"Emre Özpeynirci" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Özpeynirci" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Özpeynirci

‘Aslan’ payını Fas’a kaptırdık

Fransız PSA Grubu, yeni Peugeot 208, 301 ve Citroen Elysee modellerini 2019 yılından itibaren Fas’ta 650 milyon dolar yatırımla inşasına başladığı yeni fabrikada üretecek. Bu fabrika için önce Türkiye düşünülmüş ama siyasi sebeplerden dolayı vazgeçilmiş.

GEÇEN yıl bünyesine Alman Opel’i de katarak dünyada hızla büyüyen Fransız otomotiv devi PSA Grubu (Peugeot-Citroen) Türkiye’de de ciddi talep gören düşük sınıftaki (low cost) modelleri Peugeot 208, 301 ve Citroen Elysee’nin yeni jenerasyonlarının üretim yeri için Fas’ı tercih etti. 650 milyon dolarlık yatırımla Fas’ın Kenitra bölgesinde inşaatına başlanan ve 10 ay gibi rekor bir sürede tamamlanıp 2019 yılından itibaren faaliyete geçecek fabrikada yılda 200 bin otomobil, 200 bin motor üretilecek. 5 bin kişiye doğrudan, 20 bin kişiye dolaylı istihdam sağlayacak fabrikada üretilen otomobil ve motorların yüzde 85’i ise ihraç edilecek.

YATIRIM NASIL KAÇTI?

‘Aslan’ payını Fas’a kaptırdık

Bunları niye anlatıyorum, çünkü şu an 300 binin biraz üzerinde üretimle dünyada ilk 20 otomotiv ülkesi arasına dâhi giremeyen Fas’ın bu yatırımı nasıl çektiği bizi de ilgilendiriyor. Öncelikli olarak PSA Grubu için Türkiye’nin de içinde yer aldığı Afrika ve Orta Doğu bölgesi orta ve uzun vadede önemli bir potansiyeli barındırıyor. Avrupa’da büyüme şansları sınırlı, Amerika’da yoklar, Asya’da da rekabet çok yoğun. PSA Grubu CEO’su Carlos Tavares bu düşünceyle Afrika ve Orta Doğu’da satışlarını 2025 yılından itibaren 1 milyon adede çıkarmak istiyor. Yani 2017 yılının yüzde 40 üstünde bir performansa ulaşmayı amaçlıyor. Tavares, yüksek potansiyele sahip bu bölgede rekabette daha avantajlı olmanın yolunun yerel üretim yapmaktan geçtiğini biliyor. İşte en kritik noktaya geliyoruz.

‘Aslan’ payını Fas’a kaptırdık

QUEMARD’DAN İTİRAF

PSA Grubu’nun Afrika ve Ortadoğu bölgesinden sorumlu Başkan Yardımcısı Jean-Christophe Quemard, bu bölgede fabrika kurmak için en büyük adayın önce Türkiye olduğunu belirterek, “İlk etapta çok güçlü bir otomotiv üssü olan Türkiye’yi düşündük. Ama son yıllarda fiyatların yükselmesi ve siyasi dalgalanmalara maruz kalmasıyla diğer seçenekleri değerlendirmeye aldık. İran bir PSA kalesiydi ancak şu anda ABD’nin ekonomik yaptırımlarına karşı savunmasız durumda. Güney Afrika’ya baktık ama coğrafi olarak uzak geldi. Bunun sonucunda tüm oklar Fas’ı gösteriyordu” açıklamasını yaptı.

Quemard böyle açıklıyor ama arkasındaki gerçekler farklı. Öncelikli olarak Fas’ın yıllarca Fransa’nın sömürgesi olduğunu unutmamak lazım. Ülkede çoğu devlet ve ticaret işlemleri Fransızca olarak gerçekleştiriliyor. Düşünün Faslılar taksi kelimesini bilmiyor, yerine ‘Peugeot’u kullanıyor. Yani tabii bu duygusal durumun dışında bir de Fas hükümetinin verdiği ciddi teşvikler var. Ülkede PSA’nın fabrika kurduğu bölge de dahil olmak üzere birçok yerde serbest ticaret bölgeleri belirlemişler. Bu bölgelerde yer alan yatırımlar 5 yıl kurumlar vergisinden muaf. Ayrıca KDV ve gümrük vergilerinden de muaflar. Hükümet ayrıca toplam yatırımın yüzde 20’sine kadar sübvansiyon ödüyor.

İŞGÜCÜ YÜZDE 73 DÜŞÜK

Fas’ta teşviklerin dışında en önemli avantaj ise çok düşük olan işgücü maliyetleri. Yapılan araştırmada Fas’ta işgücü maliyetlerinin İspanya’nın yüzde 73 altında olduğunu, Doğu Avrupa’dan bile çok düşük olduğunu gösteriyor. İşgücü bulma konusunda da sıkıntıları yok. Tüm bunların hepsi üst üste konduğunda Fransızlar Fas’ı tercih etmiş. Yani Türkiye’deki durum biraz bahane edilmiş.

