"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Seçimlerin kaderini değiştirecek yazılımı denedim

Nasıl çalışıyor, kimler yapıyor? Baştan anlatayım...

Dört yıl önce San Francisco'da eski bir arkadaşımla Pier 39'daki bir restoranda oturuyorduk.

O dönemde çalıştığı Palantir adlı firmanın kısa süre sonra dünya gündemine girecek kadar büyüyeceğini bilmiyordum, o yüzden işine dair çok da fazla bir şey sormamıştım.

Aslında Palantir pek yeni bir firma değil, 2004'te kuruldu. Kurucusu da meşhur... Elon Musk ile birlikte PayPal'in de kurucularından olan Peter Thiel, malum, geçen yıl ABD'de türlü nedenlerle (Gawker, Trump, vs.) manşetleri süslemişti.

Veri madenciliğini kullanarak insana dayalı istihbaratı mükemmelleştirdiğini öne süren Palantir'in biraz karanlık bir şirket olduğu sonradan yazıldı çizildi.

Şirketin dünya çapında müşterileri arasında emniyet teşkilatları ve istihbarat örgütlerinin olduğu da sonradan ortaya çıktı.

Seçimlerin kaderini değiştirecek yazılımı denedim

O günlerde tüm bunları bilmediğimden Pier 39'daki restoranda arkadaşıma soramamıştım.

Sorsaydım da muhtemelen işvereniyle imzaladığı gizlilik anlaşmasını gerekçe gösterip hele ki bir gazeteciye pek bir şey söylemezdi. (Nitekim o günlerde bir başka durağım olan Twitter'ın merkezinde buluştuğum bir başka Türk arkadaşım tam olarak böyle davranmıştı)

Pier 39'daki buluşmamızdan beri görüşemediğim arkadaşıma geçtiğimiz günlerde bu kez İstanbul'da bir deniz ürünleri restoranında rastlayınca çok şaşırdım.

"Nasılsın, iyi misin?" faslından sonra, geçenlerde Thiel ile ilgili okuduğum bir haberi hatırlayıp bu vesileyle Palantir'de işlerin nasıl gittiğini sordum.

2014'te Palantir'den ayrıldığını söyledi. İki yıl önce üniversite arkadaşlarıyla kurduğu kendi şirketi ise bugünlerde belki de Palantir'den bile daha tartışmalı bir firma olan Cambridge Analytica ile çalışıyormuş...

ABD'de seçimin kaderini değiştirdiğini iddia eden bu firmayla iş ilişkisini şöyle tanımladı arkadaşım: "Onlar bir araştırma şirketi, aslında birçok açıdan geleneksel yöntemleri var. Bizimki gibi meselelere inovatif bakan üçüncü parti firmaların sağladığı veritabanları ve iş zekası uygulamalarını kullanarak analiz yapıyor ve bunları genelde bizim isimlerini bile bilmediğimiz kişi ve kurumlara satıyorlar."

Alışveriş sicillerinden klinik ortamda uygulanmış kişilik testlerine dek binlerce 'veri noktası'nı birleştirip ABD'deki her yetişkinin profilini çıkardıklarını, bu sayede onların "davranışını değiştirebildiklerini" iddia ediyorlar.

İnsan psikolojisinin ve özellikle karar alma süreçlerinin karmaşık yapısı ortadayken, herkesin davranışını değiştirebileceğini iddia etmek kulağa safsata gibi geliyor.

Ama IBM'in kişilik modellemeleri ve Facebook faaliyetlerine bakıp insanları analiz edebilen bir yöntem geliştiren Michal Kosinski'nin araştırmaları gibi saygın, bilimsel çalışmalar da var bu konuda.

Üstelik, Facebook, Twitter ve son olarak Google'ı vuran, yalan haberlerin Rusya kaynaklı gizli bir sosyal medya reklam kampanyasıyla Donald Trump'ı desteklemek için yayıldığı gerçeği ortadayken konuyu hemen kapatıvermemek gerekiyor.

Basit bir örnekle: Facebook'ta Coca Cola, Stevie Wonder ve BMW sayfalarının üçünü birden beğenen bir kişinin, yüksek bir ihtimalle "bekar" olduğunu, başka hiçbir bilgi paylaşmasa bile kestirebiliyoruz, çünkü mevcut veritabanındaki yüzbinlerce kişilik örneklem bize gerçek dünyada bunun böyle olduğunu gösteriyor.

Seçimlerin kaderini değiştirecek yazılımı denedim

Cambridge Analytica bunu bir adım daha ileriye taşıyor ve örneğin Stevie Wonder'ı içeren bir reklam ile Pepsi'nin bu "muhtemelen bekar" insanlara nasıl Coca Cola'yı değil de kendi ürününü satın aldırabileceği sorusunu yanıtlıyor.

"Onların bu bilgileri kime nasıl sattıklarını bilmiyorum. Biz sadece yasal yollarla elde edilen büyük veri öbeklerini anlamlandırıyor ve yapay zekayı da kullanarak hangi etkilerin nasıl değişimlere yol açabileceğini öngörecek bir altyapı sunuyoruz" diye açıkladı arkadaşım, Cambridge Analytica dışında da müşterileri olduğunu vurgulayarak.

Sonra dizüstü bilgisayarını açtı ve beni epey şaşırtarak yazılımlarının yönetim paneline bir süre göz atmama izin verdi.

Palantir'inki gibi kurulum yapılması gereken ayrı bir uygulama değil, tarayıcı üzerinde çalışan, ilk bakışta kullanıcı dostu görünen bir yazılım bu...

Dünya haritası üzerinde Türkiye dahil çok sayıda ülkeye tıklayarak detaylı verilere erişilebilmesi dikkatimi çekti.

