"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

Biraz destekle Avrupa'nın 'melez' üssü olabiliriz

Hibrit bugün hayatımızın her alanında karşımıza sıklıkla çıkan bir kavram. Kelime anlamı ‘melez’ olan bu kavram hem benzinli hem de elektrik motor arasındaki etkileşimi tamamen otomatik olarak kontrol eden bir sistem.

Yani aracın içindeki elektrikli motorun benzinli motora destek vermesiyle birlikte hem ciddi yakıt tasarrufu sağlıyor hem de emisyon miktarlarını azaltıp çevreyi daha az kirletiyor. Sonuçta yaşanan skandallar ve alınan tedbirlerle satışları hızla düşen ve bir çok şehirde yasaklanmaya başlayan dizel motorlara en büyük alternatif olan hibrit araçlar, yüzde 100 elektrikli otomobillerin tam randımanlı (düşük fiyat yüksek menzil) devreye gireceği zamana kadar önemli bir köprü görevi görecek. Bu yüzdendir ki dizel konusunda en iddialı Fransızlar bile geçen hafta kapılarını açan Paris fuarında yönlerini hibrit araca çevirdiklerini tüm dünyaya gösterdiler.

2.3 MİLYAR DOLAR KATKI

Bünyesinde Peugeot, Citroen, DS ve Opel’i bulunduran Fransız PSA Grubu, ev sahibi olduğu Paris fuarında yeni hibrit modellerini tanıtırken, bir diğer Fransız otomotiv devi Renault ise ilk hibrit modellerinin yolda olduğunu ve 2020 yılında piyasaya çıkacaklarının müjdesini verdi. Aslında herkes Renault’un kendi evi olan Paris’te yeni Clio’yu sergilemesini bekliyordu. Ama iddialara göre modelin hibrit versiyonu yetişmediği için dünya prömiyeri Mart 2019’daki Cenevre fuarına kalmış. Renault CEO’su Carlos Ghosn da Paris’te en çok satan 3 modelin hibrit versiyonlarını piyasaya 2020’de sunacaklarını açıkladı. Bu modeller sırasıyla yeni Clio, Megane Hatcback ve Captur olacak. Bursa’da üretimine hazırlanan 5’inci jenerasyon yeni Clio ise Renault’un ilk hibrit modeli olacak ve Cenevre’de dünyaya tanıtılacak. Clio’nun ardından Megane ve Captur’e de hibrit versiyonlar eklenecek.

Biraz destekle Avrupanın melez üssü olabiliriz

Paris’te Ghosn’un hibrit açıklamasından kısa bir süre sonra Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ankara’da Oyak-Renault Genel Müdürü Antoine Aoun’u kabul etti. Varank, Oyak Renault’un, “Proje Bazlı Teşvik Sistemi” kapsamında desteklendiği hibrit araç motoru üretimine yönelik yatırım projesinin en önemli ayağı olan alüminyum enjeksiyon fabrikasının temelinin 19 Ekim’de Bursa’da atılacağını söyledi. Varank, “Sabit yatırım tutarı 100 milyon Euro’yu aşan projenin, cari açığın azaltılmasına yıllık 2.3 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye’de ilk defa alüminyum motor üretilecek. Bu motor bloklarının üretiminde ise dünyada sadece birkaç yerde kullanılan yüksek teknolojiden faydalanılacak” dedi.

Bu açıklama çok önemli çünkü Türkiye, Fransız Renault’un resmen hibrit motor üretim merkezi oluyor. Yani Oyak Renault, Bursa’da yeni Clio’nun hibrit versiyonunu üretmekle kalmayacak, Renault’un en çok satan Megane Hatchback ve Captur modelleri için de hibrit motor üretip, ihraç edecek. Bu çok büyük bir fırsat. Ayrıca yeni Clio’dan sonra Bursa’da üretilen diğer bir model olan Megane Sedane’ın da hibrit versiyonunun olacağı belirtiliyor.

Uzun süre hibrit teknolojine direnen, çözümü yüzde 100 elektrikli otomobillerde gören Fransız Renault, resmen Bursa’nın desteğiyle Avrupa’da hibrit rekabetine girecek.

ADAPAZARI’NDA 2. MODEL

Paris fuarında Türkiye adına hibrit konusunda bir diğer önemli gelişme ise Japon Toyota’dan geldi. Hibrit denince ilk akla gelen marka olan ve uzun yıllar bu konuda dünyada öncü rol üstlenen Toyota, Adapazarı’nda C-HR’dan sonra 2019 yılında piyasaya sunulacak yeni Corolla’nın hibrit versiyonunun da üretileceğini açıkladı. Bilmeyenler için Toyota C-HR Türkiye’de üretilen ilk hibrit model özelliğine sahip.

