"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

'Sarı Yelek' korkusu

Küresel otomotiv endüstrisinin önündeki ‘elektrikli araç’ çağının yarattığı zorluklara karşı bir dönüşüm gerçekleştirme projesi olarak görülen ‘Fiat-Renault’ evliliği başlamadan bitti. Sorun Renault’da yüzde 15 hisseye sahip Fransız hükümetinin süreci yönetmeye çalışmasından kaynaklandı. Aslında Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ‘Sarı Yelekler’ protestolarından sonra daha fazla korumacılığa yönelmesinin etkisi görüldü.

Sarı Yelek korkusu

1) DÖNÜŞÜM PROJESİ

ABD’de patlayan dizel skandalı ve ardından Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere bir çok ülkede başlatılan emisyon kısıtlamalarının ardından küresel otomotiv endüstrisi büyük bir değişimin eşiğinde. Bu değişim tüm dünyada ‘elektrikli araç’ ekseninde yaşanırken, değişime ayak uydurmak için ya büyük yatırımları devreye sokmak ya da işbirliklerine kapıyı açmak gerekiyor. Pazarda yerini kaybetmemek için yoğun yatırım baskılarıyla karşılaşan üreticiler, bu nedenle işbirlikleri ve ittifakları hızlandırdı. İşte bu noktada son 2 haftaya damgasını vuran olası Fiat-Renault evliliği de aslında otomotiv sektörünün önünde yeni çağın yarattığı zorluklara karşı bir dönüşüm gerçekleştirme projesiydi. Zorlu sorunlarla karşı karşıya olan bir endüstride dönüştürücü bir birleşme olması amaçlanmıştı. Ancak Fiat-Chrysler (FCA) ve Renault Grubu Fransa’da hükümet sorunuyla karşılaştı. Bu birleşmenin gerçekleşmemesinin altında yatan sebeplerden hem bizim hem de küresel sektörün çıkaracağı bir sürü ders var.

Önce neler olduğunu kısaca hatırlatmak gerekirse; İtalyan-Amerikan ortaklığı olan Fiat Chrysler Grubu (FCA) 27 Mayıs’ta Fransız Renault’ya resmi olarak ortaklık teklif etti. 2 tarafın yüzde 50’şer paya sahip olacağı bu ortaklık gerçekleştiği takdirde yaklaşık 40 milyar dolara yaklaşan piyasa değerine sahip dünyanın en büyük üçüncü otomotiv şirketi doğacaktı. Kısa vadede 5 milyar Euro’luk tasarruf yaratacak ve yılda 8.7 milyon araç üretim kapasitesine sahip olacak bu ortaklıkla oluşan şirket son yıllarda parlayan SUV segmentinin ise dünyada lideri olacaktı. Kuşkusuz bu ortaklığın temel getirisi ise elektrikli ve teknolojik yeni çağa hızlı adapte olunmasını sağlayacaktı.

2) ORTAM GERGİNLEŞTİ

Fiat’ın kurucusu Agnelli Ailesi’nin üyesi olan FCA Grubu’nun Başkanı John Elkann ve Renault Grubu’nun çiçeği burnunda yeni CEO’su Jean-Dominique Senard, bu ortaklığın gerçekleşmesi konusunda büyük çaba gösteren kişilerin başında yer aldı. Herkes bu ortaklığa kesin gözüyle bakarken, geçen hafta çarşamba günü Paris’te pizzaların ve suşilerin yendiği 4 saati aşan Renault yönetim kurulu toplantısının ardından perşembe günü FCA Grubu’ndan, “Bu tür bir birlikteliğin başarılı şekilde gerçekleşmesi için gereken siyasi koşulların Fransa’da şu anda mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Bu yüzden teklifi geri çektik” açıklaması geldi.

Yönetimin çoğunluğu ortaklığa destek verirken, Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, son dakikada nihai karar için 5 gün ek süre daha isteyince ipler koptu. Le Maire bu süre içinde Japonya’da gerçekleşecek G20 zirvesine katılıp Japon mevkidaşıyla görüşüp o cephenin fikrini almak istiyordu. Sonuç olarak Renault’un yüzde 15’inde Japon Nissan’ın da söz hakkı vardı.

İşte o andan sonra konuşmalar gerginleşti. Şok olan Senard oylamayı geciktirmenin tehlikeli olabileceği konusunda yönetim kurulu üyesi Martin Vial’i ve diğerlerini uyardı. Senard, bu durumu bildirmek için hemen İtalya’da bulunan Elkann’ı aradı.

Bu çağrıdan 20 dakika sonra da John Elkann, FCA CEO’su Michael Manley ile birlikte Renault’nun CEO’su Senard ve Yönetim Kurulu Başkanı Thierry Bollore’ye e-posta göndererek anlaşmayı sonlandırdı.

