"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

Tuncay Bey’e Honda’yı unutturacak mı?

BORA Koçak. Nam-ı diğer ‘Bahriyeli.’ Bilmeyenler için 7 yıl Deniz Kuvvetlerinde subay olarak görev yaptıktan sonra ayrılan ve 1996 yılında Hürriyet’te yayınlanan iş ilanıyla otomotiv sektörüne Anadolu Grubu şirketlerinden Çelik Motor’da satış sonrası eğitim sorumlusu olarak adım atan Bora Koçak, geçtiğimiz ağustos ayında yani 20 yıl sonra aynı kurumda başkan oldu.

Bünyesinde Anadolu Isuzu, Çelik Motor ve Anadolu Motor gibi şirketler ile Kia, Isuzu, Garenta, ikinciyeni.com ve Lombardini gibi markaları bulunduran Anadolu Otomotiv Grubu’nun başına geçen Koçak ile geçtiğimiz hafta Frankfurt’a kısa bir seyahat yaptık. 20 yılı aşan otomotiv sektörü kariyerinin 17-18 yılına şahitlik etmiş biri olarak bu zamanda Koçak’ın yeni görevinde boş durmayacağını, her an ses getirecek sürprizlere hazırlıklı olmayı öğrendim.

Niye mi? Çünkü 1996-2005 yıllarında Çelik Motor’da sırasıyla önce eğitim sorumlusu ardından satış sonrası hizmetler sorumlusu, satış sonrası hizmetler müdürü ve marka müdürü olarak görev yaptıktan sonra 2005 yılında önce Citroen’e 2008 yılında ise Mazda’ya Genel Müdür olarak transfer oldu. Buradaki başarılı performansları sonrası ise 2010 yılında özel sektöre adım attığı Çelik Motor’a Genel Müdür olarak geri döndü. Bu sürede Kia’nın satışlarını ciddi şekilde arttırıp imajını yükseltirken, bugün Türkiye’nin en büyük kiralama şirketlerinden biri olan Garenta markasını yarattı. Bugün Garenta’nın Türkiye’nin en büyük ve en bilinir kiralama şirketlerinden biri olduğunun altını çizen Koçak, geçtiğimiz yıl Kia’yı Ayşe Tuncel’e, Çelik Motor’u ise Yapı Kredi Leasing’ten transfer ettiği Özgür Maraş’a emanet edip yeni görevine başladı.

Peki son 8 aydır neler planlıyor, hangi projeler üzerinde çalışıyor? Tam anlamıyla sonuçlanmadan pek bir ipucu vermese de Türkiye’de Anadolu Grubu ile ortak üretim yapan olan Japon Isuzu’yla yeni projeleri devreye almak için görüştüğünü biliyorum. Koçak, bu yeni göreviyle kariyerinde ilk kez üretici kimliğine bürünürken elbette bunun hakkını vermek istiyor. Şu anda Anadolu Isuzu Türkiye’nin ilk pick-up (D-Max) üretimini yapan şirket. Ayrıca kamyonet, otobüs ve midibüs de üretiyor, ama tümü düşük ölçekte. Koçak, adetlerin ve ihracat pazarlarının artacağını belirtiyor ve savunma sanayi içinde bir takım projelerinin olduğunu söylüyor. Yani Anadolu Isuzu’dan ciddi yatırım ve üretim hamlesinin geleceğinin sinyalini veriyor. Ama asıl hamlenin Anadolu Motor’dan geleceğini de sözlerine ekliyor. Şu ana kadar Lombardini lisansıyla motor üreten bu şirketin yeni işbirliklerine ve yeni üretimlere imza atması an meselesiymiş. Çok zorlamama rağmen pek ipucu vermiyor ama şunu söylüyor; “Motor üretimini başka alanlara kaydırıp, önemli projeleri hayata geçirebiliriz. Kısa süre sonra açıklayacağız.”

Yani anlaşılan Koçak, 20 yıllık satış ve pazarlama tecrübesinden sonra sanayici ve üretici kimliğiyle atılım yapmak üzere. Hem Anadolu Isuzu hem de Anadolu Motor’un yeni projelerle üretiminin ve ihracatının artacağı ortada. Belki de bu sayede Anadolu Grubu’nun patronu Tuncay Özilhan, yıllar önce Japon Honda’yla yaşadığı hayal kırıklığını otomotivdeki bu yeni hamleyle unutabilir. Bekleyip göreceğiz.

ÇİN’İN HENRY FORD’UNA İNANMAMIŞTIM

BUNDAN yaklaşık 10 yıl önce otomotiv sektöründe ‘Çin’ dendiğinde akla ilk gelen taklitçilikti. Dünyaca ünlü markaların beğenilen modellerinin birebir kopyasını yaparak, Çin markasıyla satmaktan öteye gidemiyorlardı. Ancak son 10 yılda hem pazarları hem de stratejileri 180 derece değişti. Bugün hem dünyanın en büyük otomotiv pazarı durumundalar hem de son dönemde yaptıkları satın almalarla global otomotiv sektörüne yön veriyorlar. Düşünün iflasın eşiğindeki Volvo ve Peugeot bugün Çinlilerin yatırımları sonrasında hızla büyürken, büyümekle de kalmayıp başka dev markaları da bünyelerine katıyor.

2008 yılında Geely’nin ‘Çin’in Henry Ford’u’ olarak tanınan patronu Shufu Li, Çin’de bir kaç Türk gazetecisine iş hayatında örnek aldığı Toyota gibi global dev olma rüyasını anlatmıştı. Ama Geely’nin otomobil fabrikasını gezdiğimizde, sahip oldukları teknoloji ve kalitesiz üretimle bunun sadece rüya olarak kalabileceğini düşünmüştüm. Ama 2010 yılında iflasın eşiğindeki Volvo’yu alıp, son 6 yılda nasıl desteklediğini ve yararlandığını görünce yanıldığımı anladım. Geçen hafta Geely’nin 2016 yılı bilançosu açıklandı. Bırakın son 6 yılda Volvo’nun yaptığı atılımı, Geely’nin kârlılığı da rekor seviyeye çıkmış durumda. Sebebi de Geely’nin bir taraftan Volvo’yu finansal olarak desteklerken diğer taraftan sahip olduğu teknolojiden ve üretim gücünden sonuna kadar yararlanması. Geely, 2016 yılında Volvo teknolojisine sahip GC9 ve Boyue modelleriyle Çin’de satışlarını yüzde 50 arttırarak 766 bin adede çıkartırken, bu yıl için 1 milyon adetlik satış hedefi koymuş. Net kârı ise tam 741 milyon dolara yükselmiş. Çinliler global pazara yeni yeni ısınıyor, ileride tüm pazarı kontrol edebilirler, benden söylemesi. 

X