Eğer Renault’un Bursa’da üretttiği Megane Sedan’a da hibrit versiyon eklenirse, Türkiye’de üretilen hibrit model sayısı kısa sürede 4’e yükselecek. Oyak Renault’un hibrit motor üretmesiyle bu konuda ihracat da artacak.

Şimdi hükümet bu fırsatı iyi değerlendirip, hibrit araç üretiminin ve iç pazarda satışlarının artması için daha fazla destek olması gerekir. Nasıl hafif ticari araçlara verilen ÖTV desteğiyle Türkiye, Avrupa’nın üretim üssü olmuşsa, hibritte de elimizi çabuk tutarsak bu seviyeye rahatlıkla gelebiliriz. 

Biraz destekle Avrupanın melez üssü olabiliriz

TOFAŞ’A ÇOK ACİL BİR SUV GEREK!

TOFAŞ, iç pazardaki daralmaya bağlı olarak bu ay 9 gün üretime ara vereceğini açıkladı. Aslında Avrupa’da büyümeye bağlı olarak ihracat ağırlıklı çalışan bir çok otomotiv fabrikasında üretim iç pazardan çok etkilenmezken, Tofaş’ın durumu biraz daha farklı. Çünkü Tofaş, Avrupa’ya ihraç ettiğine yakın bir miktar Egea’yı da iç pazara satıyor. Ocak-Eylül dönemine baktığımızda Türkiye’de Egea satışları yüzde 27 düşmüş durumda. 9 ayda toplam 21 bin 783 adet Egea Sedan satılırken, 1595 adet Egea Hatchback satılmış. Fiat Tipo ismiyle ihraç edilen aracın Avrupa’daki satışlarında küçük çaplı bir düşüş var. Geçen yıl 24 modelin olduğu kompakt sınıfta 10’uncu sırada yer alan Tipo bu yıl 11. sıraya gerilemiş. Ama Tofaş yetkililerinin verdiği bilgiye göre bu yıl kompakt sınıfta da yüzde 2’lik bir daralma söz konusuymuş. Evet, Avrupa’da SUV sınıfındaki büyümeye bağlı olarak kompakt talebi az da olsa düşüyor. Ama hem Türkiye’deki hem Avrupa’daki kayıplar eklendiğinde, Tofaş’ın otomobil üretiminde 8 ayda yüzde 21’lik bir daralma söz konusu.

Bu kayıpların 2019 yılında artmaması için Fiat yönetiminin oturup, kendilerini her kriz döneminde kurtaran Tofaş’a Avrupa’da talep gören yeni bir modelin üretimini vermesi gerekiyor. Bu da kuşkusuz yeni bir SUV modeli olmalıdır. Çünkü her markanın yer aldığı hızla büyüyen SUV pazarında Fiat ne yazık ki çok etkisiz. Sadece 500X ve L ile rekabet etmeye çalışıyorlar. Fiat’ın kompakt SUV sınıfında yeni bir model planı var ama bunun için Tofaş yerine Sırbistan’ın daha güçlü aday olduğu konuşuluyor. Sonuçta resmi bir açıklama yok ama iddialar böyle. Bence Egea/Tipo Ailesi’nin tüm fertlerini üreten Tofaş’ın ailenin en önemli üyesi olacak SUV’u da üretmesi gerekir.

ZAMAN TANIMALIYIZ

Bu konuda Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu da aynı fikirde ama Sergio Marchionne’nin ani ölümü sonrası Fiat-Chrysler Grubu’nun (FCA) CEO’su olan Mike Manley ve FCA Avrupa’nın başına geçen Pietro Gorlier’e zaman tanımak gerektiğini söylüyor. Eroldu’nun bu konudaki görüşleri şöyle: “Tofaş’ın üretim kapasitesi 400 bin adet. İçerdeki daralmadan önemli ölçüde etkileniyoruz ama ihracatta kaybımız yok. Geçen sene 270 bin adetlerde olan ihracatımız bu yıl da benzer seviyelerde olacak. Ama iç pazardaki daralmaya bağlı olarak en az 100 bin adetlik kapasite açığımız olacaktır. Bunun için Egea Ailesi’ne bir SUV üyenin katılması bizim için çok iyi olur. Hem maliyet hem de aile üyesi olması açısından da doğru seçim olur. Ama bekleyip yeni yönetimin ne karar alacağını göreceğiz. Sonuçta Türkiye ve Sırbistan en önemli iki aday. Bugün onay verilse en erken 2021’de pazarda olur.”