50 TEDARİKÇİYLE YÜZDE 80 YERLİLİK HEDEFİ

FAS’taki durum sadece PSA’nın fabrika kurmasıyla sınırlı değil. Fransızlar, 50 büyük tedarik şirketini de ülkeye götürüp, yatırım yapmaları için ikna etmiş. Fas’ta 2019’da yüzde 60 ile başlayacakları yerlilik oranını yüzde 80’e çıkarmayı amaçlıyorlar. Üretikleri otomobillerin yüzde 85’ini ihraç etmenin yanı sıra, 2022’den itibaren Fas’tan diğer fabrikaları için 1 milyan Euro’luk parça alımı da yapacaklarmış. Sonuçta otomotiv dünyasındaki yoğun rekabette bu sayede maliyetleri ciddi şekilde düşürecekler. Gönlüm tüm bu yatırımların Türkiye’de olmasını isterdi, başka ne diyebilirim ki...

KONUTA VERİLEN DESTEK OTOMOTİVE DE SAĞLANMALI

TÜRKİYE’de otomotiv sektörü ihracatta yüzleri güldürürken, iç pazar da ise zor bir sürece girdi. Kurların ve kredi faizlerinin artmasına bir de matraha dayalı ÖTV sistemi eklenince haziran ayında pazar yüzde 40’a yakın düştü. Hurda teşvikinin etkisi de düşük kalınca ilk yarıda kayıp yüzde 10’u buldu. Yaz aylarında pazardaki düşüşün devam edeceği, satışların ancak son çeyrekte bir nebze artabileceği konuşuluyor. Yani yıl sonunda toplam pazar için 700-750 bin adetler konuşuluyor ki bu yüzde 20’ye yakın bir kayıp demek.

Kuşkusuz bunun için çok acil önlemler alınması şart. Öncelikli olarak ÖTV sisteminde matrah miktarının en az yüzde 15, yani enflasyon kadar arttırılması gerekiyor.

Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı ve Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün de benzer düşünceler içinde. Yenigün, Hürriyet’e yaptığı özel açıklamada özetle şunları söyledi: “Pazarı hiç iyi görmüyoruz. Önceki aylardan gelen sinyaller haziranda farklı bir boyuta ulaştı. Şimdi bu durumun düzelmesi için 2 şeye ihtiyaç var. Öncelikli olarak hükümetin bir an önce kurulması, ekonominin yeni patronunun piyasalara olumlu mesaj vermesi ve ekosistemi rahatlatması gerekiyor. Diğeri ise bu güne kadar dile getirdiğimiz önlemlerin bir an önce hayata geçmesi gerekiyor.

Devlet vergi toplarken, ‘birim araç başına’ değil de ‘büyüyen piyasadan toplanacak vergi’ olarak düşünülmeli. Araç fiyatları yükseldi, kredi faizleri çok arttı. Balon ödeme sistemleri daha revaçta olacak. Bu noktada ticari araçların kiralanmasının önündeki engeller kaldırılmalı. Devlet ihalelerinde öncelik yerlilik olmalı. Ev edinme konusunda mümkün kılınan düşük faizli kredi otomotiv için de uygulanmalı.”

Hurda teşvikinin de işe yaramadığını kaydeden Yenigün, çünkü teşvikin matematik olarak eksik olduğunu söylüyor. Yenigün, “Teşvikte 10 bin TL sınırı hem çok şarta bağlanmış hem de günümüz araç fiyatlarının geldiği seviyede çok düşük kaldı” açıklamasını yapıyor.

TAKSİDE YERLİ OTO UNUTULDU

HAYDAR Yenigün, ayrıca Uber’in yasaklanıp taksilere D ve E sınıfı araç alma şartının getirilmesini de yanlış olduğunu söyleyerek, “Türkiye’nin taksi projesi üretilmeli. Yani takside sınıflar Türkiye’deki yerli endüstri dikkate alınarak yapılmalıydı. D ve E sınıfı şartı hem maliyetleri artıracak hem de Türkiye’de üretilen araçlara bir fayda sağlamayacak” yorumunu yaptı.

YOK ARTIK LEBRON JAMES!

‘Aslan’ payını Fas’a kaptırdık

FRANSIZ süper spor otomobil üreticisi Bugatti’nin ağustos ayında ‘Pebble Beach Concourse d’Elegance’ etkinliğinde sergileyeceği yeni modeli ‘Chiron Divo’nun fiyatı tam anlamıyla dudak uçuklatır cinsten. 100 adet üretilen ancak 500’den fazla talep alan Chiron Sport’un daha güçlü versiyonu olan Divo’nun Avrupa’da fiyatın yaklaşık 6 milyon dolar olacağı açıklandı. Mevcut Chiron Sport’un 3.1 milyon dolarlık fiyatının neredeyse 2 katı olan aracın Türkiye’ye gelmesi halinde ise ÖTV ve KDV ile fiyatı 18.5 milyon dolara çıkıyor. Yani 86 milyon TL. Şaka değil gerçek... Bu parayı öderseniz, 0’dan 100 kilometreye 2.5 saniyenin, 200 kilometreye ise 6.5 saniyenin altında çıkıp, 420 kilometre maksimum hıza ulaşabilirsiniz. Ben açıkçası bu parayı verince ışınlanmak isterim.

 

X