"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Gazeteler neden taksicileri değil otelcileri örnek almalı?

Araç paylaşım uygulaması Uber ile mekan paylaşım uygulaması Airbnb'nin faaliyet gösterdiği sektörlere etkileri, dijital medya ve genel olarak girişimcilik için önemli dersler içeriyor.

Dünyanın en büyük taksicilik şirketi olan Uber'in sahip olduğu tek bir taksi bile yok. Tıpkı, dünyanın en büyük konaklama şirketi olan Airbnb'nin tek bir gayrimenkul sahibi olmaması gibi...

Yeni dünyanın "paylaşım ekonomisinde" bu şirketler "platform iş modeline" sahipler, yani hizmet sağlayıcılar ile müşteriler arasında bir köprü olmaktan ibaretler.

Uber ve Airbnb'nin akıllı telefonlarla hemen her cebe giren temel değer önerileri, tıpkı Facebook ve Google gibi, neredeyse mükemmel ve üstelik ücretsiz arayüzler sunmakta gizli.

Bu sayede o kadar kullanışlı bir köprü kurdular ki iki yakada oturanlar da (hizmet sağlayıcılar ve müşteriler) bu rotayı kullanmaya başladı.

Kullanıcı sayıları milyonlarca arttıkça hizmet kaliteleri ve dolayısıyla cazibeleri daha da artıyor; bu durum potansiyel rakiplerinin işini de giderek zorlaştırıyor. Üstelik bu sarmal içinde büyüme onlar için sıfır marjinal maliyet anlamına geliyor.

Peki, Uber kendi sektöründe "aksatıcı" etkisini daha ilk yıllarından itibaren çok net bir şekilde gösterip taksicileri ayaklandırırken, Airbnb neden otelcilikte benzer bir etki yaratmadı?

Uber gibi Airbnb'nin de kurulduğu 10 yıl oldu. Şirket 2016'da kârlı hale geldi ve değeri de 30 milyar doları aştığına göre dünyanın en başarılı dijital girişimlerinden biri olduğuna şüphe yok.

Fakat bir yandan Airbnb büyürken, konaklama sektörünün köklü şirketleri de büyümeye devam ediyor. Mesela Marriott hisseleri geçen yıl yüzde 30 arttı. Hilton ve Hyatt gibi diğer devler de yükselişte.

Bu nasıl mümkün oluyor?

Öncelikle, Airbnb'nin otel zincirlerine oluşturduğu alternatifin, Uber'in taksilere oluşturduğu alternatif kadar doğrudan olmadığını kabul etmek gerekiyor. Şu makaleye göre son üç yılda Uber nedeniyle New York'ta taksi kullanımı yüzde 30, taksi ruhsat bedeli yüzde 50 düştü.

Konutların boş odalarını hizmete sunan Airbnb ise otellerden daha farklı bir deneyim sunuyor. Otellerdeki birçok hizmet, mesela tam donanımlı spor salonu veya konferans salonu, Airbnb'nin sunduğu evlerde doğal olarak yok. Bu anlamda Airbnb otellerin sadece "düşük düzeyli bakım talep eden müşteri" segmentini hedef alıyor; tüm müşterilerini değil.

Yine de Airbnb'nin özellikle yoğun dönemlerde otel müşteri sayılarını ve dolayısıyla oda fiyatlarını düşürdüğü tespit edilmiş. Zaten bu yüzden taksicilerin Uber ile mücadelesi gibi, otel zincirleri de alttan alta Airbnb'ye karşı yasal düzenleme yapılması için lobi faaliyeti yürütüyor.

Ama kritik nokta şu: Oteller Airbnb'ye, taksicilerin Uber'e verdiği yanıt gibi tepkisel ve son tahlilde etkisiz bir karşılık vermedi.

Airbnb'nin insanların evlerini uygun fiyatlarla kullanıma açarak piyasadaki verimsizliği giderdiğini takdir eden oteller, akılcı bir stratejiyle güçlü oldukları alanlarda kendilerini daha da farklılaştırma ve zayıf oldukları alanlarda yatırım yapma yoluna gidiyorlar.

Airbnb iyice büyüdüğünden beri bazı oteller kendi ev paylaşım uygulamalarını geliştirdi, bazıları devremülk zincirleri satın alıp bu işe girdi, bazıları mevcut odalarını mutfak gibi eklentilerle kişiselleştirdi.

Ve en önemlisi: Oteller "premium" hizmetleriyle ve segmentasyondaki (aileler için vb.) başarılarıyla müşteri için çok güçlü bir alternatif olmaya devam ediyor.