Eğer yeni model gelirse Tofaş iç pazardaki daralmadan bu kadar derinden etkilenmez. Bu konuda bir müjdeye bugünlerde gerçekten çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

YATIRIM YERİNE PAZARI BÜYÜTECEK TEŞVİK GEREK

DÜN Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu ile sektörün durumuna ilişkin konuşurken, “Sektör için en önemli risk iç pazardaki daralma. Şu an otomotiv sanayinde üretimlerin hepsi 2015’ten önce alınmış kararlar. Yani pazar 2019 yılında öngörüldüğü gibi 400 bin adetlerin altına gerilerse, o zaman mevcut yatırımlar da sorgulanmaya başlayacak. O yüzden hükümetin yatırım teşvikleri yerine pazarı büyütecek teşvikleri devreye sokması gerekir. Pazar 1.2 milyon veya 1.5 milyon adede ulaşırsa zaten yeni model yatırımları uçarak gelir. Böyle bir pazarı kimse kaçırmaz. Türkiye’den ihracat tabi ki önemli ama iç pazarın da önemli olduğunun görülmesi gerekiyor” yorumunu yaptı.

Biraz destekle Avrupanın melez üssü olabiliriz

ÖLMEDİK AMA BİR SÜRE YATAĞA BAĞLI KALACAĞIZ

TÜRKİYE’de dövizle sözleşme yapılmasını yasaklayan düzenleme resmi olarak başladı. Yayınlanan tebliğe göre düzenlemenin birçok istisnası bulunurken, araç kiralama şirketleri de bu istisnalardan yararlanabilecek. Yani mevcut döviz sözleşmelerine devam edip, sadece yeni sözleşmelerini TL ile yapacaklar. Bu finansal sıkıntılar yaşayan sektörün elini biraz da olsa rahatlatırken durumu Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği (TOKKDER) Başkanı İnan Ekici’ye sordum. Ekici özetle şunları söyledi: “Varolan sözleşmelerin yabancı para cinsinden devam etmesi için gerçekten çok uğraştık. Bu durum sektörü batmaktan kurtardı ama bundan sonra sözleşmelerin TL’ye dönecek olması pazarı ciddi şekilde daraltacak. Yabancı ortaklı firmalar, hedge olan firmalar, yasanın 17 ve 17a maddeleri kapsamında olanlar dövizle kiralama yapabilmeliydi. Ama bu kısmını düzeltmeyi başaramadık. Bizim bakanlığa önerimiz vardı ama olmadı. Önce ölümü gördük, şimdi iyileşme sürecinde bir süre yatağa bağlı kalacağız.” Araç kiralama sektörü tebliğle biraz nefes alsa da, şu zor günlerde daha fazla desteğe ihtiyacı var. Aksi takdirde daralan kiralama, tüm pazarı daraltmaya devam edecek, sonucunda da büyük kayıplar yaşanacak.

Biraz destekle Avrupanın melez üssü olabiliriz

İŞTE KÜÇÜK ORHAN YÜCE

Bundan tam 29 yıl önce yani 1989 yılında Çek marka Skoda,Türkiye’de Yüce Auto distribütörlüğünde faaliyete geçtiği zaman gazetelere bir ilan vermişti. ‘Türkiye’ye hoşgeldin’ mesajıyla verilen Skoda Favorit modelinin bu ilanında, aracın ön camından sarkan bir çocuk dikkat çekiyordu. O zaman 3 yaşında olan bu çocuk Yüce Auto’nun kurucusu Orhan Yüce’nin yeğeni ve şu anda Yüce Auto’nun Başkanı Ahmet Yüce’nin oğlu Ali Yüce’ydi. Şirketin yönetiminde yer alan ve sektörün en genç otomotiv patronlarından biri olan Ali Yüce, 4 yıl önce Hürriyet için yine aynı pozu vermiş ve yayınlamıştım. Geçtiğimiz hafta Paris fuarını gezerken uğradığım Skoda standında Yüce Ailesi’ni 3 kuşak bir arada gördüm. Ahmet ve Ali Yüce’ye fuarda eşlik eden küçük bir üye daha vardı; o da küçük Orhan Yüce. İsmini Yüce Auto’nun kurucusu merhum Orhan Yüce’den alan Ali Yüce’nin bu sevimli oğlunun otomobil merakı şimdiden başlamış. Ben de hazır bu fırsatı yakalamışken, 29 yıl önce babasının reklamlardaki pozunu bu kez küçük Orhan Yüce’nin vermesini istedim. Sağolsunlar beni kırmayıp, 3 kuşak birlikte poz verdiler.Bu vesileyle merhum Orhan Yüce’yi de bir kez daha anmış olduk. 

X