"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

Patron Fransızlar, ne isterlerse o olur!

GEÇEN hafta kapılarını açan Cenevre Otomobil fuarı, gerçekten bugüne kadar düzenlenmiş en iyi otomobil fuarıydı.

Tam da otomobil fuarlarının geleceğinin tartışıldığı bir dönemde Cenevre adeta dünyaya, “Her fuardan vazgeçilir bizden asla” diye bağırdı. 110 dünya ve Avrupa prömiyerinin gerçekleştiği fuara neredeyse tüm uluslararası markalar tam kadro katılmıştı. Bir tek geçtiğimiz yıl Fransız PSA Grubu’nun (Peugeot Citroen) bünyesine giren Alman Opel yoktu. Patron değişince PSA Grubu, Cenevre’de kendi ana markası Peugeot’yu yıldız yapmış, Citroen’i de yanında ikinci çocuk olarak götürmüştü. Üvey oğlan Opel ise evinde kalmıştı.

Patron Fransızlar, ne isterlerse o olur1994 yılından bu yana Cenevre’de hep aynı yerde görmeye alıştığımız Opel’in olmaması herkesin kafasında soru işaretleri yarattı. Insignia Countrl Tourer ve yeni Combo gibi sergileyeceği yeni modeller varken neden 24 yıllık alanlarını Aston Martin’e kaptırmışlardı? Fransızlar gerekçe olarak Alman markayı zarardan kurtarma stratejisini gösterse de, “Bir fuar mı Opel’i kurtaracak?” diye düşünmeden edemedim.

Sonuçta karar PSA’nın, yapacak bir şey yok. Fuarda Opel olmasa da CEO’su Michael Lohscheller aynı bizler gibi ziyaretçi olarak oradaydı. Hürriyet Oto yazarlarından Okan Altan fırsatı kaçırmayıp kendisiyle geniş bir röportaj gerçekleştirdi.

Bugün hurriyetoto.com’dan söyleşinin tamamını okuyabilirsiniz ama dikkatimi çeken bazı noktaları bu köşeden de paylaşmak istedim. Lohscheller, Altan’ın “Fransız PSA yönetiminde Opel, Alman Opel olarak kalacak mı?” sorusuna, “GM yönetiminde bazı Opel’ler Güney Kore veya ABD’de tasarlanıyor ve geliştiriliyordu. Şimdi her şey Almanya’da Rüsselsheim’a toplandı. Bu da Opel’in Almanlığını daha da güçlendirecek!” cevabını vermiş.

Herkesin merak ettiği, “Opel’in şu andaki teşkilatı ne olacak? Tüm ülkelerdeki Opel yönetimi, bayiler, servislerin durumu nasıl değişecek?” sorusuna ise Lohscheller şu cevabı vermiş: “Opel’in bazı ülkelerdeki operasyonları fazlasıyla başarılı. Onların PSA sistemi içine entegrasyonunda en doğru sinerjinin başarılabilmesi yönünde çalışmalara başladık. Bazı yerlerde rakipler olarak karşılıklı duruyoruz. Oysa, bu sistemin bir sinerji yaratması gerek. Birlikteliğin avantajlarının kullanılması gerek. Geleceğin ideal organizasyonunu şimdiden tasarlamaya başladık. Tüm Opel teşkilatı için karar bu yıl içinde açıklanacak. Başarılı satış noktaları korunacak, hatta Opel’in PSA’dan üstün olduğu pazarlarda Opel’in birikimi PSA’ya aktarılacak. Fakat, şu unutulmamalı, Opel artık PSA’nın bir markası ve yeniden yapılanmada öncelik PSA’nın kararlarında.”

Aslında Lohscheller en önemli açıklamayı sonunda yapmış; “Patron Fransızlar, onlar ne isterlerse o olur.”

Doğru söze ne hacet.

Patron Fransızlar, ne isterlerse o olur

Patron Fransızlar, ne isterlerse o olur

‘SEKSİ’ MANKENLERDEN NEDEN VAZGEÇİLDİ?

CENEVRE otomobil fuarıyla birlikte uluslararası bir çok marka stantlarında ‘seksi’ tanıtım hostesleri bulundurmama kararı aldı. Bu kararda Hollywood’da cinsel tacize karşı ortaya çıkan “MeToo” (Ben de) hareketine destek olmak isteği etkili oldu. Bunun sonucu olarak Cenevre fuarında yeni modellerin çoğunu ‘dekoltesi bol, yüksek topuklu ayakkabılar giyen kadınlar’ yerine, spor ayakkabı ve kıyafetler giyen erkek ve kadın hostesler tanıttı. Bir çoğu da araçların yanında ürün uzmanmalarına yer verdi. Doğrusu da buydu zaten. Arada bazı niş markaların ‘seksi’ hostesleri yine vardı ama inanın bir elin parmağını geçmiyordu.

Peki neredeyse 50 yıllık gelenek bir anda nasıl bu kadar hızlı bir şekilde tüm markalar tarafından terk edildi. Gördüğüm kadarıyla en çok ‘seksi’ hostes kullanan İtalyan markalar bile bundan vazgeçmişti. Halbuki çok değil kısa bir süre önce İtalyan markalar modelleri güçlü olmamasına rağmen bu sayede Financial Times’a bile kapak olmuştu.

Herkes ‘MeeToo’ hareketini gösterse de aslında bana göre biraz da artık rekabete bağlı olarak her markanın çok dikkat çekici modele ve teknolojiye sahip olması etkili oldu. Yani her markanın anlatacağı iyi bir hikâyesi var artık. Geçmişte, bu İstanbul Autoshow fuarı için de geçerli, eğer dikkat çeken bir modelin veya hikâyen yoksa, basında daha geniş yer bulmak için ‘seksi’ bir manken veya tanınmış bir isimle şov yapılıyordu.

Ama günümüzde yeni nesil teknolojiler, uçan otomobiller, kendi kendine giden araçlar ön plana çıktı.

Umarım bu sayede fuarlarda cinsiyet ayrımcılığı ortadan kalkar, kadın bir meta olarak kullanılmaz ve ziyaretçiler de merak ettikleri yeni modelleri işin uzmanlarından öğrenir. Bu değişimin tam da ‘Dünya Kadınlar Günü’nde uygulanması isabetli bir karar olmuş. Otomobil dünyasının hızlıca erkek egemenliğinden çıkıp normalleşmesinin zamanı geldi artık. Bu da ayrı bir yazı konusu olsun.

X