Öyleyse, Google ve Facebook gibi platformların "aksatıcı" etkisine karşı, gazeteler başta olmak üzere medya şirketleri, Uber'in karşısındaki taksiciler gibi değil, Airbnb gibi karşısındaki dev otel zincirleri gibi davranmalı:

1) Markanı kaliteli ürünlerle (hem içerik, hem arayüz) farklılaştır

2) Müşterini (okurunu) iyi tanı ve ona göre kişiselleştirilmiş bir hizmet sun

3) Rakiplerin seni tehdit ettiği alanlarda girişimci yatırımlarla rekabet gücünü koru

4) Eşit şartlarda rekabet için (vergilendirme dahil) yasal çerçevenin güncellenmesi yolunda çaba harca

 

YENİ MEDYA İLETİŞİM AĞI’NDA BU HAFTA: SANAL GERÇEKLİK (VR)

Gazeteler neden taksicileri değil otelcileri örnek almalı

Apple CEO'su Tim Cook'un artırılmış gerçeklik (AR) vizyonunu geçen yıl açıklamasının ardından geçen hafta da Apple'ın 2020'de piyasaya süreceği sanal gerçeklik (VR) cihazıyla ilgili ilk bilgiler sızdı. Mevcut ürünlerden çok daha güçlü olduğu bildirilen T288 kod adlı başlık ile Apple, VR ve AR'a beklenen sıçramasını yaptırabilir.

Normandiya çıkarmasının canlandırıldığı bir VR ortamını 2014'te Hürriyet Daily News adına Paris'te tecrübe ettiğimde, çok uzak olmayan bir gelecekte bu uygulamaların (ve özellikle AR'ın) hayatı dönüştürmeye başlayacağına ikna olmuştum.

Şu an özellikle donanım olarak 1990'ların başındaki cep telefonları gibi hantal, pahalı ve becerileri kısıtlı VR cihazları çoğunlukta ama 2000'lerin ortasından itibaren başlayan akıllı telefon patlaması gibi, 2020'lerde bir sanal gerçeklik patlaması yaşayabiliriz.

Bir gün sadece ameliyathanelerde doktorlar değil, sanayide oto tamircileri de artırılmış gerçeklikten yararlanarak mesleklerini yapacaklar. Ve belki insanlar misafirlerine evlerini gezdirirken "Burası da VR odamız" diyecek.

Dönüşüm şimdiden başladı. IAB'nin bu hafta açıklanan Video Reklam Harcamaları Araştırması 2018 raporuna göre reklamverenlerin yüzde 44'ü, önümüzdeki bir yıl içinde VR'a yatırım yapmayı düşünüyor.

Gazetecilik öğrencileri, iletişimcilik profesyonelleri ve akademisyenlerle oluşturduğumuz Yeni Medya İletişim Ağı'nda da bu hafta bu konuyu tartıştık. (Siz de bu bilgi paylaşım ağına katılmak isterseniz, bana bir e-posta göndermeniz yeterli: ekizilkaya@hurriyet.com.tr )

Gelen yorumlardan öne çıkanlar şöyle:

Onur Avcı: Ben daha çok askeri alanda kullanılacağını düşünüyorum. Özellikle Z kuşağı teknolojisi olarak görüyorum bu AR'ı. Bunun dışında ilerleyen yıllarda oyun ve film sektöründe önemli yer kaplayacak. Belki insanlar gidemedikleri, göremedikleri yeri, artırılmış gerçeklik ile oradaymış gibi gezebilecek veya uzay eğitimleri, hatta gezileri AR ve VR ile yapılabilecek.

Naz Uyulur: Etrafımdaki insanlar kadar çılgınca oynamasam da kısa bir dönem Pokemon GO’yu ben de merak edip indirenlerdenim. Oyun deneyimini farklı bir boyuta taşıması anlamında güzel bulsam da olayın “gerçeklik” bölümünün henüz erken bir aşamada olduğunu düşünüyorum. Ben VR ve AR teknolojilerinin 8-10 sene gibi yakın bir gelecekte günlük hayatımızın bir parçası haline getirileceğine inanıyorum. “Getirilecek” dememin sebebi ise bunun, kullanıcı/birey talebinden ziyade piyasaya hakim teknoloji şirketlerinin pazarlama stratejilerinin sonucu olarak gelişeceğini düşünmem. Her önemli yeni teknoloji gibi bunlar da ilk olarak para kazanma odaklı gelişiyor (şu anda en çok oyun ve dijital reklam/pazarlama sektörlerinde kullanıldığını görüyoruz). Bence bu teknolojilerin gerçek değeri, ancak sağlık, bilim, eğitim ve hatta tarih gibi toplumsal fayda gözeten alanlara yayıldıkça anlaşılacak. Ancak bunun olması için korkarım ki önce bunların yaygın bir şekilde, farklı sektörlerde ticarileştirilmesini beklememiz gerekiyor.

Kürşat Dinç: VR kullandım ve çok beğendim. Gelecekte emlakçılar satacakları dairelerde müşterileri sanal ortamda dolaştırmak için kullanacaktır. Maç yayınları VR ile, firmaların toplantıları da AR ile yapılabilir.

X