Elkann’la birlikte teklifin üzerinden çalışan ve yönetim kurulunun çoğunu ikna eden Renault CEO’su Senard adeta şok olmuştu. Anlaşmanın feshedilmesiyle Senard’ın Renault’daki durumu da sorgulanmaya başladı. Çünkü hükümetin etkin olması sonucunda CEO’nun yönetimde ne kadar etkili olabileceği kafalarda soru işareti yarattı. Sonuç olarak nihai kararı hükümet verdiği için Senard’ın eli kolu bağlanmıştı.

Sarı Yelek korkusu

3) SÜREÇ NASIL TIKANDI

Aslında müzakerelerin sonlanmasında tek konu Fransız Bakanın işi uzatması değil, Renault’da yüzde 15 hissesi bulunan hükümetin en başından beri olası ortaklığa karşı bir sürü imtiyaza sahip olma konusunda ısrar etmesiydi. Fransa’daki fabrikalardan işçi çıkarmama garantisi, yeni kurulacak şirketin yönetim kurulunda bir sandalye ve olası atamalara karşı veto yetkisi istemesi bunlardan sadece bir kaçıydı.

Fransız hükümeti bugün yüzde 15’le Renault’nun en büyük hissedarı ve şirketin yönetim kurulunda bir koltuğa sahip. Görüşmeler ilerledikçe bu ortaklıkta Fransız hükümetinin süreci yönetmeye çalıştığı iddia ediliyor. Yetkililer bu şartlar altında dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden birini yönetmeye çalışmanın kabul edilemez olduğunu belirtiyorlar.

Aslında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2017’den bu yana vergi ve iş kurallarında bir dizi değişiklik yapmış ve büyük ölçüde şirketlere daha az devlet odaklı bir yaklaşım benimseme sözü vermişti. Ancak, tüm dünyada ses getiren ve 8 ay süren ‘Sarı Yelekler’ protestolarının etkisiyle karşı karşıya kalan hükümet daha fazla korumacılığa yöneldi. Daha Fiat- Chrysler’in ortaklık teklifi öncesinde hükümet binlerce işten çıkarılma tehdidinde bulunan çeşitli sanayi bölgelerinin kapatılmasını durdurmaya çalıştı.

4) GURUR MESELESİ OLDU

Evet Renault bugün Fransa ekonomisi ve sanayii için çok değerli bir mücevher ve sembol. Hükümet de son dönemde istihdamı korumak için ciddi baskı altında. İtalyan-Amerikan ortaklığıyla kurulacak bir bağ ulusal gurur meselesi haline de gelebilirdi. Ama sonuç olarak müzakerelerin bitmesi her iki şirketi de sektördeki değişikliklerle baş başa bırakacak, çok büyük sıkıntılar çekecekler.

Bugün Fiat-Chrysler (FCA) dünyada en büyük yedinci araç üretcisi, Renault ise sekizinci. Şimdi otomotiv endüstrisinde değişimin yaşandığı ve bu değişim için büyük yatırımların gerektiği düşünülürse, 2 şirketin oldukça savunmasız kaldığını söyleyebiliriz. Fiat-Chrysler yeni işbirlikleri için kapılarını açık tutarken, Renault’un işi hükümet tavrı nedeniyle çok daha zor gözüküyor.

Düşünsenize bugün ne Fiat-Chrysler ne de Renault, dünyanın en büyük ve en hızlı gelişen pazarı olan Çin’de varlık gösteremiyor yani yoklar. Elektrik çağında Çin’de olmayanın pek şansı yok gibi gözüküyor. Diğer taraftan Renault Amerika’da Fiat ise Rusya’da bulunmuyor.

5) BURSA DİNAMO OLURDU

Bu dev evlilik gerçekleşseydi Fiat Chrysler ve Renault’un ortak fabrikalarının bulunduğu tek yer olan Bursa, çok rahat üretimde dinamo şehir olabilirdi. 2 markanın en kaliteli ve en kârlı fabrikalarının başında gelen Oyak Renault ve Tofaş bu ortaklıkta çok rahat ön plana çıkacaktı. Bazılarının iddia ettiğinin aksine 2 fabrikada da kapanmaz tam tersine kârlılık ve verimlilik yüksek olduğu için yeni yatırımları çekerdi. Ayrıca Renault’un ilk hibrit motor fabrikasını da Bursa’da kurduğu düşünülürse, bu Tofaş fabrikası için de kurtarıcı olacaktı. Bu sayede Bursa’da üretilen Fiat Egea ve Doblo’ya hibrit motor desteği verilecek ve 2021’de Fiat’a Avrupa’da emisyon avantajı sağlanabilecekti.

X