Kişi isimleri bir "ID" numarası ile gizlense de, örneğin California'da market alışverişlerinde en çok kozmetik ürünlerine para veren bir 'segment'in sinemada 2016 yaz aylarında en fazla hangi filme gittiğini birkaç tıkla ulaşılabilen filtreler sayesinde görebildim (Gişede pek de başarılı olmayan 'Ghostbusters'ın bu konuda birinci çıkması beni şaşırtan bir diğer nokta oldu).

Bu panel, seçim bölgelerinin OCEAN yöntemi kapsamında psikografik analizinin yapıldığı, altta görülen Cambridge Analytica ekranına benziyor. 

Seçimlerin kaderini değiştirecek yazılımı denedim

Burada kilit mesele, farklı "veri noktalarını" bağdaştırabilmek ve konu ABD'de bir-iki firmayla sınırlı değil.

7-8 yıl önce 72 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının MERNİS'ten çalınan kimlik bilgilerinin (ev adreslerine kadar) olduğu CD'ler işportacılarda satılırdı.

Bugün hala yüzbinlerce aktif e-posta adresinin listesini toplu halde satın almak mümkün.

İşte bu tür veritabanlarının tamamı birleştirildiğinde bugün Türkiye'de de gördüğümüz şu tür durumlar ortaya çıkıyor:

* İndirmekten son anda vazgeçtiğiniz iPhone uygulamasının reklamı Facebook haber akışınıza düşmeye başlar.

* AVM'de sinemadan çıkar çıkmaz tam karşıdaki mağazanın indirim kampanyasını duyuran SMS cebinize düşer.

Tüm bunlar farklı ortamlardaki kişisel verilerinizin reklam amaçlı olarak birbiriyle ilişkilendirilip sizi bir ürün almaya ikna etmek üzere kullanılmasıyla sağlanıyor.

Yukarıdakiler oluyorsa, AppStore'daki davranışlarınız Facebook reklam ağıyla, kredi kartı geçmişiniz veya konum bilginiz en az bir markayla paylaşılmış demektir.

Peki, örneğin saç dökülmesine karşı ilaç aradığınızı en iyi arkadaşınız dışında kimseye söylemediğinizi düşünürken her girdiğiniz internet sitesinde size bu ilacın reklamı gösteriliyorsa?

Seçimlerin kaderini değiştirecek yazılımı denedim

Belki de o arkadaşınıza bunu bir e-postada yazmışsınızdır ve e-posta hizmet sağlayıcınız mesajlarınızı gayet yasal bir şekilde sadece reklam ağlarıyla bağdaştırmak üzere okuyordur.

Siz olmasa da mutlaka birileri, fiziksel ile dijitali bütünleştiren bu çok kanallı (omni) yeni reklam mekanikleri sayesinde o app'i indirecek, o mağazaya girecek ve o ilacı belki eczaneden, belki de internetten alacak.

Sonuçta ne "mikro hedefleme" çok yeni bir olgu, ne de "veri kapitalizmi..." Asıl yeni olan, Brexit ve ABD başkanlık seçimi ile birlikte bu olguların ve Büyük Veri'nin seçmen davranışlarını da şekillendirmekte kullanılmaya başlaması.

Arkadaşımın bilgisayarında açık pencereye bakarken, nüfusunun yüzde 60'dan fazlası internete erişen Türkiye gibi büyük bir ülkede de, "omni kanal" mantığıyla yapılan siyasi bir seçim kampanyasının sonucu etkileyebileceğine ikna oldum.

Elbette insan robot değildir, tercih süreçleri de karmaşıktır. Fakat bilhassa bizim gibi kutuplaşmış ve kutuplar arasındaki oy farkının çok da büyük olmadığı ülkelerle, "omni kanal" bir kampanya ile yüzde birkaçlık bir kesmin evde oturmak yerine sandığa gitmesini sağlamak bile gelecekte seçim sonucunu değiştirebilir.

Arkadaşım bilgisayarını kapatırken bir başka soru sordu: "Siyasi bir seçim kampanyasının parçası olan en uygun içerikleri, alışverişte esnek tercihler sergilediğini bildiğimiz bir seçmene göstersek daha etkili olmaz mı?"

Broşür basıp rastgele dağıtarak parasını çarçur etmektense, reklamverenlerin epeydir yaptığı gibi dijitalde en doğru içerikle "seçmen davranışını değiştirmeye" yönelik nokta atışlara odaklanan siyasi partilerin yükseleceği bir çağa giriyoruz...

 

Yeni Medya'dan kısa kısa

* Facebook eleştiriler karşısında reform çabalarını sürdürüyor. Geçen hafta sonu 3 günlük Asılsız Haberleri Tespit Etme Kılavuzu çalışması düzenleyen sosyal medya devi, bir dizi güncelleme yaptı ve bunları gazete ilanları da dahil çeşitli mecralardan duyurmaya başladı. (Detaylar şurada)

* Google, uzun süredir hedefli reklamları yönetmeleri için reklamverenlere açık olan veri uygulamalarını yayıncılara da açmaya hazırlanıyor. Böylece yayıncılar demografiye ve ilgi alanlarına göre segmentleştirilebilecek. 

* Bu arada "Google aramalarında Türkiye'nin gizli portresi" haberini kaçırdıysanız buyrun:

Google aramalarında Türkiyenin gizli portresiGoogle aramalarında Türkiye'nin gizli portresi

* AdColony’nin Nielsen partnerliğinde gerçekleştirdiği “Türkiye’de Annelerin Mobil Oyunlarla İlişkisi” araştırması sonuçlarına göre annelerin yüzde 70’inden daha fazlası her gün mobil oyunlar oynuyor.

X