"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Fatih Terim'in gizli videosu

Sansür sansür, nereye kadar?

 

Başlığı okuyunca Fatih Terim'in Türkiye Futbol Direktörlüğü'nden kovulmasına neden olan Alaçatı'daki kebapçı basma olayının "gizlenen" görüntülerini yayınlayacağımı düşünüp tıklamış olabilirsiniz.

Elimde böyle bir görüntü yok ama size en az o görüntüler kadar ilginç bir beyin jimnastiği yapmayı öneriyorum.

Varsayalım ki elimde böyle bir görüntü var ve bu görüntü Fatih Terim'in kebapçıyı bıçkın bir Adana delikanlısı gibi basışı ile kebapçıdan apar topar çıkıp hızla ortadan kaybolması arasındaki dakikalar görülüyor.

Yani gerçekten de elimizde olan, her yerde yayınlanan o güvenlik kamerası görüntülerinin arasındaki sürede, kebapçının içerisinde neler yaşandığını gözler önüne seren bir video olsun bu...

Yine varsayalım ki Fatih Terim, kebapçının mutfağında çekilen ve günlerdir "saklanan" bu görüntülerde "meşhur Selahattin" tarafından epey hırpalanıyor, sonunda kendisini dışarı atabiliyor.

Böyle bir görüntü, kuşkusuz çok izlenir, tartışılır, paylaşılırdı.

Eminim Türk medyasında pek az isim yayınlamadan önce bu görüntünün kaynağını sorar, yayınlanmasının yasal olup olmadığını araştırırdı. Oysa her halükarda doğrusu budur.

Aslında sokaktaki güvenlik kamerası görüntülerini yayınlamak dahi hukuki açıdan tartışmalı.

Medyanın genelgeçer kuralı, kamuya mal olmuş kişilerin bu tür görüntülerinin, özellikle kamusal alanda çekilmişse yayınlanabileceği yönünde.

Ancak kebapçının içi, müşteri için kamusal alan kabul edilirken, müşteri olmayan (yani örneğin gazeteci) için özel alandır (Tüm ticarethaneler için böyle) ve üçüncü şahıslar özel alanda izinsiz (gizli) kamera kaydı yapılamaz, yapılırsa bunun -hele ki medya yoluyla- yayınlanması hak ihlali olur.

* * *

Böyle bir görüntüyü burada yayınlamış olsaydım, Fatih Terim özel hayatın gizliliğini ihlalden bana dava açarken, başkaları ise bunun Fatih Terim'in özel mülkiyete izinsiz girip sahiplerini darp etmeye teşebbüs ettiğini ortaya koyan deliller olduğunu iddia ederek beni savunacaktı belki.

Ama ben beyin fırtınası derken, cevabı çok da zor olmayan bu basit olasıklıklardan bahsetmiyorum.

Asıl sorduğum soru şu:

"Fatih Terim'in gizli videosu" başlıklı bu yazının içinde görüntülere yer vermeseydim. Ama şöyle bir cümle kullansaydım: "Herkesten saklanan o görüntüleri merak mı ediyorsunuz? Bana ekizilkaya@hurriyet.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz."

Bunu yaparak, bu görüntü ile ilgilenen binlerce kişinin e-posta adresini toplayabilirdim.

Ardından tüm bu isimleri içeren bir e-posta listesi oluşturup, elimde görüntüler varsa onlarla paylaşmak veya paylaşmamak tamamen kendi kontrolümde bir karar olurdu.

Üstelik bunu yaparken, hukuku çiğneyen bir görüntünün elimde olduğunu veya göndereceğimi ima dahi etmeyen dikkatli bir dil kullandığım için, kime hangi içerikte e-posta gönderdiğim de saptanamayacağından, hukuken bir suç işlediğim de ispat edilemezdi.

Ve sonuçta yine de "gizlenen görüntü" binlerce kişiye ulaşmış olurdu.

* * *

Bu beyin fırtınasını kurgulamamın sebebi, yeni medya çağında enformasyon teknolojilerinin arka kapılar yaratarak geleneksel hukuk normlarını ne kadar zorladığını ve vatandaşlar olarak bunun üzerinde ne kadar az düşündüğümüzü göstermek.

Bunun topluma zararlı tarafları bariz: Hak ihlallerini artırmaktan tutun da, YouTube'da içi boş, aynı isimde binlerce "spam" videonun türemesine ve dolayısıyla değerli bilgiye erişimin zorlaşmasına dek...

Ama yalanın bu şekilde çoğalmasını kolaylaştırdığı gibi, hakikatin de hızla yayılmasına imkan sağlıyor günümüzün gri alanları...

İşte en son, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un gizli yazışmaları internete sızdı. Daha önce Hillary Clinton'ın e-postaları tartışma yaratmış, hatta başkanlık seçimini kaybetmesine neden olmuştu.

Geçtiğimiz yıllarda Wikileaks sürecinde tüm dünyada tartışıldığı gibi, bu tür olaylar söz konusu ünlü isimlerin özel hayatlarının ihlali olmakla birlikte, bilinmesinde kamu yararı olan gerçeklerin ortaya çıkmasına da zemin hazırlayabilir.

* * *

Fatih Terim'in kebapçı baskınına dair her şeyi biz vatandaşların eksiksiz bilme hakkı var, çünkü maaşını vergilerimizle ödediğimiz gibi, şimdi de kovulduğu için tazminatını ödeyeceğiz.

Geçen haftaki Cumhuriyet davasının ilk duruşmasında da aklıma bu geldi.

Çünkü geçen yazımda da belirttiğim gibi, bir demokrasinin temeli bilgi sahibi vatandaşlardır. Bilgi edinme ve bilgiyi yayma hakkından mahrum kalan bir ülkede demokrasi olamaz.

Bu yüzden, Kadri Gürsel, Ahmet Şık ve Murat Sabuncu gibi isimlerin aylardır sırf ifade ve basın özgürlüğü haklarını kullanarak yazdıkları yüzünden (savunmalarında iddianamedeki diğer tüm iddiaları çürüttüler) aylardır süren tutukluluklarının daha da uzatılmış olması bir demokraside kabul edilemez.

21. yüzyılda hakikati nobranca hapsedebileceklerini, hamaset ve belagat ile olguları tahrif edebileceklerini, toplumu sadece kendi söylediklerini dinlemeye ilelebet zorlayabileceklerini sananlar, en az Fatih Terim kadar yanıldıklarını günü gelince mutlaka görürler.

Fatih Terim kebapçı baskınının hemen ardından "Bir daha olsa bir daha yaparım" diyerek geri adım atmamıştı. Son sözü ise şu oldu: "İstifa etmedim, görevime son verildi."

X