde ezgilerde arıyı balı nasıl temalandırmışız bunu göstereceğiz.

Hepimiz aslında teorik olarak arıların olmadığı bir dünyada yaşamın da olmayacağını biliyoruz ama çevreyi korumak adına da çok da duyarlı değiliz. Farkındalık eksikliği mi yaşıyoruz?

Amacımız da bu aslında. Pek çok insan arıları sadece küçük bir böcek olarak görüyor. Hatta sokan, acı veren, alerji yaratan korkutucu bir obje olarak algılıyor. Oysa arıların yok olmaya başladıklarında meyve ve sebze oluşumunun yüzde 75 azalacağı ortaya çıktı. Tüketici, arının, arıcılığın sadece baldan ibaret olmadığını anlamalı. Tüketim açısından baktığımızda ise, bu işi suistimal edenler nedeniyle bala arıya hep şüpheyle yaklaşıldı. Bu yüzden toplumda bir farkındalık yaratmamız gerekiyor. Arı üreticilerine gittiğimizde onlar bunun farkında. Ancak, tüketicide farkındalık yaratmamız gerekiyor. Balla ilgili doğruları bilirseniz, her arıcıya şaibeli yaklaşmaz, suistimal edenleri çok kolay ayırt edebilirsiniz.

Arı yoksa hayat yok

Türkiye’nin arı varlığı ne durumda?

Dünyada arı varlığı ve bal üretimi bakımından 2. sıradayız ve çok büyük çeşitliliğimiz var. Fakat son 10 yıldır arı ölümlerinde çok büyük bir artış söz konusu. Arı ölümlerinde yüzde 10’u normal karşılarız, 10’un üstüne çıktığında ise anormallik başlar. 2006’da yüzde 30’lar seviyesindeyken arı ölümleri, bu yıl yüzde 41.2’yi buldu. Bu çok büyük bir rakam. Bunda kurak geçen sonbaharla, sert geçen kış mevsiminin de etkisi var. Tarım ilaçları, hastalıklar ve yanlış uygulamalar da bu oranın artmasına etki ediyor.

Ankara’da ne durumdayız?

Türkiye Kalkınma Vakfı Kazan’da kuruldu ve Kahramankazan Ankara’da arıcılığın başkenti haline geldi. Şu anda da Kazan Belediyesi çeşitli projelerle teknik arıcılığın gelişmesi için çalışıyor. Ankara’da, Muğla yöresinde olduğu gibi bitki zenginliği olmadığı için teknik arıcılığa yönelmek zorundayız.

Arı yoksa hayat yok

Arıyla arıcılıkla işi olmayan, kentte yaşayan insan, bu döngünün korunması adına ne yapabilir?

Arıların öneminin farkına varırsak kentlerde doğanın dengesini bozmamak adına, tüketimimizi, alışkanlıklarımızı daha çevreci olmak adına değiştirebiliriz. Şehirler giderek büyüyor ve her tarafta yapılan binalar arazi alanlarını git gide azaltıyor. Örneğin, biz şehir içi arıcılığı yapmıyoruz. Oysa Paris’te teras katlarında herkesin ikişer kovanı vardır. Balkonlarında arıcılık yaparlar.

Bozkır Ankara’da bu mümkün mü?

Arı her yerden bal bulabilir, yeter ki o nektara ulaşsın. Bir arı minimum 5, maksimum 20-30 kilometre uçar, nektara ulaşana kadar. Maalesef farkındalık olmadığı için başta da dediğim gibi arıyı sadece, sokan, acı veren, küçük bir böcek olarak görüyoruz.

FARKINDA OLSA ÜRETİMİ DAHA DA ARTAR

Bizde arı konusundaki bilinç o kadar az ki; arıların yaşam alanları git gide kısıtlanıyor. Örneğin, bir elma üreticisi arılar çiçekleri yiyor diye çevresinde kovan istemiyor. Oysa, çevresinde arı olsa 100 kilo elde edeceği ürün, 175 kiloya kadar çıkabilir, bunun farkında değil.

EKİM'DE AÇILIŞI YAPIYORUZ

Keçiören Belediyesi’nin beş yıl önce, “kayıklarla gezinti yapılacak” hedefiyle yola çıktığı ancak, henüz bitirilemeyen Gümüşdere Projesi’ne ilişkin geçen hafta yazdığım yazının ardından Belediye Başkanı Mustafa Ak’tan bir yanıt geldi. Yazıda, belediyenin proje kapsamında vadi çevresine çok sayıda rekreasyon alanı kazandırmış olmasına karşın, projenin 2016’ya yetişmediğini belirtmiş, bu yıla yetişip yetişmeyeceğini sormuştum. Gümüşdere projesinin ilçeye büyük bir vizyon kazandıracağını ve şimdiden çevreye büyük değer kattığını belirten Ak, yapılanlarla ilgili şu bilgileri verdi: “Projenin sahibi ve uygulayıcısı Keçiören Belediyesi iken DSİ ve ASKİ de proje ortakları arasında yer almaktadır. Şu ana kadar fore kazık uygulaması, prekast duvar kaplamaları, taban betonu ve duvar korkulukları bitmiş olan projede 9 çelik köprü karkas olarak yerine monte edilmiştir. Projede bahsi geçen Mostar Köprüsü’nün Ramazan ayına kadar bitirilmesi planlanırken, Boğaziçi Köprüsü’nün de süslemelerinin Haziran ayı ortasına kadar tamamlanması hedeflenmektedir. 3 bin adet çeşitli türlerde bitki, 150 adet ıhlamur, 125 bin adet mevsimlik çiçek dikildi. 7 bin metrekare hazır çim serimi, 65 bin metrekare alanda da çim ekimi yapıldı. Bir etabı tamamen biten proje halihazırda hizmet vermektedir. 4 etaptan oluşan projenin şu an ikinci etabı tamamlanmak üzeredir. Altyapı çalışmaları tamamlandıkça etap çalışmalarına geçilmektedir.

ARITMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

DSİ çalışmalarını sonlandırmış olup ASKİ kaçak pis suyun giderilmesi ve suyun arıtılması yönündeki çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir. Ankara’nın sembolü olmaya aday projenin içerisinde kafeler, nostaljik çay bahçeleri, oturma cepleri ile seyir terasları, yeşil alanlar, bisiklet yolu, kaykay yolu, tarihi silüetler (Bosna Sebili, köprüler) lokantalar, yeme - içme alanları çocuk oyun alanları, yürüyüş yolları, 450 kişi kapasiteli anfi ve kütüphane yer alacaktır. Proje çalışmaları başladığından bu yana herhangi bir aksama olmadan planlanan süreçte ilerlemektedir. 2017 yılı Ekim ayı itibarıyla açılışının yapılması ve tamamen hizmete sunulması hedeflenmektedir.”

X